KADINLIĞIN MAZİSİ

09/30/2006

İnsanlık tarihinde kadınlığın mazisi o kadar acıdır ki, cereyan eden olaylara inanmak çok güçtür. Bu olayların bazıları vardırki,  insanlığın alnında kara bir leke olarak durmaktadır. Erkek gerek ilkel devirlerde, gerekse medeni   yaşayış düzeninde, çok zaman kucağında büyüdüğü kadının kalbini yaralamıştır.Hindisatanı, Çin’i eski Yunan’ı ve Romayı, medeniyetin beşiği diye anarlar. Bu ülkelerde hep kadınmdan uzak kalınması istenir, kadının kötü  ruhlu ve şeytanlar gibi fenalıklar menşesi bir mahluk olduğu öğretilirdi. Onların böyle düşündükleri mitolojilerinden kolayca öğrenebilinir. nitekim Jüpiter’er bir ilah soruyor:
- Nesli devam ettirmek husuusnda sen niçin bizi kadından müstağni kılmadın?

Belki  de aynı meseleden dolayıdır ki, zamanımızda nesli  devam ettirmek için bir çok yerde suni ilkaha baş  vurulıyor. Bu suretle kadın ile erkeğin birleşmesine lüzum kalmıyor.

Andromiko’nun rivayetine göre, eski Yunanlılar, kadını şöyle düşünürlerdi: “Can yakan ateş, çaresi   bulunmayan yılan sokması, şeraretin menbaı ve başı.”

Meşhur felsefeci Sokrat şöyle söyler:
“Dünya yüzünde kadın kadar fitne ve fesad maddesi olan hiç  bir şey yoktur. Kadın zehirli ağaca benzer ki, dış  görünüşü gayet güzel ve gönül çekicidir, fakat onun meyvesini yiyen bir yaratık derhal ölür.”

Yine meşhur eski Yunan filozoflarından Eflatun‘un kadın hakkında düşüncesi şöyledir:
“Erkeğin dünyada yaptığı bütün fenalıkların ve bütün rezaletlerin hepsinin   sebebi kadındır”.

Kadın hakkında yalnız filozofların ve hakimlerin değil, dina damlarının da fikirleri  böyle idi. Kuddis Patrik Bernard kadınlar hakkında şöyle söyler:
“Kadın Şeytan’ın aletidir”.

Meşhur Hristiyan apostolu ve incil yazarlarından Dimaşklı Yuhanna kadın hakkında şöyle der:
“Kadın şerrin çocuğu, emniyet ve huzurunda düşmanıdır”.

Belki de İncil’in rivayetlerine göre, Hazret-i İsa aleyhisselama isnad edilen annesi ile anlaşamamazlığının aslı   da buradan geliyor.

Eski Avrupada, bilhassa Hristiyanlığın merkezi olan Büyük Roma’da kadının kadr ü kiymeti öyle düşük idi ki, başka bir yerde buna rastlamak imkansızdır. Rivayete göre medeniyetin  beşiği sayılan Roma’da kadına muamele alalade bir yük hayvanına yapılan muameleden farksızdı. en ufak bir kusurla bir kadının öldürülmesi caizdi. Bazen herhangi bir günahdan (isterse bu günah uydurulmul olsun) zavallı kadın aateşlere atılıp   yakılırdı.

Eski Roma Avrupası  bir taraf dursun 16. ve  17. asır Avrupasında büyücülük ve üfürükçülük inançları almış yürümüştü. o zaman çok defa günahsız, fakir ve yaşlı kadınların, şeytanlarla ve fena ruhlarla irtibat halinde bulundukları ileri   sürülüyor ve kendilerine sebepsiz yere yapılmadık işkence ve azab kalmıyordu.

Miladi 1494 de VI Aleksandr, 1521 de X. Lui, 1522 de  VI Adriyen günahsız kadınları büyücülük ve şeytanlarla   birlik olmak ithamı ile  öldürtmüşlerdir. Bu gibi vakalar Avrupa tarihlerinin sahifelerini  kan lekelerine bulaştırmıştır.

Kraliçe Elizabeth ve   I.James devrinde İngilterede binlerce kadın şeytanlarla el birliği  yapmışlardır, diye canlı  canlı  yakılmışlardır. Long Parlemonto devrinde kadınların çarmıha gerildikleri tarihin yüz kızartıcı vakalarındandır.

İskoçya Kralı VI.James, Danimarka’da evlenip  döndüğü  zaman bir kaç kadının büyü yapıp hadise çıkarmak istedikleri  kendisine söylendi. O zaman şuradan buradan nerede rastlandıysa kadınları yakaladılar ve cürümü kabul ettirmek için bunlara yapmadıklarını bırakmadılar, nihayet bunlardsa işkenceye dayanamayarak, mecbur kalıp, cürmü   kabul ettiler ve hayvanlar gibi boğazlandılar.

Bu şekilde İngiltere’de kadınlara ceza vermek  için hususi bir meclis teessüs etmişti. Bu meclis, kadınlara zülm eylemek ve işkencenin çeşitli  şekillerini tertib eylemek için, türlü  türlü kanunlar vaz ediyordu. Hülasa o devirlerde bütrün Avrupa’da bu zavallı ve mazlum zümreye zulm etmek için çareler araştırılıyordu. Doktor Spring’in yazdığına göre, Avrupada o zaman doksan bin kadın canlı  canlı   yakılmıştı.

Hindulukta,  bir kadın aynı zamanda birkaç kardeşe birden karılık ederdi.

Hele tuhaf mesele de şurasıdırki, ne Hazreti Musa’nın şeriatı, ne de Hazreti Davud’un kanunları bu zavallıların imdadına yetişmemiştir. Hazreti Yakub’unda taalimi bu yolda muvaffak olamamıştır. Hatta Hazreti İsa’nın tam bir barış esasına dayandığı söylenen daveti  de yine bu zavallı sınıfın feryadını dindirmemişti.

Cahiliyet devrinde Arabistan ülkesinmin hali  de bunlardan iyi değildi. (Ancak ne zamanki Ahir Zaman Peygamberi sallallahü  aleyhi ve sellem efendimiz zuhur etti, kendisinden önceki dinlerin eksik bıraktıkalrı bu konuyu tamamladı.) Cahiliye devrindeki Arabistan’da kadın yaratıkların en aşağılığı demekti. Netekim Cahiliye devrinin bir şairi şöyle söyler:
“Kadınlar bizim için yaratılmış şeytan şerridirler
İşte şeytanların şerrinden ben Allah’a sığınırım”.
Behrah’ın hükümdarının kızı öldüğü zaman meşhur Ebu Berkir Huarizmi yukarıdaki şiiri, tesliyat makamında yazıp göndermişti.
Başka bir şair de şöyle der.
“O benim yaşamamı arzu ediyor
Ben ise şefkat göstermek için onun ölümünü istiyorum
Çünkü ölüm
bir kadın için en değerli  misafirdir”

Avrupalılar…

Zamanımızda Avrupalılar, kadına karşı hürmet göstermek ve onları korumak bahsinde  ahlak ve medeniyet önderliği iddiasındalar. Fakat hakikat hiç  de öyle değildir.

Dante ve Petrark kadın hak ve hukukunu korumak hususunda bir parça yazı yazmış ve kadın hakkını müdafaa etmişlerdir. Şekspir de yazdığı dramlarında ahlaki  yönden kadını yükseltmek yönünü gitmiştir. Fransız şairi Coneille Orta çağının son devirlerinde Alman şairi Heindrich Von missen de kadını övmüş medh etmiştir. Fakat bunlar o koca Avrupanın deniz gibi geniş  edebiyatında birer katredir. Avrupada, kadın erkeğin eğlence aleti olmaktan ileri  gidememiştir.

Kadınlara zulm etmiş bulunanlar arasında ilk başta Voltaire, Rousseau, Diderau ve Montesquieeu’nun isimleri başta gelir.  Bu kimseler, avrupa’sda hürriyet ve medeniyet önderi olmalarına rağmen, kadın hakkında lütüfkar davranmamışlardır.

Bunların kadın hakkındaki sözleri pek zalimanedir. Montesquieeu şöyle diyor:
“Tabiat, erkeğe akıl ve fikir vermiştir, kadına sadece güzellik ve süsü. eğer kadının bu dış görünüşü ortadan kalkacak olursa onun ehemmiyeti ve değeri kalmayacaktır.”

Diderot’un akidesine göre kadınlar sadece şehvet eğlence  için yaratılmışlardır. Rousseau bir az daha nezih kelimeler kullanarak kadın hakkında şöyle söyler:
“Kadın erkeğin gönlünü hoş etmek için yaratılmış bir mahluktur” Fakat, “niçin erkek de kadının gönlünü hoş eylemek için yaratılmış olmasın?” diye bir sual karşısında Montesquieeu şöyle der:
“Bu mesele erkek için pek de mühim bir vecibe değildir.”

İşte bu düşünceler Fransız inkilabında erkeğin hürriyet haklarını garanti altına almak için çöalışan düşüncelerdi. Bu düşünceler arasında kadına ait hiç bir hak yoktur.

Nitekim Napolyon Sent Helen adasında iken bir ara şöyle düşündüğünü  ortaya koymuştu.
“Kadın tabiat tarafından erkeğe verilmiş bir hediyedir ki, çocuk yapsın. Kadın bizim malımızdır, mülkümüzdür, biz kadının malı-mülkü  değiliz.”
Kadınlara karşı düşmanlık hususunda Alman milletide nam kazanmıştır. Netekim onlar bu mevzuu, ilmi ve felsefi  esaslarada bağlamak yolunda çalışayorlardı. Schopenhawer’in dediğine göre:
“Erkeğin zekası ve fikri inkişafı 28 yaşında kemal haddini  bulur, kadının ise 18 yaşında. Bu yaştan sonra kadın ne akli  ne de fikri  hiç  bir inkişaf göstermez.”

Dünyanın bütün dertlerini   ve meselelerini tahlil etmiş bulunan Nitschea kadınların da dertlerini ortaya koymağa kalkıp bunlara dert ortağı olacağı yerde, bir gün kadınların hürriyetlerine kavuşacaklarından endişe duymaktadır.

Kaynak:
Kadın Sahabiler, Mevlana Niyaz-Hindistan, Tercüme Prof.Ali Genceli, Toker Yayınları

KADININ SESİ HARAM MI?

İslamiyet kişiyi fitne ve fesada sürükleyen görüntü, davranış ve hallere karşı koruyucu tedbirler alır. Diğer yandan insana verilmiş olan özellik, kabiliyet ve farklılıklar bir başkasının vebal altına girmesine sebep olmamalı, yanlış duygulara kapılmasına meydan vermemeli, nefsini azdırmamalıdır. Yaratıcı tarafından kadına ihsan edilen sesi de bu çerçeve içinde düşünmek gerekir. Esas itibariyle hiç bir varlığın sesi mutlak olarak haram ve günah sınıfına sokulmaz. Başta Hanefi ve Şafii imamları olmak üzere mezhep sahibi müçtehid imamlarımızın kanaatleri de bu yöndedir. Fıkıh kitaplarında şu  hükmü  görüyoruz:”Cumhura göre kadının sesi avret değildir.” Yani kadının sesi haram değildir. “Kadının sesi avret değildir. Çünkü kadın alışveriş yapar, mahkemede şahitlikte bulunur. Bunun için sesini yükseltmek zorunda kalır.(Tefsirü Ayati-l Ahkam 2:167)Kadın sesinin avret olmadığının gerekçesi islamın ilk uygulamalı  devri olan Saadet asrıdır.

  • Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahabi hanımlarla konuşmuş, onların sorularına cevap  vermiş, şikayetlerini  dinlemiş, ihtiyaç  ve talepşerini karşılamıştır.
  • Sahabiler gerek Peygamberimizin hanımlarına, gerekse diğer hanım sahabilere hadis ve benzeri durumlarda sorular sormuş, konuşmuş ve bazı konularda bilgiler almışlardır.
  • Sahabe döneminde kadınlar, halifelere şikayetlerini dile getirmiş ve dini konularda diğer sahabilere bilmediklerini sorup öğrenmişlerdir.
  • Ancak, diğer bütün mübah meselelerin mahiyet değiştirip mahzurlu hal almasında olduğu gibi, kadının sesi meselesinde de aynı durum söz konusudur. Kadının sesi mübah, masum ve masum olmasına karşılık hangi   sebeplerden dolayı “avret” olur, yabancı erkeklerin dinlemesine “haram” olur.

    Ahzab Süresinin 32. ayet-i kerimesi bu husustaki ölçüyü Peygamber hanımlarının şahsında şöyle veriyor.
    “Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. eğer halinize layık bir takva ile korunacaksanız, yabancılarla cazibeli bir şekilde konuşmayın ki, kalbinde fesat bulunan kimse bir ümide kapılmasın. Konuşurken ciddiyet ve ağırbaşlılıkla söz söyleyin.”

    Bu konuda erbabının söyledikleri ile bitirelim:
    Müfessir Vehbi Efendi tefsirinde:
    “Söylediğiniz söz fitneye sebep olmasın. Yani cazibeli ve ecanibi şüpheye düşürecek bir halde edalı ve naz ü istiğna ile söylemeyin” şeklinde izah getirmektedir.

    Elmalı bu ayetin tefsirini şöyle yapmaktadır:
    “Ey Peygamberin hanımları! Siz genel olarak kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Sizde diğer kadınlarda bulunmayan nitelikler var: Peygamberlerin en hayırlısının hanımları ve bütün müminlerin anaları olmak niteliklerine sahipsiniz. Eğer sakınırsanız, bu özel niteliklerinizi korursanız yahut durumunuza uygun takva ile korunacaksanız -bu şart bir mânâ ile yukarının, bir mânâ ile aşağının kaydıoluyor- Sözü yumuşak ve tatlı bir eda ile söylemeyin, bir söz söylendiği zaman sakın yılışık bir biçimde cevap vermeyin ve söylerken yayılarak, kırıtarak söylemeyin de kalbinde hastalık bulunan, kalbi çürük, kötülüğe yüz tutmuş kimseler kötü bir şey ümit etmesin. Ve uygun ve ciddi söz söyleyin; yani yapmacılıktan uzak, ağırbaşlılık ve ciddiyetle dosdoğru söyleyin veya sert olsa da makul ve meşru güzel söz söyleyin.”

    İbni Abidin:
    “Tercih edilen görüşe göre kadının sesi avret değildir…. Yalnız kadınların yüksek sesle konuşmalarını, seslerini uzatmalarını, yumuşatmalarını ve nağmeli   bir şekilde okumalarını caiz görmüyoruz. Çünkü  bunlarda erkekleri   kendine meylettirmek ve şehvetlerin tahrik etmek vardır.” (Reddü’l Muhtar 1:467)

    Kaynak:
    1) Bu yazı büyük ölçüde, Aileye Özel Fetvalar, Mehmed Paksu, Nesil Yayınları, isimli  eserden özetlenerek alınmıştır. Daha geniş açıklamalar ve örnekler söz konusu kitapta bulunmaktadır. Eser için : E Mail: nesil@doruk.net.tr
    2) Elmalı Tefsiri

    Kadınlar uğursuz mudur?

    Bu konuda uydurma hadis şöyledir:
    Uğursuzluk kadında, evde ve attadır.Bu hadis-i şerifi Hz. Aişe duyduğu zaman itiraz ederek şöyle demiştir.
    Kur’an-ı Hz.Muhammed’e indiren Allah hakkı için, bu hadisi aktaran yalan söylemiştir. Rasululah ancak şöyle buyurdu: “Cahilliyet ehli şöyle derlerdi : Uğursuzluk; kadın, at ve evdedir.”

    Mısırlı alim Muhammed Gazali, 1989 yılı başlarında yayınlanan “Fıkıhçılar ve Hadisçilerin Hz.Peygamber’in Sünmnetine Bakışları” isimli eserinde şu hadise yer vermiştir.
    “Havva olmasaydı hiç bir kadın kocasına ihanet etmezdi. İsrailoğulları da olmasaydı bekleyen et bozulmazdı.”

    Kitabın tartışıldığı bir açık oturumda Muhammed Gazali bu hadisle ilgili  olarak şöyle söyledi:
    “Adem’e ihanet eden Havva nasıl ve kiminle ihanet etmiştir? Bu söz tamamen Hristiyan inancına benziyor. Ka’bul Ahbar’ın söylediği her sözü, Kuyr’an reddetmiştir. Bilakis Kur’an, Adem’i cennetten çıkaranın Havva değil, şeytan olduğunu  belirtmiştir. Havva’nın  Hz.Adem’e ihaneti kesinlikle İslami bir anlayış değildir. Ahd-i Atik’ten kalma bir sözdür. Etin bozulup bozulmamasi ise, tamamen tabi bir kanundur. Berkletilen et bozulur. Bunun akal ve mantığa ters düştüğü aşikardır. Kabulu mümkün değildir.”
     

    Kaynak:
    Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

    TARİH BOYUNCA KADIN

    İslamın kadına verdiği değeri daha iyi anlamak için, eski medeniyetlerdeki kadına bakış açısına bakalım.

    Eski Yunanlılar’da Kadın

    • İnsan üzerinde bir yük
    • Yegane amacı kadın hizmetçi olarak evde hizmet etmek
    • Kadın pisdir, şeytani varlıklardan biridir
    • Yasal açıdan bir eşyadır, çarşıda alınıp satılabilinir
    • Medeni haklardan yoksundur, hürriyeti elinden alımıştır
    • Miras hakkı yoktur
    • Erkeğin izni olmadan kadın kendi malını harcama yetkisi yoktur
    • Boşama yetkisi yalnız erkeğe verilmiştir
    • Yangın ve yılanın sokmasının bir çaresi vardır, fakat kadının kötülüğünün çaresi yoktur
    • Eflatun, “Kadın elden ele orta malı olarak gezmeli”
    • Aristo, “Kadın yaratılışta yarı kalmış bir erkektir.”
    • Yunan mitolojisinde ilk kadının ismi “Pandora”dır. Topraktan ve sudan yaratılmıştır. İnsanın başına gelen tüm bela ve felaketlerin sebebi bu kadındır. O, kötülüklerin kalpalı olduğu kağağı açmış ve bütün müsübet ve felaketleri dünyaya yaymıştır.
    • Fahşelerin evleri siyaset, sanat ve edebiyat merkezleri halindeydi.
    • Sanat adına çıplak heykeller ve aşk tanrıçaları yapılırdı.

    Roma’da Kadın

    • Babanın kendi kız ve erkek çocuklarını ailesine kabul etme mecburiyeti yoktu. Çocuk doğumdan sonra, babasının  ayakları önüne bırakılır, baba eğer onu kucağına alırsa çocuğu kabul etmiş sayılırdı. Kaldırmazsa onu kabul etmediği anlamına gelirdi.
    • Çocuk erkek ise isteyen onu alıp götürürdü, kız ise açlık ve susuzluktan ölüp giderdi.
    • Aile reisi çocuklarından dilediğini satar, istediğini aileden ihraç ederdi
    • Koca isterse karısını öldürebilirdi
    • Boşanma sistemi 520 yılına kadar bilinmiyordu
    • Kadınlar vatandaş değildir.

    Eski Hind’de Kadın

    • Kadın köledir
    • Kadın kocası öldüğü zaman hayat hakkı yoktu, o gün ölmeliydi
    • Kadın 17.yüzyıla kadar kocasının cesediyle beraber yakılırdı.
    • Tanrıların hoşnut edilmesi için kadın kurban edilirdi
    • Hind hukukuna göre felaket, tafun, ölüm, cehennem, zehir, ejderha, ateş hiç bir zaman kadından daha kötü değildir.
    • Buda: “Eğer kadınları dinime kabul etmeseydim Budizm çok uzun zaman temiz bir şekilde devam ederdi. Bugün artık bu dinin uzun zaman yaşıyacağını zannetmiyorum. Zira bu dine kadın girmiştir.”(Edyanu’l Hind 72)

    Eski Mısır’da Kadın

    • Firavular devrinde kız kardeşlerle evlenirdi. Firavunlar tahtlarını başkalrıyla paylaşmamak için çoğu kez kız kardeşleriyle evlenmişler. Mısır halkı da Firavunlar gibi yapmışlardır.

    Bâbil’de Kadın

    • Kadın evcil hayvanlar mesabesindedir
    • Biri bir adamın kızını öldürdüğü zaman o da kızını diğerine teslim ederdi. Teslim alan kişi kendi malı gibi kullanır isterse öldürürdü.

    Eski İran’da Kadın

    • Mecusilerin devrinde kız kardeş ve anne gibi kan yakınlığının bir saygınlığı yoktu. Onlar kızkardeşleriyle evlenir ve bunuda teçvik ederlerdi.

    Eski Rusya’da Kadın

    • Erkek ve kadına farklı hukuki muamele yapılırdı.
    • Fuhuış yapan, zina eden kadına çok ağır ceza verilirdi .Cinsel organları oyularak çıkarılırdı. Erkeklere böyle bir ceza verilmezdi.

    Eski Çin’de Kadın

    • Kadın insan değildir.
    • Kadınlara isim verilmezdi, numara konulur, iki üç diye seslenilirdi.
    • Kız çocukları uğursuzluk sebebidir.

    Kaynak ::
    Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

    « Previous entries · Next entries »

    YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com