Regaib gecesi

06/25/2009

Regaib gecesi

Sual: Regaib gecesi ne zamandır? Bu geceye mahsus namaz var mı?
CEVAP
Receb-i şerifin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, mümin kullarına, ragibetler, yani ihsanlar, ikramlar yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua red olmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

Bu gece, Peygamber efendimizin babasının evlendiği gece değildir. Böyle söylemek yanlıştır. Resulullahın dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Âmine validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayb ve kusur sayılmaktadır.

Bu geceye mahsus bir namaz yoktur. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tevbe istiğfar eder. Bugün oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Mübarek gecelerde ve her zaman ilim öğrenmek hepsinden daha faziletlidir. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir.

Perşembe günü oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Perşembe ile birlikte, Cuma günü de oruç tutmakta mahzur yoktur. (Gunye)

Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlâ Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkleri vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.) [Miftah-ül-cenne]

(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]

(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]

(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

(Receb’in ilk Cuma gecesini [Regaib gecesini] ihya edene, kabir azabı yapılmaz. Duaları kabul edilir. Yalnız, yedi kimsenin duası kabul olmaz: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan.) [S. Ebediyye]

[Bunlar, bu günahlardan vaz geçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları kabul olmaz.]
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, hatalar affedilir. Günah işleyenin cezası da kat kat olur.

Hazret-i Hüseyin (radıyallahü anh) anlatır:
“Kâbe’yi tavaf ederken yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona dedim ki:
- Sen kimsin, vaziyetin ne böyle?
- Menâzil bin Lâhık… Ben çalgı çalmakla, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın artisti denilen ünlü bir kimseydim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Recep ve Şaban aylarında bile bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, (Allahü teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikayet ediyorlar) dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, (Bu aylarda oruç tutar, geceleri ibadet ederim. Beytullaha gidip şerrinden korunmak için Allahü teâlâdan yardım dilerim) dedi.

Bir hafta oruç tutup Kâbe’ye giderek, (Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et) diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Bunu görenler, (Baba bedduasına uğramış kişi) derler.

- Baban bu haline ne dedi?
- Babamdan af ve özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile Beytullaha gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.

Babam Hazret-i Ali, bu gence dua etti. Recebde yaptığı bu dua bereketiyle Allahü teâlâ ona şifa ihsan eyledi.”

alıntı.

Kelime-i Tevhid” Ve önemi

06/05/2009

Süfyân bin Uyeyne (725-813) hazretleri buyurmuştur ki:

“Maddî hayatın devamı için dünyadaki su ne kadar mühimse, mânevî
hayat için de, ‘Lâ ilâhe illallah’ kelime-i tevhîdi o kadar, hatta ondan
daha fazla ehemmiyet arz eder.
“Bu kelimenin ulvî mânâsını kalbine-rûhuna sindirebilen kimse diridir.
Bu yüksek mânâyı rûhuna nakşedemeyen kimse ölüdür. Zira Allah
Teâlâ’nın kullarına ihsân ettiği nimetlerin en büyüğü bu kelimedir.”

Beyhakî’nin (rh.) Ebudderdâ’dan (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte şöyle
buyrulmuştur:

“Yüz kere ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen (ve buna her gün devam eden) bir
kimseyi, Allah Teâlâ kıyâmet gününde, yüzü ayın on dördü gibi parlak
ve güzel olarak haşr edecek (diriltecek)tir. Ve o gün, o şahsın
amelinden daha güzel bir amel, yükseltilip kabul edilmeyecektir. Ancak
onun gibi veya daha fazla (Kelime-i tevhîd zikrine) devam eden kullar
müstesnâ.”(2)

Ebû Ya’lâ’nın (rh.) Hz. Ebû Bekir’den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte,
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Lâ ilâhe illallah’ demeniz ve istiğfâr etmeniz lâzımdır. O halde bu ikisini
çokça söyleyiniz. Zira şeytan diyor ki: ‘Günah işlemek zevkini insanların
kalbine atmak suretiyle onları helâk ederim. Onlar ise, Lâ ilâhe illallah
(kelime-i tevhîdi) ve istiğfar ile beni helâk ederler. Bundan dolayı ben
de, bu hâli gördüğüm vakit, onların heveslerini uyandırıp nefsânî

arzuları ile bana uyanları helâk ederim. Halbuki onlar, hidâyet yolunda
olduklarını zannederler.”(3)

“Lâilâhe illallah’ kelime-i tevhîdi, âfâkî ve enfüsî yani dıştaki ve içteki
putların kırılıp atılması için konmuştur. Nefsin tezkiyesinde-
temizlenmesinde çok faydalıdır… Nakşibendî yolunun büyükleri, nefsin
temizlenmesi için bu mübârek cümleyi seçmişlerdir.

Bir şiir meali:

‘Mâ sivânın (Allah’tan gayri nefsin putlaştırdığı her şeyin) boynunu ‘Lâ
ilâhe’ (Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur) kılıcıyla vurmadıkça, ‘İllallâh’ (Ancak
Allah vardır) köşküne kavuşamazsın.’

Nefis azgınlık, inat, ahdi/anlaşmayı bozmak ve fesatçılık (verdiği sözde
durmamak ve bozgunculuk etmek) makamında bulunduğu sürece, kelime-i
tevhîdi sıkça tekrar ederek imanı yenilemek gerekir.
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyurdu ki, ‘İmanınızı lâ ilâhe illallah kelâmı
ile yenileyiniz.’ Hatta bu kelimenin her zaman tekrar edilmesi lâzımdır. Çünkü
nefs-i emmâre, devamlı olarak habâset (kötülük-fenalık) makamındadır.
Yine bu kelimenin faziletiyle ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den şu
haber nakl olunmuştur:

‘Yeryüzü ve gökler terazinin bir kefesine, bu mübârek kelime de diğer
kefesine konulsa, elbette bu kelime ağır gelirdi.’(4)

Hz. Ömer radıyallâhü anh anlatıyor:

“Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:

“Kim çarşıya girince, ‘Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-
mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü bi-
yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr’(5) temcid (yüceltme-
ululama) kelimelerini okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir
milyon günahını affeder ve mertebesini de bir milyon derece
yüceltir.”(6)

Bütün hadîs âlimleri, müfessirler, müellifler, şârihler bunu okuyan
mü’mine verilen bu mükâfat ve müjde karşısında hayretlerini
gizleyememişlerdir. O bakımdan bu duâyı kendimiz ihmâl etmediğimiz
gibi, çoluk-çocuğumuza, yakınlarımıza, konu-komşumuza da mutlaka
öğretmeliyiz. Bunun ehemmiyetini onlara da anlatmalıyız.

Tîbî rahımehullah’ın açıklamasına göre, çarşı-pazar gibi alış-veriş yerleri, hadîs-i
şeriflerde, Allâh’ı zikre karşı en çok gaflet edilen mahaller olarak anlatılmıştır.
Bir başka ifade ile buralar, daha çok şeytanın hükmünün geçerli olduğu ve
askerlerinin toplandığı yerlerdir. O bakımdan buralarda zikir, şeytanla savaş ve
onun askerlerini hezîmete uğratmak demektir. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bu
hadîs-i şeriflerinde, şeytana karşı bu savaşı veren kimsenin Allah indinde
kavuşacağı ecri-mükâfâtı müjdelemektedir.

Kişi, ecrini-sevabını düşünerek, çarşıya girmeden bu tevhid-temcid-tehlil
kelimelirini okursa, oranın yoğun gafletine karşı tedbirini almış, şuur ve idrâkini
zikre hazırlamış olur, gaflete düşmez.

Bu temcid kelimelerinin okunma şekli, mutlak olarak ifade edilmiştir; dileyen
sesli okur, dileyen sessiz.

Ve yine Tîbî rahımehüllah der ki:

“Kim çarşıda-pazarda Allâh’ı zikrederse, o kişi, haklarında Cenâb-ı Hakk’ın,

‘Onları ne ticaret ve ne de alış-veriş, Allâh’ı zikretmekten, namaz
kılmaktan, zekât vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin
döneceği günden korkarlar’(7) buyurduğu zümreye-gruba dâhil olur.”

DİPNOTLAR

1) Mânası: Ben şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur… ve yine ben
şehâdet ederim ki, Muhammed Allâh’ın Resûlü’dür

2) Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, H. no. 1003/1.

3) Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, H. no: 780

4) el-Mektûbat, İmâm-ı Rabbânî, 1, 52.

5) Mânâsı: “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk ve
hamd ona mahsustur (onundur). Hayatı da ölümü de o verir. Kendisi hayydır
(diridir), ölümsüzdür. Her türlü hayır-iyilik onun elindedir. O her şeye kadirdir.”

6) Tirmizî, Sünen, Dea‘vât, h. no: 3424.

7) Kur’ân-ı Kerim, Nûr sûresi, 24/37.


YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com