Orucun Kalkan Oluşu Ve Oruçlunun Iki Sevinç Ani

02/08/2007

1218. Ebu Hüreyre radıyAllahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükafatını da ben vereceğim” buyurmuştur.

Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.

Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”

Buharî, Savm 9; Müslim, Sıyam 163

Açıklamalar

Hadisimiz, orucun diğer ibadetlerden farklı olan yönlerini belirlemektedir.

Bu yönlerden biri orucun sırf Allah rızası için yapılan bir ibadet olması, yani, oruçlu bildirmediği sürece, dışarıdan hiç kimsenin bilemeyeceği, riya ve gösterişten uzak bir ibadet olmasıdır. Çünkü orucun diğer ibadetler gibi görünür bir şekli yoktur. Öte yandan, tarihte varlıkları bilinen müşriklerin, ilahlarına yakın olmak için yaptıkları kulluk türleri içinde oruç bulunmamaktadır. Yani hiçbir putperest oruç tutarak putlara kulluk etmemiştir. Bu yönüyle de oruç, sırf Allah için yerine getirilen bir ibadet türüdür.

Orucun diğer ibadetlerden farklı bir başka yönü de mükafatının, -önceden bildirilmiş ölçülerin çok üstünde- Allah Teala tarafından takdir edilecek olmasıdır.

Her iki özellik de oruç ibadetinin fazilet ve üstünlüğünü anlamamız için yeterlidir.

Ayrıca hadisimizde, oruçlu ile ilgili bir tesbit, bir tavır, bir vakıa ve bir de müjdeye dikkat çekilmektedir. Söz konusu tavır kimseye kötü söylememek ve çatmamak, kendisine çatan, kötü söyleyen olursa, ona da nazikçe “lütfen bana ilişmeyin, ben oruçluyum” diyerek, kendisini oruç kalkanıyla korumasıdır. Çünkü oruç, oruçlu için dünyada günahlara, ahirette cehennem azabına karşı koruyucu kalkan konumundadır.

Vakıa ise şöyle ifade edilebilir: Oruç tutan kişide özellikle uzun yaz günlerinde açlıktan ileri gelen bir ağız kokusu oluşur. Bu koku, Allah katında, insanlarca en güzel koku diye bilinen miskten daha güzeldir. Ancak bu gerçek, hiçbir zaman o ağız kokusunun misvak veya fırça kullanmak suretiyle giderilmesine mani değildir.

İftar ve Allah’a kavuşma anlarındaki büyük rahatlama ve sevinç… Bu iki haldeki sevinç ve ferahlıktan birincisi maddî, görünür ve geçici; öteki manevî ve süreklidir. Her ikisi de sadece oruçluya aittir. İftar edildiği zamanki rahatlama, Allah huzurundaki rahatlamanın kesin bir delili olarak zikredilmiş olmaktadır. Oruç tutan kimsenin iftar ettiği an rahatlaması ne kadar gerçek ise, oruçlunun Allah’a kavuştuğu zamandaki rahatlaması da o kadar gerçektir.

Hadisimiz, oruçluya verilecek sevabın, dinimizdeki bir iyiliğe on katından yedi yüz misline kadar verilecek sevap ve mükafat ölçüsünün dışında ve üstünde, tamamen Allah Teala’nın takdirinde olduğunu tescil ve ilan ederken, tabii olarak oruç ibadetinin dinimizdeki müstesna yerini ve son derece üstün faziletini de ortaya koymuş olmaktadır. Orucun fazileti, yüce Rabbimiz’in onu kendisine izafetle “Benim içindir” buyurması ve “Mükafatı da bana aittir” diyerek sonsuz lütuf ve kerem kapısını oruçluya açmış olmasından ileri gelmektedir. Böyle bir teşrif ve iltifat her şeyin üstündedir. Bu da hadisimizdeki müjdeyi oluşturmaktadır.

“İnsanın her ameli kendisi içindir” buyurulmuş olması, oruç dışındaki her ibadetin, insanın haz alacağı, başkalarından gizleyemeyeceği hatta belki de göstermek isteyeceği bir tarafı olduğunu tesbit etmektedir. Sadece oruçta böyle bir durumun bulunması onun ne denli saf ve has bir ibadet olduğunu göstermektedir. Hadisimizin ana tesbiti de budur.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Allah Teala’nın, “mükafatını ben vereceğim” buyurduğu yegane ibadet oruçtur.

2. Allah için yapılacak hiçbir fedakarlık ve amel karşılıksız kalmaz.

3. Oruçlu günahlara ve cehennem azabına karşı zırhlanmış kişi demektir. Çünkü “Oruç kalkandır” buyurulmuştur.

Hadisler ile CİMRİLİK

- Ahnef İbnu Kays anlatıyor: “Ben Kureys’ten bir grubla oturuyordum. Oradan Ebu Zerr (radıyAllahu anh) geçti. Şöyle diyordu:

“-Mal biriktirenleri, cehennem ateşinde kızdırılan taşlarla müjdele. Bu kızgın taşlar onların her birinin memelerinin uçlarına konacak, tâ kürek kemiklerinden çıkacak; kürek kemiklerine konacak, ta meme uçlarından çıkacak. (Böylece) çalkalanıp duracaklar” dedi. Bu konuşmayı dinleyenler başlarını indirdiler. Onlardan hiçbirinin bu adama cevap verdiğini görmedim. Bunun üzerine adam dönüp gitti. Ben de peşinden onu takip ettim. Nihayet bir direğin dibine oturdu.

-Bu adamların, senin kendisine söylediklerinden hoşlanmadıklarını görüyorum, dedim. Şu cevabı verdi:

-Bunların hakikaten hiçbir şeye aklı ermiyor. Dostum Ebu’l-Kâsım (aleyhissalâtu vesselâm) bir keresinde beni çağırdı. Yanına varınca bana:

-Uhud’u görüyormusun? dedi.

-Evet görüyorum dedim. Bunun üzerine:

-Bunun kadar altınım olmasını istemem, (olsaydı) üç dinar müstesna hepsini infak ederdim, buyurdu. Ebu Zerr (radıyAllahu anh) önceki sözünü te’kiden:

-Bu (Kureyşliler var ya) dünyayı topluyorlar hiçbir şeye akılları ermiyor, dedi.
Ben:

-Seninle bu Kureyşli kardeşlerinin arasında ne var ki, onların yanına uğramıyor, onlardan birşey almıyorsun? dedim.
Ebu Zerr:

-Hayır! Rabbine yemin ederim, taa Allah ve Resûlüne kavuşuncaya kadar ben onlardanne dünyalık isterim ne de kendilerine din nâmına bir şey sorarım, dedi. Ben tekrar:

-Şu ihsan meselesi hakkında ne dersin? dedim.

-Sen onu al. Çünkü, bugün onda bir nafaka var. Ancak, bu ihsan dinin karşılığında yapılırsa, bırak alma, dedi.
Buhârî, Zekât 4; Müslim, Zekât 34. (992).

- Bir başka rivayette şöyle denmiştir:
“Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’la beraber yürüyordum. O, Uhud dağına bakıyordu. Bir ara: “Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak üzerimdeki bir borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, geri kalanın da Allah’ın kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim” dedi ve elleriyle önüne, sağına soluna dağıtma işareti yaptı”.
Buhârî, Zekât 4; İstikrâz 3, Bed’u'l-Halk 6; İsti’zân 30, Rikâk 13, 14; Müslim, Zekât 34 (992).

- Ebu Zerr (radıyAllahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Kâbe’nin gölgesinde otururken yanına geldim. Beni görünce: “Kâbe’nin Rabbine kasem olsun onlar zararda” buyurdu. Ben:

-Ey Allah’ın Resûlü, annem babam sana feda olsun, onlar kimlerdir? dedim. Buyurdu ki:

-”Onlar malca çok olanlardır. Ancak -eliyle ön, arka, sağ ve sol taraflarını göstererek- şöyle şöyle bol bol vermelerini emredenler müstesna” dedi ve hemen ilâve etti:

-”Böyleleri ne kadar az! Şunu bilin ki, devesi, sığırı, davarı olup da zekâtını vermeyen her insan kıyamet günü, o malları, mümkün olan en iri ve en semiz şekilde karşısına çıkıp, sırayla boynuzlarıyla toslayacak, ayaklarıyla çiğneyecek. Sonuncusu da bu muameleyi yapınca birinci tekrar başlayacak. Bu hal, insanlar arasındaki hüküm bitinceye kadar devam edecek.”
Müslim, Zekât, 301, (590); Buhârî, Eymân 3, Zekât 43; Tirmizî, Zekât 1, (617); Nesâî, Zekât 2, (5, 10-11).

- İbnu Ömer anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize hitab ederek şöyle buyurdular: “Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helâk oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.”
Ebu Dâvud, Zekât 46, (1698).H.

hadis-i serifler

1.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Merhametli olanlar… Bunlara Rahman olan Allah merhamet eyler. Yerde olanlara merhamet ediniz ki, göktekiler de size merhamet ederler.”

2.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Allah her yüzyılın başında bu dini ikame edecek birisini yaratır .”

3.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Salacağınız bir ip, sizi mutlaka Allah’a ulaştırır.”

4.Resullullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Her kim Allah için olursa… Allah onun için olur.”

5.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Yüceliğine yüce, mübarekliğine mübarek Allah dünya semasına nüzul tecellisi eyler ve buyurur: Yok mu tevbe eden?… Ki, onun tevbesini kabul edeyim. Hani duacı?… Ki ,onun duasına icabet edeyim.”

6.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” O mü’min ki insanların arasına girer ve onların eziyetlerine sabreder; bu, o müminden hayırlıdır ki, insanlar arasına girmez ve eziyetlerine sabredemez…”

7.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Şayet Hakk’ı tam manası ile bilseydiniz; su üzerinde yürürdünüz, dağlar sizinle kayardı…”

8.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Hemen herkes dünyadan susuz çıkar, Ancak ‘Rahman, Rahim Allah adı ile’ diyenler hariç.”

9.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Eğer Ademoğlunun iki dere dolusu altını olsa üçüncüsünü arzular. Ademoğlunun boşluğunu ancak toprak doldurur.”

10.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Allah  bir kulu severse, onu çeşitli denemelere tabi tutar.”

11.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Su hacmi iki kulleyi  aşınca artık pislik taşımaz…”

12.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Allah Adem’i kendi sureti üzerine yarattı.”

13.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen şöyle anlatıyor: ” İhlas, sırrımdan bir sırdır. Onu kullarımdan sevdiğimin kalbine bir armağan olarak bıraktım…”

14.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ” Allah  şöyle buyurdu; ‘o kimse ki kazama rıza göstermez, nimetlerime de şükretmez; artık varsın benden başka bir Rabb arasın…”

15.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Allah’dan naklen anlatıyor: ” Allah  şöyle buyurdu: ‘ Ey Ademoğlu hasta oldum, ziyaretime gelmedin.’ Ademoğlu sordu; ‘Ya Rabbi sen alemlerin Rabbisin… Seni nasıl ziyaret edeyim?’ Allah buyurdu; ‘Bilmiyor musun? Falan kulum hasta oldu… Ama sen onu ziyaret etmedin. Eğer onu ziyaret etseydin Beni yanında bulacaktın’… Allah devamla buyurdu; ‘ Ey Ademoğlu, senden yemekle doyurulmamı istedim, ama sen Beni doyurmadın’. Ademoğlu sordu; ‘Yarabbi seni yemekle nasıl doyurayım? Sen alemlerin Rabbisin’. Allah anlattı; ‘Falan kulum senden yemek istedi. Ama ona yedirmedin. Bilemedin mi? Ona yedirseydin Beni yanında bulacaktın’. Allah devamla buyurdu; ‘ Ey Ademoğlu, senden su istedim, ama vermedin’. Ademoğlu sordu; ‘Ya Rabbi sana nasıl su vereyim? Sen Alemlerin Rabbisin’. Allah anlattı; ‘Falan kulum senden su istedi, vermedin. Ona su verseydin Beni yanında bulacaktın… Bunu da mı anlayamadın?”

16.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “İsmi aziz ve celil olan Allah şöyle buyurdu:  ‘Kulum bana kavuşmayı severse, Ben de ona kavuşmayı severim… Ama Bana kavuşmayı sevmeyince Ben de ona kavuşmayı sevmem.”

17.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Ben, uğrumda kalbleri kırık olanların yanındayım…”

18.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘ Kıyamet günü şu üç zümrenin hasmıyım; ‘Bir kimse ki; Kendisine ihsan ettim, ama o zulmetti… Bir kimse ki; Bir hürü sattı parasını da yedi… Bir kimse ki; İşçi tuttu. Ondan istifade etti. Ama ücretini ödemedi.”

19.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor; “Allah şöyle buyurdu; ‘Her kim benim veli kuluma düşman olursa Bana harp açmış olur.”

20.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor; “Allahu Teala şöyle buyurdu; ‘Ben kulumun zannına göreyim… O halde, Benim için hayır zannında bulunsun ve Ben Beni andığı zaman kulumun yanındayım.”

21.Resullullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Tam ihlasla; Allah’tan başka ilah yoktur, şehadetini yapanlar olmasaydı Cehennemi dünya ehline musallat ederdim. Eğer Bana ibadet edenler olmasaydı Bana asi gelenlere bir anlık dahi mühlet vermezdim.”

22.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Ey Ademoğlu, seni kendim için yarattım. Eşyayı da senin için yarattım. O halde kendim için yarattığımı senin için yarattığımın ayarına düşürme.”

23.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Bir kimse Beni kendi kendine anarsa, Ben de onu Zat’ımda anarım… Yine bir kimse beni bir topluluk içinde anarsa, Ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım…”

24.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Ey Ademoğlu senin için yaptığım taksime razı olursan kalbini ve bedenini rahata kavuştururum… Sevimli bir kul olmakla kısmetin sana gelir. Şayet senin için yaptığım taksime razı olmazsan dünyayı sana musallat ederim… Ve sen bir vahşet içinde, yabanda tepinip durursun. Sonra İzzet ve Celalim hakkı için o dünyalıktan ancak kısmet ettiğime nail olursun… Sen de kötü bir kul olarak.”

25.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Ben bir gizli hazine idim, bilinmemi istedim. Halkı yarattım, nimetlerimi onlara sevdirdim. Böylece beni bildiler.”

26.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Beni ne yerim aldı, ne de semam… lakin Beni Mü’min, Muttaki, Vera  sahibi kulumun kalbi aldı…”

27.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Beni bilen talep eder… Beni talep eden bulur… Beni bulan sever… Beni seveni öldürürüm… Bir kimseyi öldürürsem diyeti bana düşer… Bir kimsenin diyeti bana düşünce onun diyeti bizzat Ben olurum.”

28.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Allah’dan naklen anlatıyor: ” Allah şöyle buyurdu; ‘Yaklaşanlar, kendilerine farz kıldığım ibadetlerin edasında olduğu kadar hiç bir şeyde yaklaşamazlar…Gerçekten bir kul Bana nafilelerle de yaklaşır. Böylece Bana yaklaşanı severim. Sevince de o kulun kulağı olurum, eli olurum,ayağı olurum… Böyle ki oldum, Benimle işitir… Benimle görür… Benimle konuşur… Benimle tutar… Benimle yürür.”

29.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Rabb’ından naklen anlatıyor: “Allah şöyle buyurdu; ‘Bir kimse Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. Bir kimse Bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bir kimse Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim.”

30.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurur: “Misafire ikram ediniz isterse. İsterse kafir olsun.”

31.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurur: “Şam  Allah’ın yer hazinelerinden bir hazinesidir. Kullarını orada saklar.”

32.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurur:”Allah’ın nehri geldiği zaman İsa’nın nehri batıl olur…”

33.Bir gün Resulullah(SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize şöyle soruldu: “Allah  yeri ve semayı yaratmadan önce neredeydi? Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bu soruyu şöyle cevaplandırdı: ‘Rabbımız bir Amâ’da idi’…”

34.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Mü’min, Allah’ın nimetlerine bir konuktur.”

35.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Dünya sevgisi her hatanın başıdır.”

36.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Sefere çıkınız; sağlığa erer, ganimet bulursunuz…”

37.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Ziyaretin hayırlısı, ziyaret edilenin yok olmasıdır…”

38.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Kulun Rabb’ına en yakın olduğu anı secde anıdır.”

39.Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “İşlerde şaşırırsanız kabirler  ehlinden yardım isteyiniz.”

40. Resulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Bir kimse Allah  katındaki menzilesini bilmek istiyorsa Allah’ın kendi yanındaki menzilesini ögrensin. Çünkü Allah kula vereceği dereceyi kulun kendi nefsinde onun için verdiği derece üzerinden tayin eder…”

BAYRAM

Abdullah İbnu Kurt anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah indinde günlerin en büyüğü Kurban bayramı günüdür, bunu, fazilette Nefr günü (teşrik günlerinin ikinci günü) takib eder.”

Ebu Davud, Menasik 19, (1765).

Hz. Enes radıyAllahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Medine’ye geldiğinde Medinelilerin iki (bayram) günleri vardı. O günlerde oynayıp eğlenirlerdi.

“Bu iki gün(ün mana ve mahiyeti) nedir?” diye sordu.

“Biz cahiliye devrinde bu günlerde eğlenirdik!” dediler. Aleyhissalatu vesselam:

“Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban bayramı, Fıtır bayramı” buyurdu…”

Ebu Davud, Salat 245, (1134); Nesai, Iydeyn 1, (3, 179).

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com