Adalet & Zulüm

04/29/2007

بســـم الله الرحمن الرحيم

 
Adalet ve Zulüm

 
Adalet, itidal demektir.

İtidal de, kalbin iyileşmesidir (düzgünlüğüdür.)

Zulüm de kalbin bozulmasıdır.

Onun için bütün günahlar aslında kişinin kendi kendine zulmetmesidir.

Zulüm, adaletin zıttıdır. Günah işleyenler kendilerine adaletle davranmayıp zulmetmiş olurlar.

Kalbin iyileşmesi (düzgünlüğü) adaletle, bozulması da zulümle olur.

Kişi kendine zulmederse, aynı zamanda zalim ve mazlum / zulme uğramış olur. Adaletli olduğunda da kendisi hem adaletle davranmış, hem kendisi adil olmuş olur. Amel etmesi de böyledir. Çünkü iyilik veya kötülük olarak amelin sonucu ona döner. (amelin hayır ve şer, karşılığı da kendine gelir.)

Yüce ALLAH:

“kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir…” (2 Bakara/286) buyurur.

Amelin dış etkisinden daha önce yarar, zarar, düzelme şeklinde kalp üzerinde etkisi vardır. Kişinin salah bulması / düzelmesi, kendisine adalet yapması, bozulması da zulümdür. Yüce ALLAH:

“Kim yararlı iş işlerse kendi lehinedir; kim de kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara karşı zalim değildir.” (41 Fussilet/46)

“İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir.” (17 İsra/7) buyurur.

Seleften bazısı şöyle der:

İyilik işlemek (hasene); kalbe ışık / nur, yüze aydınlık, rızıkta bolluk, genişlik, bedene güç verir ve halkın gönlünde sevilme sağlar.

Kötülük işlemek de (seyyie); kalbe karanlık, yüzde kararma, bedende gevşeme, rızıkta daralma verir ve halkın gönlünde nefretle karşılanma sağlar.

Yüce ALLAH şöyle buyuruyor:

“…Herkes kazancına bağlı bir rehin’dir.” (52 Tûr/21)

“Herkes elde ettiğine karşılık rehindir. (74 Müddessir/38)

“Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kur’an ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde ALLAH’dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azap onlaradır.” (6 Enam/70).

Ayette geçen “Tubsele” fiili, rehin kalması, alıkonulması ve esir alınması anlamındadır.

Vücut hastalığından iyileştiği zaman, morali düzelmiş ve kendine gelmiş denir. Hastalık da moralin ve dengenin bozulmasıdır.

Kalbin dengeli ve sağlıklı olması, adaletli olmasında olduğu gibi, hastalıklı olması da zulüm, sapma ve bozulmasındadır.

Halbuki salt ve katışıksız itidali elde etmek mümkün değildir. Onun için derece derece itidal vardır.

Her şeyde katışıksız salt adalet, bilgi ve pratik (ilim ve amel) olarak çok zor olup derece derece olur. Onun için bu daha iyidir, denir.

Selefin yoluna da: “en iyi / ideal (örnek alınması gereken en adaletli / itidalli) yol” denir.

ALLAH Teala buyuruyor:

“Adil hareket etmeye ne kadar uğraşsanız, kadınlar arasında eşitlik yapamayacaksınız, bari bir tarafa tamamen meyletmeyin ki diğerini askıdaymış gibi bırakmış olmayasınız. İşleri düzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki ALLAH şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.” (4 Nisa/129)

“Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. ALLAH’ın ahdini yerine getirin. ALLAH size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır” (6 Enam/152)

ALLAH, insanlar adaleti yerine getirsin diye peygamberleri göndermiş ve kitapları indirmiştir.

En büyük adalet,

- hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnız ALLAH’a ibadet etmektir,

- insanların haklarına riayet etmektir,

- kişinin kendisine karşı adaletli olmasıdır.

Zulüm, üç çeşittir; Hepsi de kabin hastalıklarındandır.

Adalet, kalbin sağlıklı ve iyi olmasıdır.

Ahmed b. Hanbel halktan birine:

“Sağlam olursan, hiçbir kimseden korkmazsın” der. Yani yaratılandan duyduğun korku, şirk ve günahlar gibi kalbindeki hastalıktan dolayıdır.

Hanımlar lütfen okuyun!

Rahmet peygamberi (s.a.v) mümin bir kadının temel görevlerini ve kocası ile anlaşamadığı zaman yapacağı işi şöyle analtmıştır: ALLAHa inanan mümin bir kadının, kocasının evine onun  istemediği kimseye izin verip içeri alması helal değildir.
   Yine kocası istemediği halde ondan izinsiz dışarı çıkması, kocası hakkında olumsuz şeyler söyleyen bir kimseye itaat etmesi, kocasının yatağını terk etmesi,kocasını dövmesi de helal değildir.
   Kadın kocası ile çekiştiğinde kocası kendisine bir taşkınlık ve haksızlık ederse, gelip kocasıyla barışsın ve onu razı etmeye çalışsın.Eğer kocası onun sözünü kabul eder ve barıişırsa ne güzel.ALLAH bu kadının özrünü kabul eder ve yüzünü ağartır. o gerekeni yapmış olur,kendisine bir günah yazılmaz.Fakat koca razı olmaz ve barışmazsa kadının yapacağı bir şey kalmamıştır. o ALLAH katında mazurdur;vebal kocaya aittir.
  Lütfen hanımlar! Peygamberimizin nasihatlerine dikkat edelim.   

HUTBETÜ’L-HACE

Hamd, ancak ALLAH (c.c.) içindir. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amel­lerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. ALLAH (c.c.) kimi hi­dayete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hida­yete erdirecek yoktur.

ALLAH’tan (c.c.) başka ibadete layık ilah olmadığına şe-hadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ede­rim ki, Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve Rasulü’dür.

ALLAH (c.c.) şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! ALLAH’tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak müslümanlar olarak ölün.”

(Al-i İmran: 3/102)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden bir çok erkekler ve kadın­ lar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz ALLAH’tan ve akra­ balık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Al­ lah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa: 4/1)

“Ey iman edenler! ALLAH’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki ALLAH işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab: 33/70-71)

Muhakkak ki, sözlerin en doğrusu ALLAH’ın Kelamı, yol­ların en hayırlısı Muhammed’in (s.a.v.) yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup di­ne sokulan her amel bidat, her bidat sapıklık ve her sapık­lık da ateştedir.”*

(*) Müslim Cuma: 13, Nesai Cuma: 24

Not:

ALLAH Resulü sav. bu duayı sahabelere Kurandan sur eezberletir gibi ezberletir ve her konuşmasınada bu duayı okuyarak başlarmış.[/glow]

….:: TAKVA ::….

Takva ALLAH’ın Öncekilere ve sonrakilere tavsiyesidir. Şöyle buyurur:
“Sizden önce kitab verilenlere de: “ALLAH’a karşı takvalı olun” diye tavsiye ettik.” (701).
Önemine binaen Cenab-ı Hak takvayı Öncekilere de gelecek olanlara da tavsiye etmiştir.
Rasulü Ekrem (s.a.v.) de ebedi tavsiyesinde takvanın önemini belirtir.
Ebu Zerr ve Muaz b. Cebel (r.anhüma) dan: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Nerede olursan ol. ALLAH’ın yasaklarından sakın (ALLAH’a karşı takvalı ol.) Kötülüğün hemen ardından iyilik yap ki onu silsin ve insanlara da iyilikle muamele et.” (702).
Bunun için müslümanm takvaya sarılması, Rabbine taatle amel etmesi ve O’nun gazabına uğrayacak şeylerden sakınması lazımdır. Nerede, ne durumda olursa olsun, gündüz ve gece, sabah ve akşam, söz ve amel, gizli ve açık, evde, caddede, çarşıda, mescidde, işyerinde, gezegenlerde veya suyun altında olsun bu prensibi unutmaması lazımdır. Başarıya ulaşmış mü’min kul, şunu iyi bilir ki Cenab-ı Hak devamlı onu gözetmektedir. Gizli ve açık hiçbir şey O’na gizli değildir. Şöyle buyurur:
“Sözü açık söylesen de (gizli söylesen de) muhakkak O, gizliyi ondan daha gizlisini de bilir.” (703).

(701)  Kur’an-ı Kerim, Nisa, 131
(702)  Ahmedb. Hanbel, 5/153.   Tirmizi, Birr, ma cae fi muaşeretin-nas, 4/355, Tirmizi hasen olduğunu söylemiştir. Hakim, 1/51.  Taberani, Mu’cemüs-Sağir, 1/192.   Elbani, Sahihu’l-Camii’s-Sağir, 1/86, no: 96

“ALLAH gözlerin  hain bakışlarını  ve göğüslerin gizlediği düşünceleri bilir.” (704). Takvanın Tarifi:
Lügatta Takva; tj~iJl £*Jj =0nu korudum ve onu eziyete karşı sakladım, demektir. ^ J*j =Nefsini salih amellerle günahlardan ve azabdan koruy an adam, demektir. Çoğulu    '.Ç&t     gelir. (705).
Bu kelime aynı zamanda himaye temek, sıyanet etme^, sakındırmak ve korumak manalarına da gelir.
Şeriat ıstılahında takva; Müslümanm ALLAH'ın rızasını kazanmak için emrettiklerini yapması, gazabından korunmak için yasakladıklarından sakınmasıdır. Bu ALLAH'ın rızasını elde etmek için salih ameller yapmaya çahşmak ve diğerlerinden uzaklaşmaktır.

îbni Receb el-Hanbeli şöyle der: "Kulun Rabbi için takvası, Rab-bi ile kendi arasında, Rabbin gazabından, azabından, cezasından kendisini koruyacak'bir koruyucu vasıta koymasıdır ki bu Rabbe itaat olan ibadetleri yapmak ve ona isyan olacak şeylerden kaçınmaktır." (706).
îbni Abbas şöyle tarif eder: "Muttakiler, hidayet olarak bildi ri şeyleri terketmek suretiyle ALLAH'ın cezasına uğramamak için uyanık halde, dikkatli bulunan, göndermiş olduğu gerçekleri doğrulamak suretiyle O'nun rahmetini uman kimselerdir,"
Hasen-i Basri de şöyle der: "Muttakiler, ALLAH'ın kendilerine haram kıldıklarından sakınan, farz kıldığı şeyleri yerine getiren kimselerdir."
Talk b. Habib: "Takva, ALLAH'tan gelen bir nur üzere, ALLAH'ın sevabını umarak ALLAH'a itaat olan ibadeti işlemek; yine ALLAH'tan gelen bir nur üzere, ALLAH'ın cezasından korkarak ALLAH'a isyan olan amelleri terketnıektir." (707).

(703)  Kur"an-ı Kerim, Tana, 7
(704)  Kufan-ı Kerim, Mü'min, 19
(705)  ibniManzur, Lisanü'l-Arab, 6/4901-4902
(706)  ibni Receb el-Hanbeli.CamiuUJlumvel-Hikem, s.137-138
(707)  Aynı kaynak
236

Hz. Ömer, Übeyy b, Ka'b'a takvayı sordu. Übeyy ona:
-Dikenli bir yolda yürüdün mü? dedi. Ömer:
-Evet, dedi. Übeyy:
-Orada yürürken ne yaptın (nasıl yürüdün)? diye sordu. Ömer:
-Eteklerimi topladım, (dikenler batmasın  diye)  dikkatle yürümeye çalıştım, dedi. Übeyy:
-İşte takva budur, dedi,
Ibni Mu'tez bu manaya dayanarak şu şiiri söyledi:
"Günahın küçüğünden de sıyrıl,"
"Büyüğünden de ki takva budur,"
"Dikenli yolda yürüyen gibi yap ki o,"
"Gördüğü şeylerden sakınır."
"Küçüktür diye küçük görme ki."
"Dağlar ufacık parçalardan meydana gelir."
Ebü'd-Derdâya:
-Senin adamların şiir söylüyorlar. Halbuki senden hiçbir şiir ezberlenmedi denildi. Bunun üzerine o şu beyitleri okudu:
"Kişi emellerine ulaşmak ister."
"ALLAH da kendi iradesini gerçekleştirir."
"Kişi istifadem ve malım der;" (708).
"Halbuki takva istifade edileceklerin en hayırhsıdır."

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com