<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Huzur Deryası</title>
	<link>http://www.huzurderyasi.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 09:58:18 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Miraç Kandili, nedir, peygamberimiz niçin miraca çıkmıştır, en iyi şekilde nasıl değerlendirilir?</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/mirac-kandili-nedir-peygamberimiz-nicin-miraca-cikmistir-en-iyi-sekilde-nasil-degerlendirilir.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/mirac-kandili-nedir-peygamberimiz-nicin-miraca-cikmistir-en-iyi-sekilde-nasil-degerlendirilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 09:58:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/mirac-kandili-nedir-peygamberimiz-nicin-miraca-cikmistir-en-iyi-sekilde-nasil-degerlendirilir.html</guid>
		<description><![CDATA[Miraç Kandili, nedir, peygamberimiz niçin miraca çıkmıştır, en iyi şekilde nasıl değerlendirilir? 
İçindekiler
1. Miraç Kandili
2. Miraç Nasıl Oldu?
3. Peygamberimiz neden mirac&#8217;a çıktı?
4. Peygamberimiz Allah ile nasıl görüşebilir?
5. Bir insan göklere nasıl çıkabilir?
6. Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?
7. Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?
8. Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
9. Miraçla gelen hediyeler
10. Miraç Gecesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Miraç Kandili, nedir, peygamberimiz niçin miraca çıkmıştır, en iyi şekilde nasıl değerlendirilir? </p>
<p>İçindekiler</p>
<p>1. Miraç Kandili<br />
2. Miraç Nasıl Oldu?<br />
3. Peygamberimiz neden mirac&#8217;a çıktı?<br />
4. Peygamberimiz Allah ile nasıl görüşebilir?<br />
5. Bir insan göklere nasıl çıkabilir?<br />
6. Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?<br />
7. Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?<br />
8. Miraçın benzeri bir olay var mıdır?<br />
9. Miraçla gelen hediyeler<br />
10. Miraç Gecesi Namazı<br />
11. Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz<br />
12. Kaynaklar</p>
<p>MİRAÇ KANDİLİ<br />
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.<br />
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur&#8217;ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle anlatılır: </p>
<p>“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram&#8217;dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)</p>
<p>Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle&#8217; anlatılır:</p>
<p>“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me&#8217;vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre&#8217;yi Allah&#8217;ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)</p>
<p>Miraç nasıl oldu?<br />
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ&#8217;ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.<br />
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke&#8217;den), Mescid-i Aksâ&#8217;ya (Kudüs&#8217;e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs&#8217;e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa&#8217;nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ&#8217;ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.<br />
Bir rivayette Hz. İsa&#8217;nın doğduğu yer olan Betlaham&#8217;a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü&#8217;s-Sahra&#8217;nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.</p>
<p>Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.<br />
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü&#8217;l-müntehâ&#8217;ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü&#8217;l-Ma&#8217;mur&#8217;u ziyaret etti.<br />
Hz. Cebrail&#8217;in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.<br />
Süleyman Çelebi&#8217;nin dediği gibi </p>
<p>“Aşikâre gördü Rabbü&#8217;l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah&#8230;</p>
<p>Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.</p>
<p>Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail&#8217;in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke&#8217;ye döndü.</p>
<p>Sabah olunca Kabe&#8217;nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.</p>
<p>Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs&#8217;e, Mescid-i Aksâ&#8217;ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ&#8217;yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ&#8217;yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.</p>
<p>Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:<br />
“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü&#8217;l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”</p>
<p>Bunun üzerine müşrikler:<br />
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.</p>
<p>O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.</p>
<p>Peygamberimiz neden mirac’a çıktı?<br />
Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.<br />
Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz&#8217;i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz&#8217;i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.</p>
<p>Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.</p>
<p>Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi&#8217;râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.</p>
<p>Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi&#8230;</p>
<p>Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?<br />
Soru: “Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”</p>
<p>Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır.<br />
Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.<br />
Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.<br />
Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.</p>
<p>Bir insan nasıl göklere çıkabilir?<br />
Soru: “Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay&#8217;a ve Venüs&#8217;e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”</p>
<p>Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman&#8217;ın Arşına çıkaramaz mı?</p>
<p>Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?<br />
Soru: &#8220;Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?&#8221;</p>
<p>Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.</p>
<p>Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.</p>
<p>Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.<br />
Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü&#8217;1-Me&#8217;vâ&#8217;nın gövdesi olan Sidretü&#8217;l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir.</p>
<p>Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı. Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.</p>
<p>Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?<br />
Soru: &#8220;Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn&#8217;dır.</p>
<p>Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?</p>
<p>Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.</p>
<p>Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.</p>
<p>İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak&#8217;a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.</p>
<p>Miraçın benzeri bir olay var mıdır?<br />
Soru: &#8220;Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?&#8221;</p>
<p>Miraçın çok örnekleri vardır:<br />
Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.<br />
Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.<br />
İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.<br />
Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.<br />
Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.<br />
Cennette, Cennet ehli mü&#8217;minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.</p>
<p>Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü&#8217;minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.</p>
<p>Miraçla gelen hediyeler</p>
<p>Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü&#8217;min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü&#8217;minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.</p>
<p>İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.</p>
<p>Mü&#8217;minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.</p>
<p>Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.<br />
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.</p>
<p>Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü&#8217;minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.</p>
<p>Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.<br />
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, &#8220;Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah&#8217;ın rahmetine gireceksin&#8221; dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)</p>
<p>Miraç Gecesi Namazı<br />
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :</p>
<p>“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur. </p>
<p>Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.</p>
<p>Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz<br />
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.<br />
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.</p>
<p>Kaynaklar:<br />
1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz<br />
2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler<br />
3. Üç Aylar İbadet Rehberi</p>
<p>alıntı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/mirac-kandili-nedir-peygamberimiz-nicin-miraca-cikmistir-en-iyi-sekilde-nasil-degerlendirilir.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Mübarek Geceyi  Nasıl İhya Edeceğiz?</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/bu-mubarek-geceyi-nasil-ihya-edecegiz.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/bu-mubarek-geceyi-nasil-ihya-edecegiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 08:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/bu-mubarek-geceyi-nasil-ihya-edecegiz.html</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm&#8217;dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.&#8221; 
(İsra :1)
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;
Bu Mübarek Geceyi  Nasıl İhya Edeceğiz?
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;
1- Mîrac gecesinde,mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var&#8230; Camide kılınan namaz, evde kılınan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
&#8220;Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm&#8217;dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.&#8221; </p>
<p>(İsra :1)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Bu Mübarek Geceyi  Nasıl İhya Edeceğiz?</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>1- Mîrac gecesinde,mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var&#8230; Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise&#8230; Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı&#8230; Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.</p>
<p>O’nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:</p>
<p>“Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”  </p>
<p>Bu mükâfatı kaçırmamak lâzım!</p>
<p>2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım. </p>
<p>Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:</p>
<p>“Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb’in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur” </p>
<p>3- Salat ü selâm okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve’s-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.</p>
<p>4- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz.</p>
<p>5- Namaz kılalım.. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Mîrac gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar. </p>
<p>Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.</p>
<p>Yatsı namazından sonra 12 rek&#8217;at &#8220;Hacet namazı&#8221; kılınır.  </p>
<p>Beher rek&#8217;atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur. </p>
<p> Namaza niyet:  </p>
<p>&#8220;Yâ Rabbî, rızâ-i şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili habîbin Resûl-i Zîşan Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-i ilâhîne mazhar eyle, Allâhü Ekber.&#8221; </p>
<p>Namazdan sonra: </p>
<p>4 Fâtiha-i şerîfe,  100 defa: &#8220;Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym&#8221; 100 İstiğfâr-ı şerîf, 100 Salevât- şerîfe okunup duâ yapılır.</p>
<p>Bu namazda, İhlâs-ı şerîfeler 100&#8242;er adet okunursa veya bu namaz 100 rek&#8217;at olarak kılınırsa; bunu yerine getiren mü&#8217;min huzûr-i ilâhîye namaz borçlusu olarak çıkmaz. </p>
<p>Namaz borcu olanların hiç olmazsa 1 günlük namazlarını kaza etmeleri makbul olsa gerekir.</p>
<p>6- Mirac gecesinden sonraki gün, mutlaka oruçlu olmalıdır. o gün öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır.</p>
<p>Her rekatta Fatiha&#8217;dan sonra: 5 Ayetül Kürsi, 5 Kul ya Eyyühel Kafirün, 5 İhlası şerif, 5 Kul euzu birabbil felak, 5 Kul euzu birabbinas okunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/bu-mubarek-geceyi-nasil-ihya-edecegiz.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Haftası</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 20:53:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Yâ Rasûlallah, eğer Sen, gelmeseydin âleme,
Güller açmaz, bülbül ötmez, mechûl esmâ Âdem’e
Varlığın mânâsı kalmaz, garkolurda mâteme!….
Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi (Hicri Rebiülevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından “Mevlid Kandili” olarak kutlanmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; color: #ff0000">Yâ Rasûlallah, eğer Sen, gelmeseydin âleme,</span></strong></p>
<p align="center" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; color: #ff0000">Güller açmaz, bülbül ötmez, mechûl esmâ Âdem’e</span></strong></p>
<p align="center" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; color: #ff0000">Varlığın mânâsı kalmaz, garkolurda mâteme!….</span></strong></p>
<p style="text-align: justify" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; color: #003366">Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi (Hicri Rebiülevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından </span><font color="#ff0000"><span style="font-size: 11pt">“Mevlid Kandili”</span></font><span style="font-size: 11pt; color: #003366"> olarak kutlanmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan etmiştir.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; color: #003366">Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılından itibaren Peygamber Efendimizin doğum yıldönümleri, her yıl “Kutlu Doğum Haftası” adıyla ilmi ve kültürel etkinliklerle kutlanmaktadır.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 11pt; color: #003366">Kutlamaların 20.. bu yıl 14-20 Nisan 2008 tarihleri arasında Türkiye genelinde konferans, panel ve diğer sosyal-kültürel faaliyetlerle icra edilecektir.</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Haftası hakkında genel bilgi</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi-hakkinda-genel-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi-hakkinda-genel-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 20:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi-hakkinda-genel-bilgi.html</guid>
		<description><![CDATA[Kutlu Doğum Haftası hakkında genel bilgi
           Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından &#8220;Mevlid Kandili&#8221; olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: red"><em><strong>Kutlu Doğum Haftası hakkında genel bilgi</strong></em></span></p>
<p>           <span style="color: green"><strong>Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12. gecesi), asırlardır milletimiz tarafından &#8220;Mevlid Kandili&#8221; olarak kutlanmaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, &#8220;Kutlu Doğum Haftası&#8221; olarak ilân etmiştir.<br />
2006 yılı &#8220;Kutlu Doğum (Hz. Peygamberi Anma ve Peygamberlere Saygı) Haftası&#8221; hepimize mübarek olsun.</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi-hakkinda-genel-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz?</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%99nda-neler-yapabiliriz.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%99nda-neler-yapabiliriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 20:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%99nda-neler-yapabiliriz.html</guid>
		<description><![CDATA[

Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz?


İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:
* O’nun getirdiği mesaj [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="100%">
<tr>
<td width="740" align="center"><strong><font size="4" color="#006600">Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz?</font></strong></td>
</tr>
<tr>
<td colSpan="2" width="794" style="padding: 5mm"><font size="2" face="Arial">İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:</p>
<p>* O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O’nu ve O’nun getirdiği nûru tanımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü’nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz.</p>
<p>* Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.</p>
<p>* Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz’in (sas) hayatından kesitler sunan veya O’nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz.</p>
<p>* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.</p>
<p>* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.</p>
<p>* İki Cihan Serveri, “Beni Hûd, Vakıa, Mürselat sûreleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu sûrelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu sûrelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hûd,<br />
Vakıa ve Mürselat sûrelerini okuyabiliriz.</p>
<p>* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz. “Allah Rasulü’ne nasıl salavat getirelim?” diyorsanız işte size birkaç örnek: Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin adede ma fî ilmillâhi salaten daimeten bidevâmi mülkillâhi. Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihî biadedi ilmike ve biadedi ma’lûmâtike.</p>
<p>Salât-ı Tefriciye<br />
Allâhümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihî’l–ukadu ve tenfericu bihi’l–kürabu ve tugdâ bihi’l– havâicu ve tünâlü bihi’r–reğâibu ve hüsnü’l–havâtimi ve yüsteska’l–ğamâmu bivechihi’l–kerîmi ve alâ âlihi ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin biadedi külli ma’lûmin leke. </font></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%99nda-neler-yapabiliriz.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>KUTLU DOĞUM HAFTASI!&#8230;‏</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%8f.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%8f.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 19:43:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%8f.html</guid>
		<description><![CDATA[KUTLU DOĞUM HAFTASI!&#8230;
 
TÜM ÜMMETİ MUHAMMEDE MÜBAREK 
OLSUN&#8230;..
ŞEFAAT YA RESULALLAH,..

Kutlu Doğum Haftamız 


Mübarek olsun&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="6" color="#ff0000" face="Times New Roman, Times, Serif"><a target="_blank" href="http://imageshack.us/"></a>KUTLU DOĞUM HAFTASI!&#8230;</font></p>
<p> <img border="0" width="129" src="http://img135.imageshack.us/img135/5397/muhammed2ux.gif" alt="/" height="100" style="width: 116px; height: 81px" /></p>
<p><font size="6" color="#ff0000" face="Times New Roman">TÜM ÜMMETİ MUHAMMEDE MÜBAREK </font></p>
<p><font size="6" color="#ff0000" face="Times New Roman">OLSUN&#8230;..</font></p>
<p><font size="6" color="#ff0000" face="Times New Roman">ŞEFAAT YA RESULALLAH,..</font></p>
<p><a target="_blank" href="http://imageshack.us/"><img border="0" width="362" src="http://img518.imageshack.us/img518/1959/gzelgl0eo.gif" alt="Image Hosted by ImageShack.us" height="524" style="width: 250px; height: 232px" /><img border="0" width="288" src="http://img485.imageshack.us/img485/2028/10rb0ri.jpg" alt="Image Hosted by ImageShack.us" height="204" style="width: 255px; height: 181px" /></a></p>
<p><strong><font size="7">Kutlu Doğum Haftamız </font></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong><font size="7">Mübarek olsun&#8230;</font></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kutlu-dogum-haftasi%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müslüman Çocuğun Edebi - Görgü Kuralları</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/musluman-cocugun-edebi-gorgu-kurallari-2.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/musluman-cocugun-edebi-gorgu-kurallari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jan 2008 09:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Çocuğun Edebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/musluman-cocugun-edebi-gorgu-kurallari-2.html</guid>
		<description><![CDATA[İslâm;  doğumdan  ölüme  kadar hayatın ne şekilde  yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç      ve dış dünyamızın ne şekilde bir  yapıya  kavuşturulacağını  tespit  etmiştir. Madden ve mânen           sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile  ve  sağlıklı  bir  toplumun  yolu   İslâmın emrettiği  hayat tarzını    yaşamak ile mümkün olabilecektir.     Her hayrın başı Besmeledir ! 
     Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İslâm;  doğumdan  ölüme  kadar hayatın ne şekilde  yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç      ve dış dünyamızın ne şekilde bir  yapıya  kavuşturulacağını  tespit  etmiştir. Madden ve mânen           sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile  ve  sağlıklı  bir  toplumun  yolu   İslâmın emrettiği  hayat tarzını    yaşamak ile mümkün olabilecektir. </strong><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ff0000">    </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">Her hayrın başı Besmeledir ! </font></strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir. <br />
     Sevgili Peygamberimiz: &#8220;Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte <br />
     hayır olmaz&#8221;buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş <br />
     olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim:</font> </strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">    &#8220;Yemek yemeğe, abdest almaya  ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir. </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
    . Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur. <br />
    . Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır. <br />
      Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız. <br />
    . Kat&#8217;i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur. <br />
    . Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken,<br />
      ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir. <br />
    . Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir. <br />
    . Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir. <br />
    ***</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">SELAM  VERME  ADABI:</font></strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">      Müslümanlar birbirleri ile karşılaşınca selamlaşır ve tokalaşır.<br />
      Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır.</font> </strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     1. İslam&#8217;ın emrettiği selamı unutma.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     2. Tanıdığın veya tanımadığın Müslümanlarla karşılaştığın zaman selam vermeyi ihmal etme <br />
         (Esselamü Aleyküm). <br />
     3. Selam verme şekli şöyle: <br />
         a) Binek üzerinde olan yürüyene,<br />
         b) Yürüyen oturana,<br />
         c) Az kişiler çok kişilere,<br />
         d) Küçükler büyüklere selam verirler.<br />
     4. Verilen selama onun misliyle veya ondan daha güzel bir şekilde cevap ver. <br />
     5. Konuşmadan önce selam ver. Peygamberimiz bir Hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: </strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     &#8220;Kim  selamdan  önce  konuşmaya  başlarsa  ona  cevap  vermeyin&#8221;<br />
    </font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">KONUŞMA  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     Şahsımıza karşı vazifelerimizden biri de dilimizi terbiye ve islah etmektir. İnsan iyi ve kötü bir çok </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     şeyi dilinden bulur. Birçok insan dili sebebiyle en büyük musibetlere uğramışlardır. <br />
     İnsanları cehenneme sürükleyip götüren de dilleridir.</strong></font></font></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     01. Söylediği sözün nereye varacağını, düşünmek. </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     02. Dünya ve ahiret için faydası  olmayan  sözleri  söylememek. <br />
     03. Sözleriyle  kimsenin  gönlünü  kırmamak. <br />
     04. Musibet  ve  felaket  getireceğinden korktuğu  şeyi  söylememek. <br />
     05. Konuşurken başkasının sözünü kesmemek. <br />
     06. Bir insanı över veya yererken aşırı gitmemek. <br />
     07. Büyüklerin yanında yüksek sesle  konuşmamak. <br />
     08. Boşboğazlık, gevezelik etmemek. <br />
     09. Söylerken ağzını eğip  büzmemek, avurt çatlatmamak, ustalık, bilgiçlik satmamak. <br />
     10. Konuşurken karşısındakini  hiçe  sayarak ukalalık yapmamak, onun sözlerinde ayıp ve kusur <br />
           aramamak. <br />
     11. Dilini la&#8217;nete, küfüre ve kaba konuşmaya alıştırmamak. <br />
     12. Kendisine verilmiş bir sırrı başkasına  söylememek.      . <br />
     13. Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek. <br />
     14. Yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan  sakınmak. <br />
     15. Başkalarıyla  alay  etmemek, kimseye  kötü  bir  ad  takmamak.</strong></font></font> <strong><br />
<font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066">    *** </font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">GÜZEL  SÖZLER  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>    </strong> </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">Söz  söylerken güzel söylemek, kabalık yapmamak, karşısındakilerin halini gözetmek, dokunacak </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     sözlerden ve tasavvurlardan sakınmak Müslüman&#8217;ın vazifesidir. <br />
     Kur&#8217;an-ı Kerim yedi çeşit insanın peşinden gitmeyi ve onları dinlemeyi yasak etmiştir. </strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     1- Doğruya ve yalana çok yemin eden. <br />
     2- Fikir ve düşüncesi düşük olan.<br />
     3- Şuna buna söven, la&#8217;net eden, daima kusur ve ayıp araştıran. <br />
     4- Bir yerde konuşulan şeyleri başkalarına taşıyan. <br />
     5- Cimri ve son derece sıkı olan ve insanları iyilikten çeviren. <br />
     6- Hakkı tanımayan ve mütecaviz olan.<br />
     7- Günaha dadanan, şerefsiz ve soysuz olan.</font><br />
<font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066">     ***</font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">    <font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="5"> </font></font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">EVE  GİRİŞ  ÇIKIŞ  ADABI</font></strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066">    </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4"><strong>  1. Kapının  sağında  veya  solunda  durmak.<br />
     2. Kapıya 3 defa vurmak, izin verilir ise, içeriye girmek, izin  verilmez  ise  geri  dönmek. <br />
     3. Eve girince ve çıkarken  &#8220;Esselamü Aleyküm&#8221; diyerek  selam  vermek. <br />
     4. Evden çıkınca &#8220;Bismillahi tevekkeltü al-Allah la havle vela guvvete  illabillah&#8221; demek.<br />
     *** </strong></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">YEMEK  YEME  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>    </strong> </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">01. Sofra  hazırlanırken  yardımcı  olmak. </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     02. Yemekten  önce  ve  sonra  elleri  yıkamak.<br />
     03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak.<br />
     04. Besmele çekip, Allah&#8217;a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek.<br />
     05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur<br />
     06. Sağ eliyle yemek.<br />
     07. Lokmayı  ağza  göre  almak  ve  iyice  çiğnedikten  sonra  yutmak.<br />
     08. Lokmayı  yutmadıkça  ikinci  lokmaya  el  uzatmamak.<br />
     09. Önündeki  yemeği  soğutmak  için, yemeğin  içine  üflememek.<br />
     10. Başkalarını  tiksindirecek, iğrendirecek  harekette  bulunmamak  ve söylememek. <br />
     11. Ağızda  yemek  varken  konuşmamak, gülmemek.<br />
     12. Başkasının  lokmasına  ve  yediğine  bakmamak. <br />
     13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak. <br />
     14. Yemek  seçmemeye  özen  göstermek.<br />
     15. Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi  önünden  yemek. <br />
     16. Lokmasını  ve  aldığı  yemeği  bitirmek.<br />
     17. Tabaklarda  artık, sofrada  kırıntı  bırakmamak.<br />
     18. Toplu yemek yenirken herkes  yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak.<br />
     19. Yemek  bitince  &#8220;Elhamdülillah&#8221;  demek.<br />
     20. Yemeği  yapana  teşekkür  etmek.<br />
     21. Sofra  kaldırırken  yardımcı  olmak.<br />
     22. Yemek  sonrası  elleri  yıkamak, dişleri  fırçalamak.<br />
     23. Sokaklarda  yemek  yememek  ve  içmemek.<br />
     24. Gezinerek  yemek  yememek.<br />
     25. Helalinden, temiz  yemek  ve  Allah&#8217;a  şükretmek.<br />
     26. Acıkmadan  yemek  yememek.</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#003300">      </font><u><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc">Bir hadis-i şerifte:</font></u><br />
<font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066">    </font> <font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">&#8220;Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, <br />
      içeceği zaman da sağ eli ile içsin. <br />
      Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer.&#8221;  buyurulmuştur. <br />
     ***</font></strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">SUYU  İÇME  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>    </strong> </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">1. Besmele çekmek. </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     2. Suyu  bardaktan  (veya tasdan)  içmek.<br />
     3. Suyu  oturarak  içmek.    4. Bardağı  sağ el  ile  ağıza  götürmek.<br />
     5. Bardağın  içine  nefes  vermemek.<br />
     6. Suyu  üç  yudumda  içmek  sonunda  Elhamdülillah  demek; su  içmenin adaplarındandır. <br />
 </strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:<br />
    &#8220;Suyu çocuğun memeyi emmesi gibi için. <br />
    Depodan doldurur gibi içmeyin.<br />
    Ondan ciğer hastalıkları zuhur eder.&#8221;</font><br />
<font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066">     ***</font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">TUVALET  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>    </strong> </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">1. Tuvalete girmeden önce Eüzü Besmele çekmek.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     2. Sol ayak ile girmek.<br />
     3. İhtiyacı  ayakta  değil, oturarak  gidermek.<br />
     4. Tuvalette  konuşmamak, bir  şeyler  yememek, oyalanmamak.<br />
     5. Tuvaletten  çıkmadan  temizlik  kontrolü  yapmak  (elleri yıkamak).<br />
     6. Sağ  ayak  ile  çıkmak.<br />
      7. Çıkınca &#8220;Gufraneke&#8221; demek, adaptandır.<br />
     *** </strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">YATMA  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>    </strong> </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">1. Yatmadan  önce  elleri  yıkamak.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     2. Dişleri  fırçalamak.<br />
     3. Kıyafetlerle değil, pijamalarla yatmaya özen göstermek.<br />
     4. Giysilere  sağdan  giymeye  başlamak.<br />
     5. Besmele  çekip  sağ  tarafa  doğru  dönüp  yatmak.<br />
     6. Yatmadan  önce  dua  etmek, adaptandır.<br />
     ***</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">GÖZ   KULAK  GİBİ  AZALARIN  TERBİYESİ</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff">     Müslüman&#8217;a başkalarının kanı, ırzı, namusu, malı haramdır. Kendisinin olmayan herhangi bir şeye <br />
     kötü gözle bakmamak, kendi canı, namusu, malı nasıl mukaddes ise, başkalarınınkini de aynı <br />
     şekilde kabul etmeli, kendini tamamen haramdan ve kendisine ait olmayan her şeyden çekmek <br />
     İslâm&#8217;ın emridir.<br />
     ***</font></strong></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">    </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc">  <font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="5">TOPLANTILARDA  ADAB </font></font></strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir mecliste nasıl davranılacağını <br />
     bildirmiştir. </font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     01. Bir toplantıya herkesi iğrendirecek elbise ile, fena kokularla gitmemek, <br />
     02. Mecliste daima güler yüzlü olup, ekşi suratlı ve geveze olmamak, <br />
     03. İleri geçip oturmamak, hakkı olmadıkça ileriye geçmemek, <br />
     04. Kendisinden yaşça ve bilgice yüksek olanlara hürmet etmek, <br />
     05. Anası, babası veya hocasına daha çok hürmetli olmak, <br />
     06. Oturanlara sıkıntı verecek hallerden sakınmak, <br />
     07. İki kişi arasına oturmak lazım gelirse, onların iznini istemek, <br />
     08. Sonradan gelene yer göstermek, <br />
     09. Kendisinden büyük olanların yanında ayak ayak üstüne koymamak, <br />
     10. Ev sahibinin, misafiri uğurlaması, <br />
     11. Kalabalık içinde iki kişi arasında gizli konuşulmaması, <br />
     12. Esnememek, mecbur olursa eli ile ağzını kapamak, <br />
     13. Öksürme veya geğirme ile çevreyi rahatsız etmemek, tiksindirmemek, <br />
     14. Meclis ve toplantılarda  edebe riayet etmek.<br />
     ***</font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">KOMŞULARIMIZA  KARŞI  VAZİFELERİMİZ</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>    </strong> </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     Komşularımıza  olan  vazifelerimizin  başlıcaları  şunlardır:</strong></font></font></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
         komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. &#8220;Peygamberimiz: &#8220;Allah&#8217;a ve <br />
         âhiret gününe İman  eden  komşusuna  eziyet  etmesin  buyurmuştur. (Sahihi Buhari)</strong></font></font></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
         kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36)</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     3. Komşunun  evini,  kendisinin  bulunmadığı  zamanlarda  korumak, </font></strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek, </font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız: </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     &#8220;Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, <br />
     komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari)</strong></font></font></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız.<br />
     ***</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">MİSAFİRLERE  KARŞI  VAZİFELERİMİZ</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>     </strong></font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">Misafirleri güzel bir şekilde ağırlamak, Müslümanlığın emirlerindendir.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     Peygamber Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlere elinde bulunan yiyeceklerden bol bol yedirir,<br />
     hatta ev halkıyla birlikte geceyi aç olarak geçirdiği zamanlar da olurdu. Bir hadisi şeriflerinde şöyle <br />
     buyurulmakta: &#8220;Allah&#8217;a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin (Sahihi Buhari)</strong></font></font></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     Atalarımız kahramanlığı ve dürüstlüğü yanında, misafirperverliği de, sahip olduğu eşsiz </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     üstünlüklerindendir. Bugün yurdumuzun birçok Köylerinde, misafirler için ayrılmış özel yerler vardır.</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     Misafirlerimize  karşı  olan  vazifelerimizden  başlıcalar  şunlardır: </font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     1. Misafirleri güler yüz ve tatlı dille karşılamak, </font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     2. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin en iyisini onlara sunmak,<br />
     3. Misafirlerin üzerine fazla düşüp onları sıkmamak,<br />
     4. Misafirlerin yanında çocukları ve hizmetçileri azarlamamak,<br />
     5. Topluluklarda dikkat ettiğimiz önemli noktalara, misafirlerin yanında da dikkat etmek.</strong></font></font> <strong><br />
<font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066">     ***</font> </strong></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#cc0000">     </font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#00cccc" size="5">ZİYARETLERİN  ADABI</font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#000066"><strong>     </strong></font><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">Müslümanların birbirlerini ziyaret etmeleri, aradaki sevgi, saygı ve dayanışmayı kuvvetlendirir.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     Zaman zaman akraba, yaşlı ve hasta kimseler ziyaret edilmek  suretiyle gönülleri alınmalıdır.<br />
     Ancak ziyaretlerin, usulüne uygun olarak yapılması gerekir.</strong></font></font></p>
<p><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff" size="4">     Ziyaretlerle ilgili edepleri  şöyle sıralayabiliriz: </font></strong></p>
<p><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" color="#ffffff"><strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4">     1. Ziyaretlerin vakti iyi seçilmelidir. Uyku, yemek ve iş zamanlarında ziyarete gidilmemelidir.</font></strong><font style="font-size: 12px; color: #000000; font-family: tahoma" size="4"><strong><br />
     2. Ziyaretlere giderken, temiz ve düzgün elbiseler giyilmelidir.<br />
     3. Ziyaret edilen evin kapısı çalınmalı, ev sahibi izin verdikten sonra içeri girilmelidir.<br />
     4. Ziyaret sırasında güler yüz gösterilmelidir.<br />
     5. Ziyaretine gidilen evde bulunanların, sevinçleri ve kederleri paylaşılmalıdır.<br />
     6. Ev sahibinin  işi varsa, ziyareti uzatmadan müsaade isteyerek ayrılmalıdır.<br />
     7. Ziyaret edilen kimsenin yaş, akrabalık veya hastalık gibi durumları<br />
         göz önünde bulundurularak, konuşma şeklinde dikkat edilmelidir.<br />
     8. Özellikle yaşlılar ile hastalar, sık sık ziyaret edilmelerini beklerler.<br />
         Bu bakımdan bu kimselerin ziyaretleri diğerlerine göre daha fazla yapılmalıdır.</strong></font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/musluman-cocugun-edebi-gorgu-kurallari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Muharrem Ayı ve Aşure Günü</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 18:59:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Muharrem Ayı ve Aşure Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html</guid>
		<description><![CDATA[Muharrem Ayı ve Aşure Günü &#8220;Şehrullahi&#8217;l-Muharrem&#8221; olarak meşhur olan, yani &#8220;Allah&#8217;ın ayı Muharrem&#8221; olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Allah&#8217;ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah&#8217;ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem&#8217;in 10. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muharrem Ayı ve Aşure Günü <font color="#000000" size="2">&#8220;Şehrullahi&#8217;l-Muharrem&#8221; olarak meşhur olan, yani &#8220;Allah&#8217;ın ayı Muharrem&#8221; olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. </font><font color="#000000" size="2">Allah&#8217;ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah&#8217;ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.<br />
Âşura Günü ise Muharrem&#8217;in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.<br />
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.<br />
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan &#8220;On geceye yemin olsun&#8221; ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.<br />
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem&#8217;in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)</p>
<p>Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.</p>
<p>Bugüne &#8220;Âşura&#8221; denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:<br />
1. Allah, Hz. Musa&#8217;ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.<br />
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.<br />
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.<br />
4. Hz. Âdem&#8217;in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.<br />
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.<br />
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.<br />
7. Hz. Davud&#8217;un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.<br />
8. Hz. İbrahim&#8217;in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.<br />
9. Hz. Yakub&#8217;un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf&#8217;un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.<br />
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)<br />
Hz. Âişe&#8217;nın belirttiğine göre, Kabe&#8217;nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.<br />
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.<br />
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine&#8217;ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.<br />
&#8220;Bu ne orucudur?&#8221; diye sordu.<br />
Yahudiler, &#8220;Bugün Allah&#8217;ın Musa&#8217;yı düşmanlarından kurtardığı Firavun&#8217;u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur&#8221; dediler.<br />
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, &#8220;Biz, Musa&#8217;nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz&#8221; buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)<br />
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.<br />
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:<br />
&#8220;Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine&#8217;ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.&#8221; &#8216;Buhari, Savm: 69.<br />
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. &#8220;İsteyen tutar, isteyen terk edebilir&#8221; buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.<br />
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.<br />
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:</p>
<p>&#8220;Ramazan&#8217;dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?&#8221;<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, &#8220;Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah&#8217;ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir&#8221; buyurdu.(5)<br />
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
&#8220;Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.&#8221;(6)<br />
&#8220;Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah&#8217;ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.<br />
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, &#8220;Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir&#8221; demektedir.<br />
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem&#8217;in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.<br />
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.<br />
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü&#8217;minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.<br />
Bîr hadiste şöyle buyurular: &#8220;Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.&#8221;(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.<br />
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem&#8217;ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ&#8217;da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin&#8217;i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.</p>
<p>Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah&#8217;ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü&#8217;min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir &#8220;yas merasimi&#8221; haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.<br />
1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.<br />
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.<br />
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.<br />
4) Müslim. Siyam: 117.<br />
5) Tîrmizî. Savm: 40.<br />
6) A.g.e., Savın: 47.<br />
7) İbni Mâce. Siyam: 43.<br />
 <img src='http://www.huzurderyasi.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> İhyâ, 1:238<br />
9) et-Tergîb ve&#8217;l-Terhİb, 2:116.</p>
<p></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hicri yılbaşı gecesi</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/hicri-yilbasi-gecesi-2.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/hicri-yilbasi-gecesi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 06:58:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/hicri-yilbasi-gecesi-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Hicri yılbaşı gecesi;
Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571&#8242;de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının on ikinci Pazartesi sabahı, Mekke&#8217;de doğdu. 622&#8242;de Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine&#8217;nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, Kameri yıl başı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların kameri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: maroon">Hicri yılbaşı gecesi;</span></p>
<p>Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571&#8242;de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının on ikinci Pazartesi sabahı, Mekke&#8217;de doğdu. 622&#8242;de Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine&#8217;nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, Kameri yıl başı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir.</p>
<p>Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.</p>
<p><strong>İslamiyet&#8217;ten önce Araplar, Muharremde harp etmek isteyince, o yıl Muharrem ayının ismini, sonraki aya korlar, sonraki ayın ismini, Muharrem ayına takarlardı. Böylece, haram ay, Muharremden bir sonraki ay olurdu.</strong></p>
<p>(Bir ayın haramlığını başka aya geciktirmek, ancak kâfirliği arttırır. Kâfirler, böylece sapıtıyorlar. Onlar, Allah&#8217;ın haram kıldığı ayların sayılarını denk getirmek için, haram ayı bir yıl helal edip, başka yıl onu yine haram ederler. Böylece, Allah&#8217;ın haram kıldığını helal kılmaya çalışırlar) mealindeki <span style="color: blue">Tevbe suresinin 37.</span> âyet-i kerimesi, ayların yerlerini değiştirmeyi yasak etti.</p>
<p>Kıymet verilen dört aydan biri<br />
Muharrem ayı, Zilkade, Zilhicce ve Receb ile beraber Kur&#8217;an-ı kerimde kıymet verilen dört aydan biridir. <span style="color: blue">(Tevbe 36)</span></p>
<p>Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma&#8217;dır.) <span style="color: blue">[Deylemi]</span></p>
<p>(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahü teâlânın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) <span style="color: blue">[Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]</span></p>
<p>(Nafile oruç tutacaksan Muharrem ayında tut. Çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, O günde Allahü teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) <span style="color: blue">[Tirmizi]</span></p>
<p>Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.</p>
<p><strong>Aşka Mecnun<br />
kaynak= <span style="color: blue">Tirmizi, Buhari, Deylemi,kur&#8217;an-ı Kerim mealinden derlenmiştir. &#8220;Dinimizislam&#8221; İslam ilmihali</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: blue"><a href="http://www.islamiyet.gen.tr/">www.islamiyet.gen.tr</a> den alıntıdır.</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/hicri-yilbasi-gecesi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kurban.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kurban.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2007 09:28:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>deryakose</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kurban.html</guid>
		<description><![CDATA[

Kurban kesme ibadeti  İnsanlık tarihi kadar eskidir. Hz. Adem, ilk Peygamber olduğuna göre o da mali  ibadetinin bir bölümünü gözünde sevgisi büyüyen malını kurban ederek Rabbin  önüne engel olacak her şeyi kaldırma eylemini yapmıştır. 
Ademin çocuklarının  kurban kestiğini Rabbimiz:
&#8220;Onlara, Adem&#8217;in iki  oğlunun gerçek haberini oku. Hani ikisi de Allah&#8217;a kurban [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" border="0">
<tr>
<td valign="top" align="left" colspan="5" class="EC_verdana12" style="height: 200px"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Kurban kesme ibadeti  İnsanlık tarihi kadar eskidir. Hz. Adem, ilk Peygamber olduğuna göre o da mali  ibadetinin bir bölümünü gözünde sevgisi büyüyen malını kurban ederek Rabbin  önüne engel olacak her şeyi kaldırma eylemini yapmıştır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ademin çocuklarının  kurban kestiğini Rabbimiz:</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">&#8220;Onlara, Adem&#8217;in iki  oğlunun gerçek haberini oku. Hani ikisi de Allah&#8217;a kurban sunmuşlardı, birinden  kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil)  &#8220;Seni muhakkak öldüreceğim&#8221; deyince, Kardeşi (Habil) &#8220;Allah, ancak sakınanlardan  kabul eder.&#8221; (Maide 27) ayetiyle haber vermektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Saffat süresinin 107&#8242;nci  ayetinde İbrahim aleyhisselama Rabbimiz tarafından kurbanlık verildiğinden haber  vermektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Hac süresi 36, 37, Bakara  196, Al-i İmran 183, Maide 2, 27, 95, 97, Fetih 25, Kevser 2&#8242;nci ayetlerde  doğrudan veya dolaylı olarak kurbandan bahsedilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Sevgili peygamberimiz de  &#8220;Adem oğlu Kurban bayramı günü kan akıtmaktan başka Allah&#8217;a daha sevimli bir  amel yapamaz. O, kıyamet gününde kurbanın boynuzu, tırnakları, tüyleri ile  gelir. Kurbanın kanı yere düşmeden Allah katındaki yerine varır. Öyle ise gönül  hoşluğuyla güzelinden kesin. (İbn-i Mace, Edahi, 3126) buyurmuş. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"> Bu hadisin  arkasındaki 3127&#8242;nci hadiste de Kurbanın, babamız İbrahim aleyhisselamın sünneti  olduğunu ve kurbanın kılı ve yünü sayısınca sevap alacağımızı haber veriyor.  </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Koçyiğitler kurban  edilirken ağzını açmayanlar, Kurban bayramı yaklaşınca hayvansever pozlarına  bürünüp koçlara özgürlük naraları atarlarken siz onlara kulak vermeyin.  </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Yunus Emre:</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">&#8220;Beni bir dağda  buldular,</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Kolum  kanadım kırdılar.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Dolaba  layık gördüler,</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Onun için  inilerim.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Ben bir  dağ ağacıyam,</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Ne  tatlıyam, ne acıyam.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Ben  Mevla&#8217;ya dûacıyam</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Onun için  inilerim.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Diyerek, bir ağacın  iniltisini bize duyuruyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"> &#8221;Sordum  sarı çiçeğe benzin neden sarıdır?</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">  Çiçek  eydür derviş baba ahım dağlar eritir.&#8221; Diyerek, sarı çiçekle konuşur ve onun da  ahları ve vahları olduğunu haber verir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Rabbimizin: &#8220;Yedi gök ve  yerdekiler bu ikisindekiler O&#8217;nu tesbih ederler. O&#8217;nu hamd ile tesbih etmeyen  hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz o  Halim&#8217;dir. Ğafur&#8217;dur. ( İsra 44) ayeti er Rahman suresindeki &#8220;Otlar ve ağaçlar  (Allah&#8217;a) secde ederler.&#8221; Ayeti şairlerimizin kulağını hem insanlara hem tabiata  hem Kur&#8217;an&#8217;a çevirmesine sebep olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Yakında ilim adamları  koparılan bir yaprağın veya çiçeğin, kırılan bir dalın çığlıklarını bize  dinletirse biz şaşmayız. Ayetler hadisler ve bu yolda yürüyen şairler bizi  hazırladılar. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Koyunların kurban  edilirken akan kanına acıyanlar, buğday tanesinin tonlarca ağırlıktaki taşın  altında ezilirken çıkardığı sese niçin kulak vermezler. Akıtılan kan&#8217;a acırken  akıtılan un&#8217;a niye bakmazlar? </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Dağlara çıkıp aslanlarla  ceylanlar arasına engel olmazlar. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Denizlere dalıp  balinaların bir günde yuttuğu binlerce balığa sahip çıkmazlar. Eğer her balık  yumurtası balık olsa ve balıklar da yenmese deniz leş haline dönüşür, dünyada  durulmaz olurmuş. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Öyle ise orta yol nedir?  Orta yol Rabbin koyduğu kurallardır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Bakara 29. Ayette  yeryüzündekinin hepsinin bizim için yaratıldığını haber veren Rabbimiz, A&#8217;raf  suresinin 31&#8242;inci ayetinde: &#8220;Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Çünkü O Allah  israf edenleri sevmez&#8221; buyurmuş. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Koyun da, un da çiçek de,  ağaçtaki dal da israf edilmeyecek. Kurbana karşı olan, bir gün sığır, koyun ve  keçilerin eğer kesilmezlerse dağı taşı dolduracağı, mahalle aralarında  hastalanıp, ölüp hastalık saçacağı, Hindistan inekleri gibi devlete ve millete  sorun çıkaracağını da hesap ettiklerinden &#8220;hayvanlar emeklilik yaşına gelince  kesilsin&#8221; diyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">O yaşı kim belirleyecek?  Sonra ten yaşlanır ama can yaşlanmaz. İki yaşındaki deve veya tosun kesilince  acır da yirmi yaşındaki inek veya öküz acı duymaz diye bir şey yok. Can yönüyle  karıncayla fil arasında fark yok. Hamsi ile balina arasında can yönüyle hiçbir  fark yok. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Karadenizli bir  balıkçının ağında yakalanan hamsi sayısı bütün Türkiye de kesilen kurban  sayısından fazla. Onlar da can taşıyorlar. Herkes kendi mantığıyla hareket  ederse altı milyar fikir ortaya çıkar. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ama bütün akılları  yaratan Rabbin emirleri ve Rasülünün uygulamaları doğrultusunda akılları  yürütürsek birlik meydana gelir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Öyle ise buyursun,  Müslüman, hür mukim olan kişi nisap miktarı servete sahip olursa kurbanını  kessin. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Kestiği kurban devede beş  yaş, sığırda iki yaş, koyun ve keçide bir yaştan aşağı olmasın. Kuzu altı aydan  fazla olur ve görüntüsü annesi gibi olursa kurban olur. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Zilhiccenin onuncu, on  birinci ve on ikinci günlerinde yani bayramın birinci günü bayram namazının  ardından üçüncü günün gün batımına kadar kurban kesilebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Hiçbir çiçek diğerinin aynı  değildir. Hiçbir ibadet diğerinin aynı değildir. Onun için kurban kesmeyip de  kurbanlık hayvan ağırlığında altını fakirlere dağıtsa büyük sevaba girer ama  kurban kesmiş olmaz. Hem kurbanımızı keseceğiz. Hem de yardımımızı yapacağız.  </span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="6"><img width="1" height="1" onclick="onClickUnsafeLink(event);" src="http://gfx1.hotmail.com/mail/w2/ltr/i_safe.gif" /></td>
</tr>
<tr>
<td>Yazar:Mahmut Toptaş</p>
<p>alıntı.</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kurban.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

