Allah, ümit dolu insanları sever

11/26/2007

Hz. Musa

İnkar edenler tarafından engellenmeye çalışılan Peygmaberlerden biri Hz. Musadır. Kavmi düşmanlar karşısında korkuya kapılıp ümitsizliğe sürüklenirken, Hz. Musa asla ümitsizliğe kapılmamış, Allahın mutlaka kendileriyle birlikte olduğunu bir an için dahi unutmamıştır. Hz. Musanın bu samimiyet ve teslimiyetine karşılık Allah da onlara büyük bir mucizeyle yardım etmiş, denizin yarılmasını ve böylece onlar için bir yol açılmasını sağlamıştır:

İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musanın adamları: Gerçekten yakalandık dediler. (Musa) Hayır dedi. Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir. Bunun üzerine Musaya: Asanla denize vur diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu. (Şuara Suresi, 61-63)

Hz. Eyüp

Ağır bir hastalıkla mücadele eden Hz. Eyüp de durumundan dolayı asla en ufak bir teessür veya ümitsizliğe kapılmamış, derin bir bağlılıkla Allaha yönelmiş, Allahtan şifa dilemiştir. Hastalığında hayır görmüş, sabretmiştir. Kuranda anlatılan bu davranışıyla bütün müslümanlara güzel bir örnek teşkil eden Hz. Eyüp’ün ümit dolu sabrı ile ilgili ayetler şu şekildedir:

Kulumuz Eyüpü de hatırla. Hani o: Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu” diye Rabbine seslenmişti. Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su diye vahyettik). Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık. Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma. Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi. (Sad Suresi, 41-44)
Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik. (Enbiya Suresi, 84)

Hz. Yusuf

Hz. Yusufun babası Hz. Yakup da Kuran’da güzel ahlakıyla, Allaha olan sadakatiyle övülen, örnek gösterilen bir Peygmaberdir. Diğer oğullarının Hz. Yusuf üzerine kurdukları hileli plan üzerine Allah’tan ümidini hiç kesmemiş ve bütün samimiyetiyle Allah’a yönelmiş, onun geri gelmesini Allah’tan istemiştir:
Dedi ki: Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allaha şikayet ediyorum. Ben Allahtan (bir bilgi olarak) sizin bilmediğinizi de biliyorum. Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allahın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez. (Yusuf Suresi, 86-87)

Hz. İbrahim

Tarih boyunca yaşamış olan bütün Peygmaberler, bütün elçiler Allah’ın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesmemeyi emretmişlerdir. Hz. İbrahim’e bir çocuğu olacağının müjdesini vermeye gelen elçiler de aynı davranışta bulunmaktadırlar:
Dediler ki: Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma. (Hicr Suresi, 55)
Hz. İbrahim de Allahın Kuranda övdüğü bir Peygmaberdir. Ancak ihlasıyla, samimiyetiyle ve Allaha bağlılığıyla her zaman müslümanlara önder olmuş bir Peygmaber olan Hz. İbrahimi kavmi gereği gibi takdir edememiş, onu yakarak öldürmeye kalkışmıştır. Bu olayda da Hz. İbrahim Allaha çok büyük bir sadakat göstermiş, ümidini hiçbir şekilde yitirmeden Allahın rahmetine güvenmiş, güzel bir teslimiyetle kaderine teslim olmuştur. Allah da kendisine hiçbir zarar ve eziyet dokunmadan ateşi ona esenlik kılmış, onu kurtarmıştır.

Bunun üzerine kavminin (İbrahime) cevabı yalnızca: Onu öldürün ya da yakın demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır. (Ankebut Suresi, 24)

Biz de dedik ki: Ey ateş, İbrahime karşı soğuk ve esenlik ol. (Enbiya Suresi, 69)

Damat ve Gelin, Kayınvalide ve Kayınpederinin Ellerini Öpebilir Mi?

11/19/2007

Damat kayınvalidesinin, gelin de kayınpederinin ellerini öpebilirler. Bu konunun fıkıhta tartışılmış olmasının sebebi, birisine dokunurken şehvet duymanın onunla evlenmiş gibi sayılması ve bundan dolayı da onun yakınları ile evlenmenin haram olması (hurmet-i musâhere) ihtimalidir. Hanefîler bu konuda “bu yoldan haramlık oluşur” hükmünü benimsedikleri için, ihtimal kapısını kapatmak maksadıyla, mesela “gelin-kaynata yakınlığında, kaynata genç ise gelin, diğer örnekte kaynana genç ise damat onların elllerini öpmemelidirler” demişlerdir.

İmam Şâfiî’ye göre ise bırakın ten temasında şehvet duymayı, daha ileri boyutta bir ilişki bile -zina olduğu için- hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Şu halde bu konu, üzerinde ictihadların birleştiği bir konu değildir. Kaynana- damat, gelin-kayınpeder arasında böyle duyguların oluşacağını varsaymak da yakışıksız bir varsayımdır. Genel olarak müslümanlar hakkında hüsnü zan beslemek gerekir, anormal durumlar kurallara temel ve dayanak olamaz.

Özetle gelin kayınpederinin ve damat kayınvalidesinin ellerini saygıyla öpebilir.

Mehir ve Kocaya İtaat

SORU:

Mehrini alamayan kadın hakkında “kocasına itaat etmesi gerekmez” şeklinde bir

hüküm var mıdır?

CEVAP:

Mehrini almamış olan kadın da kocasına, meşru alanlarda itaat edecektir.

Ancak yerleşim yerinden göçme konusunda mehrini almadıkça itaat etmeme

hakkı vardır.

Talak (Boşanma)

Aile kurumu insan ferdi ve cemiyeti bakımından çok önemli bir kurumdur. Bu önemli fonksiyonunu yerine getirebilmesi için de istikrarlı, huzurlu, mutlu olmaya elverişli olması gerekir. Geçimsizliğin, kavganın, gerginliğin, ayrılıp ayrılıp yeniden birleşmenin süregeldiği bir aile düşünelim, bu ailenin iki tarafı da mutlu ve huzurlu olamaz, olamayınca dünya ve ahirete yönelik faaliyetlerinde de verimli ve başarılı olamazlar. Kafalarında daima “ben ne olacağım, biz ne olacağız…” sorusu bulunur. Çocuklara gelelim; onlar da mutlu, huzurlu ve başarılı olamazlar, aile kurumunun saygınlığı, aile yuvasının en sıcak, en güvenli yuva olduğu konularında yanlış bilgi, olumsuz duygu ve şuur edinirler. Bu sebeple İslam, evlilik birliğini, başka dinlerde ve hukuk sistemlerinde olduğu gibi, şartlar ne olursa olsun devam edecek veya eşya alımı gibi kutsallığı ve saygınlığı bulunmayacak bir akit olarak telakki etmemiş, orta bir yol tutmuştur.

Boşanma Allah’ın sevmediği bir tasarruftur, bu sebeple boşamadan önce sabırla ve ısrarla devam etmeyi denemek gerekir. Ancak iki tarafın veya tek tarafın olanca gayretine rağmen evlilik birliğinin, yukarıda işaret edilen fonksiyonu yerine getirerek devam etmesi mümkün görülmediği, bu kanaat hasıl olduğu zaman da ayrılma meşru olacaktır. Denemenin bir boyutu da, geri dönüş mümkün olacak şekilde boşanmadır. Böyle bir boşanma sonunda da iddet dolunca (kadının bir başkasıyla evlenmesi yasak olan süre geçince) kadın, önceki kocasıyla evlenmek mecburiyetinde değildir, onunla olduğu gibi başka biriyle de evlenebilir. Diyelim ki bir başkasıyla evlendi, bununla da sürdüremedi veya bu kocası öldü, şimdi isterse eski kocasıyla yeniden, istemezse başkasıyla evlenebilir. Geri dönüşü mümkün olmayan boşama, üç ayrı zamanda (kadın âdet görüp temizlendikçe cinsel temas yapmadan üç ayrı ay içinde) yapılan üç boşamadır. Bir ay (temiz hal) içinde birden fazla boşama bir boşama olarak değerlendirilir. Ailenin istikrarını koruyabilmek için “boşanıp boşanıp yeniden evlenmeyi” zorlaştırarak sınırlayan bir tedbir zorunlu olmaktadır. İşte bu tedbir, üçüncü kez boşamadan sonra, aynı çiftin yeniden evlenmesini yasaklamaktır. Bu yasak da ebedi değildir; bir başkası ile aile kurup yaşamak üzere evlenip sonra geçimsizlik yüzünden veya başka sebeplerle ayrılan kadın -kendisini vaktiyle üç kere boşamış olan- eski kocasıyla isterlerse evlenebilecektir; çünkü muhtemelen çocuklar vardır, ayrılığın doğurduğu problemler olmuştur. Yalnızca beklemek değil, bir başka ciddi ve samimi evlilik yaparak deneyimi geliştirmek, insanları tanımak, evlilik birliğini koruma ve aksaklıklara tahammül etme gücünü arttırmış olabilir. İşte bu vb. gerekçelerle, öyle bir deneyimden sonra yine geçimsizlik, yine boşanma veya ölüm olur da eski eşle yeniden bir deneme yapma ihtiyaç ve isteği bulunursa buna izin ve imkan verilmiştir.

Tarihte ve günümüzde hülle diye meşhur olan, fakat meşru olmayan, İslam’a aykırı olduğu halde ona yamanan bir uygulama vardır. Buna göre, çoğu kez geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde boşama gerçekleşmediği halde önce karının -bir başka kocaya varmadıkça- eski kocası ile yeniden evlenemeyeceğine fetva verilmekte, sonra bunu sağlamak için bir geçici koca (hülleci) bulunmakta, bununla bir evlenme akdi yapılarak kadınla cinsel temas yapması sağlanmakta, sonra -bazen zor kullanarak- hüllecinin kadını boşaması temin edilmekte, zorunlu süre beklendikten sonra -hatta cehalet yüzünden bazen süre de beklenmeden- eski kocaya nikahlanmaktadır. Bu uygulamanın İslam’a aykırı, iğrenç ve çirkin taraflarını sıralayalım:

a) Bir kadın boşanınca âdet görüyorsa üç âdet görüp temizleninceye kadar beklemesi (iddet) gerekir, beklemeden, başka bir kocaya varamaz. Kocası ölen kadının iddeti ise dört ay on gündür.

b) Geçici evlilik yapmak haramdır. Hülle evliliğinde taraflar, akit yaparken söylemeseler bile daha önce bu evliliğin geçici olduğu, birleştikten sonra boşama yapılacağı üzerinde anlaşmaktadırlar.

c) Peygamberimiz, aile kurmak için değil de, boşanmış kadının eski kocası ile evlenmesini sağlamak için nikah yapan erkeğe “kiralık teke” adını vermiş ve bunu yapanlara lanet okumuştur.

d) Hülleci, ortada geçerli bir sebep bulunmadığı halde karısını boşamakta, Allah’ın sevmediği bir şey yapmaktadır.

Hüllecilik İslam’a aykırıdır, üç ayrı zamanda, geçerli bir şekilde boşanmış bir kadının, aynı koca ile dördüncü kez evlenmesi caiz değildir.

Yukarıda açıklanan gerekçelere dayalı olarak, üç kere boşanmış, iddetini doldurmuş, samimi ve ciddi olarak (aile kurup yaşamak amacıyla) başka birisiyle evlenmiş, ama bu evliliği de sürdüremediği için boşanmış veya bu ikinci kocası ölmüş bir kadın, yine iddetini doldurduktan sonra eski kocası ve muhtemelen çocuklarının da babası olan adamla isterlerse yeniden evlenebilirler. Geçirilen bunca tecrübe bu ikinci evliliğin sürekli olmasına yardımcı olabilir.

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com