Hıristiyanlıkta Teslis inancı

12/30/2006

Hıristiyanlıkta Teslis inancı
Sual: Teslis inancı İncillere ne zaman sokuldu?
CEVAP
İlk yazılan üç İncilin [Matta, Markos, Luka] hiçbirinde Teslise dair tek bir harf bile yoktu. 4. olarak ortaya çıkan Yunanca Yuhanna incilinde, Yunan filozofu Eflatunun teslis fikri görüldü. Barnabas İncilinde Allah�ın bir olduğu bildiriliyor. Kostantin, Eflatun�un teslis [Trinite] fikrini yeni İncile koydurunca, Papaz Aryüs, (Teslis yanlıştır, Allah birdir, İsa Onun oğlu değil, kuludur) deyince, Hıristiyanlar, onu aforoz ettiler. Aryüs Mısır�a kaçtı ise de, yine kurtulamadı, orada öldürdüler.

Teslis
, Hıristiyan dininin esasıdır. Allah hem üç, hem bir derler. Bunlardan bir kısmı, Baba, Oğul ve Ruhulkudüs olarak kabul ederler. Bir kısmı da, Allah, Meryem, İsa derler. Hz. İsa için (Oğul tanrı, beşer [insan] cesedine girerek Hz. Meryem’den doğmuştur) diyorlar. Yani onun hem doğduğuna inanıyorlar, hem de ilah olduğuna. Doğmuşsa mahluktur [yaratıktır], buna Halık [yaratıcı] denir mi hiç?
Hıristiyanlar, Ruhulkudüs’ün Baba tanrıdan çıkıp İsa’nın cesedi ile birleşmiş bulunduğuna inanırlar. Müslümanlıkta Ruhülkudüs, dört büyük melekten Hz. Cebrailin adıdır. Bütün insanlara ruh üflediği gibi Peygamberlere de vahyi bildirir. Bütün ruhlar gibi Ruhülkudüs de yaratılmıştır.

Hıristiyanlar, Hz. İsa�nın çok ibadet ettiğine, daha sonra Yahudiler tarafından öldürüldüğüne, öldürülmek istenildiği zaman kaçıp gizlenecek bir yer aradığına, gizlendiği yerde tutularak asılırken şiddetli acılar çektiğine, (Ya Rabbi, beni niçin terk ettin?) diye Allah�a, halinden şikayet ettiğine, öldürüldükten sonra da Cehenneme gidip Hz. Âdem ile onun neslinden olan bütün peygamberleri oradan çıkardığına, üç gün sonra ölülerin arasından kalkıp göklere çıktığına ve Baba tanrının sağ tarafında oturduğuna inanırlar. Yani Hz. İsa, sonradan yaratılmıştır. Hz. Meryem’den doğmuş, süt emmiş, yiyip içmiş, insanlar arasında çocukluk ve gençlik çağını geçirmiştir. Şu halde sonradan olmuştur. Sonradan olan ve yiyip içmeye muhtaç olan birisi tanrı olamaz. Bu nasıl tanrı ki, Yahudilerin elinde aciz kalıp kurtulmak için bir sığınacak yer aramak gereğini duymakta, nihayet onların elinde çarmıhta öldürülmektedir?

Hem tanrıdır hem de çok ibadet ederdi denmektedir. Tanrı kendisine ibadet eder mi? Baba�nın sağına oturdu dendiğine göre, bu da kendisinin baba tanrıdan ayrı bir varlık olduğunu kabul etmek ve ona bir mekan isnat etmek olur. Tanrının ayrı bir tanrıya ve mekana ihtiyaç duyması acizliktir. Başka bir tanrıya veya mekana yahut başka bir şeye ihtiyacı olan tanrı olamaz.

İncillerde oğul tabiri, herkes için geçmektedir. Mesela Matta�nın yazdığı İncilde deniyor ki:
(Ne mübarektir barışçılar, çünkü onlar Allah�ın evladı diye anılacaklardır.) [5/9]
(Göklerde olan babanın evladı olasınız.) [5/45]

Eğer baba ve oğul olmak Hz. İsa hakkında gerçek anlamda ise, insanlar hakkında da, gerçek anlamda olur. Sadece Hz. İsa değil, bütün insanlar Allah�ın oğlu olur. Eğer baba tabiri insanlar için mecaz ise, Hz. İsa için de mecaz demektir.

Matta İncilinde Hz. İsa�ya peygamber deniyor:
(Orşelim’e girdiğinde, bu kim diye şehir galeyana geldi. Halk da bu Nasıralı İsa peygamber, dediler.) [21/10-11]

(Haça gerildikten sonra o Peygamber, elbisemi aralarında taksim edip kaftanım üzerine kur’a attılar demiştir.)
[27/35]

(İsa, bir peygamber kendi vatanından başka yerde de itibarsız değildir, dedi.)
[13/ 53- 54]

Hıristiyanlar, kendi yazdıkları kitaba da inanmıyor, İsa peygamber değil, ilah diyorlar.

Baba kelimesinin anlamları

Baba kelimesinin anlamları
Sual: Hıristiyanlar niçin Allah�a baba diyorlar. Bir de Peygamber efendimizin dedelerinden olan Hz. İbrahim�in babasına kâfir denir mi?
CEVAP
Kur’an-ı kerimde, Hz.Yakub�a, (Baban İbrahim, İsmail ve İshak) buyuruluyor. (Bekara 133) Bilindiği gibi, Hz.Yakub, Hz. İshak�ın oğludur. Hz.İsmail amcası, Hz. İbrahim ise dedesidir. Demek burada, amcaya da, dedeye de baba denmiştir. Hz. İbrahim�in babası Taruh olduğu halde, amcası ve üvey babası Azer için Kur’an-ı kerimde (İbrahim�in babası) ifadesi geçmektedir. (Enam 74)

Hz. Âdem’e baba dendiği gibi, Hz. Nuh�a da ikinci baba denmektedir. Hadis-i şerifte, (Âdem ile Nuh arasında on baba vardır) buyuruldu. (Taberani)

Resulullah, amcası Ebu Talib�e baba ve bunun hanımı Fatıma binti Esed�e anne demiştir. Bu hadis-i şeriflerle sabittir. Türkistan�da, hürmet edilen kimselere de baba denildiği, Reşehat kitabında yazılıdır. Çeşitli milletlerde, amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara baba demek âdettir. İnsanlara iyilik eden, onları himayesine alanlara mecaz olarak, baba adam veya fakir babası denir.

Yaşlı kimselere de hürmeten baba denir. Eskiden tekke büyüğüne de baba denirdi. Bektaşi babası gibi. Bugün çete başlarına mafya babası denmektedir. Yaşlı kadınlara da, Ayşe ana, Fatma ana veya Hacı anne dendiği meşhurdur. Böyle söylemekle, yani baba demekle, o kimse bizim babamız olmadığı gibi anne dediğimiz kadın da annemiz olmaz. Bunlar hürmet için söylenir. Yine yaşlı kimselere, bir akrabalığımız olmadığı halde, Amca, dede, yaşlı kadınlara da, Teyze, nine deriz. Bunlar, gerçek anlamda değil, bir saygı ifadesidir.

Kayınvalideye ve kayınpedere, Ana-baba demek ise pek normaldir. Ceddimiz, kayınvalideye ve kayınpedere, Hanım anne, Bey baba da demişlerdir. Hakiki ana baba ile karışmamaları için böyle söylemek daha iyidir. Bazı yerlerde kayınvalideye Cici anne de diyorlar. Bunlar mubah âdetlerdir. Günah olmayan âdetlere uymakta mahzur yoktur. Hatta mubah olan âdete uymamak şöhrete, kalb kırmaya sebep olursa böyle âdetlere uymak gerekir. (Hadika)

Bugün bazı Hıristiyanlar, (Hepimiz Allah�ın çocuğuyuz. Allah hepimizin babasıdır. İncillerdeki Baba ve oğul kelimelerini böyle anlamak gerekir) diyorlar. Hıristiyanların çoğu ise, İncillerdeki baba kelimesini yanlış anladıkları için, hâşâ Allahü teâlâya İsa�nın babası demişlerdir. İncillerde baba, mübarek bir varlık ve oğul da sevgili bir kul demektir. Yani maksat, üç tanrı değildir. Baba ve oğul kelimelerinin kullanıldığı yerlerden çıkan mana şöyledir:

(Her şeyin hakimi ve maliki Allahü teâlâ, Hz. İsa gibi sevgili bir kulunu insanlara peygamber olarak göndermiştir.)

İncillerin eski İbranice nüshalarından yanlış tercüme edildiğini söyleyenler haklıdır. Zira İbranice�de Baba kelimesi, (Hürmete layık büyük bir şahsiyet) manasına da gelmektedir. Bunun için Kur’an-ı kerimde, Hz.İbrahim�in amcası olan Azer�e, (Azer denilen babası) denilmektedir. Oğul kelimesi de İbranice�de, kendisine son derece bir sevgi ile bağlı bulunduğu bir şahsı tasvir etmek için kullanılır. Matta İncilinin 5. babı, 9. âyetinde, (Ne mutlu barışçılara! Onlara Allah�ın oğlu denecektir) deniliyor. Burada Oğul kelimesi, (Allah�ın sevgili kulu) demektir. O halde, hakiki İncilde Baba, mübarek bir mevcut ve oğul da sevgili bir kuldur.

Netice:
İncillerde oğul tabiri, herkes için geçmektedir. Mesela Matta�nın yazdığı İncilde deniyor ki:
(Ne mübarektir barışçılar, çünkü onlar Allah�ın evladı diye anılacaklardır.) [5/9]
(Göklerde olan babanın evladı olasınız.) [5/45]

Eğer baba ve oğul olmak Hz. İsa hakkında gerçek anlamda ise, insanlar hakkında da, gerçek anlamda olur. Sadece Hz. İsa değil, bütün insanlar Allah�ın oğlu olur. Eğer baba tabiri insanlar için mecaz ise, Hz. İsa için de mecaz demektir.

Hz.İsa insan idi, ona tapılmaz

Hz.İsa insan idi, ona tapılmaz
Resulullah efendimize, Necran�dan bir Hıristiyan heyeti gelmişti. Necran, Hicaz ile Yemen arasında bir şehir idi. Bunlar, altmış süvari olup, içlerinden yirmi dördü büyükleri idi. Bunların içinde üçü en büyükleri idi. Reisleri Abdülmesih idi. İçlerinden Ebülhâris bin Alkama, en âlimleri idi. Ahir zaman Peygamberinin alametlerini İncilde okumuş idi. Fakat, dünya mevkiini, şöhretini sevdiği için müslüman olmuyordu. Çünkü, ilmi ile meşhur olup, kayserlerden ikram görür, birçok kiliselere emir verirdi.
Medine�ye gelip, ikindi namazından sonra, Mescid-i şerife girdiler. Üstlerinde süslü papaz elbiseleri vardı. O sırada, onların da namaz vakti gelmiş olduğundan, Mescid-i şerifte namaza kalkmışlar, Resulullah efendimiz de, (Bırakınız kılsınlar) buyurmuştu. Şarka doğru kıldılar.

Üç büyükleri konuşmaya başladı. Söz arasında, İsa aleyhisselam için, bazen Allah diyorlar, bazen Allah�ın oğlu, bazen de, üç tanrıdan biri diyorlardı. Allah demelerine sebep, ölüleri diriltir, hastaları iyi ederdi. Gaybları haber verir, çamurdan kuş yapıp üfleyince uçardı diyorlardı. Allah�ın oğlu olduğuna sebep, belli bir babası olmaması idi. Üçden birisi olmasına sebep de, Allah (yaptık, yarattık) diyor. Eğer bir olsaydı, (yaptım, yarattım) derdi diyorlardı.

Resulullah efendimiz, bunları dine davet etti. Birkaç âyet-i kerime okudu. İmana gelmediler. (Biz senden önce iman ettik) dediler. Resulullah efendimiz, (Yalan söylüyorsunuz! Allah�ın oğlu var diyenin imanı olmaz) buyurdu. Allah�ın oğlu değilse, o halde bunun babası kim, dediler.

Resulullah buyurdu ki: � Biliyor musunuz? Allahü teâlâ, hiç ölmez ve her şeyi varlıkta tutan Odur. İsa aleyhisselam ise yok idi ve yok olacaktır.

Onlar � Evet biliyoruz.

Resulullah � Bilmiyor musunuz, babasına benzemeyen hiçbir yavru var mı?

Onlar � Her yavru babasına benzer. [Koyun yavrusu, koyuna benzer.]

Resulullah � Bilmiyor musunuz, Rabbimiz her şeyi yaratıyor, büyütüyor, besliyor. Halbuki İsa aleyhisselam bunların birini yapmıyordu.

Onlar � Evet, yapmıyordu.

Resulullah � Rabbimiz, İsa aleyhisselamı dilediği gibi yarattı değil mi?

Onlar � Evet, yarattı.

Resulullah � Rabbimiz yemez, içmez. Onda değişiklik olmaz, bunu da biliyor musunuz?

Onlar � Evet, biliyoruz.

Resulullah � İsa aleyhisselamın anası var idi. O, her çocuk gibi dünyaya geldi. Onlar gibi beslendi. Yer, içer, zararlı maddeleri kendinden atardı. Bunu da biliyorsunuz değil mi?

Onlar� Evet, biliyoruz.

Resulullah � O halde, İsa aleyhisselam sandığınız gibi nasıl olur?

Onlar, bir şey demeyip, sustular. Biraz sonra:

Ya Muhammed �aleyhisselam�! Sen onun (Allah�ın kelimesi ve Ondan bir ruh) olduğunu söylemiyor musun, dediler.

Resulullah � Evet buyurdu.

Onlar � Eh, bu da bize yetişir deyip inat ettiler.

Bunun üzerine, Allahü teâlâ, onları mübâheleye çağırmasını emretti. Resulullah efendimiz de, (Bana inanmıyorsanız, gelin sizinle mübâhele edelim.) Yani, (Hangimiz zalim isek, yalancı isek, Allahü teâlâ ona lanet etsin, diyelim!) buyurdu.

Allahü teâlânın bu emri, Âl-i imran suresinin, altmışbirinci âyet-i kerimesinde bildirilmektedir. Seyyid dedikleri Şerhabil, bunları toplayıp, (Bunun Peygamber olduğu her şeyinden anlaşılıyor. Bununla mübâhele edersek, ne biz kurtuluruz, ne de, bizden sonra gelenlerimiz kurtulur. Muhakkak bir belaya uğrarız!) dedi. Mübâhele etmekten kaçındılar ve (Ya Muhammed �sallallahü aleyhi ve sellem�! Senden razıyız. Ne istersen sana verelim. Eshabından bir emin kimseyi bizimle beraber gönder, vergilerimizi ona verelim!) dediler.

Peygamber efendimiz yemin edip, gayet emin bir kimseyi sizinle gönderirim buyurdu. Eshab-ı kiram emin olarak kimin şerefleneceğini merak ediyorlardı. Resulullah efendimiz, (Kalk, ya Ebâ Ubeyde!) buyurdu. Ümmetin emini budur, diyerek beraber gönderdi.

Sulh şartı şöyle idi: Her sene, ikibin elbise vereceklerdi. Bini Recebde, bini Safer ayında teslim edilecekti. Her elbise ile de, kırk dirhem [135 gram] gümüş verilecekti.

Reisleri Abdülmesih ile seyyidleri Şerhabil, sonradan müslüman olup, Resulullahın hizmetinde bulunmakla şereflendiler. (S.Ebediyye)

Hz. İsa Peygamberdir, ona tapılmaz

Hz. İsa Peygamberdir, ona tapılmaz
Büyük İslam âlimi, Tefsir-i kebir ve çeşitli kıymetli kitapların sahibi, imam-ı Fahreddin Razi �rahmetullahi aleyh� Âl-i imrân suresinde, altmış birinci âyet-i kerimeyi tefsir ederken buyuruyor ki:
Hârezm şehrinde idim. Şehre bir papazın geldiğini ve Hıristiyanlığı yaymak için çalıştığını işittim. Yanına gittim. Konuşmaya başladık. Bana, (Muhammed aleyhisselamın Peygamber olduğunu gösteren delil nedir?) dedi. Şu cevabı verdim:

Fahreddin Razi �
Musa�nın, İsa�nın ve diğer Peygamberlerin �aleyhimüsselam� harikalar, mucizeler gösterdiği haber verildiği gibi, Muhammed aleyhisselamın da mucizeler gösterdiği haber verilmiştir. Bu haberler tevatür halindedir. Tevatür ile gelen haberleri, ya kabul eder veya red edersin. Red eder ve mucize, bir zatın Peygamber olduğunu ispat etmez der isen, mucizeleri tevatür ile bize haber verilen diğer Peygamberlere de inanmaman lazım gelir. Şayet tevatür ile gelen haberlerin doğruluğunu ve mucize gösteren zatın peygamber olduğunu kabul eder isen, Muhammed aleyhisselamın Peygamber olduğunu kabul etmen lazım gelir. Çünkü, Muhammed aleyhisselam; mucizeler göstermiş ve bu mucizeler, bizlere (tevatür) denilen sağlam haberler ile bildirilmiştir. Diğer Peygamberlerin peygamberliğine, tevatür ile bildirilen mucizeler sebebi ile inandığın için, Muhammed aleyhisselamın da, Peygamber olduğuna iman etmelisin!

Papaz �
İsa aleyhisselamın, Peygamber değil, ilah, tanrı olduğuna inanıyorum.
[Tanrı, mabud demektir. Tapılan şeylerin hepsine tanrı denir. Allahü teâlânın ismi, Allah�tır, tanrı değildir. Allahü teâlâdan başka tanrı yoktur. Allah yerine tanrı demek, yanlıştır ve çok çirkindir.]

Fahreddin Razi �
Biz şimdi Peygamberlik hakkında konuşuyoruz. İlahlıktan önce, nübüvvet mevzuunu hâl etmemiz lazımdır. Ayrıca, İsa aleyhisselamın, ilah olduğunu söylemen de bâtıldır. Çünkü, ilahın, tanrının, her zaman var olması lazımdır. O halde, madde, cisim, yer kaplayan şeyler tanrı olamaz. Halbuki, İsa aleyhisselam, cisim idi, insan idi. Yok iken var oldu ve size göre öldürülmüştür. Önce çocuk idi, büyüdü. Yerdi, içerdi. Bizim gibi konuşurdu. Yatardı, uyurdu, uyanırdı, yürürdü. Her insan gibi yaşamak için, birçok şeye muhtaç idi. Muhtaç olan, gani olur mu? Yok iken sonradan var olan bir şey, ebedi, sonsuz var olur mu? Değişen bir şey devamlı, sonsuz var olur mu?
İsa aleyhisselam kaçtığı, saklandığı halde, yahudiler yakalayıp astı diyorsunuz. İsa aleyhisselamın o zaman çok üzüldüğünü, bu durumdan kurtulmak için çarelere başvurduğunu söylüyorsunuz. İlah veya ilahtan parça kendisine hulul etmiş olsaydı, yahudilerden korunmaz mı, onları yok etmez mi idi? Niçin üzüldü ve saklanacak yer aradı? Vallahi, buna hayret ediyorum. Aklı olan kimse, bu sözleri nasıl söyler, buna nasıl inanır. Akıl, bu sözlerin bozukluğuna şahittir.

Üç türlü söylüyorsunuz:

1 � O gözle görülen cismani bir ilah imiş. Tanrı imiş. Âlemin ilahının cisim ve beşer olan İsa aleyhisselam olduğunu söylemek, yahudiler Onu öldürdüğü zaman, âlemin ilahını öldürdüklerini söylemek olurdu. Bu takdirde, âlemin ilahsız kalması lazım gelirdi. Halbuki, âlemin ilahsız kalması mümkün değildir. Ayrıca, yahudiler, haksız oldukları halde, bunların yakalayıp öldürdüğü, âciz, kuvvetsiz bir kimse, âlemlerin tanrısı olabilir mi?

İsa aleyhisselamın, Allahü teâlâya çok ibadet ettiği, taata çok rağbet ettiği hususu da, tevatür ile sabittir. İsa aleyhisselam ilah olsaydı, ibadet ve taatta bulunmazdı. Çünkü ilah, asla kendisine ibadet etmez. [Bilakis başkaları ona ibadet eder.]

Papazın sözünün bâtıl olduğu buradan da anlaşılmaktadır.

2 � İlah, Ona tamamen hulul etmiştir. O, Tanrının oğludur diyorsunuz. Bu inanış yanlıştır. Çünkü, ilah, cisim ve araz [sıfat] olamaz. İlahın, bir cisme hulul etmesi, imkansızdır. Eğer, ilah cisim olsaydı, başka bir cisme de hulul ederdi. Cisme hulul eden şey, cisim olur ve hulul edince iki cismin maddeleri birbirine karışır. Bu da, ilahın parçalanmasını icap ettirir. Eğer ilah, araz olsaydı, bir mahalle, mekana muhtaç olurdu. Bu ise, ilahın başkasına muhtaç olması demektir. Başkasına muhtaç olan ise, ilah olamaz. [İlahın, İsa aleyhisselama hulul etmesine sebep, ne idi? Sebepsiz İsa aleyhisselama hululü, tercihün bilâ müreccihdir. Bunun ise bâtıl olduğunu, Cevab Veremedi kitabımızda Allahü teâlânın bir olduğunu ispat ederken bildirmiştik.]
[Cevab Veremedi kitabını, www.hakikatkitabevi.com adresinden okuyabilirsiniz.]

3 � O, tanrı değildir. Fakat, tanrının bir parçası ona hulul etmiş, yerleşmiştir diyorsunuz. Eğer Ona hulul eden parça, ilahın ilah olmasında tesiri var ise, bu parça ilahtan ayrılınca, tamamen ilahlığı bozulur. Eğer bu parça, ilahın ilah olmasında tesirli değilse, tanrının parçası olmamış olur.
İsa aleyhisselamın ilah, Tanrı olduğuna delilin nedir?

Papaz � Ölüleri dirilttiği, anadan doğma körlerin gözünü açtığı ve Beras denilen, derideki çok kaşınan beyaz lekeleri iyi ettiği için, O tanrıdır. Böyle işleri ancak tanrı yapabilir.

Fahreddin Razi �
Delil [alamet] bulunmayınca, medlulün [delilin delalet ettiği şeyin] bulunmayacağı söylenebilir mi? Delil bulunmayınca, medlul de olmaz, var olmaz dersen, âlem yaratılmadan önce, yani ezelde âlemi yaratanın yok olduğunu söylemiş olursun ki, bu bâtıldır. Çünkü, âlem [bütün mahluklar], yaratanın varlığına delildir.

Delil bulunmayınca, medlul bulunabilir dersen, ezelde mahluklar yok iken yaratanın var olduğunu kabul etmiş olursun. Fakat, İsa aleyhisselam ezelde yok iken, ilahın Ona ezelde hulul ettiğini söylersen, bunu delilsiz kabul etmiş olursun. Çünkü, İsa aleyhisselam sonradan yaratılmıştır. Ezelde var olması delilin bulunmaması demektir. Tanrının İsa aleyhisselama hulul ettiğini delilsiz kabul ediyorsun da, bana, sana, hayvanlara, otlara ve taşlara hulul etmediğini nereden biliyorsun? Delilsiz, bunlara hulul ettiğini niçin kabul etmiyorsun?

Papaz �
İlahın İsa aleyhisselama hulul etmesi ile, sana, bana ve diğer varlıklara hulul etmemesinin sebebi açıktır. Çünkü, İsa aleyhisselamda mucizeler göründü. Sende, bende ve diğer varlıklarda böyle hârikulâde hâller görülmedi. Bundan ilahın Ona hulul edip, bize ve diğer varlıklara hulul etmediğini anlıyoruz.

Fahreddin Razi �
İsa aleyhisselama hulul etmesine delil olarak, Onun mucizeler göstermesi olduğunu söylüyorsun. Delil olmayınca yani mucizeler görülmeyince, hulul edemeyeceğini niçin söylüyorsun? Sende, bende ve diğer varlıklarda harikalar, mucizeler bulunmadığı için tanrı bunlara hulul etmez diyemezsin. Çünkü, delil olmadığı halde, medlul bulunabilir demiştik. Buna göre, ilahın hulul etmesi, delilin bulunmasına, yani harikaların, mucizelerin görülmesine bağlı değildir. O halde, bana, sana, kediye, köpeğe, fareye de hulul ettiğine inanman lazım gelir. İlahın, bu aşağı mahluklara hulul ettiğini inandırmaya varan bir din, hak din olabilir mi?

Asayı [bastonu] ejder, yılan yapmak, ölüyü diriltmekten daha güçtür. Çünkü, baston ile yılan, hiçbir bakımdan birbirine yakın değildir. Musa aleyhisselamın asayı ejdere çevirdiğine inanıyorsunuz da, Ona, tanrı veya tanrının oğlu demiyorsunuz. İsa aleyhisselama niçin tanrı veya şöyle böyle diyorsunuz?

Papaz, bu sözüme karşı diyecek hiçbir şey bulamadı, susmaya mecbur oldu. (S. Ebediyye)

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com