ÖNEMLİ___Değişik Hurafelerden Örnekler___ÖNEMLİ

09/13/2007

1. Bir genç askere giderken evden çıkmadan önce bir dilim ekmeğin yarısını yer, yarısını da geri bırakırsa, artık ekmek onu, çağıracağı için kazaya belaya uğramadan geri dönermiş.
2. Biri yolculuğa çıkarken arkasından aynaya su serpilirse kazaya uğramazmış.

3. Biri gurbete giderken arkasından su dökülürse hem kazaya uğramaz, hem de gurbetten çabuk dönermiş.

4. Bir kişi sabunu başka birine elden verirse, sabun acı olduğu için, acı olaylar görülürmüş veya iki kişi arasına düşmanlık girermiş.

5. Evliliğin ilk günü (gerdek gecesi) erkek veya kadın, hangisi önce uyursa o daha evvel ölürmüş.

6. Bir erkekle bir kadın evlendikleri zaman gerdek gecesi hangisi daha evvel diğerine tokat vurursa onun sözü daha çok dinlenirmiş. En mutlu gecede mutsuzluğa teşvik, bundan daha çok saçma inanç ve âdet olur mu?..

7. Gök gürlerken buğday anbarlanna el ile vurulursa hasat çok olurmuş.

8. Soğan kabuğuna basılırsa fakirlik gelirmiş.

9. Nar taneleri yere düşürülmeden yenilirse cennete girilirmiş.

10. Tarla veya bahçede bitkiler hastalanmış ise, tarla sahibinin güneş doğmadan önce, tarlasının etrafını koşarak dolaşması gerekirmiş.

11. Çeltik ekilen arazinin etrafı eşeğe binmiş bir kimse tarafından Kur’an okunarak dolaşdırsa, o araziye DOLU yağmazmış.

12. At nalı asılan yere nazar isabet etmezmiş.

13. Önünde “beştaş oyunu” oynanan eve fakirlik gelirmiş (Kıbrıs).

14. Otururken ayak sallanırsa alacaklı kapıya gelirmiş (Kıbrıs).

15. Cezvede su içilirse zengin olunurmuş (Kıbrıs).

16. Kefen diken iğne kırılmalıdır. Zira ölümü ve uğursuzluğu celbedermiş (Kıbrıs).

17. Ayakkabılar ters dönerse şeytan üzerinde namaz kılarmış (Kıbrıs).

18. Gece sandık açmak, kendi mezarını açmaktır. Yani ölümü çağırmaktır.

19. Cenaze çıkan ev ile çevresindeki evlerin suları dökülmelidir. Çünkü Azrail kılıcını o sularda yıkar. Sular pislendiği için içilmez olur (Kıbrıs).

Ramazan Ve Rü’yet-i Hilâl

Allah Teâlâ âyet-i kerîmede; “Ey îmân edenler, oruç sizden önceki (ümmet)lere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de, sayılı günlerde farz kılındı. İçinizde hasta olan veyâ yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler üzerinde de bir düşkünü doyuracak kadar fidye (gerekir). Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız, eğer bilirseniz, isin için (yemenizden ve fidye vermenizden) daha hayırlıdır.” (1) buyurmaktadır.

RAMAZANIN BAŞLANGICI

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v), biz ümmetine Ramazân-ı şerîfin ne zaman ve nasıl tutulacağını, hadîs-i şerîfiyle açıklamıştır.

İbn Ömer (r.a)’ın nakline göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ““Ramazan hilâlini gördüğünüz zaman oruç tutunuz ve Şevval hilâlini gördüğünüz zaman iftar ediniz (bayram yapınız). Eğer size (gökyüzü bulutlu olmaktan dolayı) hilâl gizli kalırsa artık Ramazan hilâlini (otuza tamamlamakla) takdîr ve hesap ediniz.” (2)

Ebû Hüreyre (r.a)’den: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir ay bâzen yirmi dokuz, bâzen de otuz gündür. Hilâli görünce oruca başlayınız, yine hilâli görünce orucu bırakınız. Hava kapalı olursa, sayıyı otuza tamamlayınız.” (3)

Yukarıda zikredilen hadîs-i şerîflere göre Ramazanın başlangıcı, hilâlin rü’yeti ile sâbit olmazsa, Müslüman bir kişinin şehâdeti ile oruca başlanacağına dâir hadîsler vardır. Hilâli görüp Ramazan orucuna başlamak hakkında Abdullah b. Abbas (r.a), Peygamber (s.a.v) Efendimiz’den şu hadîs-i rivâyet etmiştir:

“Bir arabî Peygamber (s.a.v)’e gelerek;

“Ben bu gece Ramazan hilâlini gördüm” dedi. Efendimiz ona;

Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet ediyor musun?” buyurdu. Adam;

“Evet”dedi. Efendimiz;

“Kalk yâ Bilâl, yarın oruç tutmaları için halka îlân yap.” buyurdu. (4)

Râvî Ebû Ali demiştir ki; “el-Velîd b. Ebû Sevr ve el-Hasan b. Ali’nin rivâyetleri de böyledir. Yâni İbn Abbas (r.a) halkın o gece terâvîh gibi Ramazan gecelerine mahsus ibâdete kalkmaları ve oruç tutmaları için çağrıda bulundu.” Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî, Dârekutnî, Hakim, Beyhakî ve Dârimî de bunu rivâyet etmişlerdir.

Hadîs, Ramazan hilâlini görmek meselesinde kâfirin şâhitliğinin mûteber olmadığına ve bu meselenin sübûtu için şâhidin Müslüman olduğunun bilinmesiyle yetinilebileceğine delâlet eder.

Peygamber (s.a.v) arabînin âdillik veyâ fâsıklık durumunu araştırmayıp sâdece Müslüman olup olmadığını araştırmakla yetindiğine göre, Ramazan hilâlinin şâhitliği için âdil olma şartı aranmaz da denilemez. Çünkü o arabî, buradaki kelime-i şehâdetiyle yeni Müslüman olmuş ise, bir kâfirin Müslümanlığı kabûl etmesiyle geçmişteki tüm günahları affedilir. O hâlde âdil sayılır, fâsık değildir. Şâyet arabî bu olaydan önce Müslüman olmuş ise, bütün sahâbîler âdildir. Şâhidin âdil olma şartını koşan âlimler böyle demişlerdir.

‘Ramazan hilâlinin şâhitliği için âdil olmak şart değildir’ diyen âlimlerin görüşlerini yansıtan Sindî; “Peygamber (s.a.v)’in arabîye kelime-i şehâdetin mefhûmuna inanıp inanmadığını sorması, Müslüman olup olmadığını tahkîk etmek içindir” demektedir.

Hadîsten anlaşıldığına göre; hava bulutlu olduğunda, hilâli gören kişinin Müslüman olduğu tahakkuk ettiği zaman, âdil olsun olmasın, hür olsun, kör olsun, Ramazan hilâlini gördüğüne dâir şâhitliği makbûldür. Şöyle de söylenebilir: Saâdet devrindeki bütün Müslümanlar âdil idiler. Bu sebeple âdil olmayanın şâhitliğinin kabûl edilmesi gerekmez.

Hadîs, Ramazan hilâlinin görülmesi için âdil bir şâhidin şâhitliğinin kâfî olduğuna delâlet eder.

Ebû Umeyr (Abdullah) b. Enes b. Mâlik (r.a), Peygamber (s.a.v)’den şu hadîs-i şerîfi rivâyet etmiştir:

Resûlullah (s.a.v)’in Ensâr’dan olan sahâbîlerinden amcalarım bana hadîs anlatarak dediler ki:

“Şevval ayının hilâli, hava bulutlu olduğu için görülemedi. Bu sebeple (Ramazanın otuzuncu günü) oruçlu olarak sabahladık. O gün akşama doğru bir cemâat gelerek, dün (akşam) hilâli gördüklerine dâir Peygamber (s.a.v)’in yanında şâhitlik ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) sahâbîlerine oruçlarını bozmalarını ve yarın bayram namazlarına çıkmalarını emretti.” (5)

HADÎS-İ ŞERÎFİN ÎZÂHI

Yâni Ramazanın otuzuncu gecesi, Medîne’nin havası bulutlu olduğu için Medîne’de Şevval hilâli görülememiş ve halk otuzuncu günü oruç tutmuş, o gün akşama doğru Medîne dışından bir cemâat gelerek dün akşam hilâli gördüklerine dâir Peygamber (s.a.v)’in yanında şehâdet etmişler, Peygamber (s.a.v) de oruçluların oruçlarını hemen bozmalarını ve yarın bayram namazını kılmak üzere musallâya çıkmalarını emretmiştir. Bu hadîs, bayramın ilk günü öğleden önce bayram namazını kılmayanların,ertesi gün öğleden önce kılmalarının meşrûluğuna delâlet eder. Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, Muhammed, Evzaî, Sevrî, Ahmed ve İshak’a göre hüküm budur., Bunlara göre bayram olduğu bilinmediği için veyâ başka bir mâzeret dolayısıyla bayram namazını vaktinde kılamayanlar, ikinci gün öğleden evvel kılabilirler. Bâzı âlimler, ‘bayram olduğunun bilinmemesi hâlinde hüküm böyledir, başka mâzeretlerle ikinci gün kılınamaz’ demişlerdir.

Şâfiîlere göre birinci gün bayram namazını kılamayanlar, ikinci veyâ başka günlerde kazâ edebilirler. Çünkü Şâfiîlere göre muayyen vakitlere bağlı sünnetler, vaktinde kılınmayınca kazâ edilebilirler.

Mâlik ve Ebû Sevr’e göre, bayramın ilk günü henüz öğle olmadan önce bayram olduğu anlaşılınca, bayram namazı kılınır. Daha sonra anlaşılırsa, ne ilk gün öğleden sonra, ne de ikinci veyâ başka bir gün kılınamaz.
Bu hadîs ise Mâlik ve Ebû Sevr’e karşı bir delildir.

el-Hattâbî; “Bu hadîs sahîhtir. Peygamber (s.a.v)’in sünneti ve yolu, hadîste bildirilmiştir. Ona rücû etmek gereklidir’ demiştir.

Nevevî, el-Hulâsa’da; “Bu hadîs sahîhtir. Ebû Umeyr’in amcaları sahâbîdirler. İsimlerinin belirlenmemiş olması zarar vermez. Çünkü hepsi âdildirler. Ebû Umeyr’in adı Abdullah’tır” demiştir.

Bu hadîs, Ramazan bayramı hakkındadır. Kurban bayramı da bu hükme tâbîdir. Bu hâdîs, bayram namazının vâcip olduğunu söyleyen âlimlerin delillerindendir.

ŞÂHİTLİK KONUSUNDA ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLER
Kıyaslama yapmak amacıyla çeşitli görüşleri verelim:

1-Ebû Hanîfe ve arkadaşlarına göre: Gökte bulut veyâ şiddetli toz gibi bir engel bulunduğu takdirde âdil bir kişinin, Ramazan hilâlini gördüğüne dâir şâhitliği makbuldür. O kişi köle veyâ kadın da olabilir. Çünkü bu şâhitlik dînî bir meseleye âittir. Ramazandan başka aylara âit hilâlin sübûtu için hür iki erkeğin veyâ hür bir erkek ile hür iki kadının şehâdeti ve bunların da âdil olması şarttır.

Gökte hilâli görmeye bir engel bulunmazsa, Ramazan veyâ başka aylarda, doğru söylediklerine kanâat getirilen bir cemâatin şâhitlik etmesi gereklidir. Hava açık iken iki kişinin şâhitliği ile yetinildiğine dâir İmâm-ı Âzam’dan bir rivâyet vardır. Bahru’r-Râik’te; “İmâm’ın bu fetvâsını, meşâyihten tercîh edeni görmedim, bizim zamânımızda ise bu fetvâ ile amel etmek uygundur. Çünkü halk hilâli gözetlemeyi ihmâl ediyor. Artık hilâli görenin iki kişi olması, onların yanılmasını ispatlamaz” denilmiştir.

2-Şâfiî ve Ahmed’e göre: Âdil bir kişinin Ramazan hilâlini görmesi kâfîdir. Ahmed’e göre o kişi köle veyâ kadın da olabilir. Şâfiî’nin de böyle bir kavli vardır. Fakat mûteber kavline göre, görenin hür ve erkek olması şarttır. Ramazandan başka ayların hilâli için, hür ve âdil iki erkeğin şehâdeti şarttır.

3-Mâlik ve ashâbına göre: Ramazan ve Şevval hilâli, “âdil iki kişinin veyâ doğruluğuna kanâat getirilen asgarî beş kişilik bir cemâatin görmesiyle sâbit olur. Bu hüküm, hilâli gözetlemeye önem veren bölgelere mahsustur. Önem verilmeyen bölgelerde âdil bir kişinin görmesiyle sâbit olur.

Nevevî; “Eğer hâkim, bir kişinin hilâli gördüğüne şehâdet etmesi sonucunda Ramazanın girdiğine hükmetmişse, âlimlerin icmâı ile oruç tutmak mecbûriyeti hâsıl olmuş olur. Ve bu hüküm nakzedilemez. Yukarıdaki ihtilâf, böyle bir hükmün bulunmadığı hâllere mahsustur” demiştir.

* Bu çalışma Abdullah Fârûkî el-MÜCEDDİDÎ Hazretlerinin “Fıkhî Risâleler” adlı eserinden alınmıştır. Fiav Yay. Ank. 1997, s.85-93

Kaynakça:
1) Bakara Sûresi/183-184. 2) Buhârî/Savm: 5. Ayrıca şu hadîs kaynaklarının tercümeleri için bk. Sünen-i İbn-i Mâce, c. 2, s. 14, Hadîs no: 683. Sahîh-i Müslim, c. 3, s. 288, Hadîs no: 1080; 3) Nesâî/Sıyâm: 17; Ebû Dâvûd/Savm: 4; Sahîh-i Buhârî, c. 6, s. 258,Hadîs no: 908. 4) Tirmizî/Savm: 7; Neseî/Sıyâm: 8. 5) Ebû Dâvûd/Salât: 255; Neseî/Iydeyn: 2

Abdullah Faruki el-Müceddidi (K.S)

alıntı.

Oruçla hem beden hem ruh iyileşiyor

09/12/2007

Prof. Osman Müftüoğlu, sağlıklı yaşam konusunda uzmanlığıyla bilinen bir isim. Oruca, bir de uzman gözünden bakmaya ne dersiniz?

Bizi iç hesaplaşmalar yapmaya, yanlışlarımızı, doğrularımızı gözden geçirip fazlalıklarımızı atmaya, ailemiz, dostlarımız, akrabalarımızla ve yaşadığımız toplumla kaynaştırmaya yarayan en güzel zamanlardan birini kutlamaya hazırlanıyoruz.

Ramazan ayı, bedensel ve ruhsal iyileşmenin en uygun zamanıdır. Birkaç gün sonra bu mübarek ayı karşılayacağız. Bu hafta yazımızı ona ayırdık ve her yönüyle “ramazan-oruç-sağlık” ilişkisine değinmeye çalıştık.

RAMAZAN demek oruç tutmak da demektir, ama bu ayı sadece “yiyecek içecek orucu yapmak” gibi düşünürseniz yanlış yorumlarsınız. Ramazan ayı size sadece yeme-içme alanında değil, beden ve ruhunuzun bütün alanlarında hafiflemeyi, fazlalıklarınızdan arınmayı ve manevi bir sığınmayı da sağlar.Ramazan, bedensel ve ruhsal arınmanın, temizlenmenin iyi bir fırsatı olarak da kabul edilmelidir.

DİYET ZAMANI DEĞİL

Ben prensip olarak çok önemli bir sağlık sorunu olmayan hastalarımın “Oruç tutabilir miyim” sorusunu “evet” diye yanıtlarım. Daha önce de yazdım, bir daha tekrarlayayım: Ben bu mübarek ayın beden ve ruh için müthiş iyileştirici bir “iç doktor” olduğuna inananlardanım. Ramazan ayında yapılabilecek en önemli yanlışlardan biri, bu ayı bir “diyet zamanı” gibi değerlendirmektir. Ramazan ayının anlam ve faydasını bu kadar bozan bir yaklaşım düşünemiyorum.

Gazete ve dergilerde konunun uzmanlarının hazırladığı “Kilo Verdiren Ramazan Diyetleri”ni, yaptıkları tarifleri, açıklamaları, önerileri gördükçe hayretler içinde kalıyorum. Yeniden hatırlatalım ki ramazan ayı kilo verme, diyet yapma, zayıflama için hiç de uygun bir zaman değildir. Bu güzel ay sahip olmanın değil kendiniz olmanın, şükredip inanmanın, huzura, sevgiye, saygıya ve paylaşmaya odaklanmanın ve hayatı bize sunan sonsuz güce sınırsız inanmanın zamanıdır.

Eğer bu süre içerisinde bilinen bazı yanlışları tekrarlamazsanız, ne kilo alırsınız, ne şişmanlarsınız. Tersine birkaç kilo yağdan kurtulmanız bile mümkündür. Yapmanız gereken “Ramazana Özel Diyet Listeleri” aramak yerine deneyimli bir beslenme mevkisi ile konuşarak “yapacaklarınızı ve yapmayacaklarınızı” öğrenmektir.

RUHSAL ORUCU UNUTMAYIN

Ramazan ayının en önemli sağlık yararı bedene ve ruha verdiği huzur desteğidir. Bu huzur, sizi kanserden de, ülserden de, başka hastalıklardan da koruyacaktır! Huzuru bol, keyfi, neşesi, eğlencesi zengin, koşuşturması, üzüntüsü, endişesi, korkusu az bir hayatın bedensel ve ruhsal bağışıklığı güçlendireceğini bilmelisiniz. Bu ayda sevdiklerinize, inançlarınıza, değerlerinize ve aidiyet duygunuzu geliştiren diğer güçlerinize sarıldıkça, bedeniniz de, ruhunuz da iyileşecek, hastalıklara karşı direnç kazanacaktır.

Ramazanda beslenirken bunlara dikkat edin

Sahura mutlaka kalkmalısınız. Bu sayede aç kalacağınız süre azalacağından ****bolizmanız daha iyi ve düzenli işleyecektir.

Sahurda ve iftarda hafif, hazmı kolay ve az yağlı yemekler tüketmelisiniz. Yemekleri yavaş yavaş ve çok iyi çiğneyerek yemelisiniz.

Uzun süre boş kalan midenize birden yüklenmemeli, iftara çorba ile başlamalısınız. Sonra hafif bir salata veya zeytinyağlı ile devam edip sonra ana yemeğe geçmek doğru olacaktır.

Kızartılmış ve çok yağlı yiyeceklerden, özellikle hamur işleri ve hamur tatlılarından kaçınmalısınız.

Yemek pişirirken katı yağlardan kaçınmalı ve kırmızı eti mümkün olduğunca az, sulu sebze yemekleri halinde tüketmelisiniz.

Ramazanda tatlı ihtiyacınızı taze ve kuru meyveler, sütlü tatlılar ve kompostolar ile karşılanmaya çalışmalısınız.

Kalorisi yüksek yiyeceklerden uzaklaşmalısınız.

Gün boyunca su içilemediği için, iftardan sonra yatana kadar ve sahurda bol bol su içmelisiniz. Geleneksel çay, yeşil çay veya bitki çaylarından da tüketebilirsiniz.

Öğünlerde sebze yemeklerini veya zeytinyağlıları eksik etmemeli, etleri ızgara, haşlanmış ya da fırında pişirmelisiniz.

Kahve tüketimini azaltmalı, kahve yerine bitkisel çaylardan yararlanmalısınız.

Oruç, detokstan faydalı

Hastalara, yaşlı ve yoksullara yardım etmeyi unutmayın. Aile büyüklerinizi, akrabalarınızı ziyaret edin, hiç olmazsa telefonla arayın. Kaybettiğiniz dostlarınızı, akrabalarınızı hatırlayın ve onlara ışık yüklü, güzel dualar yollayın.

Bu ay her akşam yarım saatinizi “iç hesaplaşmalarınız” için ayırın. Bunu korkmadan, çekinmeden, kendinizle bir kavga haline getirmeden yapın. Doğru ve güzel yanlarınızı (iyimserlik, yardımseverlik, affedicilik, hoşgörü, iltifat, sevgi…), yanlışlarınızı (kıskançlık, korku, endişe, olumsuzluk…) yan yana sıralayın ve onların iyilerini büyütmeye, kötülerini yok etmeye çalışın.

Bu ay her zamankinden daha çok af ve özür dileyin.

Daha çok şükredin.

Eğer Ramazan ayını hafifleyerek tamamlamayı arzu ediyorsanız, bedensel fazlalıklarınız veya kilolarınızla uğraşmayı bırakın. Yağlarınız yerine ruhsal fazlalıklarınız ve toksinlerinizden kurtulmaya bakın.
alıntı.

Cuma Günü

Cuma Günü
Cuma günü müslümanlar için bir bayram günü demektir. Cuma namazı cemaatle kılınır. Bu sebeple müslümanlar bir araya gelerek birbirleri ile yakından tanışmak ve görüşmek imkânı bulurlar. Her hafta müslümanların böyle bir araya gelmesi aralarındaki dostluğu artırır, birlik ve beraberliği güçlendirir.
Cuma, önemli olayların meydana geldiği çok hayırlı ve faziletli bir gündür. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
«Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem (a.s.) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş ve o gün cennetten çıkarılmıştır.» (58)
«Cuma gününde bir saat vardır ki, hangi mü’min o saatte Allah’tan bir dilekte bulunursa Allah onun dileğini kabul eder.» (59)

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com