Hz.Ömer Efendimize İranlı sapıkların yaptığı İhanet

06/19/2007

Bu resim iranda bir mezardır.  

Bu mezarda bulunan şahıs, Ömer ibn Hattab’ı şehit eden Mecusi katil  Ebu Lulu’dur.

Mezar iran tarafından süslenmiş, korunma altına alınmıştır. Bu mezarın duvarında ALLAH Ebu Bekir’e, Ömer’e, Osman’a lanet etsin yazılıdır, ayrıca bu 3 büyük sahabiye şeytan, put, tağut denilmektedir

Katar’ın başkenti Duha’da düzenlenen Mezhepler arası yakınlaşma komitesinin !  bilimsel toplantısında iranın bu şeytanca tavrından dönmesi gerektiği, o mezarı yıkması lazım olduğu söylendiğinde iran “ bu yetkimiz dahilinde değildir “ demiş, burayı meşrulaştırmış, ALLAH’ın ve müslümanların huzurunda İsrail’in, ABD’nin yapmadığını yapmıştır.

Şimdi Sünni ve şii kardeşliğini öne çıkaranlara bu resimleri göstersek nasıl cevap verirler ?

Onlar, ashaba şeytan derken bizden münafıkça sevgi mi bekliyorlar, hayır biz dürüst ve cesurca diyoruz ki sizin küfrünüzden beriyiz…….ALLAH bizim Nasırımız inşALLAH,  ALLAHım bizi bu ALLAH ve ashab düşmanlarının şirk ve küfründen beri kıl……..Amin……………..

EHL-İ SÜNNET İMAMLARININ ASHAB HAKKINDAKİ 

GÖRÜŞLERİ VE RAFİZİLER

 

 Ubeydullah Arslan

Rasulullah buyuruyor ki, ben cennette iken bir köşk gördüm. Bu köşk kimindir diye sordum Ömer’indir (r.a.) denildi.” (Buhari-Müslim)

EBU HANİFE’NİN GÖRÜŞÜ :

1-ALLAH Resulü’nün ashabını ancak hayırla yad ederiz (överiz.) ( el-Fıkhu’l Ekber-sf/304)

Açıklama : İmam Ebu Hanife bu cümlesiyle, ashaba duyduğu sevgiyi beyan eder. O adeta şöyle demektedir, Onları hayırla yad ederiz, karalamayız, kötülemeyiz, küçümsemeyiz, hakir görmekten uzak dururuz, onlara sövmeyiz, onların ayıplarını aramayız, kusurlarını-hatalarını öne sürerek onları küçültmeyiz. Bizim imamlarımız ashaba böyle güzel cümlelerle bakar ve onları çokça severlerdi.

 

2-ALLAH Resulü’nün ashabından olan hiç kimseden yüz çevirmez, hiçbirisini diğerine karşı tutup taassupta bulunmayız. (  el-Fıkhu’l Esbat sf/40)

 

3-Onlardan ALLAH Rasülü ile bir saat beraber bulunan bir kimsenin derecesi bizlerden herhangi birinin ömür boyu yapmış olduğu amelden hayırlıdır. ( Menakibu Ebi Hanife sf/76)

 

4-ALLAH Resulü’nden sonra bu ümmetin en hayırlılarının Ebi Bekir, Ömer, Osman ve Ali olduğuna şehadet ederiz. ( Vasiyet Şerhi sf/14)

 

5-ALLAH Resulünden sonra insanların en faziletlilerinin Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali bin Ebi Talib olduğuna inanırız. Onların dışındakilerin ise şu bundan hayırlıdır demeksizin hepsini güzellikle anarız. ( en-Nur el-Lami sf/119)

 

 

İMAM MALİK’İN GÖRÜŞÜ :
1-Ebu Nuaym, Abdullah el-Enbari’den rivayet ediyor, Malik bin Enes der ki, her kim ALLAH Resulünün sahabelerinden birini küçümser veya kalbinde onlara karşı bir kin duyarsa, o kimse için müslümanların eline geçen feyden hiçbir hak yoktur. Sonra şu ayeti kerimeyi okudu. “ Onlardan sonra gelenler derler ki Rabbimiz ! bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma, Rabbimiz ! sen çok şefkatli ve çok acıyansın. (Haşr-10) ( el-Hilye c:6 sf/327)

 

2-Ebu Nuaym ez-Zubeyr’in oğullarından birinden rivayet ediyor, Biz malik’in yanındaydık. ALLAH Resulünün ashabını küçümseyerek onlara dil uzatan birinden söz ettiler. Şu ayeti okudu, “ Muhammed ALLAH’ın elçisidir. Onunla beraber olanlar kafirlere karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler.” (Fetih-29) Daha sonra malik şöyle dedi Kalbinde ALLAH Resulünün ashabından herhangi birine kin besleyerek sabahlayan kimseye ayetin hükmü isabet etmiştir. ( el-Hilye c:6 sf/327)

 

3-Kadı İyad, Eşheb bin Abdülaziz’den naklediyor, Biz Malik’in yanında oturuyorduk. Bir de baktım ki Rafızilerden bir adam onun yanı başına gelip dikildi. Adam Ey Abdullah’ın babası ! dedi. Malik sesin geldiği yöne döndü. Biri onu çağırdığında genellikle başını çevirerek ona bakardı. Adam ona dedi ki Ben seni kendimle ALLAH arasında hüccet kılmak istiyorum. Yarın O’nun huzuruna çıktığımda bunu bana Malik söyledi diyeceğim dedi. Malik de adama : konuş dedi, Adam ALLAH Resulünden sonra insanların en hayırlısı kimdir ? dedi. Malik Sonra Ömer, dedi. Alevi/Rafizi  daha sonra kim ? dedi. Malik Mazlum olarak öldürülen Osman, dedi. Bunun üzerine Alevi/Rafizi VALLAHi asla seninle bir mecliste oturmayacağım, dedi. Malik de : Sen bilirsin, diye karşılık verdi. (Tertibu’l Medarik c : 2 sf/44-45)

 

İMAM ŞAFÎ’NİN GÖRÜŞÜ :

1-Beyhaki İmam Şafî’den rivayet ediyor : “ ALLAH Tebarake ve Teala, Resulüne tabi olan ashabı Kur’an, Tevrat ve İncil’de övmüştür. Onlardan sonra da bu şerefe ulaşacak hiçbir kimse olmayacaktır. Bundan dolayı ALLAH onlara rahmet etmiş, onları sıddıkların, şehitlerin ve Salihlerin mertebelerine yükseltmiştir.” ( Menakibu-ş Şafî c:1- sf/442)

 

2- Beyhaki İmam Şafî’den rivayet ediyor : “ ALLAH Resulünün sünnetini bize onlar ulaştırmışlar ve vahyin nüzulüne şahid olmuşlardır. Bu yüzden ALLAH’ın kendilerinden dilediğinin umumunu ve hususunu, kendilerinden azimetle istediğini ve kendilerini hangi yola irşad ettiğini en iyi bilenler onlardı. Onlar ALLAH Resulünün, bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz her sünnetini biliyorlardı. Onlar her türlü ilim ve içtihada, takva ve akletmede bizden daha üstündürler. Anladığımız ve idrak edip de içtihadla hüküm çıkardığımız her konuda onların anlayış ve idrakleri bize yol göstermiştir. Bizim için onların görüşleri kendi görüşlerimizden daha fazla övgüye layıktır. Doğrusunu ALLAH bilir. ( Menakibu-ş Şafî c:1- sf/442)

 

3-Beyhaki er-Rebi bin Süleyman’dan rivayet ediyor. Şafî’yi şöyle şöyle konuşurken duydum. Fazilette önce Ebu Bekr, sonra Ömer, sonra Osman, sonra Ali gelir.” ( Menakibu-ş Şafî c:1- sf/432)

 

4-Beyhaki, Muhammed bin Abdullah bin Abdulhakem’den naklediyor : Şafî’yi şöyle şöyle söylerken işittim. ALLAH Resulünden sonra insanların en hayırlıları Ebu Bekir, Ömer, Osman, ve Ali’dir. ALLAH onlardan razı olsun. ( Menakibu-ş Şafî c:1- sf/433)

 

5-Herevi, Yusuf bin Yahya el-Buveyti’den rivayet ediyor, Şafî’ye Rafizi İmamın ardında namaz kılayım mı ? diye sordum. O Hayır Rafızi’nin, Kaderci’nin ve de Murcie’nin ardında namaz kılma dedi. Ben Onları bana anlatır mısın ? diye sorduğumda şöyle cevap verdi. İman sadece sözdür diyen Murcie’dir. Ebu Bekir ve Ömer imam değildir diyen Rafızi’dir. ALLAH’ın dilemesini kendine tahsis eden ise Kaderci’dir.” ( Zemmul kelam k-213)

 

İMAM AHMED BİN HANBEL’İN GÖRÜŞÜ :

1-İmam Ahmed der ki : “ ALLAH Resulünün ashabının hepsinin iyiliklerini saymak ve kötülüklerinden söz etmemek, arlarında çıkan anlaşmazlıkları körüklememek de sünnettendir. ALLAH Resulünün ashabından herhangi birine dil uzatan kimse bidatçi olup, pis ve kaba bir Rafızi’dir. ALLAH onun ne nafilesini ne de farzını kabul etmeyecektir.” (es-Sunne sf : 77/78)

 

2- İmam Ahmed der ki : “ Onları sevmek sünnettir. Onlara dua etmek ALLAH’a yakınlıktır. Onlara tabi olmak vesiledir. Onların eserlerine/sünnetlerine/tevhid ve salih amel yollarına uymak fazilettir.” (es-Sunne sf : 77/78)

3- İmam Ahmed der ki : “ Hiçbir kimsenin onlardan sonra herhangi birisinin kötülüğünü söyleyip onları yaralamaya, ya da ayıplayıp eksik görmeye hakkı yoktur. Kim böyle yaparsa, sultan’a onları cezalandırmak vacip olur. Böyle kimselerin bağışlanmaları da caiz değildir.” (es-Sunne sf : 77/78)

 

4-İmam Ahmed’in oğlu Abdullah rivayet eder, Babama İmamlar hakkında sordum. Bana : Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali dedi. (es-Sunne sf : 235)

 

5-Abdullah rivayet ediyor : “ Babama Ali’nin halife olmadığını söyleyenler hakkında sordum. Dedi ki : Bu çok kötü ve saçma bir sözdür.” (es-Sunne sf : 235)

 

6-İbnu’l Cevzi, İmam Ahmed’den rivayet ediyor, “ Hilafeti Ali için sabit görmeyen kimse, evindeki eşekten daha sapıktır.” ( Menakibu Hanebil’e c:1- sf/45)

 

7-Ebu Yala, Ahmed bin Hanbel’den rivayet ediyor: Ali bin Ebi Talib’in 4.halife olduğunu kabul etmeyen kimse ile ne konuşun ne de nikah yapın.” (Tabakatul Hanebile-c : sf : 45)

 

ES-SEVRİ’NİN GÖRÜŞÜ :

1-Şuayb es-Sevri’ye sordu, Ey Abdullah’ın babası sünnete uygunluk ne demektir ? diye sordum. Dedi ki “ Şeyhayni yani Ebu Bekir ve Ömer’i (r.a.nhume) öne geçirmendir.” (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i sünne)

 

ABDULLAH BİN EL-MÜBAREK’İN GÖRÜŞÜ :

1-ALLAH’ın peygamberine sahabe olmaları için seçtiği geçmiş selefin hakkını itiraf edip kabul eden, Ebu Bekir es-Sıddık’i, Ömer bin el-Hattab’ı, Osman bin Affan’ı ve Ali bin Ebi Talib’i (ALLAH razı olsun) öne geçiren, küçükleriyle büyükleriyle Rasulullah’ın ashabına rahmet okuyan, onların faziletlerini söz konusu eden, aralarında anlaşmazlıklarda bir şey söylemeyen (ehl-i sünnet üzere müslümandır) ( Muhtasaru’l Hucce fi beyani’l Mehacce)

 

SUFYAN BİN UYEYNE  GÖRÜŞÜ :

1-Sufyan der ki; “ Sünnet, Ebu Bekir ve Ömer’i ilk halife görmektir.” (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i sünne)

 

EBU BEKİR EL-HUMEYD’İNİN GÖRÜŞÜ :

1-Muhammed bütün ashabına rahmet okumak gerekir. Çünkü ALLAH şöyle buyurur : “ Onlardan sonra gelenler derler ki, Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi mağfiret eyle.” (Haşr-10). Herkes onlara mağfiret dilemekten başkası ile kimse emrolunmuştur. Buna göre onlara söven yahut onların değerini eksilten ya da onlardan birisine karşı bu tutumu takınan bir kimse sünnet üzere hareket etmiş olmaz. ( Usulu’s Sunne2/546-548)

 

BİŞR BİN EL-HARİS’İN GÖRÜŞÜ :

1-Yüce ALLAH’ın Peygamberine ashab olsun diye seçtiği selefin hakkını bilir. Ebu Bekir es-Sıddık’ı, Ömer el-Faruk’u, Osman bin Affan’ı ve Ali bin Ebi Talib’i (ALLAH razı olsun) önde bilir. Küçükleriyle büyükleriyle Peygamber ashabından rahmetle söz eder. Onların faziletlerini anlatır. Aralarında çıkan anlaşmazlıklarda bir şey söylemeyiz.” (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i sünne)

 

ALİ BİN EL-MEDENİ’NİN GÖRÜŞÜ :

1-Bu ümmetin en hayırlısı Peygamberden sonra Ebu Bekir e-Sıddık, sonra Ömer, sonra Osman bin Affan ve Ali bin Ebi Talib’tir. Rasulullah’ın ashabından sonra insanların en faziletlileri onun çağdaşı olan ve aralarında Peygamber olarak gönderildiği kimselerdir. Kimisi onunla bir sene, bir ay yahut ta bir an sohbet etmiş yahut onu görmüş ya da ona bir heyet ferdi olarak gitmiştir. İşte bütün bunlar onun ashabından sayılırlar., herkesin onunla sohbet ettiği kadarıyla sahabilikten bir payı vardır. Ona sahabelikte en alt mertebede olan bir kimse onu görmeyenlerden daha faziletlidir. (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i sünne)

 

2-Bir adamın Ebu Hureyre’yi sevdiğini, ona rahmet okuduğunu görecek olursan o kimsenin hayrını ümit edebilirsin ve bil ki o bidatlerden uzaktır. (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i sünne)

 

MUHAMMED BİN YAHYA EZ-ZUHLİ’NİN GÖRÜŞÜ :

1-Rasulullah’ın ashabının tümünü severiz. Bu ümmetin en hayırlısı Peygamberden sonra Ebu Bekir e-Sıddık, sonra Ömer, sonra Osman bin Affan ve Ali bin Ebi Talib’tir. (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i Sünne)

 

ABDÜLKERİM ER-RAZİ’NİN GÖRÜŞÜ :

1-Rasulullah’ın ashabını hayırla yad ederiz. Onlardan herhangi birine sövmeyiz. Çünkü ALLAH şöyle buyurur : “ Onlardan sonra gelenler derler ki, Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi mağfiret eyle.” (Haşr-10). (Şerhu Usuli İtikadi Ehl-i sünne)

 

EBU BEKİR BİN EBİ DAVUD’UN GÖRÜŞÜ :

1-Rasulullah’ın ashabını sevmek farzdır. Onları övmek bir yakınlaşmaktır ve farzdır. Ashabın faziletlisi Sıddık’tır. Ondan sonra güzel ahlaklı Faruk’tur. ( Siyeru Alemu Nubela-81-82-83)

Ashab-ı Kiram Kimdir?

ASHAB-I KIRAM KIMDIR?

Peygamber efendimizi hayatta iken ve peygamber olarak bir ân gören, eğer âmâ ise bir ân konuşan mü’mine “Sahâbî” denir. Birkaç tânesine “Eshâb” veya “Sahâbe” denir. Hürmet olarak Eshâb-ı kirâm denir. Peygamberimizi, kâfir iken görüp de, Resûlullahın vefâtından sonra îmâna gelen veya Müslüman iken, sonra mürted olan ya’nî Müslümanlıktan çıkan sahâbî olamaz. Zaten Peygamber efendimiz, Eshâbından hiçbirinin sonradan kâfir olmayacağını , ya’nî Müslümanlıktan çıkmayacağını, hepsinin Cennete gideceklerini haber verdi.
Ehl-i sünnet âlimleri, Eshâb-ı kirâmı üçe ayırmıştır:

1. Muhâcirler: Mekke şehri alınmadan önce, Mekke’den veya başka yerlerden, vatanlarını, yakınlarını terk ederek, Medîne şehrine hicret edenlerdir.

2. Ensâr: Peygamber efendimize ve Muhâcirlere her türlü yardımda ve fedâkârlıkta bulunacaklarına söz veren Medîne şehrinde veya bu şehre yakın yerlerde bulunan Müslümanlardır.

3. Diğer Eshâb-ı kirâm: Mekke şehri alındığı zaman ve daha sonra Mekke’de veya başka yerlerde îmâna gelenlerdir.

Eshâb-ı kirâmın en üstünleri, Resûlullahın dört halîfesidir. Bunlardan sonra en üstünleri Cennet ile müjdelenmiş olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Talhâ, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d bin Ebî Vakkâs, Saîd bin Zeyd, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, ve Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’dir.

Eshâb-ı kirâmın adedi: Mekke’nin fethinde on bin, Tebük Gazâsında yetmiş bin, Vedâ Haccında doksan bin ve Resûlullah efendimiz vefât ettiği zaman yeryüzünde yüz yirmi dört binden fazla sahâbî vardı. Bu konuda başka rivâyetler de vardır.

ALLAHü teâlâ, Eshâb-ı kirâmdan râzı olduğunu, onları sevdiğini Kur’ân-ı kerîmde bildiriyor, ve meâlen:
- ALLAH onlardan râzı, onlar da ALLAHtan râzıdır, ve:
- Hepsine hüsnâyı, Cenneti va’dettik, buyuruluyor. ALLAHü teâlânın sıfatları ebedîdir, sonsuzdur. Bu bakımdan Eshâb-ı kirâmdan râzı olması da sonsuzdur.Bunun için bu mübârek insanlardan bahsederken sıradan bir insandan bahseder gibi konuşmamalıdır. Her zaman edebli, terbiyeli olmalıdır.
Peygamber efendimizi sevenin, O’nun Ehl-i beytini ve Eshâbını, ya’nî arkadaşlarını da sevmesi lâzımdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
- Sırât köprüsünden ayakları kaymadan geçenler, Ehl-i beytimi ve Eshâbımı çok sevenlerdir.
- Eshâbıma dil uzatmakta, ALLAHü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onları sevmiyenler, beni sevmedikleri için sevmezler. Onlara el ile, dil ile eziyet edenler, onları gücendirenler, ALLAHü teâlâya eziyet etmiş olurlar ki, bunun da muâhezesi, ibret cezâsı gecikmez, verilir.
- ALLAHü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların la’neti, Eshâbıma kötü söz söyliyenin, üzerine olsun! Kıyâmette ALLAHü teâlâ, böyle kimselerin farzlarını da, nâfile ibâdetlerini de kabûl etmez!
- Kıyâmette, insanların hepsinin kurtulma ümidi vardır. Eshâbıma söğenler bunlardan müstesnâdır. Onlara Kıyâmet halkı da la’net eder.

Eshâb-ı kirâm, seçilmiş insanlardı. Üstünlükleri diğer ümmetlerden çok fazlaydı. Meselâ, Hz. Ebû Bekir, Peygamberlerden sonra insanların en üstünü idi. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
- ALLAHü teâlâ, beni bütün insanlar arasından ayırıp seçti. Bana eshâb ve akrabâ olarak en iyi insanları seçti. Bunlardan sonra, birçok kimse gelir ki, eshâbıma ve akrabâma dil uzatırlar. Onlara yakışmıyan iftirâlar söyliyerek, kötülemeye uğraşırlar. Böyle kimselerle oturmayınız! Birlikte yiyip içmeyiniz! Bunlardan kız alıp vermeyiniz.

Eshâb-ı kirâmın her birinin ismini hürmetle, saygı ile söylemelidir. Birinin adı söylenince “radıyALLAHü anh= ALLAH ondan râzı olsun” denir. İkisi için “radıyALLAHü anhümâ= ALLAHü teâlâ o ikisinden râzı olsun” Birkaçı veya hepsi söylenince “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn” veya kısaca “radıyALLAHü anhüm= ALLAH onların hepsinden râzı olsun” denir.

Alıntı : Karine ( ALLAH RAZI OLSUN )

Ashabı-Kiram Kimdir?

08/31/2006

ASHAB-I KIRAM KIMDIR?

Peygamber efendimizi hayatta iken ve peygamber olarak bir ân gören, eğer âmâ ise bir ân konuşan mü’mine “Sahâbî” denir. Birkaç tânesine “Eshâb” veya “Sahâbe” denir. Hürmet olarak Eshâb-ı kirâm denir. Peygamberimizi, kâfir iken görüp de, Resûlullahın vefâtından sonra îmâna gelen veya Müslüman iken, sonra mürted olan ya’nî Müslümanlıktan çıkan sahâbî olamaz. Zaten Peygamber efendimiz, Eshâbından hiçbirinin sonradan kâfir olmayacağını , ya’nî Müslümanlıktan çıkmayacağını, hepsinin Cennete gideceklerini haber verdi.
Ehl-i sünnet âlimleri, Eshâb-ı kirâmı üçe ayırmıştır:

1. Muhâcirler: Mekke şehri alınmadan önce, Mekke’den veya başka yerlerden, vatanlarını, yakınlarını terk ederek, Medîne şehrine hicret edenlerdir.

2. Ensâr: Peygamber efendimize ve Muhâcirlere her türlü yardımda ve fedâkârlıkta bulunacaklarına söz veren Medîne şehrinde veya bu şehre yakın yerlerde bulunan Müslümanlardır.

3. Diğer Eshâb-ı kirâm: Mekke şehri alındığı zaman ve daha sonra Mekke’de veya başka yerlerde îmâna gelenlerdir.

Eshâb-ı kirâmın en üstünleri, Resûlullahın dört halîfesidir. Bunlardan sonra en üstünleri Cennet ile müjdelenmiş olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Talhâ, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d bin Ebî Vakkâs, Saîd bin Zeyd, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, ve Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’dir.

Eshâb-ı kirâmın adedi: Mekke’nin fethinde on bin, Tebük Gazâsında yetmiş bin, Vedâ Haccında doksan bin ve Resûlullah efendimiz vefât ettiği zaman yeryüzünde yüz yirmi dört binden fazla sahâbî vardı. Bu konuda başka rivâyetler de vardır.

Allahü teâlâ, Eshâb-ı kirâmdan râzı olduğunu, onları sevdiğini Kur’ân-ı kerîmde bildiriyor, ve meâlen:
- Allah onlardan râzı, onlar da Allahtan râzıdır, ve:
- Hepsine hüsnâyı, Cenneti va’dettik, buyuruluyor. Allahü teâlânın sıfatları ebedîdir, sonsuzdur. Bu bakımdan Eshâb-ı kirâmdan râzı olması da sonsuzdur.Bunun için bu mübârek insanlardan bahsederken sıradan bir insandan bahseder gibi konuşmamalıdır. Her zaman edebli, terbiyeli olmalıdır.
Peygamber efendimizi sevenin, O’nun Ehl-i beytini ve Eshâbını, ya’nî arkadaşlarını da sevmesi lâzımdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
- Sırât köprüsünden ayakları kaymadan geçenler, Ehl-i beytimi ve Eshâbımı çok sevenlerdir.
- Eshâbıma dil uzatmakta, Allahü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onları sevmiyenler, beni sevmedikleri için sevmezler. Onlara el ile, dil ile eziyet edenler, onları gücendirenler, Allahü teâlâya eziyet etmiş olurlar ki, bunun da muâhezesi, ibret cezâsı gecikmez, verilir.
- Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların la’neti, Eshâbıma kötü söz söyliyenin, üzerine olsun! Kıyâmette Allahü teâlâ, böyle kimselerin farzlarını da, nâfile ibâdetlerini de kabûl etmez!
- Kıyâmette, insanların hepsinin kurtulma ümidi vardır. Eshâbıma söğenler bunlardan müstesnâdır. Onlara Kıyâmet halkı da la’net eder.

Eshâb-ı kirâm, seçilmiş insanlardı. Üstünlükleri diğer ümmetlerden çok fazlaydı. Meselâ, Hz. Ebû Bekir, Peygamberlerden sonra insanların en üstünü idi. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
- Allahü teâlâ, beni bütün insanlar arasından ayırıp seçti. Bana eshâb ve akrabâ olarak en iyi insanları seçti. Bunlardan sonra, birçok kimse gelir ki, eshâbıma ve akrabâma dil uzatırlar. Onlara yakışmıyan iftirâlar söyliyerek, kötülemeye uğraşırlar. Böyle kimselerle oturmayınız! Birlikte yiyip içmeyiniz! Bunlardan kız alıp vermeyiniz.

Eshâb-ı kirâmın her birinin ismini hürmetle, saygı ile söylemelidir. Birinin adı söylenince “radıyallahü anh= Allah ondan râzı olsun” denir. İkisi için “radıyallahü anhümâ= Allahü teâlâ o ikisinden râzı olsun” Birkaçı veya hepsi söylenince “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn” veya kısaca “radıyallahü anhüm= Allah onların hepsinden râzı olsun” denir.

Alıntı : Karine ( ALLAH RAZI OLSUN )

Eshabım gökteki yıldızlar gibidir

İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Eshab-ı kiramı sevmek, onlara bağlı olmak, insanlar içinden beğenilmiş, süzülüp ayrılmış olan bu çok kıymetli tabakanın hayat tarzlarına imrenip onlar gibi olmaya özenmek, Allahü teâlânın en büyük nimetidir. Hadis-i şerifte, (Kişi sevdiği ile beraberdir) buyurulduğundan onları sevenler, onlar iledir. Cennette onların makamlarında, yakınlarındadır.) (Eshab-ı Kiram)

İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki:
(Ey kalbi Allahü teâlânın sevgisi ile ve Resulullahın sevgisi ile dolu olan müslüman! Birinci vazifen Peygamber efendimizin eshabının sevgisini, ehl-i beytinin sevgisi ile kalbinde cem etmektir. Ehl-i beyti, Resulullahın evladı oldukları için sevdiğimiz gibi, diğerlerini de, Onun eshabı oldukları için sevmeliyiz! Çünkü, Eshab-ı kiramın nail oldukları şeref pek yüksektir. O şerefe başkaları kavuşamaz. O şereften birisi, Resulullahın mübarek nazarları onlara işlemiş ve hepsine manevi imdat ile yardım etmiştir. Bu hassa, bunlardan başkasında bulunmuyor. Bunların kemalatına, geniş ilimlerine, Peygamber efendimizden aldıkları hakikat mirasına, sonra gelenlerden hiç biri kavuşamadı. Her müslümanın bunların hepsini adil, salih ve veli ve âlim ve müctehid bilmesi lazımdır. Kendilerinden bir hata çıksa da cenab-ı Hak hepsini af ve mağfiret ile müjdeledi. Kur’an-ı kerimde mealen, (Allah, Onların hepsinden razıdır. Onlar da, Allah’tan razıdırlar) buyurdu. Sahabe-i kiramdan birini kusurlu bilmek ve kötülemek, bu âyet-i kerimeye inanmamak olur.) [Sava’ik-ul-muhrika]

Bunun için bu mübarek insanlardan bahsederken sıradan bir insandan bahseder gibi konuşmamalıdır. Her zaman edepli, terbiyeli olmalıdır. Her birinin ismini hürmetle, saygı ile söylemelidir. Birinin adı söylenince “radıyallahü anh [Allah ondan razı olsun]” denir. İkisi için “radıyallahü anhüma [Allah o ikisinden razı olsun]” Birkaçı veya hepsi söylenince “rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecmain” veya kısaca “radıyallahü anhüm [Allah onların hepsinden razı olsun]” denir.

Peygamberlerden sonra insanların en iyileri
Peygamberlerden sonra, insanların en iyileri Eshab-ı kiramdır (radıyallahü teâlâ anhüm). Onların üstünlüklerini bildiren âyet-i kerimelerden bazılarının mealleri şöyledir:

(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Peygamberidir, Onunla birlikte bulunanların [Eshabın] hepsi, kâfirlere karşı çetin ve birbirlerine karşı merhametlidir. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat’taki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah, inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükafat vaad etmiştir.) [Feth 29]

(Muhacirlerin [Mekke’den hicret eden eshabın] ve Ensarın [Medine’de muhacir eshaba yardım edenlerin] önce gelenlerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allah razıdır ve bunlar da, Allah’tan razıdır.) [Tevbe 100]

(Müminlerden, oturanlarla malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı [Cenneti] vaad etmiştir; ama cihad edenleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.) [Nisa 95]

(Allah [Eshabın] hepsine de en güzel olanı [Cenneti] vaad etmiştir.) [Hadid 10]

(Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun [Eshab-ı kiramın] babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa, Allah’a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk etmez. İşte onların [Eshab-ı kiramın] kalbine Allah, iman yazıp katından bir ruh ile onları destekledi. Onları içlerinden ırmaklar akan Cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah’tan razıdır.) [Mücadele 22]

([Resulullahın eshabı olan] sizler, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.) [Âl-i İmran 110]

(Resulüm sana Allah yetişir ve seni müminlerle [Eshabınla] destekler.) [Enfal 62]

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
Araf ve Hicr surelerinde (Biz azimüşşan, onların kalblerindeki gıl ve gışşı nezettik) buyuruluyor. Yani kalblerindeki kin ve düşmanlık gibi şeyleri kökünden çıkarıp attık. Demek ki, hiçbir sahabi, başka bir sahabiye haset ve kin beslemez. Çünkü, hepsi Hakkulyakin mertebesine ulaşmışlardır. Aralarındaki savaşlar ictihad sebebi ile idi. Her biri, kendi ictihadı ile hareket etmeye mecbur olduğundan, hiçbiri kötülenemez. Eshab-ı kiramdan birini kötülemek, (Allah onlardan razıdır) mealindeki âyete inanmamak olur. (Tathir-ül-cenan)

Allahü teâlânın sıfatları ebedidir, sonsuzdur. Eshab-ı kiramdan razı olması da sonsuzdur. Artık bir daha sözünden dönmez, hep razıdır.
İki âyet-i kerime meali:
(Allah asla sözünden dönmez.) [Al-i İmran 9, Zümer 20, Rad 31]
(Allah vaadinden dönmez.) [Rum 6]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Sahabe-i kiramın hepsi, sonra gelen Müslümanların hepsinden daha üstündür. Çünkü insanların en iyisinin sohbetinin üstünlüğüne benzeyen hiçbir üstünlük olamaz. Eshab-ı kiramın, İslamiyet’in zayıf olduğu ve Müslümanların az olduğu o zamanda, dini kuvvetlendirmek için ve Peygamberlerin efendisine yardım etmek için yaptığı ufak bir hareketine, o kadar sevap verilir ki, başkaları, bütün ömrünü, sıkı riyazetle ve ağır mücahedelerle ve ibadetlerle geçirse, o kadar sevap alamaz. (c.2, m.99)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her şeyin temeli vardır. Müslümanlığın temeli eshab ve ehl-i beytimi sevmektir.) [İ.Neccar]

(Eshabımın hiçbirine dil uzatmayın. Onların şanlarına yakışmayan bir şey söylemeyin! Allah’a yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, eshabımdan birinin bir avuç arpası kadar sevap alamaz.) [Buhari, Ebu Davud, Begavi]

(Eshabıma dil uzatmakta Allah’tan korkun! Benden sonra onları kötü emellerinize alet etmeyin! Onları seven, beni sevdiği için sever. Beni sevmeyen de onları sevmez. Onları inciten beni incitmiş olur. Beni inciten de Allahü teâlâyı incitmiş olur. Bunun da cezası gecikmeden verilir.) [Buhari]

(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayete kavuşursunuz.) [Darimi, Beyheki, İbni Adiy, Münavi]

(Allahü teâlâ, beni insanların en asilzadesi olan Kureyş kabilesinden seçti ve bana onların arasından en iyilerini eshab [arkadaş] olarak ayırdı. Bunlardan birkaçını bana vezir olarak ve din-i İslamı, insanlara bildirmekte, yardımcı olarak seçti. Bunlardan bazılarını da Eshar, [zevce, kayınpeder, kayınvalide, kayınbirader ve baldız gibi kadın tarafından akraba] olarak ayırdı. Bunlara sövenlere, iftira edenlere, Allah’ın ve bütün meleklerin ve insanların laneti olsun! Allahü teâlâ, kıyamet günü, bunların farzlarını ve sünnetlerini kabul etmez.) [Hakim]

(Ensarı müminden başkası sevmez, münafıktan başkası da buğzetmez. Ensarı seveni Allah da sever, onlara buğzedene Allah da buğzeder.) [Buhari]

(Eshabım, cin ve insanların hepsinden daha üstündür.) [Bezzar]
(Beni gören Müslüman [Eshabım], Cehenneme girmez.) [Taberani]
(Eshabım gibi hiç kimse İslamiyet’e hizmet edemez.) [İ. Süyuti]

(Kimi çıkıp, Eshabımı kötüleyecek. Bunlar, Müslümanlıktan ayrılacaklardır.) [Beyheki]
(Eshabımı kötüleyene Allah lanet etsin.) [Taberani, Beyheki, Hakim]

(Eshabımın kusurlarını söylemeyin! Kalbleriniz onlara karşı değişir. Eshabımı iyilikle anın ki, kalbleriniz ülfet etsin!) [Deylemi]

(İnsanların en hayırlısı asrımdaki müslümanlar [Eshab-ı kiram]dır. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler [Tabiin] dir. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler [Tebe-i tabiin] dir. Artık bunlardan sonra yalan yayılır. Bunların [Eshabımın yolunda olmayanların] sözlerine ve işlerine inanmayınız!) [Buhari]

(Eshabımı, zevcelerimi ve Ehl-i beytimi seven ve onlara dil uzatmayan, Cennette benimle beraber olur.) [Ramuz]

(Eshabımı kötüleyen hariç, Kıyamette, herkesin kurtulma ümidi vardır.) [Hakim]

(Eshabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları, Allahü teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine af ve mağfiret edecektir. Sonra gelenler, bu fitnelere karışan Eshabıma dil uzatarak Cehenneme girecektir.) [Müslim]


YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com