Berâat Kandiliniz Mübarek olsun…

08/27/2007

Cenab-ı Hak buyuruyor:



‘Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir…’(Duhan, 44/1-4)

Ayette geçen, ‘mübarek gece‘den maksat; Berat gecesidir. Kur’ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.

Bu gecenin, dört adı vardır. “Mübarek gece”, “Berae gecesi” “Sakk gecesi”, “Rahmet gecesi”. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:

Bu gecenin beş özelliği vardır:

1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir.

Bu yetkinin üçte biri Şaban’ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban’ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban’ın onbeşinci günü verilmiştir.

Hazreti Âişe (ranha) bu gecenin fazileti hakkında şunları anlatıyor:

Günün birinde Hazreti Peygamber yanıma girdi. Elbisesini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni şüphe, kıskançlık sardı. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek sandım ve peşini takip ettim. Medine’nin kabristanı olan Bakîu’l-Garkad’da kendisine eriştim. Mü’minlere ve şehidlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime: ‘Anam babam sana feda olsun! Sen Rabb’ının rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim!’ diyerek döndüm. Soluk soluğa eve girdim. Arkamdan da Resülüllah (sav) girdi.

-Neden böyle hızlı nefes alıyorsun?’ dedi.
Ben,
-Anam babam uğruna feda olsun. Yanıma gelip elbisenizi çıkardıktan sonra tekrar giyindiniz, beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim. Nihayet sizi kabristana giderken gördüm,dedim.


Resul–ü Ekrem,
-Resülüllah sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun?’ dedi.
Ardından Cibril geldi ve şöyle dedi:
-Bu gece Şa’bân’ın on beşinci gecesidir. Cenabı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının sayısı kadar kimseyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece Allah; müşriklerin, kincilerin, akrabalarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz.

Resul–ü Ekrem, elbisesini çıkardı.

-Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misiniz?buyurdu.
-Evet, sana anam babam feda olsun, dedim.
Peygamber namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Elim, ayağının altına dokununca kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:


Allah’ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.

Sabah olunca bunları Resul–ü Ekrem’e söyledim. O da,
- Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.
-Evet yâ Resülüllah, dedim.
Resuli Ekrem;
-Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta’lîm buyurdu.’ dedi.”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:
Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O’nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar.Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca.

Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna.

‘Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; ‘tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen’ der. Bu durum, sabaha kadar devam eder

Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb’ı yüce Allah’a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah’a arzedilmesini isterim
Rahmeti gazabını geçen Yüce Rabb’imizin hayır ve bereketini, af ve mağfiretini yağmur gibi üzerimize yağdırdığı bu mübarek geceyi fırsat bilip tevbe, dua ve niyaz ile geçirmeli; bu ilâhî ziyafetten faydalanmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve dua etmiştir:

Geçtiğimiz yıl, Berat gecesine erişip de ölümü akıllarından bile geçirmeyen birçok insan, dünyadan göçüp gitmiştir. Ölüm, herkes için mukadderdir. Hiçbirimizin, bir sene daha yaşayacağına garantisi yoktur. O halde, yüce Allah’ın bizlere bahşettiği Berat gecesi gibi mübarek vakitleri güzelce değerlendirelim. Bu vakitlerin, bir ganimet olduğunu bilelim. Yüce Rabbimizin, her zaman açık olan tevbe kapısına yönelelim. Bu geceyi, gafletle geçirmeyelim. Yakınlarımızı, komşularımızı, yoksulları görüp gözetmeyi unutmayalım. Birbirimize, sevgi ve saygı gösterelim. Hep iyiliğe yönelelim.

Berat Gecesini Nasıl İhya Edebiliriz?

1-Yatsı ve Sabah namazlarını mutlak surette cemaatle kılmalıyız ki, geceyi sabaha kadar ibadet etmiş olalım.
2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de oruç tutalım.
3- Bir günlük kaza namazı kılalım
4- Berâat Gecesi, bu gecede hiç olmazsa bir Tesbih Namazı kılınır.
5- Berâat gecesinde 100 rek’atlı Hayır Namazı vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın Berat Kandili Mesajı

 

T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Sayı : 135
Konu: Berat Kandili Mesajı

26.08.2007

BERAT KANDİLİ MESAJI

27 Ağustos Pazartesi gününü 28 Ağustos Salı’ya bağlayan gece bir af, merhamet ve mağfiret gecesi olan Berat Kandili’ni idrak edeceğiz.

Müslümanların, Yüce Allah’ın bağışlamasıyla günahlardan arınmayı umdukları, kutlu bir zaman dilimi olan bu gece, aynı zamanda Kur’an ayı olarak da kabul edilen rahmet ve mağfiret mevsimi mübarek Ramazan ayına yaklaştığımızı müjdelemektedir.

Bireysel ve toplumsal huzurumuz için doğru ve güvenilir kaynaklara dayalı bir din algısının, manevi ve ahlaki gelişimimiz için de sağlıklı bir din eğitiminin vazgeçilmez bir önem taşıdığını her geçen gün daha iyi anlamaktayız. Üç ayların manevi gölgesinde İslâm’ın Kur’an ve Sünnet kaynaklı evrensel mesajının günümüz insanının evrene bütüncül bakarak kendini anlamlandırması ve yaratılışın nihai anlamını kavraması için yegane fırsat olduğunu bir kez daha derinden fark etmekteyiz.

Yüce Dinimiz İslâm, bir taraftan insanın özünün bozulmasını önlemeyi, diğer yandan da bireyin kendisi, çevresi ve Yüce Yaratan ile ilişkilerini sağlıklı şekilde kurabilecek bir iç barış ve özgüvene kavuşmasını gaye edinmiş; dünya ve ahiret, madde ve mana dengesi ile iman, akıl, düşünce, duygu ve bilginin ahenkli birlikteliğine büyük bir önem vermiştir.

Berat kandilinin aydınlattığı manevi ortam, bizlere böyle bir dengeli hayatı kurmamızı, dinin genel ibadet ve hayır anlayışına uygun olarak kendimiz ve çevremiz için yararlı davranışlarda bulunmamızı sağlayacak bir bilinç tazeleme imkanı sunmaktadır. Bu bilinç tazelemenin ve yenilemenin gerçekleşebilmesi için önce Cenâb-ı Hakka içtenlikle yönelmek, işlediğimiz hata ve günahlardan dolayı pişmanlık duyarak O’ndan af dilemek, benzeri hata ve günahları bir daha işlememek için kararlı bir duruş sergilemek ve istikamet sahibi olmak gerekir.

Kur’an’ı Kerim de ve Sevgili Peygamberimiz’in hadislerinde inanarak ve içtenlikle yapılan bir tevbe ile Cenâb-ı Mevlâ’ya yönelen gönüllerin, açılan ellerin geri çevrilmeyeceği özellikle vurgulanmaktadır. “Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut kendilerine haksızlık ettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler –ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri günahlar üzerinde ısrar etmeyenlerdir.” (Âl-i İmrân 3/135); “Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (el-En’âm 6/54); “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nurları aydınlatıp gider de, ‘Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye gücün yeter’ derler.” (et-Tahrîm 66/ 8); “Ey insanlar, Allah’a tevbe edin! Çünkü ben O’na günde yüz defa tevbe ederim.” (Müslim, “Zikr ve’d-duâ ve’t-tevbe ve’l-istiğfâr”, 42).

Ferdi ve ailevi mutluluğumuzu, toplumsal hayatımızı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşama ortamımızı tehdit eden maddi-manevi pek çok olumsuzluğun yaşandığı günümüz dünyasında Mevlamızın “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (ez-Zümer 39/53) müjdesini göz önünde bulundurarak günah ve kusurlarımızdan dolayı tevbe etmeli, ibadetlerimizi ve dualarımızı yoğunlaştırarak Rabbimize yakınlaşmalı, Yüce Yaradanımıza, ailemize, çocuklarımıza, çevremize, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı tekrar hatırlayarak yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakma melekesi kazanmalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, soydaş ve dindaşlarımızın Berat Kandili’ni tebrik ediyor ve bu gecenin, ülkemizin, İslâm âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayet, barış ve huzuruna, bütün müminlerin tevbelerinin ve dualarının kabul edilerek arınma ve affedilmelerine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com