İÇKİ VE HARAM ŞEYLER

02/08/2007

Rızık kelimesiyle, Allah’ın kula mübah kıldığı, kulu sahip kıldığı mal anlamında kullanıldığı gibi, kulun beslendiği yiyecek anlamında da kullanılır.

Birinci anlama şu ifadeleri örnek gösterebiliriz:

“Size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.” (Münafikun, 10)

“Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Bakara, 3)

Bu rızık helâldir. Kişinin mülkünün kapsamına şarap ve haram şeyler girmezler.

İkinci anlama örnek olarak da şu ayeti gösterebiliriz:

“Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ın üzerinedir.” (Hud, 6)

Yüce Allah hayvanları rızıklandırır, ama bu hayvanların rızıklarına sahip olduklarını belirtmez, onlarla ilgili böyle bir nitelemede bulunmaz. Allah’ın bu rızıkları onlara şer’i mübahlık anlamında mübah kıldığını da ifade etmez. Çünkü -çocuklar ve deliler gibi- hayvanlar için sorumluluk yoktur. Rızık hayvanların mülkü olmadığı gibi, onlar için haram da değildir. Haram kılınanlar, kulların beslendikleri bazı şeylerdir. Kulun haram yollardan beslendiği bu şeyler, Allah’ın, onlarla besleneceğini bildiği rızıkların bir kısmıdır. Allah, bunları takdir etmiştir. Ama kula mübah kıldığı ve kulu sahip kıldığı rızık bundan farklıdır.

Nitekim sahih bir hadiste İbn-i Mes’ud peygamber efendimizden (s.a.v.) şöyle rivayet etmiştir:

“Sizden birinizin yaratılışı şöyle gerçekleşir: Anasının karnında kırk gün nütfe halinde kalır. Sonra bunun gibi kırk kan pıhtısı halinde kalır. Sonra kırk gün bir çiğnem et halinde kalır. Sonra onun yanına iki melek gönderilir ve bunlara şu dört söz emredilir ve denilir ki: Rızkını, ecelini, amelini, mutsuz veya mutlu olacağını yaz. Sonra ona ruh üflenir. Peygamberimiz devamla şöyle buyurdu: Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, herhangi biriniz cennet ehlinin amelini işler, nihayet onunla cennet arasında bir zir’a kadar bir mesafe kalır. Derken ilâhî yazı devreye girer ve bu kimse cehennemliklerin amelini işler ve cehenneme girer. Yine herhangi birinizi cehennem ehlinin amelini işler, nihayet onunla cehennem arasında bir zir’a kadar bir mesafe kalır. Derken ilâhî yazı devreye girer ve bu kimse cennet ehlinin amelini işler ve cennete girer.” (Buhari, Kader, 1; Müslim, Kader, 1)

Haram rızık, Allah’ın takdir ettiği ve meleklerin yazdığı bir şeydir. Bu da Allah’ın dilemesinin kapsamına girer, Allah’ın yarattığı şeyler arasında yer alır. Bununla beraber Allah bunu haram kılmıştır. Yasaklamıştır. Bunu işleyen kimseye, hakkettiği oranda gazap edecektir, onu yerecek ve cezalandıracaktır.

Allah doğrusunu herkesten daha iyi bilir.

Cennette Hangi Dil Konuşulacak?

Cennet dili Arapça’dır. Değildir diyenlere deriz ki:
Resululullah (s.a.v) buyuruyor:

Üç hasletten dolayı Arabı seviniz: Çünkü ben Arabım, Kur’ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur. Cennet ehlinin konuştukları dil Arapçadır. (2)

Bu hadis-i şerifi destekleyen ayet-i kerimeler:

Apaçık Arapça bir dille. (3)
Onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. (4)

Allah Resülü, İki Cihan Serverinin (s.av) konuştuğu dil Arapça olacak da Cennet dili Arapça dan başka bir dil mi olacak. Hz.Adem (a.s) yeryüzüne indirilmeden Arapça konuşacak da, Cennet dili mi Arapça olmayacak?

Hz.Aişe r.a. buyuruyor:

Cennet ehli Muhammed aleyhisselamın diliyle konuşacaklar. (5)

(Allahulalem)

Salat-ü Selam Getirmenin Faydası

Üfyan-ı sevri Beytullah’da tavaf ederken, bir zatın sadece selatü selam getirdiğini ve ayağını kaldırdığında ve yere koyduğunda birer selat-ü selam söylediğini görür.
Süfyan-ı sevri sorar: ” Nedir bu halin ey insan! Başka dua bilmez misin sen? ”
Genç adam: ” Madem sen bu memlekette garipsin, sana durumu anlatayım” der.

Ben, babamla beraber Hicaz’a gelirken yolda babam öldü; cenazesini gömmeden, akşama yakın, babam yanımda iken ağladım, sızladım, uyku galip geldi, bir ara uyudum. Babamın yüzü simsiyah oluverdi. Simsiyah olan babamın yüzünü gördükçe tüylerim diken diken oluyordu.

Bir de, baktım uzaktan gayet nurani misk-i anber gibi kokular saçan bir zat, ayağının birini kaldırırken salat-ü selam, diğerini yere koyarken de gene selat-ü selam getirerek babamın yanına yaklaştı, babamın yüzünden peçeyi kaldırdı.

Eliyle babamın yüzüne meshederek yanına yaklaştı, babamın yüzü bembeyaz oldu. Kendisi giderken ben arkasından ona yetiştim.

”Sen kimsin, bana söyleyeceksin” dedim. Buyurdu ki:

” Ben Kur’an sahibi Abdullah oğlu Hz.Muhammed’im, baban çok günahkar idi, fakat bana çokça salat-ü selam getirmesi hesabıyle ona yetiştim. İşte bana salat-ü selam getirene böyle dar bir zamanda yardım ederim” buyurdu

istihare namazı

İstihare Namazı
İstihare “hayırlı olanı istemek” anlamına gelir. İnsanlar, kendileri için önemli olan bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman, bazen belki eldeki verilerin yetersizliği sebebiyle veya çeşitli sebeplerle dünya ve ahiret bakımından kendileri için hangi seçimin hayırlı olacağını kestiremezler ve bunu bilmek için çeşitli çarelere başvururlar. Mesela, Peygamber imiz’in nübüvvetle görevlendirildiği sıralarda Araplardan bir kimse yolculuğa çıkmak istendiğinde, bu yolculuğun kendisi için hayırlı olup olmadığını anlamak için fal oklarına başvururdu. Peygamberimiz bu adeti kaldırarak onun  yerine istihareyi getirmiş ve şöyle buyurmuştur: (1)
” Biriniz bir iş yapmaya niyetlenince farzın dışında iki rek’at namaz kılsın ve şöyle desin: Ey Allah ım, ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlısını istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Sınırsız lutfundan bana ihsan etmeni istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Ben bilmiyorum, ama sen biliyorsun, ben güç yetremem ama sen güç yetirirsin. Ey Allah im! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, dünyam ve  geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu  ve bereketli eyle. yok eğer benim, dünyam ve geleceğim için kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Ve hayırlı olan her ne ise sen onu takdir et ve beni hoşnut ve mutlu eyle!” (2)
Namazda, makbul olanı; ilk rekatta Fatiha ve Kafirin Suresi, ikinci rekatta ise Fatiha ve ihlas suresi  okumaktır. İki rekat namaz kılıp  bu duayı  yaptıktan sonra, kalbe doğacak istek veya nefretle, yahut yapıcı veya engelleyici sebeplerle işin hayırlı olan tarafı gerçekleşmiş olduğuna kanaat beslenir ve buna rıza gösterilir. Namazı kıldıktan sonra dünya kelamı etmemek, sağ tarafa ve kıbleye doğru yatmak, uymaya çalışırken kalpten “Allah Allah” demek güzel olan şeylerdir. Bu namazı buradan okuyup, tatbik etmek isteyenlerden bir dileğimiz olacak, Yukarıdaki Peygamber efendimizin yukarıdaki duasını kendi sıkıntısına, problemine uyarlayıp kalbinden okuduktan sonra;

3 ihlas ve 1 Fatiha’yı da başta Peygamberimize, sevdiklerine ve Zamanın Sahibine hediye eylesin. Onların yüzü suyu hürmetine bu aciz kulunun anlayacağı şekilde her şeyi  aşikar göstersin, perdeleri aralasın diye Allah’a dua etsin. Dua esnasında:
Allah ile konuşur gibi dua etsin,
Etrafını saran melekleri hissetsin,
Dua esnasın da gözlerini  kapatsın,
Boynunu büksün,
Allah’ın aciz bir kulu olduğunu hisssetsin.

Birinci defada sonuç alınamazsa üç kere veya yedi defa tekrarlanabilinir.

Sammi olarak yapıldığı takdirde, kalbe doğuş olabilir, istihare sonucu bir ferahlık  ve rahatlık olursa o işin hayırlı olacağına, sıkıntı ve darlık olursa olumsuz olacağına işaret edilir. Gündüz yapılacağı gibi, iyice konsantre olunabilmesi için geceleyin yatmadan hemen önce yapılması tavsiye edilir.  İstihare için uykuya yatma ve rüya bekleme şartı olmadığıda unutulmasın.  Allah bunu samimi olarak isteyenlere bir işaret veya ipucu verir.

O kapısına geleni  geri çevirmez. O’nun kapısı umutsuzluk kapısı değildir.

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com