Kadının Aklı ve Dini Yarım mı?

09/30/2006

“Allah Resülü Ramazan veya Kurban Bayramında musallaya gitmek üzere yola çıktığında kadınlara rastladı ve şöyle dedi: ” Ey kadınlar topluluğu sadaka veriniz, zira cehennem ehlinin çoğunluğunu sizlerin oluşturduğunu gördüm. Kadınlar neden ya Resullullah diye sorduğunda Allah Resulü “Çünkü  kadınlar çok lanet ettiler ve kocalarına karşı da nankör oldular, cevabını vermiş ve devamla sizinn kadar eksik akıllı ve eksik dinli birinin akıllı ve dini sağlam bir kimsenin aklını çelebildiğini görmedim” demiştir.Kadınlar: “Aklımızın ve dinimizin eksikliği nedir ya Resullullah” diye sorduğunda Allah Resulu : “İki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliği yerine geçmesi kadının aklının noksanlığı, hayızlı olduğu zaman namaz kılmaması ve oruç tutmaması da dininin noksanlığıdır, cevabını vermiştir.”

İbn-i Hazm, kadının eksikliği ile ilgili   hadisten, kadının faziletinin eksikliği gibi bir mana çıkarılamıyacağını söylemektedir. Peygamberimizin dokunduğu iki nokta dışında akılk ve din noksanlığından  bahsetmenin mümkün olmadığını belirtmektedir.

Saidi, hadisten kadının aklının ve dinin eksik olduğu şeklinde bir mana çıkarılamıyacağını söylerken hadisin tamamının değil sadece “kadının aklı ve dini noksandır” kısmının dikkate alınmasından kaynaklandığını söylemektedir. “Kadının aklı ve dini noksandır.” ifadesinde gerçek anlamada bir akıl ve din noksanlığı kastedilse idi kadının malları üzerinde tasarruf hakkına sahip olmaması, bu haklardan yararlanabilmesi için de eşinin ve velisinin izin vermesi şartının aranmasıo gerekirdii İslam hukukunda, kadın olmanın tasarruflarda bulunmayı engelleyen bir sebep olamayacağını belirterek İslam’ın kadına her türlü tasarruf ve mülk edinme ehliyetini verdiğini ayrıca tarihi geçeklerin de kadına akli bir eksiklik atfedilmesine mani olduğunu söylemektedir.

Mutevelli ise, akla uygun olmaması, Kur’an-ın açık hükümlerine ve tarihi geçeklere ters düşmesi sebebiyle bu hadisin mevzu olduğunu söylemektedir.

Bu eksiklik keyfiyet bakımından değil, kemmiyet bakımındandır. Kadın belirli zaman içinde namaz kılmamakla, ayni zamanda başka bir farzı yerine getirmektedir. Çünkü bu günler içinde kadının söz konusu ibadetleri yapmaması farz, yapması ise haramdır. Kadın namaz kılmazken de Allah’ın emrine uymakta ve sevabını almaktadır.

Kadının zeka ve idrak açısından eksik olduğu anlayışına karşı çıkan Kasım emin, böyle bir anlayışın ortaya çıkmasını, değişik asırlarda kadının ilmi ile meşguliyetinin az olması ve akli melekelerini geliştirecek faaliyette bulunmamasına bağlamaktadır. Farklılık yaratılıştan olmayıp, tecrübelerin azlığı ve çokluğundan kaynaklanmaktadır.

Hz.Aişe’nin ilmi sahada gösterdiği başarı ancak akli yeterliliğine sahip bir kişinin gösterebileceği bir başarıdır. Sahabeden en büyük fakihler bile, fıkhı meselelerde “Hz.Aişe’ye danışıyordu. Urve’nin Hz.aişe hakkında; Hz.Aişe’nin şiir bilgisine hayret etmiyorum, çünkü Ebu Bekir’in kızıdır. Fıkıh konusundaki ilmine de hayret etmiyorum, çünkü Hz.Peygamber’in zevcesi idi. Fakat tıp konusunda ki bilgisi beni hayrete düşürüyor.” dediği nakledilmektedir.

İslam toplumunda kadınlar sadece Hz.Peygamber konusunda değil, bütün devirlerde önemli roller üstlenmiştir, hatta erkeklere hocalık yapacak seviyeye ulaşmışlardır.
Hz. Ömer halifeliği esnasında kadınlarla istişare de bulunuyor, onların görüşlerini alıyordu. Hz. Ömer kızı Hafsa’ya kadınların kocalarından ne kadar sure ayrı kalmaya sabredeceklerini sormuş, kızının ona verdiği cevaba uygun olarak bu süreyi dört ay olarak belirtmiştir.

Açıklanan bu örneklerin kadın için aklı ve dini açıdan herhangi bir eksikliğin söz konusu olmadığını açıkça göstermektedir. Kadının aklının eksik olduğu kabul edilirse, yükümlülük için aklının sihhatinin şart olduğunu, akli yöndeneksik olan bir varlığın herhangi bir dini sorumluluğunun olmaması gerekirdi. Halbuki kadın ve erkek her müslümanın Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak konusunda aynı derece yükümlü oldukları Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir.

Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Kadınlara Danışılmaz mı?

Bu konuda uydurma hadis şöyledir: “Kadınlara danışın, fakat söylediklerinin aksini yapın.”Cenab-ı Hak Peygamberine çevresindeki müslümanları kastederek derkı: “Yapacağın işler hakkında onlara danış.” (Al-i İmran Suresi:159) buyurarak peygamberine çevresine danışma emri veriyor. Allah Resulunun hanımlarına danışıp da tersini yaptığına dair elimizde bir tek örnek yoktur.

Bu sözün uydurma olduğunun en güzel örneği Allah Resulunun Hudeybiye savaşının önemli bir anında hanımı Ümmü Seleme’nin söylediği fikri doğru bularak onun sözüne uygun karar vermesidir.

Hz.Ömer Şifa Hatunun fikrine çok önem verirdi. Yine mehir konusunda dörtyüz dirhemden fazla verilmemesini tavsiye eden Hz.Ömer’in mescitte cemaat huzurunda Nisa Suresi’nin 20.ayetini delil gösteren bir kadın tarafından ikaz edildiğini ve kadının gösterdiği delil karşısında Hz.Ömer’in fikrinden vazgeçtiği, hatasını itiraf ettiği, kadına dönerek “Kadın Ömer’den daha iyi bildi” dediği bilinmektedir.

Hz.Ömer halifeliği esnasında, kadınlarla istişare de bulunuyor, onların görüşlerini alıyordu. Hz.Ömer kızı Hafsaya kadınların kocalarından ne kadar süre ayrı kalacağını sormuş, kızının ona verdiği cevaba uygun olarak Hz.Ömer bu süreyi dört ay olarak belirtmişdir.

Eğer bu söz doğru olsaydı; İslam’ın kadının hiç bir konuda şahitliğini kabul etmemesi ve kadınların hadis rivayetlerinde sözlerinin geçerli olmaması gerekirdi.

Yine İmam-ı Ebu İshak el-İsferayini kadınların rivayet ettikleri hükümler ve hadisler erkeklerin rivayet ettiklerine zıt düşerse kadınlarınkini erkeklerinkine tercih etmiştir.

Aliyyu’l Kari ve el-Acluni bu hadisin uydurma olduğunu Kur’an ve sünnete ters düştüğünü söylemiştir.

…ve bunun gibi tamamen uydurma hadisler vardır. Bunların uydurma olduğunun geniş kitlelere ulaştırılması gerekir.

BUNLAR UYDURMA HADİSLER OLUP PEYGAMBERİMİZE, DİNİMİZE VE KADINLARA İFTİRADIR.
.. ve ne yazık ki halkımız arasında söylene gelmektedir

  • Kadınların akılları şehvetlerindedir.
  • Kadınlara itaat pişmanlıktır.
  • Kadınları Allah geride bıraktığı gibi sizde geri bırakın
  • İnsanın insana secde etmesi caiz olsaydı, kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim
  • Eğer kocanın tepesinden ayağına kadar bütün bedeni irinler içinde kalıp hanımı o irinleri diliyle silerse,yine de ona karşı teşekkür etmek vazifesini eda etmiş sayılmaz.
  • Namazı katleten şeyler köpek, eşek, domuz ve kadındır
  • Uğursuzluk kadında, evde ve attadırSon söz olarak yabancı kültürlerle temasa geçilme sonucu, bu kültürlerin etkisinde kalınarak Kur’an-ı Kerim’den kopulmuş, kadını aşağılayıcı birçok görüş İslam tooplumuna girmiştir.

    Kaynak:
    Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Kadının Erkek Doktora Muayene Olması

Allah Resulü  buyuruyor:

  • Ancak hanımına ve cariyene bak, gözünü (harama) kapat.
  • Allah avrte bakana ve baktırana da lanet etsin.
  • Bakılması haram olan yeri tutmakta haramdır.

Yabancı bir erkeğin müslüman bir kadının avret sayılan  yerlerine bakması haramdır. Ancak hasta olan kadına zaruret miktarı   bakmak haram değildir.

Bu konuda İslam büyükleri şöyle demektedir:
İmam Merğani, “Doktorun zaruret zamanı hasta olan kadının hasta olan organına bakması caizdir. Ancak erkek doktorun tedavi etmeyi başka kadına öğretmesi gerekir.”
Molla Hüsrev de aynı şeyleri söyleyerek ilaveten, “Kadının başka bir kadının avret yerine bakması günah açısından daha hafiftir. Hiç görülmüyormu ki, öldükten sonra kadını kadın yıkar erkek değil.”

Kadınların erkek doktora muayene olması için bir zaruret olması gerekir. Kadın doktorun olmaması veya olupta erkek doktor kadar uzman olmayışı bir zarurettir.
 

Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Kadın erkeğe iğne yapabilir mi?

Normal şartlarda erkek hastaları erkek sağlık memurunun, kadın hastaları da kadın sağlık memuresinin tedavi  etmesi gerekir. Ancak hastalık hali çok zamanaciliyet kazanır ve o anda gerek hasta için, gerekse doktor ve sağlık memuru için mahrem ve namahremlik aranmaz olur. Çünkü acil müdahale ve hayati tehlikenin giderilmesi söz konusudur. Veya hastane şartlarında her zaman erkek kadın ayırımı yapmak mümkün olmaz.İğne yapma meselesine gelince; iğne kalçadan yapılıuorsa, burada erkek kadın ayrımı olmaz. çünkü birbirlerine yabancı olan insanlar erkek olsun kadın olsun göbekle diz arasına bakamaz. Yani kadının erkeğe mahremiyeti erkeğin erkeğe mahremiyeti gibidir.

Ancak iğne vurmak bir tedavi zaruretine girmektedir. Bunun için mümkünse erkeğin erkeğe iğne yapması uygun olur, ama değilse erkeğe kadının iğne yapmasında bir mahzur olmaz.

Aileye Özel Fetvalar, Mehmed Paksu

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com