Rubailer

05/30/2007

img167/6462/mevbango7.gif  img167/1574/rumiportjw6.jpg

 

Rubailer

 

Dostlar, dostlar! Birbirinizden ayrılmayın! Başınızdan kaçamak heveslerini atın!

Mademki hepiniz birsiniz, ikilik havası çalmayın, vefa sultanı emrediyor: vefasızlık etmeyin!

 ***Yanağın put olsaydı puta tapmak daha hoş olurdu.

Senin kadehinden bade içince mestlik daha hoş gelir.

Aşkının varlığında öyle yok oldum ki, o yokluk binlerce varlıktan daha hoştur.

 ***Sevgili bana söz verir ama ben dinlemem, hatta Kur-an’a el bassa bile yine dinlemem. Dedi ki, Tanrı’ya and içerim ki beni dinlemiyorsan bende seni dinlemem. O istiyor ki bu sözlerle beni atlatsın, lakin ben yine ona inanamam.

 ***Senin yüzünden daima gül bahçesi idim. Seni her görüşümde gözlerim aydın olurdu. Kem göz, yüzünden uzak olsun derdim. Ey sevgili! Meğerse o kem göz ben imişim.

 ***Senin uğrunda yüzlerce belaya katlanırım. Bu sözümden dönersem her cezaya razıyım. Eğer ömür yetse, gönlümde senin cefalarını kıyamete kadar çekme kararındayım.

 ***Bugün şöyle sarhoşça bir dolaşayım, O Kafa taşlarından kadehler, bardaklar yapayım dedim. Ama bugün bu şehirde öyle mest oldum ki divane edecek bir akıllı aradım.

 ***Dudaklarını anarak ak yüzüğün yakut kaşını öpüyorum. O elime geçmeyince bunu öpüyorum. O yüce göklerine elim erişemediği için yerlere kapanarak secde ediyor, yeri öpüyorum.

 ***Sırları elden çıkarayım diyorum, yapamıyorum. Onları layık olanlara açıklayayım diyorum, olmuyor. İçimde beni hoş tutan bir şey var; ona parmak basayım diyorum. Bu da elimden gelmiyor.

 ***Üzüm gibi ayaklar altında tepeleniyorum. Aşk hangi tarafa çekerse o tarafa dönüyorum. Bana; etrafımda niçin dolanıyorsun dedin! Senin tozun değil miyim? Kendi çevremde dolanıyorum.

 ***İsrafil’in sesi bana sevinç ve neş’e getiriyor. Beni fena (yokluk) toprağından semalara yükseltiyor. Bana habersiz ulaşan o haberciden neler geldiğini kimse bilmiyor.

 ***Bu dönüşü ben kendi canımdan öğrendim. Beden kalıbına girmeden önce aleminde de böyle dönerdim. Bana sabır ve sükun daha uygundur diyorlar. Ben bu sabrı da sükunu da size bağışladım.

 ***Sevgilim! Ben hem avım, hem avcıyım. Bir avım var benim. İşsiz güçsüzüm ama hoş bir işim var benim. Bana diyorsun ki başımı kesmek sevdasında mısın? Evet öyle bir sevdam var sevgilim. Evet O sevdadayım.

***Coştum, susmanı istiyorum dedi. Sustum, seni coşkun göreyim dedi. Tekrar coşkunluğa başlıyordum. Hayır dedi Sakin ol, Sakin oldum, bu sefer de coşmanı istiyorum dedi.

***

Senin bağına böyle tozlu topraklı gelmedim; bu yolda yoksul ve eli boş yalnız da giderim. Eğer dışarı çıkmamı istiyorsan bana bir kapı aç, yahut açmassan da bana kötü gözle bakma!

***

Senin yanında mesut yaşayan nasıl gam çeker? Senin ışığınla alemin güneşi olan bir insan hiç yas tutar mı? Hele sana yakın ve mahrem canların gönüllerindeki sırlar nasıl kapalı kalabilir?

***

Araştırma yolunda yetişmiş olmak, cihandan eteğini çekmek gerektir. Sen gözündeki körlüğü iyileştirmeye bak. Yoksa alem hep Odur, ama görecek göz gerek.

***

Gönül, o gönül okşayıcı dilberin arkasından çok koştum ama, olmadı. Kurudan, yaştan ne varsa ortaya attı ama yine olmadı. Zavallı göğsümüzün köşesine oturarak bildiği her kurnazlık oyunlarını oynadığı ama yine de olmadı.

***

O bulutlu yağmurlu günde, sevgililerin bir araya toplanması şarttır. Bu, yarin yüzünü yeniden görmek içindir. Nasıl ki bahar güllerinde gül bahçesindeki güller de toplu bir haldedir.

***

Ceylan, gördüğü tazının önünden kaçar. At üstünde koşanlar da atlama hamlesini yaparlar. O kadar koşarlar ki vücutlarındaki damarlar dışarı fırlar, çünkü bunlar kendi kurtuluşlarını o hamlede görürler.

***

Sudan, topraktan bir sevgilisi olan, ergeç yarine kavuşur. Ama o, günün birinde toprağın ve suyun dışında kalınca ona söyle ki, senin gibi bir garibin nasıl sevgilisi olabilir?

***

Önce beni çok sevdi okşadı, sonra da binlerce üzüntü içinde eritti beni.

Bana sevgisinin mavi boncuğunu verdi ama ben benliğimden geçip de o olunca, (onda yok olunca) bırakıp kaçtı beni.

***

Geceleri uykumu kaçıran o sevgili, göz yaşlarıyla mihrabımın ıslanmasını istiyor.

Beni sessizce yakalayıp suya attı, ama o su benim gücümü artıran hoşuma giden bir sudur.

***

Ey zülfünün ucu darma dağınık dilber, ey dudağının yakutundan şekerlik saçılan güzel!

Bizden ayrıldığın için pişman olduğunu söylüyorsun.

Ey can O ne pişmalıktır ki içi pişmalıklarla dolu!

***

Ey ekmek uğruna iman cevherini atan, ey bir arpaya bir hazineyi satan zavallı!

Nemrut gönlünü İbrahim’e kaptırmadı, ama canını bir sivrisineğe teslim etti.

***

Ey sevgili yapma! bugünlerinde bir sonu var. İyilik, kötülük ergeç aydın sabahlar gibi meydana çıkar.

Aşk meshebinde hiyanet yaraşmaz. Ben hep dürüst davranayım, sen eğri yürü! Bu doğru olurmu?

***

Evden yetişen sevgili işe yaramaz. Çünkü sadece naz ve cilve gösterir, vefa göstermez. Sevgili odur ki mezar kıyısında sana felek bağından bin kapı açsın.

***

Sesin gönlümüze işlesin gece gündüz şen ve konuşkan olsun o ses.

Sesin kısılınca bizde yorgun düşelim. Şeker kamışı gibi tatlı olsun sesin!

***

Ey bir eşi daha olmıyan sevgili uyuma! Ey işleri düzelten yoldaş uyuma!

Bu gece senden yüz ışık parlayacak. Aman sen gel de uyuma!

***

Ey ay parçası! böyle bir gecede sen bir ay gibi uyanık dur!

Dönen çarh gibi uzaklarda dolan da uyuma!

Bizim uyanık kalmamız aleme çerağ olur. Bir gececik bu çerağı bekle de uyuma!

***

Ey benim sevgili Yusuf’um ben senin Yakub’unum!

Ey benim canımın sağlığı ben senin Eyub’unum.

Ama ne yapayam ki, sen herkesin sevgilisi olmuşsun!

Bari ben elimi çırpayım sende gel ayağını yere vurarak oyna!

***

Kötülük ediyorsu, iyilik umuyorsun. Kötülüğe yaraşacak karşılık, elbette kötülüktür. Tanrı Kerem ve Rahmet sahibidir. Ama sen arpa ekersen nasıl buğday biçebilirsin?

***

Kaçıncı Ceylanlar gibi kaçar, dövüşünce demirler gibi çarpışırsın. A akıllı, uslu kuşçağız! Sen bizim asıldığımız O gül dalına iki ayağınla sarılmışsın.

***

Kalk, o kurtuluş önderinin etrafında dolaş! Kabedeki, Araft’taki hacılar gibi, onun çevresinden ayrılma! Sen taze gül gibi şu toprağa ne kızıyorsun? Nerede hareket varsa orada bereket vardır.

***

Her nereye baş koysam ona secde edilecek yerdir orası. Altı yönde de, onun dışında da Tanrı odur. Bağ, gül, bülbül, sema, güzel bunların hepsi birer behane, hep aranılan , istenilen O dur.

***

Çabuk koş ki ruhların semaı başladı. Def sesi ile ney sesi şekerle kamış gibi birbiriyle kaynaştı.

Eski sevdaların ateşi alevlendi. Nerede o senin hay hayların? Şimdi hay hay vakti geldi…

***

Şarap küpünün ağzını kapattım, ama kokusu çıkıp gitti. O koku her yola, her mahalleye dağıldı. O koku yüzünden gönüllerden ırmak gibi kanlar aktı, sonra da geldiği tarafa doğru geçip gitti.

***

Divane halk arasında belli olur. Çünkü sevda altına binmiştir o.
Ama gerçek divane, onu tanımıyandır. Divane bizim yanımızda tanıdık dost gibidir.

***

Bu gece bir anda perdeleri kaldır, her iki cihandan da bir tüy bırakma bu gece!
Dün candan, gönülden söz ediyordun, bunları (canla, gönülü) bitki bir halde feryad ve figanla önüne bırakıyorum bu gece…

***

Sevgili gel bize yoldaş ol, bize yar ol uyuma! Ey gül bahçesinin sarhoş bülbülü uyuma!
Garip dostları gözette uyuma: bu gece bağıs gecesidir, sakın uyuma!

***

Bu sade ateş seni yedi, yıprattı. Ama ikiyüz dilber sevgiliden daha güzeldir. O şehvet ateşi ise ne saf ne de sadedir.
Bak ki nice dilberler o ateşi arıyorlar.

AHLÂKIN AİLE YAPISINDAKİ ÖNEMİ

05/29/2007

AHLÂKIN AİLE YAPISINDAKİ ÖNEMİ
Ahlâk, eşler ve aile ve fertleri arası sağlam bir bağdır.

Ahlaki kurallar, insanların aşırı arzularının önünde bir settir.

Ahlaki kuralların önemine ve lüzumuna içten inanarak  severek sarılmak gerekir. Ancak bu  şekilde bunları tatbikten haz duyulur.

Ahlak, bir sistem olarak insanın zamanını, enerjisini malını ve namusunu muhafaza eder.

Ahlak, sadece ailenin  sağlam kalması için değil, ailenin mutlu olması için de kaçınılmaz bir ölçüdür.

Ahlaksız bir yuvanın eninde sonunda yıkılacağı kesin olarak bilinmelidir.

 Ahlakın; doğru,  dürüst, namuslu ve şerefli hayatın ölçüsü olarak kabul edilmesi gerekir ki değeri hayatta görülsün.

Ahlakın, her yerde insanın pusulası olarak değerlendirilmesi ve uygulanması gerekir.

Güzel ahlak insanı süsler ve onu saygın kılar, ahlakın çirkini de insanı çirkinleştirir ve onu insanlardan uzaklaştırır.

Güzel ahlak,  insanı devamlı iyi şeyler düşünmeye ve hayırlı işler yapmaya sürükler.

 Prof.Dr. Miktat Yalçın

EŞ ARAMANIN 6 YOLU:İSLAMİ Bir Bakış ile…

Sağlıklı bir aile hayatı için ; ailenin temellerinin sağlam atılmış olması gerekir…

EŞ ARAMANIN 6 YOLU:İSLAMİ BİR BAKIŞ İLE…      
Okullar, gönüllü çalışmalar, seminerler, konuşmalar, eş-dost ziyaretleri, camiler potansiyel eş bulunan yerler arasında..

Üzülerek söylemek gerekir ki, buralarda olması gereken mahremiyete özen gösterilmiyor.. 

Potansiyel adayların bu tür yerlerde özel olarak konuştukları görüştükleri haberlerini almak artık çok zor değil. Halbuki bunların hiç birisi İslamiyetle örtüşmüyor.

Bu yazıda genel ve özel olarak kendinize potansiyel bir eş arıyorsanız, bazı İslami bakış açıları içeriyor…

1-ÖNCE KENDİNİZE SORUN: NEDEN EVLENİYORUM???

“Çünkü herkes evleniyor” çok mantıklı bir sebep değil. Bu son kararı vermek için görüşmeye gittiğiniz zaman bile sorulması gereken bir soru. Çünkü bu şekilde İslamiyetin evliliğe ve neticelerine bakışını size hatırlatır.

Evlilik, İslami olarak, imanın bir parçasıdır ve Peygamber Efendimiz -asm-’ın bir sünnetidir.

“Evlilik dünyada başlayıp, inşaALLAH ahirette, cennette devam edecek bir birlikteliktir..”
2-KENDİNİZE SORUN:ADAYDA NELER ARIYORUM…?!!!!

Ebu Hureyre -ra- rivayet etti ki, Efendimiz -asm- buyurdular ki: “Erkek dört sebepten bir eş seçer: parası, sülalesi (mevkii), güzelliği ve dini. Sen dindâr olanını seç ki muvaffak olasın.” (Buhari, Müslim)

Bu tabii ki, bayanlar için de geçerlidir.

Buna rağmen, din her zaman insanların aklında kalmıyor. Tam tersi bazen müslümanların en son tercihleri arasına girebiliyor..

Bir zamanlar dindar insanlar için evlendirme hizmeti sunan bir kuruluş görevlisi müslüman kadınların doktor veya avukat olmanın dindarlıktan daha ön planda tutulduğunu söylemişti.

Erkekler de çok iyi değiller. Çoğusu “zarif, ince ve güzel” eş aramakta..

Eğer müslüman aileler istiyorsak, ‘din’in önce gelmesi gerek..

3-EŞ ARIYORSANIZ ÖNCE BAŞINIZI ÖNE EĞİN…!!!!

Çelişiyor gibi gelebilir, ama değil! Eş arıyor olmanız, bakışlarınızı mahreme yöneltebileceğiniz, göz zinasından uzaklaşabileceğiniz manasına gelmiyor.

“Mümin erkeklere söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Şübhesiz ki ALLAH (onların) yapmakta oldukları şeylerden hakkıyla haberdârdır.” (Kur’ân, 24:30)

“Mümin kadınlara da söyle; gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar, (el, yüz gibi) görünen kısımları müstesnâ, ziynetlerini göstermesinler ve başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar!”(Kur’ân, 24:31)

Bu açılardan bakıldığında “çevreyi kolaçan etmek”, İslami olarak kabul edilemez..

Potansiyel erkek adaylar için evlenmek istediği kadına erkeği ikna edecek kadar bakabileceğine müsade eden güzel bir hadis-i şerif de var..

İmam Abdullah (Fıkıh imamı olan değil!) evlenme niyeti olduğu zaman bu bakışın sayısının olmayacağını söylese de her iki taraf ALLAH’dan korkmalı ve bunda herhangi bir fiziksel his duymamalı..

Tabi bu görüşme henüz helâli olmadığı için, tesettürlü olmadan olmamalı. Ellerin ve yüzün görülmesinin yeterli olduğu söylenmiştir..

4-SİZE YARDIM EDECEK BİRİLERİNİ BULUN!

Evlilik kendi başınıza halledeceğiniz bir mesele değildir. Birilerinden, ailenizden, akrabalarınızdan, bir İmamdan veya güvendiğiniz birilerinden size uygun bir eş için yardım istemek çok mühimdir.

Zamanımızda günlerini gece kulüplerinde, barlarda geçiren gençler artık güvendikleri insanlara danışarak evlenmeye başlıyorlar.. İslamiyet bunu çook öncelerden zaten tavsiye ediyor..

Şunu da unutmamak gerekir ki, başkalarının size yardımcı olması sizin adınıza karar verecekleri manasına gelmez. Bu sadece güvenilirlik, mahremiyete uygunluk konularında size daha fazla yardımcı olur (yalnız buluşmamak gibi, bir sonraki konuda!)

Bu tür üçüncü parti yardım almak araştırdığınız kişinin dürüstlüğü, ahlakı ve dini hakkında daha fazla malumat almanızı sağlar. Bu kişi(ler) her zaman referansları, hâl ve huylarını araştırıp size en uygun olan hakkında yardımcı olurlar..

Danışacağınız bu kişiler güvenilir dindar kişiler olmalı. Siz İslami bir hayat istediğiniz için o da karşı adayda bu özelliklere dikkat edecektir..

Dindar aileleri olanlar çok şükretmelidirler ki, en yakın, güvenilir yardımcıları yanlarındadır. Sizin bütün hayatınızı bilirler ve kalbinizin ne hissettiğini anlayabilirler!

Buna rağmen, anne ve babalar çocuklarının tercihlerine açık ve anlayışlı olmalıdırlar. Sonuçta son kararı verecek olan onların oğlu/kızıdır. İster evlenecek olana, ister evlendirilecek olana olsun hiç birisine baskı yapılmamalıdır.

Fikir danışacak aileniz, akrabanız, dostunuz yoksa, çevrenizde güvendiğiniz İslami kuruluşlardan da yardım isteyebilirsiniz!

Her zaman referans sorun!

Bu aslında “üçüncü parti” yardımın ortaya çıktığı yer. Onlar sadece sizin referanslarınız olmayacak aynı zamanda adayın tercihlerini de gözden geçirecekler.

Referans dediğimiz, damat adayını tanıyan bir imam, işveren, arkadaş veya gelin adayını tanıyan bir teyze olabilir..

Dürüstlük ve referans hakkında bir not: danıştığınız kişi eş adayı hakkında olumsuz bir şeyler biliyor olabilir. Onlara şunu hatırlatın, bunlardan bashettiği zaman gıybet etmiş olmazlar. Zira, evliliğin sıhhatli olması için doğru bir şekilde güzel ve kötü olanlar anlatılmamalıdır.

Bu konuda Efendimiz -asm-’ın Sahabelerinden birisinin, Ömer bin Hattab’ın tavsiyesi kayda değer:

Bir adam Ömer bin Hattab’ın yanına geldi ve birisi hakkında konuştu. Ömer -as- ona sorda: “Sen onun iyisini kötüsünü bilebilecek kadar yakın komşusu musun?”

“Hayır.”

“Onun iyi karakterini görebilecek kadar onunla seyehat yaptın mı?”

“Hayır.”

“Bir insanın dindarlığını ortaya çıkaran dinar ve dirhemle onunla iş yaptın mı?”

“Hayır.”

“Sen onu caminin önünde Kur’ân okurken mi gördün?”

“Evet.”

“Şimdi git, sen henüz onu tanımıyorsun..”

Bu bize bir insanı tanımak için 3 mikyas sunuyor: komşuluk, maddi dostluk ve seyehat..

5- BULUŞTUĞUNUZDA YALNIZ OLMAYIN!!!!

Hz. Ömer rivayet etti ki, Efendimiz -asm- buyurdular ki: “Bir erkek ne zaman bir kadınla yalnız kalırsa üçüncüsü şeytandır.” (Tirmizi)

Aynı zamanda, İbn-i Abbas rivayet etti ki, Efendimiz -asm- “Sizden hiç biriniz izin verilen dairelerde bir yakını yanında bulunmadıkça bir kadınla yalnız bulunmasın.” (Buhari, Müslim)

Her hangi bir şekilde bir adayla yalnız olarak buluşmak yasaklanmıştır..

İkili kimsenin onları duyamayacağı, göremeyeceği bir durumda buluşmamalıdırlar..

Bunun yerine daha ihtiyatlı, refakatli bir buluşma ayarlanmalıdır. Adayların görüştüğü odada refakatçinin de bulunması gibi mesela..

6-KONUŞTUĞUNUZDA İŞ ADAMI GİBİ OLUN: MESELEDE KALIN…!!!

Bu buluşma tamamen İslami dairede geçmeli, herhangi bir dünyevî, mahrem hissî mevzuu konuşulmamalıdır.

Konuşulabilecek mevzuular, birbirlerinin tercihleri, erkeğin maddi durumu (İslami olarak eşinin ve çocuklarının masraflarını karşılayabilir olmalı) ve ebeveynlerinin muhtemel tavırları..

Bu konuşma “konuşuldu” olması için olmalıdır. Açık ve net olarak nişan veya evlilik hakkında olmalı, eğer münasip görülmüyorsa hızlı bir şekilde bitmelidir.

Bu her iki tarafın böyle bir durumda herhangi bir zarara uğramadan en kolay bir şekilde bitmesine ve İslamiyetin bağlarına bağlı kalmayı devam ettirir inşaALLAH..

Evlilik öncesi kız/erkek arkadaşlıklar, hastalıklar…vs. konular evliliğe karar verilmeden önceden söylenmesi gerekir. “Sonra söylenecek” şeyler değildirler!

Ayrıca, ilerisi için hayatta ve eğitimde planlar, iş kabiliyetleri, yaşanılacak şehir…vs. de konuşulabilecek mevzuulardır..

Kan testi de evlilikten önce yapılması gereken işlerden biridir, unutulmamalı!

Evlenmek için uğraşmak İslam’da tavsiye edilen bir harekettir. Muhtemel aday aramak müslümanların birbirlerine yardımcı oldukları bir imece şeklinde olmalıdır. Helal daire dışında bu işle uğraşmak hiçbir kimseye fayda getirmemiştir…

NEFİS MUHASEBESİ

« Previous entries

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com