<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Huzur Deryası</title>
	<link>http://www.huzurderyasi.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 11:36:55 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN&#8211;‏</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/mevlid-kandiliniz-mubarek-olsun-%e2%80%8f.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/mevlid-kandiliniz-mubarek-olsun-%e2%80%8f.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 11:36:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/mevlid-kandiliniz-mubarek-olsun-%e2%80%8f.html</guid>
		<description><![CDATA[> Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.
>
> Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.
>
> O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>> Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.<br />
><br />
> Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.<br />
><br />
> O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.<br />
><br />
> İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen &#8220;Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?&#8221; sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.<br />
><br />
> Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?<br />
><br />
> Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.<br />
><br />
> O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp &#8220;Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur&#8221; dediler.(1)<br />
><br />
> Bîr Yahudi İleri geleni Mekke&#8217;de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,<br />
> - &#8220;Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?&#8221; diye sordu.<br />
> - &#8220;Bilmiyoruz&#8221; diye cevap verdiler.<br />
> Yahudi, &#8220;Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!<br />
> &#8220;Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin&#8217;in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var&#8221; dedi.<br />
><br />
> Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. &#8220;Bu gece Abdülmuttalib&#8217;in oğlu Abdullah&#8217;ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.&#8221; haberini aldılar.<br />
><br />
> Ertesi gün Yahudiye vardılar:<br />
> &#8220;Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?&#8221; dediler.<br />
> Yahudi &#8220;Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?&#8221; dedi.<br />
> Onlar, &#8220;Öncedir ve ismi Ahmed&#8217;dir&#8221; dediler. Yahudi, &#8220;Beni ona götürün&#8221; dedi.<br />
> Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine&#8217;nin evine gittiler, içeri girdiler.<br />
> Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,<br />
><br />
> &#8220;Ne oldu sana, yazıklar olsun&#8221; dediler.<br />
><br />
> Yahudi, &#8220;Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.<br />
><br />
> &#8220;Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir&#8221; dedi.(2)<br />
><br />
> Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..<br />
><br />
> Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, &#8220;Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman &#8216;Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım&#8217; de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.&#8221;<br />
><br />
> Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra&#8217;daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib&#8217;e anlatmıştı.(3)<br />
><br />
> Aynı gece Hz. Âmine&#8217;nin yanında bulunan Osman ibn Âs&#8217;ın annesinin gördükleri de şöyle:<br />
><br />
> &#8220;O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.&#8221;<br />
><br />
> Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid&#8217;in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:<br />
><br />
> &#8220;Hem Muhammed gelmesi oldu yakin<br />
> Çok alâmetler belürdi gelmedin&#8221;<br />
><br />
> Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan&#8217;a denk gelen gece idi.<br />
> Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.<br />
><br />
> Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)<br />
><br />
> Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.<br />
><br />
> Aynı gece Kabe&#8217;de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.<br />
><br />
> Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.<br />
><br />
> Sava&#8217;da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.<br />
><br />
> Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.<br />
><br />
> Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah&#8217;ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)<br />
><br />
> İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.<br />
> Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.<br />
> Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.<br />
><br />
> &#8212; MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN&#8211;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/mevlid-kandiliniz-mubarek-olsun-%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Evliligin İlk Saatleri</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/evliligin-ilk-saatleri.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/evliligin-ilk-saatleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 10:09:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/evliligin-ilk-saatleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıdaki yazı, yeni evlenmiş bir çiftin arasında geçen bir söyleşiyi konu edinmektedir. Zevkle okuyacağınızı umuyoruz. İşte Hz. Ali&#8217;yi (a.s) örnek almaya çalışan Ali beyle, Hz. Fâtıma&#8217;yı (as) kendisine örnek edinmeye çalışan Fatıma hanımın, müşterek hayatlarının ilk saatlerinde gerçekleştirdikleri söyleşi: 
ALİ: Fatıma hanım, müsaadenizle size bazı hususları hatırlatmak istiyorum; inşaALLAH faydalı olur.
FATIMA: Buyurun.
ALİ: Her şeyden önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıdaki yazı, yeni evlenmiş bir çiftin arasında geçen bir söyleşiyi konu edinmektedir. Zevkle okuyacağınızı umuyoruz. İşte Hz. Ali&#8217;yi (a.s) örnek almaya çalışan Ali beyle, Hz. Fâtıma&#8217;yı (as) kendisine örnek edinmeye çalışan Fatıma hanımın, müşterek hayatlarının ilk saatlerinde gerçekleştirdikleri söyleşi: </p>
<p>ALİ: Fatıma hanım, müsaadenizle size bazı hususları hatırlatmak istiyorum; inşaALLAH faydalı olur.<br />
FATIMA: Buyurun.<br />
ALİ: Her şeyden önce bir ayetle başlamak istiyorum sözlerime. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır Rabbimiz: &#8220;Erkekler kadınların üzerinde, sorumlu yöneticilerdir. Bu da ALLAH&#8217;ın onların bazısını (yani erkekleri) bazısına (yani kadınlara) üstün kıldığı içindir&#8230;&#8221; (Nisa, 34)<br />
FATIMA: Yani siz bu âyetle erkeklerin kadınlardan her yönden üstün olduğunu mu ispatlamaya çalışıyorsunuz?<br />
ALİ: Öyle değil mi?<br />
FATIMA: Hayır ben buna katılmıyorum. Benim bildiğim ve öğrendiğim kadarıyla bundan maksat şudur (Rabbim herkesten daha iyi bilir): Kadınlarda duygusallık yönünün güçlü, erkeklerde ise zayıf olması, artı erkeklerde tedbir yönünün güçlü olması nedeniyle müşterek hayatta tedbir ve yönetim yetkisi erkeklere verilmiştir. Yoksa her yönden bir erkeğin kadına üstünlüğü demek değildir. Yani anlayacağın erkeklerin sorumluluğu daha fazladır. Ama manevî yönden kadın ve erkeğin birbirine hiçbir üstünlüğü ve ayrıcalığı yoktur. Hangisinin takvası ve salih amelleri daha fazla olursa, o daha üstündür.<br />
Madem sen bana âyet okudun, müsadenle bir âyet de ben okuyayım sana. Tahrim suresinin 11. âyetinde buyuruyor ki:<br />
&#8220;ALLAH iman edenlere Firavun&#8217;un karısını örnek olarak verdi. Hani demişti ki; &#8220;Rabbim, bana kendi katında, cennette bir ev yap, beni Firavun&#8217;dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.&#8221;<br />
ALİ: Bu ayetle ne demek istiyorsun sen?<br />
FATIMA: Şunu demek istiyorum; ALLAH-u Teala bu ayette, mu&#8217;mine bir hanım olan Hz. Asiye&#8217;yi kadın erkek bütün mü&#8217;minlere örnek olarak göstermektedir; ya!<br />
ALİ: Peki şu hadis-i şerife ne diyeceksin bakalım?! ALLAH Resulü (s.a.v) buyuruyor ki: &#8220;Kadının boynunda en büyük hak sahibi olan kocasıdır; erkeğin boynunda en büyük hak sahibi olan da annesidir.&#8221; (Kenz-ül Ummâl, Hadis: 44771)<br />
FATIMA: Sen annelerin de bir kadın olduğunu unuttun galiba! Müsaade et buna bir hadis de ben ekleyeyim:<br />
&#8220;Adamın birisi Resulullah Efendimize gelerek: &#8220;Ya RseulALLAH kime iyilik edeyim? diye sorunca ALLAH Resulü &#8220;Annene&#8221; buyurdu. Adam tekrar sordu: &#8220;Sonra kime?&#8221; ALLAH&#8217;ın Resulü (s.a.a) yine &#8220;Annene&#8221; cevabını verdi. Üçüncü kere sordu; ALLAH Resulü yine &#8220;Annene&#8221; buyurdu. Dördüncü kere sorunca bu sefer &#8220;Babana&#8221; diye cevap verdi Resul-i Kibriya Efendimiz (s.a.v). (El-Kâfi C.2, S.159)<br />
Yine &#8220;Cennet annelerin ayaklarının altındadır&#8221; hadisini de mutlaka biliyorsundur!<br />
ALİ: Efendimiz&#8217;in şu hadisi de kulağına küpe olsun Fatıma hanım!<br />
&#8220;Yazıklar olsun o kadın&#8217;a ki kocasını öfkelendirsin ve ne mutlu o kadına ki kocası ondan razı olsun.&#8221; (Bihâr-ül Envâr) C. 103, S.246)<br />
Buna ne diyeceksin Fatıma hanım!<br />
FATIMA: Ne diyebilirim ki, Efendimizin buyruğudur ve emri başımızın üstüne! Ancak senin de şu hadisi bilmeni isterim Ali bey:<br />
şöyle buyurmuştur ALLAH&#8217;ın Habibi (s.a.v.):<br />
&#8220;Sizin en iyiniz hanımına karşı en iyi olanınızdır. Hanımlarına karşı en iyi olanınız da benim.&#8221; (El-Vâfi, C.3, S.117)<br />
Yine şöyle buyurmuştur. İmanı en kâmil olan mü&#8217;min, ahlakı en güzel olan ve ailesine en yumuşak davranandır; sizin en iyiniz hanımlarına karşı en iyi olanlarınızdır.&#8221; (Bihâr-ül Envâr, C.100, S. 224)<br />
Yine buyurmuştur: &#8220;Mü&#8217;min bir kimse ALLAH&#8217;a karşı olan takvadan sonra , sâliha bir eşten daha hayırlı bir şey elde edemez.&#8221; (Kenz-ül Ummâl, Hadis: 44410)<br />
Yine buyurmuştur: &#8220;Saliha bir eş, erkeğin saadetindendir.&#8221; (El-Kâfi, C.5, S.327)<br />
Devam edeyim mi Ali bey?!<br />
ALİ: Dur sıra bende! şu hadislere dikkatini çekerim Fatıma hanım; sonra bilmiyordum deme!<br />
Buyuruyor ki Efendimiz (s.a.v): &#8220;Lanetlidir, lanetlidir o kadın ki kocasına eziyet edip üzsün; saadetlidir, saadetlidir o kadın ki kocasına saygılı olup ona eziyet etmesin ve bütün durumlarda ona itaat etsin.&#8221; (Bihâr-ül Envâr, C.103, S.253)<br />
Yine buyuruyor ki (s.a.v): &#8220;Eğer bir kimsenin bir hanımı olur da, o hanım kendisine eziyet ederse, ALLAH onun namazını ve hiçbir iyi amelini kabul etmez; ona yardım edip onu kendinden razı kılıncaya kadar; bütün ömrünü oruç ve gecelerini ibadetle geçirse ve mallarını ALLAH yolunda infak etse dahi ve böyle bir kadın ateşe ilk giren(lerden) olur.&#8221; (Vesail, C.14, S.116)<br />
FATIMA: Evet amenna, ama hadisin devamını da okusana!<br />
ALİ: Devamı da mı var?! Nereden biliyorsun?<br />
FATIMA: Evet; bunları sadece siz mi biliyorsunuz sandın? Hamdolsun ALLAH&#8217;a artık mu&#8217;mine kadınlar da her gün geçtikçe daha bir bilinçlenmeye ve ALLAH&#8217;ın dinini en güzel şekilde öğrenmeye gayret gösteriyorlar!<br />
ALİ: ALLAH bilginizi artırsın.<br />
FATIMA: Amin! Cümlemizin.<br />
ALİ: Peki nedir hadisin devamı?<br />
FATIMA: Devamı şöyledir: &#8220;Erkek de hanımına eziyet ve zulüm ederse, onun için de aynı vebal ve azap söz konusudur&#8230;&#8221; (Vesâil, C.14, S.116)<br />
ALİ: Şu hadise karşılık verebilecek misin acaba, onu merak ediyorum? Şöyle buyuruyor: &#8220;(Alemde) en kötü şey, kötü kadındır.&#8221; (Müstedrek-ül Vesâil, C.2, S.533)<br />
FATIMA: Dinle o zaman: &#8220;Saliha bir kadın, bin tane salih olmayan erkekten daha hayırlı ve üstündür&#8221; buyurmaktadır Efendimiz(s.a.v). (Vesâil, C.14, S.123)<br />
Bu meyanda az önce verdiğim ayeti de unutmamışsındır herhalde.<br />
ALİ: Subhanellah! Neyse burayı geçelim!<br />
FATIMA: Geç bakalım!<br />
ALİ: Yeri gelmişken bilmiyorsan eğer, şu hadisi de bilmeni isterim doğrusu.<br />
FATIMA: Tabi ki, niye olmasın! Vazifelerimizi ne kadar iyi öğrenirsek, ALLAH&#8217;ın izniyle o kadar daha iyi onları yerine getirmeğe gayret gösteririz. Seni dinliyorum.<br />
ALİ :Evet şöyle okudum bir hadis-i şerifte &#8220;Bir kimsenin bir hanımı olur da onunla anlaşmaz, ALLAH&#8217;ın verdiği rızka kani olmaz ve kocasına zorluk çıkararak onu güç yetiremediği bir şeye mecbur ederse, ALLAH o kadının, kendisini cehennem azabından koruyacağı hiçbir iyi amelini kabul etmez ve bu huyuna devam ettiği müddetçe ALLAH ona gazap eder.&#8221; (Vesâil, C.14, S.116)<br />
FATIMA: Evet güzel bir hadistir; Ancak sana da bazı hadisleri hatırlatmada yarar görüyorum Ali bey.<br />
Şöyle buyuruyor: &#8220;Kadınlara ancak değerli kimse saygı gösterir ve onları ancak âdi kimseler aşağılar.&#8221; (Nehc-ül Fesâha, S.318, Hadis: 1520)<br />
Yine buyurmuştur: &#8220;En iyi erkeklerinizden olanlar, takvalı, (içi ve dışı) temiz, eli açık, hain gözlere sahip olmayan, anne babasına iyilik eden ve ailesini başkalarının umuduna bırakmayan kimselerdir. En kötü erkeklerinizden olanlar ise yalancı, cimri, küfürbaz, (kazandığını) yalnız başına yiyen, misafiri reddeden, eşini ve hizmetçisini döven, ailesini başkalarının umuduna bırakan ve anne babasına haksızlık edenlerdir.&#8221; (Vesâil C.14, S.1<br />
Bir hadisi de ekleyip sözü tekrar sana bırakacağım; buyuruyor ki: &#8220;Herhangi bir erkek hanımına (haksız yere) bir tokat atarsa, ALLAH azap meleği olan Malik&#8217;e cehennemde ona yetmiş tokat atmasını emreder&#8230;&#8221; (Tabi ki bunların hepsi tevbe etmeyip de helâllik almayan kimseler içindir.) (Müstedrek-ül Vesâil, C.2, S.55)<br />
ALİ: Peki Fatıma hanım, sen bir kocanın eşinin üzerinde olan haklarını biliyor musun?<br />
FATIMA: Anlatırsan sevinirim.<br />
ALİ: Benim başım gözüm üstüne; yeter ki sen böyle şeyleri anlatmayı benden iste! Bak Efendimiz (s.a.v) bu hususta şöyle buyurmaktadır: &#8220;Erkeğin, hanımının üzerindeki hakkı, ışığı yakması (eskiden bunun külfetli bir iş olduğu malumdur), yemek yapması, eşi eve geldiğinde kapı ağzında onu karşılayıp ona &#8220;Hoş geldin&#8221; demesi, abdest aldığında ona kap ve kurulayıcı mendil-havlu takdim etmesi ve mazereti olmadan onun isteğini reddetmemesi.&#8221; (Mekârim-ül Ahlak, S.246)<br />
Bir diğer hadiste şöyle buyuruyor ALLAH&#8217;ın Resulü (s.a.v): &#8220;..Sizin hanımlarınızın üzerinde birtakım haklarınız vardır, onların da sizin üzerinizde. Sizin bazı haklarınız &#8220;Yabancı kimselerle gayri meşru ilişkilerde bulunmamaları, iyi şeylerde size itaatsizlik etmemeleridir. Bunlara dikkat ettiklerinde güzel bir şekilde onların rızkını ve giyeceklerini temin etmeniz gerekir. Ayrıca onları dövmeyin de.&#8221; (Bihâr-ül Envâr, C.100, S.245)<br />
İşte bunlar söz konusu haklardan bazı önemli olanları.<br />
FATIMA: ALLAH razı olsun. Fakat bir hatırlatma olarak sizin de şu hadisi şerifleri dikkate almanızı isterim. Şöyle buyuruyor: &#8220;Kadının kocasının üzerindeki hakkı, onun karnını doyurması, onu giyindirmesi ve ona surat asmamasıdır.&#8221; (Bih1âar-ül Envâr, C.103, S.254)<br />
Diğer bir hadiste, kadının kocasının boynundaki hakkı sorulduğunda şöyle buyurmuştur: &#8220;Karnını doyurması, onu giyindirmesi (yani ihtiyaçlarını gidermesi) ve bir hata yaptığında onu affetmesidir.&#8221; (El-kâfi, C.5, S.510)<br />
Bir diğer hadiste ise bir erkeğin evinde ve ailesine karşı sahip olması gereken hasletler şöyle sıralanmıştır; &#8220;Güzel bir davranış, ölçülü bir şekilde onlara karşı geçim imkanlarını sağlaması ve onları manevi tehlikelerden koruyacak bir hamiyet.&#8221; (Tuhef-ul Ukul, S.322)<br />
Hz. Ali&#8217;den (ra) de şöyle nakledilmiştir: &#8220;Kadınlara karşı her halükarda müdara edin, onlarla güzel bir şekilde konuşun ki onlar da davranışlarını size karşı güzelleştirsinler.&#8221; (Bihar-ul Envar, C.100, S.223)<br />
Bir hadiste de şöyle buyurmaktadır: &#8220;Kim kendi ailesine iyi davranır, onlara iyilikte bulunursa, ALLAH ömrünü uzatır.&#8221; (El-Hisal, S.8 </p>
<p>ALİ: Peki Fatıma hanım sen şu hadisleri duydun mu hiç?<br />
&#8220;Bir kadın yedi gün kocasına (ALLAH rızası için) hizmet ederse, ALLAH onun yüzüne cehennemin yedi kapısını kapatır ve cennetin sekiz kapısını açar ki hangisinden isterse içeriye girsin.&#8221; (Vesail, C.14, S.123<br />
&#8220;Bir kadın kocasına bir içim su verirse, onun için gündüzleri oruç ve geceleri ibadetle geçen bir yılın ibadetinden daha hayırlı olur. Ayrıca verdiği her suyun karşılığında ALLAH onun için cennette bir şehir kurar ve altmış hatasını bağışlar.&#8221; (Vesail, C.14, S.123)<br />
Hz. Ali (ra) de şöyle buyurmaktadır: &#8220;Kadının cihadı, eşine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmesidir.&#8221; (Bihâr-ül Envâr, C.100, S.252)<br />
Ümm-ü Seleme annemiz (r.a) de Resulullah&#8217;a (s.a.v) kadınların eşlerine ettikleri hizmete karşılık alacakları fazilet ve sevabı sorunca, şöyle buyurdular: &#8220;Bir kadın, evinin içinde sırf ıslah niyetiyle bir şeyi bir yerden bir yere kaldırıp koyarsa, ALLAH ona (rahmet gözüyle) bakar ve ALLAH (rahmet gözüyle) baktığı kimseyi azap etmez.&#8221; (Bihâr-ül Envâr, C.103, S.251)<br />
Evet Fatıma hanım, artık ona göre!<br />
FATIMA: Ne güzel! Yeter ki Rabb&#8217;im bu mükafatlara bizi layık kılsın. Ben de seni mutlu etmek için şu hadisleri takdim etmek istiyorum huzur-u âlinize Ali bey! Şöyle buyuruyor Efendimiz (s.a.v.): &#8220;Ancak sıddık veya şehid yada ALLAH&#8217;ın kendisi için dünya ve âhiret hayrını dilediği erkek ailesine hizmet eder.&#8221; (Bihâr-ül Envâr, C.14, S.123)<br />
Yine şöyle buyurmuştur: &#8220;Hiç şüphesiz bir erkek hanımının ağzına verdiği bir lokmadan ötürü (dahi) mükafatlandırılır.&#8221; (El-Meheccet-ül Beyza, C.3, S.7)<br />
Bir başka hadiste: &#8220;Erkek eşine verdiği bir içim suya karşılık (dahi) mükafatlandırılır&#8221; buyuruyor. (Kenz-ül Ummâl, Hadis: 44435)<br />
Ve bilahâre şöyle buyurmaktadır: &#8220;Aileye hizmet etmek kebire (büyük) günahların keffareti sayılır ve ALLAH&#8217;ın gazabını söndürür.&#8221; (Cami-ül Ahbar S.276)<br />
ALİ: Şunu da biliyor musun ki? &#8220;Ailesinin geçimini (helâlden) sağlamak için çalışan, zahmet çeken kimse ALLAH yolunda cihad eden gibidir&#8221; buyrulmaktadır hadiste. (Vesâil, C.12, S.43)<br />
FATİMA: Evet çok şükür biliyorum ve şunu da biliyorum ki ALLAH Resulü (s.a.v.) Ümm-ü Seleme anamıza buyurmuştur ki, &#8220;Bir kadın hamile kalıp (bunun zorluklarına sabrettiğinde) canıyla, malıyla ALLAH yolunda cihad eden kimsenin sevabına hak kazanır; doğum yaptığında ise ona şöyle denilir: &#8220;Günahların bağışlandı, artık amellerine yeniden başla&#8221;. Çocuğuna süt vermeye başladığında, her defa verdiği süt için İsmail oğullarından bir köle azat etmenin sevabını kazanır.&#8221; (Bihar-ül Envar, C.103, S.251)<br />
Zaten yukarıda senin verdiğin bir hadiste bunu ifade ediyordu: &#8220;Kadının cihadı, eşine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmesidir.&#8221;<br />
ALİ: Neyse söz uzadı! Son bir şeyi de hatırlatıp bitirmek istiyorum sözümü; fakat buna bir karşılık verebileceğini sanmıyorum Fatıma hanım!<br />
FATIMA: Buyur, söyle bakalım; göreceğiz!<br />
ALİ: Yine Efendimiz&#8217;in güzel bir-iki sözüdür bunlar; şöyle buyuruyor: &#8220;Kim hanımının kötü ahlakına sabrederse ve bunu sırf ALLAH rızası için yaparsa, ALLAH ona sabrettiği her gece ve gündüze karşılık Hz. Eyyub&#8217;a (sabrına karşılık) verdiği sevabı verir. O kötü huylu kadına da her gece ve gündüze karşılık kumların sayısı kadar vizr-u vebal yazılır.&#8221; (Sevab-ul A&#8217;mal, S.339)<br />
Yine şöyle buyuruyor: &#8220;Kim kötü ahlaklı hanımının huyuna sabrederse ve bunu ilahi mükâfat niyetiyle yaparsa, ALLAH ona şükredenlerin sevabını verir.&#8221; (K?sâr-ül Cümel, C.1, S.289)<br />
Hadi bakalım, buna karşılık bir söyleyecek bir sözün var mı?! </p>
<p>FATIMA: Yoksa olmadığını mı zannediyorsun?! Bu din adalet dinidir Elhamdulillah. Hiçbir kimsenin hakkını zayi etmez. Evvela az önce söylemiş olduğun hadisten dolayı ALLAH&#8217;a sığınırım. Rabb&#8217;im bana ve bütün mû&#8217;mine hanımlara, öyle durumlara düşmemek ve o korkunç veballeri hak etmemek için yardımcı olsun. Eşlerine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getiren ve islamî ahlâkı bütün boyutlarıyla kendine prensip edinen saadetli kadınlardan eylesin. Karşılık dediğin şeye gelince madem istedin, o halde dinle, bak ne buyuruyor Efendimiz (s.a.v.):<br />
&#8220;Kim kocasının kötü ahlakına sabrederse, ALLAH ona Hz. Asiye bint-i Müzahim&#8217;in sevabını verecektir (Firavun&#8217;un kötü ahlakına sabrettiği için).&#8221; (Bihar-ül Envar, C.103, S.247)<br />
Evet bu da senin son cevabın. inşaALLAH ALLAH ne seni öyle bir sabra mecbur eder, ne de beni böyle bir sabra. Rabb&#8217;im sonumuzu hayırlı kılsın.<br />
ALİ: Amin!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/evliligin-ilk-saatleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurbanlıktan Nasıl Faydalanılır?</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kurbanliktan-nasil-faydalanilir-2.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kurbanliktan-nasil-faydalanilir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 12:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kurbanliktan-nasil-faydalanilir-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Kurbanlıktan Nasıl Faydalanılır?
Kurbanlıktan tüylerinin kırpılması ve sütünün sağılması suretiyle faydalanmak mekruhtur. 
Eğer kırpılmış ise tüyü ve sütlü ise sütü sağılıp tasadduk edilir. 
Hatta karışmasın diye alâmet olmak üzere alman tüyleri bile tasadduk etmek gerekir. 
Eğer kullanılmış ise parası tasadduk edilir. 
Kurban kesildikten sonra derisi satılmış ise parası tasadduk edilir. Ancak deriden mest, seccade vb. şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurbanlıktan Nasıl Faydalanılır?</p>
<p>Kurbanlıktan tüylerinin kırpılması ve sütünün sağılması suretiyle faydalanmak mekruhtur. </p>
<p>Eğer kırpılmış ise tüyü ve sütlü ise sütü sağılıp tasadduk edilir. </p>
<p>Hatta karışmasın diye alâmet olmak üzere alman tüyleri bile tasadduk etmek gerekir. </p>
<p>Eğer kullanılmış ise parası tasadduk edilir. </p>
<p>Kurban kesildikten sonra derisi satılmış ise parası tasadduk edilir. Ancak deriden mest, seccade vb. şekilde istifâde edebileceği gibi eve demirbaş eşya almak üzere satmakta da bir sakınca yoktur.<br />
Kurbanın eti konusunda en faziletli tutum üçte birini tasadduk, üçte birini dostlara ikram, üçte birini de evde alıkoymaktır. </p>
<p>Kurbanlık yapmak üzere satın alınan bir hayvan satılıp yerine başka bir hayvan almak câizdir. Eğer paradan arta kalan olursa tasadduk edilir. </p>
<p>Kurbanlığa binmek, onunla yük taşımak veya herhangi bir iş için ondan istifade etmek mekruhtur. Eğer hayvan kullanılır ve değeri noksanlaşırsa eksilen kıymeti tasadduk etmek gerekir. Kiraya verilmiş ise kiradan elde edilen para da tasadduk edilir. </p>
<p>Kurbanın eti, yağı, başı, tüyü, sütü vb.lerinin satışı câiz değildir. Eğer satılmış ise tasadduk etmek gerekir.</p>
<p>Kaynaklar:<br />
1) Kurban, Saffet KÖSE, Şamil İslam Ansiklopedisi<br />
2) Kurban Hakkında Akla Gelen Her Soruya Cevap, Prof.Dr.Raşit Küçük, Haber 7<br />
3) Kurban Ailede Kimin Adına Kesilir, Ahmed Şahin, Zaman Gazetesi, 12.01.2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kurbanliktan-nasil-faydalanilir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban Kesmenin Şartları Nelerdir?</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kurban-kesmenin-sartlari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kurban-kesmenin-sartlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 12:33:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kurban-kesmenin-sartlari-nelerdir.html</guid>
		<description><![CDATA[Kurban Kesmenin Şartları Nelerdir?
Kurban kesecek kimsenin: Müslüman, hür ve yolculuk halinde bulunmayıp mukîm olması, nisab miktarı mala sahip olması gerekir. 
Akıllı ve bülûğa ermiş olma şartı konusunda ihtilâf vardır. İmam Azam ve İmam Ebû Yûsuf&#8217;a göre kurban kesmekle mükellef olmak için akıllı ve bülûğa ermiş olmak şartı yoktur. Zengin olan çocuk veya delinin malından velîsi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Kesmenin Şartları Nelerdir?</p>
<p>Kurban kesecek kimsenin: Müslüman, hür ve yolculuk halinde bulunmayıp mukîm olması, nisab miktarı mala sahip olması gerekir. </p>
<p>Akıllı ve bülûğa ermiş olma şartı konusunda ihtilâf vardır. İmam Azam ve İmam Ebû Yûsuf&#8217;a göre kurban kesmekle mükellef olmak için akıllı ve bülûğa ermiş olmak şartı yoktur. Zengin olan çocuk veya delinin malından velîsi kurban keser. İmam Muhammed&#8217;e göre ise akıl ve bülûğa ermek şarttır. Fetva bu görüşe göredir.</p>
<p>Kâfire kurban kesme vacib olmamakla birlikte eyyâm-ı nahr (Kurban kesme günleri) da müslüman olana veya bülûğa ermiş olana kurban vacibtir ve kurban kesmesi gerekir </p>
<p>Seferî olanlar kurban kesmekten muaftır. Bundan dolayı seferîliği gerektirecek yoldan gelen hacılara kurban vücûbiyeti yoktur. Ancak mukîm olan Mekkeliler için bu vücûbiyet düşmez. Eyyâm-ı nahr&#8217;da yolculuğa çıkan kişi, vakit çıkmadan mukîm olursa kurbanla mükelleftir. Eyyâm-ı nahr&#8217;ın ilk günlerinde mukîm olduğu halde kurban kesmeyen ve son gün sefere çıkan kişiden vücûbiyet düşer.<br />
Kurban kesmede nisab, sadaka-i fitırla mükellef olmaktır. Bu durumdaki müslümana kurban kesmek vaciptir.<br />
Kişi vaktin başlangıcında fakir, sonunda zenginleşirse kurban kesmesi gerekir. Kurban kesmekle mükellef olan aldığı kurbanlığı kaybeder ve mal varlığı nisabın altına düşerse eyyâm-ı nahr&#8217;da fakir olduğundan yeni bir kurban almaya gerek yoktur. Zengin olduğu halde yerine yenisini alıp keser ve diğerini de bulursa bunu kesmesi gerekmez. (1) </p>
<p>Kaynak: 1) Kurban, Saffet KÖSE, Şamil İslam Ansiklopedisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kurban-kesmenin-sartlari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramı</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/ramazan-bayrami-2.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/ramazan-bayrami-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2009 09:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/ramazan-bayrami-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Bayramı 
Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü&#8217;minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramı </p>
<p>Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü&#8217;minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.<br />
Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü&#8217;minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur&#8217;ân&#8217;lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.<br />
Ramazan Bayramının mü&#8217;minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan&#8217;ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü&#8217;minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.</p>
<p>Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü&#8217;minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.</p>
<p>&#8220;Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır&#8221;(1) mealindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar.</p>
<p>Hz. Peygamber, &#8220;Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir&#8221;(2) buyurmuştur.</p>
<p>Ramazan Bayramım da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, mü&#8217;minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.</p>
<p>Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.</p>
<p>Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına da tatlı yiyerek başlarlardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatlı ile bir aylık oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. (4)</p>
<p>Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirlerdi. Bunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:<br />
&#8220;Sevabını Allah&#8217;tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.&#8221; (5)</p>
<p>Bayramlar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş&#8217;e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve kızlarla birlikte namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anlatan îbni Mes&#8217;ud (r.a.) devamla şöyle der:</p>
<p>&#8220;Resuîullah Aleyhissaiâtü Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınlara işittiremediğini düşünüp onların yanına geldi. Onlara hatırlatmalarda bulundu, öğüt verdi ve sadaka vermelerini emretti. </p>
<p>Bilal de elbiselerini açmış, vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar yüzük, halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya başladılar.&#8221; (7) </p>
<p>Bu hadiseyi anlatan sahabilerden biri, &#8220;Kadınların bu verdikleri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?&#8221; sualine şöyle cevap verdi: &#8220;Hayır, lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar yüzüklerini atıyor ve atıyorlardı.&#8221;(8)</p>
<p>Aynı olaya işaret eden Ebu Saidi&#8217;l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.</p>
<p>Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.</p>
<p>Sa&#8217;d bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallal-lahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur.</p>
<p>Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:<br />
&#8220;Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.</p>
<p>&#8220;Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:<br />
&#8220;Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir.&#8221;(9)</p>
<p>Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir. Bu hususta Müslim&#8217;de ayrı bir bab ayrılmış ve misaller verilmiştir. Bunlardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:</p>
<p>&#8220;Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar.&#8221;(10)</p>
<p>Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır. Esasen bayram Allah&#8217;ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah&#8217;ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini, kabir alemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.</p>
<p>&#8220;Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah&#8217;ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır.&#8221; (11)</p>
<p>Nitekim büyük cemaatler halinde kılınan bayram namazları esnasında getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.</p>
<p>Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her mü&#8217;minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.<br />
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır.</p>
<p>Ebû Hüreyre anlatıyor:<br />
Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:<br />
“Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz.” (12)</p>
<p>Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline getirir, bu sevinç günlerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.<br />
Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseleri giymek, gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey yemek bugünlerimize ayrı bir mana kazandırır.</p>
<p>Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de bayram günü verilir. Ramazan ayı içinde verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı &#8220;İydü&#8217;I-fıtr&#8221;, yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.</p>
<p>Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü&#8217;minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle &#8220;Bârekâllâhü lenâ ve leküm&#8221; diyerek bayramlaşılardı, yani &#8220;Allah bizden de, sizden de kabul etsin&#8221; dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde &#8220;Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar&#8221; gibi sözlerle ifade edilir.</p>
<p>Kaynaklar<br />
1) Buhârî, İydeyn: 3; &#8216;Müslim, edâhi: 7.<br />
2) Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai, Menasik:195.<br />
3) îbni Mace, Sıvam: 32.<br />
4) A.g.c., Siyam: 49.<br />
5) A.g.e., Siyam: 67.<br />
6) Müslim, Selatü&#8217;l-İydeynyn: 11.<br />
7) A. g .e., Salatü&#8217;l-lydeyn, 2.<br />
 <img src='http://www.huzurderyasi.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> A.g.e., Salalü&#8217;l-İydeyn, 3.<br />
9) el-Tcrgîb ve&#8217;t-Terhîb Trc. 2:332.<br />
10) Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.<br />
11) Lem’alar, 230.<br />
12) et-Tergîb ve&#8217;t-Terhîb Trc. 2:332.</p>
<p>Mehmet Paksu,Mübarek Aylar, Günler ve Geceler </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/ramazan-bayrami-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadir gecesi</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/kadir-gecesi-4.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/kadir-gecesi-4.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 10:40:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/kadir-gecesi-4.html</guid>
		<description><![CDATA[Kadir gecesi 
Sual: Kadir gecesinin önemi nedir?
CEVAP
Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, Muhammed aleyhisselamın ümmetine mahsus bir gecedir. Başka Peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, ondan önce kimseye vermedi.) [Deylemi] 
Peygamber efendimiz, daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadir gecesi </p>
<p>Sual: Kadir gecesinin önemi nedir?<br />
CEVAP<br />
Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, Muhammed aleyhisselamın ümmetine mahsus bir gecedir. Başka Peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, Kadir gecesini ümmetime hediye etti, ondan önce kimseye vermedi.) [Deylemi] </p>
<p>Peygamber efendimiz, daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir. </p>
<p>Resulullah efendimize kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri salih amelleri işleyemezler diye düşününce, Allahü teâlâ Ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti. (İ. Malik) </p>
<p>Resulullah efendimiz, (Beni İsrail Peygamberlerinden 80 yıl Allahü teâlâya ibadet eden oldu) buyurunca, Eshab-ı kiram hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam gelip; “Ya Resulallah, senin ümmetin bu Peygamberlerin, 80 yıllık ibadetine şaşarlar. Allahü teâlâ sana ondan iyisini gönderdi” diyerek, (Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyeti okudu. (Tefsir-i Mugni) </p>
<p>Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]</p>
<p>(İnanarak ve sevabını Allahü teâlâdan umarak, Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affolur.) [Buhari, Müslim]</p>
<p>(Kadir gecesinde, bir kere Kadir suresini okumak, başka zamanda Kur’an-ı kerimi hatmetmekten daha sevabdır. Kadir gecesinde bir tesbih [Sübhanallah], bir tahmid [Elhamdülillah], bir tekbir [Allahü ekber], bir tehlil [La ilahe illallah] söylemek yedi yüz bin tesbih, tahmid, tekbir ve tehlilden kıymetlidir. Bu gece koyun sağımı müddeti kadar [az bir zaman] namaz kılmak, ibadet etmek, bir ay bütün geceleri sabaha kadar ibadetle geçirmekten daha kıymetlidir.) [Tefsir-i Mugni] </p>
<p>(Kadir gecesi üç defa “La ilahe illallah” söyleyen müslümanın, birincisinde bütün günahları bağışlanır. İkincisinde Cehennemden kurtulur, üçüncüsünde Cennete girer.) [Tefsir-i Mugni] </p>
<p>Sual: Kadir gecesinin kıymeti nedir ve 27. gece olduğu kesin midir?<br />
CEVAP<br />
Kadir gecesi Ramazan ayı içindedir. Kadir gecesinin hangi gece olduğu, kesin olarak belli değildir. Âlimlerimiz, (Allahü teâlâ, rızasını taatte, gazabını günahlarda, orta namazı beş vakit namazda, evliyasını halk arasında, Kadir gecesini Ramazan ayı içinde gizlemiştir) buyuruyorlar. </p>
<p>O halde Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, hiçbir iyiliği küçük görmemeli! Gazabı günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görmemeli; orta namazı kaçırmamak için, beş vakit namazı vaktinde kılmalı; evliya halk arasında gizli olduğu için herkese iyi muamele etmeli. Her geleni Hızır, her geceyi Kadir bilmelidir.</p>
<p>V.Necat’taki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Allah indinde en kıymetli gece, Kadir gecesidir.) </p>
<p>(Bin aydan daha kıymetli olan Kadir gecesinin hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) </p>
<p>Kadir gecesi ile ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir:<br />
(Kadir gecesini Ramazanın son on gününde arayın.) [Müslim]</p>
<p>(Kadir gecesini, Ramazanın son on gününün 21, 23, 25, 27 ve 29 gibi tek gecelerinde veya Ramazanın son gecesinde arayın. Sevabını umarak Kadir gecesini ibadetle geçirenin günahları affolur.) [İ.Ahmed]</p>
<p>(Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesidir.) [Ebu Davud]</p>
<p>İmam-ı a’zam hazretleri, Kadir gecesinin, Ramazanın 27. gecesine çok isabet ettiğini bildirmiştir. (Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihya eden, Kadir gecesini ihya etmiş gibi sevap kazanır) hadis-i şerifini düşünerek sık sık vaki olan 27. gece ihya edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevaba kavuşulur. </p>
<p>Kadir gecesini soran bir zata, Peygamber efendimiz, (Bu yıl Kadir gecesi Ramazanın ilk gecesi idi geçti. 27. geceyi ihya et! Ramazanın 27. gecesini ihya edene, vücudundaki kıllar sayısınca, hac, umre, şehid ve gazi sevabı verilir) buyurdu. Başka birisine de, (Bu yıl Kadir gecesi geçti, fakat Ramazanın 27. gecesini ihya et! Kadir gecesi sevabına kavuşursun. Şefaatten nasipsiz kalmazsın) buyurdu. Hazret-i Âişe validemize de, (13. gece idi geçti. Kadir gecesini kaçırdıysan, 27. geceye kavuşursun. O geceyi ihya edersen, ahiret yolculuğu için azık olarak o geceki ibadet sana yeter) buyurdu. Hazret-i Âişe validemiz, (Resulullah, Ramazanın son on gününde çok ibadet ederdi) buyuruyor.</p>
<p>Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. </p>
<p>Bu geceyi ihya için ilim öğrenmeli, mesela ilmihal okumalı, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri bütün müminlere göndermeli! Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak gerekir. </p>
<p>Resulullah efendimiz, Kadir gecesinde, (Allahümme inneke afüvvün kerimün tühıbbül afve fa’fü anni) duasını okumayı bildirmiştir. (Ya Rabbi, sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni de affeyle) demektir.<br />
Bin aydan faziletli, ne kadar kadri yüce!<br />
Sayısız günahkâr kul, affa uğrar bu gece. </p>
<p>Sual: Kadir gecesinde bir günlük kaza namazı kılanın bin aylık kaza namazı borcunun ödeneceği söyleniyor. Hiç namaz kılmayıp sadece Ramazanda her gece bir günlük kaza kılan Kadir gecesini bulur. Bin aylık [83 yıllık] namaz borcu ödenmiş olur mu?<br />
CEVAP<br />
Mirac gecesinde yüz rekat nafile namaz kılanın bütün namaz borçlarının ödeneceği de söylendi. Muteber kitaplardan nakledilmezse, böyle büyük hatalara düşülür. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
(Kabul olan hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki]</p>
<p>Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanın, haccı kabul olanın, bütün günahları affolursa da, namaz, oruç ve kul borçları ödenmiş olmaz. Bunları kaza ederek, ödeyerek borçtan kurtulmak lazımdır. (Hadika) </p>
<p>Günahların affolması için Ehl-i sünnet itikadına sahip olmak, bid’at işlememek lazımdır.<br />
Bu geceyi ihya için kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölü diri bütün müslümanlara göndermelidir! </p>
<p>Sual: Kadir gecesinin alametleri nelerdir? Özellikle Kadir gecesine rastlamak için Ramazanın gecelerini nasıl değerlendirmeli?<br />
CEVAP<br />
Ramazanın her gecesini Kadir gecesi bilerek hareket edilirse Kadir gecesine rastlanmış olur. Her gün en az şunlar yapılmalı:<br />
1- Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.<br />
2- Kadir gecesi okunacak duayı okumalı.<br />
3- Bir iki sayfa Kur&#8217;an-ı kerim okumalı.<br />
4- İlmihalden bir iki sayfa okumalı.<br />
5- Az da olsa sadaka vermeli.<br />
6- Gece seher vakti, iki rekat namaz kılıp, silsile-i aliyyeyi okuyarak, o âlimlerin hürmetine dua etmelidir.<br />
7- Gündüzü de gecesi gibi kıymetli olduğu için gündüzleri de değerlendirmelidir. </p>
<p>Kadir gecesin alametleri<br />
Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar. Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur. Ubeyd bin Ömer hazretleri anlatır: Kadir gecesi denizde idim, denizin suyunu içtim, tuzlu değildi, tatlı ve hoş idi.<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Kadir gecesi açık ve mülayim olur. Soğuk ve sıcak değildir, sabahında da güneş zaif ve kızıl olarak doğar.) [Taberani] </p>
<p>(Kadir gecesi açık olur, sıcak ve soğuk değildir. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur. O gecenin sabahının alameti güneşin şuasız doğmasıdır.) [Taberani] </p>
<p>(Kadir gecesi sabahı güneş şuasız olarak doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.) [Müslim] </p>
<p>Sual: Kur’an-ı kerimin Kadir gecesinde indirildiği Kadr suresinde bildiriliyor. Şimdi, bu gece niye her sene aynı güne gelmiyor da Ramazan ayı içinde değişik günlere geliyor? Niye hep aynı gece olmuyor? Mesela, Kur’an-ı kerimin indirilmeye başlanması, Ramazanın 26’sını 27’sine bağlayan gece vaki olduysa, Kadir gecesinin hep bu gece olması gerekmez mi? Bir de kameri aylar da böyle. Ramazan yaza geldiği gibi kışa da gelebiliyor. Niye hep aynı zamanda olmuyor da yılın bütün aylarını dolaşıyor?<br />
CEVAP<br />
Biri diğerinden farklı sualdir. Allahü teâlâ, kameri [gökteki ayı] bütün seneyi dolaşacak şekilde yaratmıştır. Kameri sene 354 gündür. Şemsi yıla göre 10 veya 11 gün azdır. Bunun için her sene kameri ay, 10 gün önce gelir. Böylece bütün senenin aylarını dolaşır. Allahü teâlâ böyle istemiştir. Ramazan orucu, böylece senenin en uzun ve en kısa, en soğuk ve en sıcak günlerine geliyor. </p>
<p>İslamiyet, bir bölgeye değil, bütün dünyaya gelmiştir. Her coğrafyadaki, her mevsimdeki insanlara hitap eder. Sıcak ve soğuk ülkeler var. Gündüzleri veya geceleri kısa ve uzun yerler var. Hepsi için tek ve aynı tarih olsaydı müslümanların işi güç olurdu. Bunun gibi daha bir çok hikmeti olabilir.</p>
<p>Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesinde Kur&#8217;an-ı kerim inmiş ise, bu sene de Kadir gecesi Ramazanın üçüne alınmış olabilir. Demek ki bu mübarek gece Ramazanın üçüne geldi. Ay mefhumundan sıyrılmak gerekir. Diğer geceler ayla ilgili, Kadir gecesi ayla ilgili değil, gece ile ilgilidir. Allahü teâlâ dileseydi her aya bir tane koyardı ve her ayda Kadir gecesi olabilirdi. Kur&#8217;an-ı kerimin indiği bu geceyi de her ay kutlardık.</p>
<p>İlk defa Kur’an-ı kerimin nazil olduğu gecenin hususiyetini, faziletini ve bereketini Allahü teâlâ her sene başka bir geceye veriyor. Yani her sene değişik bir gecenin o kıymet ve fazileti taşımasını irade buyuruyor. Kur’an-ı kerimin nazil olduğu o mübarek gecenin her sene-i devriyesinde aynı gecenin o fazileti taşıması icap etmiyor. Başka bir gece o fazileti taşıyabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/kadir-gecesi-4.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Lâ ilâhe illâllah Muhammedün rasûlüllah</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/la-ilahe-illallah-muhammedun-rasulullah.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/la-ilahe-illallah-muhammedun-rasulullah.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 17:56:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/la-ilahe-illallah-muhammedun-rasulullah.html</guid>
		<description><![CDATA[Bismillâhirrahmânirrâhîm
(Rahman ve Rahim Olan ALLAH&#8217;ın Adıyla)
Resulullah (s.a.v) söyle buyurdu: Rabbini zikredenle zikretmeyenin benzeri, diri ile ölünün benzeridir. (Buhari) 
&#8220;LA İLAHE İLLALLAH&#8221; 
&#8220;Bir kere huşû içinde okunduğunda, defterden 4000 büyük günahı sildirir. Okuyan kişiyi 4000 derece yükseltir. (Terazinin bir tarafına Kelime-i Tevhid konulup diğer tarafına Yaratılmış herşey konulduğunda dahi Kelime-i Tevhid ağır gelecek ve onu tartamayacaktır.)
Peygamberimizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bismillâhirrahmânirrâhîm</p>
<p>(Rahman ve Rahim Olan ALLAH&#8217;ın Adıyla)</p>
<p>Resulullah (s.a.v) söyle buyurdu: Rabbini zikredenle zikretmeyenin benzeri, diri ile ölünün benzeridir. (Buhari) </p>
<p>&#8220;LA İLAHE İLLALLAH&#8221; </p>
<p>&#8220;Bir kere huşû içinde okunduğunda, defterden 4000 büyük günahı sildirir. Okuyan kişiyi 4000 derece yükseltir. (Terazinin bir tarafına Kelime-i Tevhid konulup diğer tarafına Yaratılmış herşey konulduğunda dahi Kelime-i Tevhid ağır gelecek ve onu tartamayacaktır.)</p>
<p>Peygamberimizin Allah&#8217;tan alıp haber verdiği şeylerin hepsine birden, topluca inanmak demektir.</p>
<p>Bir kimse, mânâsını bilerek ve kabûl ederek:</p>
<p>&#8220;Lâ ilâhe illâllah Muhammedün rasûlüllah&#8221; dese icmalî olarak îman etmiş olur.</p>
<p>Bu cümleye Kelime-i Tevhid denir. Mânâsı şudur:</p>
<p>Lâ ilâhe illâllah: Allah&#8217;dan başka hiçbir ilâh ve hakikî ma&#8217;bud yoktur. Muhammedün rasûlüllah: Muhammed (asm), Allah&#8217;ın Rasûlü ve Peygamberidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/la-ilahe-illallah-muhammedun-rasulullah.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mübarek ramazan ayının fazileti</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/mubarek-ramazan-ayinin-fazileti.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/mubarek-ramazan-ayinin-fazileti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 09:33:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/mubarek-ramazan-ayinin-fazileti.html</guid>
		<description><![CDATA[MÜBAREK RAMAZAN AYININ FAZİLETİ 
RaYiHaN bildirdi: &#8220;Yüce Allah (c.c) şöyle buyurur:
&#8220;Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.&#8221; (Bakara 2/183)
Beğavî şöyle der: &#8220;Doğru olan görüşe göre bu aya isim olan Ramazan kelimesi ‘kızgın taş’ manasına gelen ‘Ramzâ’ kelimesinden gelmektedir. Araplar şiddetli sıcaklarda oruç tutarlardı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MÜBAREK RAMAZAN AYININ FAZİLETİ </p>
<p>RaYiHaN bildirdi: &#8220;Yüce Allah (c.c) şöyle buyurur:<br />
&#8220;Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.&#8221; (Bakara 2/183)<br />
Beğavî şöyle der: &#8220;Doğru olan görüşe göre bu aya isim olan Ramazan kelimesi ‘kızgın taş’ manasına gelen ‘Ramzâ’ kelimesinden gelmektedir. Araplar şiddetli sıcaklarda oruç tutarlardı. Araplar, aylara isim koymak istedikleri zaman, bu ay şiddetli sıcaklara denk geldiği için bu aya Ramazan ismini verdiler. Bu ayda günahlar yakılıp eritildiği için Ramazan isminin verildiğini söyleyen âlimler de olmuştur.&#8221;</p>
<p>Ramazan orucu hicretin ikinci yılında farz kılındı. Dinin kesin olarak bilenen hükümlerinden biri olduğu için farz olduğunu inkâr eden küfre girer. </p>
<p>Ramazan ayının fazileti hakkında pek çok hadis-i şerif varid olmuştur. Bunlardan birinde Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur: </p>
<p>&#8220;Ramazan ayının ilk gecesi gelince sekiz cennetin bütün kapıları açılır. Bu ay boyunca cennet kapılarından hiçbiri kapanmaz. Cenab-ı Hak (c.c), bir nidacıya şöyle ilân etmesi için emir verir:<br />
– Ey hayır arayan kişi, gel! Ey kötülükte ileri giden kişi, bırak! Günahlarının bağışlanmasını dileyen yok mu, bağışlansın! Dilekte bulunan yok mu, dileği verilsin! Tevbe eden yok mu, tevbesi kabul edilsin!<br />
Bu durum fecir doğup sabah oluncaya kadar böyle devam eder. Cenab-ı Hak (c.c), her akşam iftar vakti azabı hak etmiş bir milyon kişiyi cehennemden azat eder.&#8221; (Beyhakî) </p>
<p>Rasûlullah (s.a.v), Ramazan ayını “sabır ayı” diye isimlendirmiştir. Çünkü sabır; nefsi arzularından alıkoymak ve Allah’ın emrine karşı hapsetmektir.<br />
Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: </p>
<p>“Sabır, imanın yarısı ve oruç da sabrın yarısıdır.” (Taberânî)</p>
<p>Rasûlullah (s.a.v) ibadet ehli ile oruç tutanın ortak özelliğini şöyle ifade buyurmuştur:</p>
<p>“Allah Teâlâ, ibadet eden genci meleklerine göstererek şöyle buyurur:<br />
“Ey benim için şehvetini, isteklerini bırakan, gençliğini benim için harcayan genç, sen benim yanımda bir melek gibisin.” (Deylemî) </p>
<p>Oruç tutan hakkında da: “Ey meleklerim, şu kuluma bakınız, şehvetini, lezzetini, yemesini ve içmesini benim için terk etmiştir” (Ahmed b. Hanbel) buyurmuştur<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: </p>
<p>Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. </p>
<p>Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resûlullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. </p>
<p>Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.</p>
<p>Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allah Teâlâ’nın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. </p>
<p>Kur’an-ı Kerim Ramazan’da indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.</p>
<p>İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. </p>
<p>Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, </p>
<p>“Zehebe’z-zama’ vebtelleti’l-uruk ve sebetil-ecrü inşaallah”</p>
<p>Manası: “Susuzluk gitti, damarlar ‎ıslandı‎, ecir de hak oldu in‏âallah” (Hâkim) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.<br />
Bu ayda, her gece, cehenneme girmesi gereken, binlerce müslüman affolur, azat olur. </p>
<p>Bu ayda, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allah Teâlâ, bu mübarek ayda O’nun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! </p>
<p>Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. </p>
<p>Rasûlullah (s.a.v), bir hadis-i kutsîde Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söylemiştir:</p>
<p>“Ademoğlunun her ameli kendisine aittir; ancak oruç hariç. Oruç benim içindir ve onun karşılığını ben vereceğim.” (Buhârî) </p>
<p>Selmân-ı Fârisî (r.a) Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle rivayet eder: </p>
<p>&#8220;Resûlullah (s.a.v) Şâban ayının son günü bize bir hutbe okudu ve buyurdu ki: </p>
<p>– Ey insanlar! Büyük bir ayın gölgesi üzerinize düşmüş bulunuyor! O ay içinde bulunan Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Cenab-ı Hak (c.c), bu ayda oruç tutmayı farz ve geceleri ibadet etmeyi nafile kılmıştır. Kim bu ayda hayırlı bir haslet ile Allah Teâlâ&#8217;ya yaklaşırsa, diğer aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap kazanır. Yine bu ayda bir farzı yerine getiren diğer aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi sevap kazanır. </p>
<p>– Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda müminin rızkı artar. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, bir köle âzat etmiş gibi sevap kazanır ve günahları mağfiret edilir.” </p>
<p>Bu sözler üzerine biz dedik ki:</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın Resûlü! Bizim hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek imkâna sahip değiliz!</p>
<p>Rasûlullah (s.a.v) sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>– Oruçluya bir içim süt, bir içim su ve birkaç hurma vererek iftar ettirene de Allah Teâlâ bu sevabı verir! Kim bir oruçlunun karnını doyurursa, Allah Teâlâ onun günahlarını mağfiret eder. Yine onu benim Kevser havuzumdan içirir ve ondan sonra hiç susuzluk çekmez. Oruç tutan kişinin sevabından bir şey eksilmeden, kendisinin kazandığı sevap kadar da iftar ettiren kişiye sevap verilir. </p>
<p>– Bu ay öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azat olmaktır! Bu ayda kölesinin (hizmetçisinin, işçisinin) işini hafifleten kişiyi Allah Teâlâ (c.c) ateşten azat eder. </p>
<p>– Bu ayda şu dört haslete sıkıca sarılın; iki haslet ile rabbinizin rızasını kazanır, ikisine ise her zaman ihtiyaç duyarsınız. Rabbinizin rızasını kazandıracak iki haslet şudur: Allah&#8217;tan başka ilâh bulunmadığına şehadet getirmek ve Allah&#8217;tan günahların bağışlanmasını dilemek. Her zaman ihtiyaç duyduğumuz iki haslet ise; rabbinizden cenneti istemek ve cehennemden O&#8217;na sığınmaktır.&#8221; (Beyhakî) </p>
<p>Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:</p>
<p>&#8220;İman ederek ve sevabını yalnız Allah Teâlâ&#8217;dan bekleyerek Ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş ve gelecek günahları mağfiret edilir.&#8221; (Buhârî)</p>
<p>Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:</p>
<p>&#8220;Âdemoğlunun her ameli katlanır. Hayırlı ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teâlâ (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: &#8220;Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.&#8221; (Buhârî)</p>
<p>Mevlâ Teâlâ&#8217;nın, “Benim için…” dediği bir ibadet için başka söz söylemeye gerek var mı!</p>
<p>Yine Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:</p>
<p>&#8220;Ramazan ayında diğer ümmetlere verilmeyen beş haslet benim ümmetime verilmiştir:</p>
<p>1. Oruçlu kişinin ağız kokusu Allah Teâlâ katında miskten daha hoştur.<br />
2. İftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfar eder.<br />
3. Şeytanların azgınları bu ayda zincire vurulur.<br />
4. Cenab-ı Hak (c.c). hergün cenneti süsler ve ona, “Salih kullarımın kötülüklerden ve ezadan kurtulmaları yakındır!” der.<br />
5. Ramazanın son gecesi günahları bağışlanır.</p>
<p>Sahâbe-i kirâm sordular: </p>
<p>– Ey Allah&#8217;ın Resûlü! O gece Kadir gecesi midir?</p>
<p>Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki: </p>
<p>– Hayır! Fakat her iş yapan kişiye işini bitirince ücreti eksiksiz olarak verilir!&#8221; (Ahmed b. Hanbel) </p>
<p>Semerkand Araştırma Merkezi<br />
alıntı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/mubarek-ramazan-ayinin-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan orucu ve oruç çesitleri</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 10:12:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan orucu müslüman , akilli ve ergenlik çagina gelmis kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri
aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin imsaktan önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren bir müslüman o günün orucuna niyet etmis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan orucu müslüman , akilli ve ergenlik çagina gelmis kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri<br />
aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin imsaktan önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren bir müslüman o günün orucuna niyet etmis olur. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimse de oruca , niyet etmis sayilir. Ancak oruç tutan kimsenin hem içinden niyet etmesi, hem de dili ile &#8220;Niyet ettim Ramazan&#8217;in yarinki orucuna&#8221; diye söylemesi daha iyi olur. </p>
<p>Bes çesit oruç vardir: </p>
<p>1) Farz oruç: Ramazan orucunun edasi ve kazasi farzdir. Keffaret oruçlarinin tutulmasi da farzdir.<br />
2) Vacip oruç: Adak oruçlari ile bozulan nafile orucun kaza edilmesi vaciptir.<br />
3) Sünnet oruç: Kamerî aylardan Muharrem ayinin 9-10 veya 10-11. günlerinde oruç tutmak sünnettir.<br />
4) Müstehap oruç: Kameri aylarin 13. 14. 15. günleri ile her haftanin Pazartesi ve Persembe günleri, Sevval ayinda 6 gün oruç tutmak müstehaptir.<br />
5) Mekruh oruç: Iki türlü mekruh oruç vardir:<br />
a. Muharrem ayinin sadece 10. günü, yalniz Cuma veya Cumartesi günleri oruç tutmak, iki orucu iftar etmeksizin birbirine eklemek veya senenin tamamini oruçlu geçirmek &#8220;TENZÎHEN MEKRUH&#8221;tur.<br />
b. Ramazan bayraminin birinci günü ile Kurban Bayraminin 4 günü oruç tutmak &#8220;TAHRÎMEN MEKRUH&#8221;tur. </p>
<p>Ramazanda oruç tutamayanlar ne yaparlar ? </p>
<p>Oruç tutmayacak kadar hasta olanlar, hastaya bakanlar, Ramazan ayinda yolculuk yapanlar,<br />
gebe veya emzikli olanlar, asiri yaslilar ve düskünler, aybasi hali veya logusalik halinde bulunan<br />
kadinlar Ramazan ayinda oruç tutmazlar.Bunlardan:<br />
a. Aybasi hali veya logusalik halinde olan kadinlar ile emzikli ve gebe olan kadinlar,<br />
bu özürleri sona erdikten sonra ve Ramazan ayi disinda oruçlarini kaza ederler.<br />
b. Yolcular, yolculuklari bitince oruçlarina baslarlar. Ramazan ayinda tutamadiklari<br />
oruçlarini Ramazan ayindan sonra tutarlar. </p>
<p>Oruca nezaman ve nasil niyet edilir </p>
<p>Orucun sahih olmasi için niyet etmek sarttir. Niyetsiz oruç makbul degildir.<br />
Ramazan orucuna, aksamdan itibaren kusluk vaktine kadar niyet edilebilir. Söyle ki:<br />
Normal olarak oruca, sahur yemegini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayip yeme içme zamaninin bittigi imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, günes dogmus olsa bile, kusluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir sey yapmasin. Sahura kalkmak istemeyen bir kimse, aksamdan sonra yarinin orucuna niyet edebilir,<br />
geceleyin kalkip tekrar niyet etmesi gerekmez. Ramazan ayinda tutulamayan orucu, baska günlerde kaza ederken niyetin geceleyin «tan yeri agarmadan önce» yapilmasi gerekir. Keffaret oruçlari da böyledir. Bu oruçlara imsaktan sonra niyet edilmez. Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarin oruç tutacagini kalbinden geçiren kimse niyet etmis demektir. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur yemegine kalkan kimsenin bu düsüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapilan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: &#8221; Niyet ettim Ramazan-i serifin yarinki orucuna &#8221;<br />
diye söylemelidir.</p>
<p>Orucu bozup kaza ve keffaret gerektiren haller </p>
<p>Oruçlu oldugunu bildigi halde kasden:</p>
<p>1) Yemek, içmek, (ister gida maddesi, isterse ilaç olsun)<br />
2) Cinsi iliskide bulunmak.<br />
3) Sigara içmek<br />
Orucu bozar, kaza ve keffareti gerektirir.<br />
Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktir.<br />
Bozulan bir gün orucun yerine iki ay veya altmis gün pespese oruç tutmaktir.<br />
Ramazan ayinda niyet ederek oruca baslayan bir kimse özürsüz olarak bile bile yiyip içse veya cinsi iliskide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe gün kaza edilmesi, ayrica oruç özürsüz olarak ve bile bile bozuldugu için de keffaret tutmasi gerekir.<br />
Baslanan bir orucu bilerek bozmanin dünyadaki cezasi keffarettir. Yani altmis gün birbiri ardinca oruç tutmaktir. Herhangi bir sebeple keffaret orucuna ara verilir veya eksik tutulursa yeniden baslayip altmis günü kesintisiz tamamlamak lazimdir. Kadinlar keffaret orucu tutarken araya giren âdet günlerini tutmazlar, âdet halleri bitince ara vermeden temiz günlerinde oruca devam ederek altmis günü tamamlarlar. </p>
<p>Oruçluya mekruh olan hususlar </p>
<p>1) Bir seyi dilinin ucuyla gereksiz yere tatmak<br />
2) Lüzumsuz yere bir sey çignemek<br />
3) Sakiz çignemek<br />
4) Kendisinden emin olmayan bir kisinin hanimini öpmesi, boynuna sarilmasi, kucagina almasi<br />
5) Tükrügü agizda biriktirip yutmak<br />
6) Kan aldirmak<br />
7) Kendini zayif düsürecegini tahmin ettigi yorucu bir iste çalismak<br />
 <img src='http://www.huzurderyasi.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Agzina su alip çalkalamak </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Kandili</title>
		<link>http://www.huzurderyasi.com/berat-kandili.html</link>
		<comments>http://www.huzurderyasi.com/berat-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 11:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dkose1975</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslami Konular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.huzurderyasi.com/berat-kandili.html</guid>
		<description><![CDATA[Berat Kandili 
Konular
1. Hadislerle Berat Kandili
2. Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi
3. Berat gecesinin özellikleri
4. Bu gece af dışı kalanlar
5. Berat gecesi ibadeti
6. Berat gecesi duası
7. Berat gecesi namazı
BERAT KANDİLİ
Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr&#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&#8217;de otuzbin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Berat Kandili </p>
<p>Konular</p>
<p>1. Hadislerle Berat Kandili<br />
2. Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi<br />
3. Berat gecesinin özellikleri<br />
4. Bu gece af dışı kalanlar<br />
5. Berat gecesi ibadeti<br />
6. Berat gecesi duası<br />
7. Berat gecesi namazı</p>
<p>BERAT KANDİLİ<br />
Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr&#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&#8217;de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat&#8217;ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur&#8217;anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505) </p>
<p>Hadislerle Berat Kandili</p>
<p>- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:<br />
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.</p>
<p>Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.</p>
<p>Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:<br />
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.<br />
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:<br />
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.</p>
<p>Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.<br />
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: &#8220;Ne mutlu bu gece rüku edenlere.<br />
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece secde edenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece dua edenlere ne mutlu.&#8221; Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -&#8221;Bu gece, Allah&#8217;ı zikredenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.&#8221;<br />
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Müslümanlara ne mutlu.&#8221; Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.<br />
Bunları gördükten sonra, Cebrail&#8217;e sordum: &#8220;Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?<br />
Şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.&#8221; </p>
<p>- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: &#8220;Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: &#8220;Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa&#8217;ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.&#8221; </p>
<p>Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi</p>
<p>Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.<br />
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.<br />
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.<br />
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.<br />
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:<br />
&#8220;O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.&#8221;<br />
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil&#8217;in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?</p>
<p>Yıllık kader programı<br />
İbni Abbas&#8217;tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:<br />
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.<br />
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.<br />
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.<br />
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil&#8217;e verilir ki bu büyük bir melektir.<br />
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.<br />
Fahreddin er-Râzî&#8221;nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1<br />
Berat Kandilinin &#8220;bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde&#8221; olması bu manalara dayanmaktadır.2<br />
Kur&#8217;ân&#8217;ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:<br />
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.</p>
<p>Berat Gecesinin özellikleri<br />
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü&#8217;min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: &#8220;Mübarek Gece&#8221;, &#8220;Berae Gecesi&#8221;, &#8220;Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü&#8217;min kullarına beraet yazar)&#8221;, &#8220;Rahmet Gecesi.&#8221;<br />
&#8220;Berat, beraet&#8221; kelimesi &#8220;el-berâe&#8221; kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.<br />
&#8220;Berâet&#8221; iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü&#8217;minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.<br />
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs&#8217;teki Mescid-i Aksâ&#8217;dan Mekke&#8217;deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3<br />
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.<br />
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.<br />
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.<br />
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.<br />
4. Allah&#8217;ın af ve bağışlamasının coşması.<br />
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.<br />
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban&#8217;ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah&#8217;tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka&#8230;<br />
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4</p>
<p>Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.<br />
&#8220;Şâban&#8217;ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:<br />
&#8220;İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. &#8220;Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.<br />
&#8220;Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.<br />
&#8220;Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.&#8221;s<br />
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.</p>
<p>Bu gece af dışı kalanlar<br />
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;5</p>
<p>Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;9</p>
<p>İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.</p>
<p>Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</p>
<p>Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</p>
<p>Berat Gecesi ibadeti<br />
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur&#8217;ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.</p>
<p>İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir</p>
<p>Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</p>
<p>Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</p>
<p>İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ&#8217;da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs&#8217;te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid&#8217;at bile olduğunu ifade eder.</p>
<p>Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.<br />
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.</p>
<p>Berat Gecesi Duası<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
&#8220;Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.&#8221;11</p>
<p>Berat Duası<br />
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:<br />
&#8220;Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, &#8216;Allah dilediğini<br />
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.&#8221;12<br />
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.</p>
<p>Berat Gecesi Namazı -I<br />
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.<br />
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır. </p>
<p>Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh&#8217;den gelen rivayete göre:<br />
&#8220;Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: &#8220;Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala&#8217;nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala&#8217;nın mağfiretidir. </p>
<p>Berat Gecesi Namazı -II<br />
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.<br />
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.<br />
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar&#8230;<br />
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum&#8217;a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.<br />
-&#8221;Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende<br />
-&#8221;En iyisini, Allah ve Resulü bilir.&#8221; Dedim. Şöyle buyurdu:<br />
-&#8221;Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin&#8221;?<br />
-&#8221;Olur&#8221; dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:<br />
&#8220;Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem&#8230;&#8221;<br />
Sonra kendisine sordum: &#8220;Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: &#8220;Sen onları öğrenebildin mi&#8221;? Bu sorusuna karşılık: &#8220;Evet&#8221; deyince, şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.&#8221; </p>
<p>Kaynaklar<br />
1 Hülâsâtü&#8217;l-Beyân. 13:5251.<br />
2 Şualar, s,426.<br />
3 TDİ.&#8221;Berat&#8221; maddesi.<br />
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295<br />
5 İbni Mâce, İkame, 191.<br />
7 et-Tergîb ve&#8217;t-Terhib, 2:118.<br />
8 İbni Mace, İkametü&#8217;s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.<br />
9 Tirmizî, Savm:39.<br />
10 Şualar, s.426.<br />
11 et-Tergib ve&#8217;t-Terhîb, 2:.119, 120.<br />
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.</p>
<p>Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler<br />
alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.huzurderyasi.com/berat-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
