Mübarek ramazan ayının fazileti

08/29/2009

MÜBAREK RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

RaYiHaN bildirdi: “Yüce Allah (c.c) şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara 2/183)
Beğavî şöyle der: “Doğru olan görüşe göre bu aya isim olan Ramazan kelimesi ‘kızgın taş’ manasına gelen ‘Ramzâ’ kelimesinden gelmektedir. Araplar şiddetli sıcaklarda oruç tutarlardı. Araplar, aylara isim koymak istedikleri zaman, bu ay şiddetli sıcaklara denk geldiği için bu aya Ramazan ismini verdiler. Bu ayda günahlar yakılıp eritildiği için Ramazan isminin verildiğini söyleyen âlimler de olmuştur.”

Ramazan orucu hicretin ikinci yılında farz kılındı. Dinin kesin olarak bilenen hükümlerinden biri olduğu için farz olduğunu inkâr eden küfre girer.

Ramazan ayının fazileti hakkında pek çok hadis-i şerif varid olmuştur. Bunlardan birinde Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“Ramazan ayının ilk gecesi gelince sekiz cennetin bütün kapıları açılır. Bu ay boyunca cennet kapılarından hiçbiri kapanmaz. Cenab-ı Hak (c.c), bir nidacıya şöyle ilân etmesi için emir verir:
– Ey hayır arayan kişi, gel! Ey kötülükte ileri giden kişi, bırak! Günahlarının bağışlanmasını dileyen yok mu, bağışlansın! Dilekte bulunan yok mu, dileği verilsin! Tevbe eden yok mu, tevbesi kabul edilsin!
Bu durum fecir doğup sabah oluncaya kadar böyle devam eder. Cenab-ı Hak (c.c), her akşam iftar vakti azabı hak etmiş bir milyon kişiyi cehennemden azat eder.” (Beyhakî)

Rasûlullah (s.a.v), Ramazan ayını “sabır ayı” diye isimlendirmiştir. Çünkü sabır; nefsi arzularından alıkoymak ve Allah’ın emrine karşı hapsetmektir.
Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Sabır, imanın yarısı ve oruç da sabrın yarısıdır.” (Taberânî)

Rasûlullah (s.a.v) ibadet ehli ile oruç tutanın ortak özelliğini şöyle ifade buyurmuştur:

“Allah Teâlâ, ibadet eden genci meleklerine göstererek şöyle buyurur:
“Ey benim için şehvetini, isteklerini bırakan, gençliğini benim için harcayan genç, sen benim yanımda bir melek gibisin.” (Deylemî)

Oruç tutan hakkında da: “Ey meleklerim, şu kuluma bakınız, şehvetini, lezzetini, yemesini ve içmesini benim için terk etmiştir” (Ahmed b. Hanbel) buyurmuştur
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resûlullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allah Teâlâ’nın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı Kerim Ramazan’da indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince,

“Zehebe’z-zama’ vebtelleti’l-uruk ve sebetil-ecrü inşaallah”

Manası: “Susuzluk gitti, damarlar ‎ıslandı‎, ecir de hak oldu in‏âallah” (Hâkim) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.
Bu ayda, her gece, cehenneme girmesi gereken, binlerce müslüman affolur, azat olur.

Bu ayda, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allah Teâlâ, bu mübarek ayda O’nun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Rasûlullah (s.a.v), bir hadis-i kutsîde Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söylemiştir:

“Ademoğlunun her ameli kendisine aittir; ancak oruç hariç. Oruç benim içindir ve onun karşılığını ben vereceğim.” (Buhârî)

Selmân-ı Fârisî (r.a) Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle rivayet eder:

“Resûlullah (s.a.v) Şâban ayının son günü bize bir hutbe okudu ve buyurdu ki:

– Ey insanlar! Büyük bir ayın gölgesi üzerinize düşmüş bulunuyor! O ay içinde bulunan Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Cenab-ı Hak (c.c), bu ayda oruç tutmayı farz ve geceleri ibadet etmeyi nafile kılmıştır. Kim bu ayda hayırlı bir haslet ile Allah Teâlâ’ya yaklaşırsa, diğer aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap kazanır. Yine bu ayda bir farzı yerine getiren diğer aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi sevap kazanır.

– Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda müminin rızkı artar. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, bir köle âzat etmiş gibi sevap kazanır ve günahları mağfiret edilir.”

Bu sözler üzerine biz dedik ki:

Ey Allah’ın Resûlü! Bizim hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek imkâna sahip değiliz!

Rasûlullah (s.a.v) sözlerine şöyle devam etti:

– Oruçluya bir içim süt, bir içim su ve birkaç hurma vererek iftar ettirene de Allah Teâlâ bu sevabı verir! Kim bir oruçlunun karnını doyurursa, Allah Teâlâ onun günahlarını mağfiret eder. Yine onu benim Kevser havuzumdan içirir ve ondan sonra hiç susuzluk çekmez. Oruç tutan kişinin sevabından bir şey eksilmeden, kendisinin kazandığı sevap kadar da iftar ettiren kişiye sevap verilir.

– Bu ay öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azat olmaktır! Bu ayda kölesinin (hizmetçisinin, işçisinin) işini hafifleten kişiyi Allah Teâlâ (c.c) ateşten azat eder.

– Bu ayda şu dört haslete sıkıca sarılın; iki haslet ile rabbinizin rızasını kazanır, ikisine ise her zaman ihtiyaç duyarsınız. Rabbinizin rızasını kazandıracak iki haslet şudur: Allah’tan başka ilâh bulunmadığına şehadet getirmek ve Allah’tan günahların bağışlanmasını dilemek. Her zaman ihtiyaç duyduğumuz iki haslet ise; rabbinizden cenneti istemek ve cehennemden O’na sığınmaktır.” (Beyhakî)

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“İman ederek ve sevabını yalnız Allah Teâlâ’dan bekleyerek Ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş ve gelecek günahları mağfiret edilir.” (Buhârî)

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“Âdemoğlunun her ameli katlanır. Hayırlı ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teâlâ (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.” (Buhârî)

Mevlâ Teâlâ’nın, “Benim için…” dediği bir ibadet için başka söz söylemeye gerek var mı!

Yine Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“Ramazan ayında diğer ümmetlere verilmeyen beş haslet benim ümmetime verilmiştir:

1. Oruçlu kişinin ağız kokusu Allah Teâlâ katında miskten daha hoştur.
2. İftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfar eder.
3. Şeytanların azgınları bu ayda zincire vurulur.
4. Cenab-ı Hak (c.c). hergün cenneti süsler ve ona, “Salih kullarımın kötülüklerden ve ezadan kurtulmaları yakındır!” der.
5. Ramazanın son gecesi günahları bağışlanır.

Sahâbe-i kirâm sordular:

– Ey Allah’ın Resûlü! O gece Kadir gecesi midir?

Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki:

– Hayır! Fakat her iş yapan kişiye işini bitirince ücreti eksiksiz olarak verilir!” (Ahmed b. Hanbel)

Semerkand Araştırma Merkezi
alıntı.

Ramazan orucu ve oruç çesitleri

08/21/2009

Ramazan orucu müslüman , akilli ve ergenlik çagina gelmis kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri
aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin imsaktan önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren bir müslüman o günün orucuna niyet etmis olur. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimse de oruca , niyet etmis sayilir. Ancak oruç tutan kimsenin hem içinden niyet etmesi, hem de dili ile “Niyet ettim Ramazan’in yarinki orucuna” diye söylemesi daha iyi olur.

Bes çesit oruç vardir:

1) Farz oruç: Ramazan orucunun edasi ve kazasi farzdir. Keffaret oruçlarinin tutulmasi da farzdir.
2) Vacip oruç: Adak oruçlari ile bozulan nafile orucun kaza edilmesi vaciptir.
3) Sünnet oruç: Kamerî aylardan Muharrem ayinin 9-10 veya 10-11. günlerinde oruç tutmak sünnettir.
4) Müstehap oruç: Kameri aylarin 13. 14. 15. günleri ile her haftanin Pazartesi ve Persembe günleri, Sevval ayinda 6 gün oruç tutmak müstehaptir.
5) Mekruh oruç: Iki türlü mekruh oruç vardir:
a. Muharrem ayinin sadece 10. günü, yalniz Cuma veya Cumartesi günleri oruç tutmak, iki orucu iftar etmeksizin birbirine eklemek veya senenin tamamini oruçlu geçirmek “TENZÎHEN MEKRUH”tur.
b. Ramazan bayraminin birinci günü ile Kurban Bayraminin 4 günü oruç tutmak “TAHRÎMEN MEKRUH”tur.

Ramazanda oruç tutamayanlar ne yaparlar ?

Oruç tutmayacak kadar hasta olanlar, hastaya bakanlar, Ramazan ayinda yolculuk yapanlar,
gebe veya emzikli olanlar, asiri yaslilar ve düskünler, aybasi hali veya logusalik halinde bulunan
kadinlar Ramazan ayinda oruç tutmazlar.Bunlardan:
a. Aybasi hali veya logusalik halinde olan kadinlar ile emzikli ve gebe olan kadinlar,
bu özürleri sona erdikten sonra ve Ramazan ayi disinda oruçlarini kaza ederler.
b. Yolcular, yolculuklari bitince oruçlarina baslarlar. Ramazan ayinda tutamadiklari
oruçlarini Ramazan ayindan sonra tutarlar.

Oruca nezaman ve nasil niyet edilir

Orucun sahih olmasi için niyet etmek sarttir. Niyetsiz oruç makbul degildir.
Ramazan orucuna, aksamdan itibaren kusluk vaktine kadar niyet edilebilir. Söyle ki:
Normal olarak oruca, sahur yemegini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayip yeme içme zamaninin bittigi imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, günes dogmus olsa bile, kusluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir sey yapmasin. Sahura kalkmak istemeyen bir kimse, aksamdan sonra yarinin orucuna niyet edebilir,
geceleyin kalkip tekrar niyet etmesi gerekmez. Ramazan ayinda tutulamayan orucu, baska günlerde kaza ederken niyetin geceleyin «tan yeri agarmadan önce» yapilmasi gerekir. Keffaret oruçlari da böyledir. Bu oruçlara imsaktan sonra niyet edilmez. Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarin oruç tutacagini kalbinden geçiren kimse niyet etmis demektir. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimsenin bu düsüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapilan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: ” Niyet ettim Ramazan-i serifin yarinki orucuna ”
diye söylemelidir.

Orucu bozup kaza ve keffaret gerektiren haller

Oruçlu oldugunu bildigi halde kasden:

1) Yemek, içmek, (ister gida maddesi, isterse ilaç olsun)
2) Cinsi iliskide bulunmak.
3) Sigara içmek
Orucu bozar, kaza ve keffareti gerektirir.
Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktir.
Bozulan bir gün orucun yerine iki ay veya altmis gün pespese oruç tutmaktir.
Ramazan ayinda niyet ederek oruca baslayan bir kimse özürsüz olarak bile bile yiyip içse veya cinsi iliskide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe gün kaza edilmesi, ayrica oruç özürsüz olarak ve bile bile bozuldugu için de keffaret tutmasi gerekir.
Baslanan bir orucu bilerek bozmanin dünyadaki cezasi keffarettir. Yani altmis gün birbiri ardinca oruç tutmaktir. Herhangi bir sebeple keffaret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa yeniden baslayip altmis günü kesintisiz tamamlamak lazimdir. Kadinlar keffaret orucu tutarken araya giren âdet günlerini tutmazlar, âdet halleri bitince ara vermeden temiz günlerinde oruca devam ederek altmis günü tamamlarlar.

Oruçluya mekruh olan hususlar

1) Bir seyi dilinin ucuyla gereksiz yere tatmak
2) Lüzumsuz yere bir sey çignemek
3) Sakiz çignemek
4) Kendisinden emin olmayan bir kisinin hanimini öpmesi, boynuna sarilmasi, kucagina almasi
5) Tükrügü agizda biriktirip yutmak
6) Kan aldirmak
7) Kendini zayif düsürecegini tahmin ettigi yorucu bir iste çalismak
8) Agzina su alip çalkalamak

« Previous entries

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com