Beş kilo verin ömrünüzü uzatın

10/10/2006

10 kilo verilmesiyle ise:

Herhangi bir sebepten ölüm olasılığı yüzde 20

Kansere bağlı ölüm olasılığı yüzde 37

Kansere yakalanma olasılığı yüzde 40

Kalp hastalığına bağlı ölüm olasılığı yüzde 15

Kişilerin genel hastaneye yatış ihtimali yüzde 25 azalıyor. Yaşam süresi ise beş, altı yıl uzuyor.

Araştırmalar, son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde şişman insan sayısında hissedilir bir düzeyde artış olduğunu gösteriyor.

ABD ve İngiltere ise Dünya Sağlık Örgütü’nün gündeminde ilk sıralarda yer alan obeziteye en sık rastlanan ülkelerin başında yer alıyor.

Şişmanlık Neden Artıyor?

Memorial Hastanesi Suadiye Polikliniği’nden Uzm. Dr. Soner Dileklen şişmanlıktaki artışın nedenlerini anlattı: “Teknolojinin ve bilimin ilerlemesi, ekonomik düzelmeler insanların daha rahat ve hareketsiz bir yaşama itmiştir. Buna fast food tarzı beslenme alışkanlıkları da eklenince şişmanlık kaçınılmaz olmaktadır.” “Ülkemizde de şişman insan sayısında hissedilir bir artış gözlenmektedir. Ülkemiz insanının hamur işi ve tatlıya olan bağlılığı açısından tarihsel bir geçmişinin olduğunu da hesaba katılırsa gelecekte ciddi bir şişman popülasyonu ile karşı karşıya kalacağımız kesindir.” “Şişmanlık hep estetik yönü ile gündeme gelmektedir. Yapılan araştırmalar bize şişmanlığın kara yüzünü göstermiştir. Şişmanlık akciğer kapasitesini yüzde 20-30 oranında azaltır. Beraberinde sigara içimi veya kronik bronşit gibi hastalıklar da varsa kişinin bir süre sonra nefes alabilmesi imkansız hale gelir.”

Şeker hastalığına dikkat!

Şişman bireylerde şeker hastalığı oluşma oranının normal bir bireye göre 40 kat daha fazla olduğunu belirten Uzm. Dr. Dileklen, 40 yaşından sonra ailesinde şeker hastalığı olan şişman bireylerin şeker hastalığı olma olasılığının yüzde yüze yakın olduğunu söyledi.

Dileklen, şişman bireylerde dört, beş kat daha fazla yüksek tansiyona rastladıklarını da belirtti.

Uzm. Dr. Dileklen, “hipertansiyonun yanı sıra kalp hastalığı ve kalp krizi geçirme ihtimali de üç,dört kat daha fazla saptanmıştır. Bir bulgu da şişmanlarda kansere olan eğilimin normal bireylere oranla daha yüksek görülmesi” dedi.

“Özellikle akciğer kanseri iki, üç kat, prostat kanseri ise iki kat daha fazla saptanmıştır” diyen Dileklen, “şişmanlardaki bir diğer problem de safra kese taşlarıdır. Safra kese taşı oluşma ihtimali normal bir bireye göre dört, beş kat fazladır. Özellikle karaciğer yağlanması olasılığı da bu bireylerde hissedilir düzeyde artmaktadır” dedi.

Uzmanlardan diyet önerisi

Uzman diyetisyen Özlem Atalay gazetelerde çıkan diyetlere herkesin uymasının imkansız olduğunu belirterek, “Sabah aç karnına soda ve kahve öneriliyor. Bunlar mide rahatsızlıkları olanlara çok zararlı. Aç karna mideye asitli yiyecekler girmiş oluyor. Ayrıca bu diyetler kalorisi çok düşük olduğundan herkesin uygulayabileceği diyetler değil. Mesela her öğün avokado ve muz yenilen diyetler vardır. Çoğu kişi sorsanız avokado yememiştir. Avokado alabilecek kaç kişi vardır. Kişilerin yaptığı işler de farklıdır. Ayakta veya oturarak yapılan işlerde, kilo, yaş ve boy aynı olsa bile aynı enerji harcanmaz. Kişilerin, kiloları ve boyları değişiyor. Gazetelerde yazılan diyetleri 25 yaşındaki insan da kullanıyor 45 yaşındaki insan da. Bu hiçbir şekilde uygun değil. Herkesin sevdiği yiyecekler farklıdır. Diyetler, kişilerin sevdiği yiyeceklere göre ayarlanır” diye konuştu.

“KEPEKLİ EKMEK HERKESE FAYDALI DEĞİLDİR”

Kendilerine diyet yapmak için gelen kişilerden önce kan tahlili istediklerini kaydeden Atalay, “Bize başvuranlar çocuk, hamile veya çok kilolu olabilir. Kişilerden üre, ürik asit, böbrek ve hormon tahlillerini istiyoruz. Bu şekilde ne yediklerini ve neyi sevdiklerini görme imkanımız oluyor. Diyete başlayanlar genellikle kepekli ekmek tüketirler. Ancak ürik asiti yüksekse, gut veya böbrek hastalığı varsa, kepekli ekmek yenmesi faydalı değil zararlı olur. Çok diyet yapan veya yanlış diyet yapan bir kişinin zayıflaması, hiç diyet yapmamış bir kişiye göre çok daha zor” şeklinde konuştu.

Form çaylarının kilo verdirdiğine ancak içmeyi bıraktıktan sonra kiloların tekrar alındığına dikkat çeken Atalay, şöyle devam etti:

“Form çaylarının içinde sinameki vardır. Bağırsak çalıştırıcı özelliği olan bu bitki, kilo vermeye yardımcı oluyor. Ancak vücut vitaminleri alamamaya başlıyor. Çünkü vücutta ciddi bir atılım vardır. Bıraktıktan sonra ciddi bağırsak tembelliği yapar ve kabızlık problemi baş gösterir. Genelde şişman insanların yüzde 50-60′ı kabızlık problemi yaşayarak şişmanlamışlardır. Kilo verir ama çabuk kilo alır. Her şeyden önce sağlıklı kilo vermek gerekir. Bir ayda 10 kilo da verilebilir. Ancak önemli olan sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo verilmesidir.”

“ZAYIFLAMAK ADINA VÜCUDUN DÜZENİ BOZULUYOR”

İnsanların bütün kış aldıkları kiloları bir ayda vermeye çalıştıklarını ifade eden diyetisyen Özlem Atalay, “Vatandaşlar, çevresinden duydukları sözlere daha çok inanıyorlar. İnsanlar kilo vermek istiyorlarsa öncelikle bir diyetisyene danışmalılar. Sağlıklı beslenmek adına günde en az 6 öğün beslenmelerini öneriyoruz. Aç kalarak kilo verilmez. Çok geç saatlerde yemek yiyip yatmak da kilo olarak geri dönecektir. Türk toplumu meyveyi çok sever. Ancak hepsi birden yenmemelidir. Kızartmalardan kaçınılmalıdır. Şekerli yiyecekleri önermiyoruz. Su tüketilmesi çok önemli. Günde 2 litre su içilmesi lazım. Çay içmek su almış anlamına gelmez. Çay daha çok su kaybına neden oluyor. Ne kadar yanlış diyetler yapılırsa, ne kadar aç kalınırsa, bir süre sonra kişide çeşitli hastalıklar meydana geliyor. Zayıflamak adına vücudun düzeni bozuluyor. Önemli olan sadece görünüş değil sağlıktır” dedi.

Mynet

Amerikalı doktorlar margarini yasakladı

Özellikle Batı ülkelerinde bir epidemi haline gelen obezite sorunu Amerikan hükümetini radikal adımlar atmaya itti. Ülkede 1980 yılından beri yayınlanan ve tüm dünyada otorite kabul edilen beslenme tavsiyelerinde yazan her şey değiştirildi, ilk rapor yalnızca 7 maddeden oluşurken 2005 tavsiyeleri 41 maddeden oluşuyor. 70 sayfalık rapor, kamuoyuna içinde resim ve grafiklerin de bulunduğu 12 sayfalık bir broşürle tanıtıldı.

ABD’nin en iyi doktorları tarafından hazırlanan tavsiyeler Ocak ayında yayınlandı ancak şimdiden tüm dünyada kabul görmeye başladı. Çünkü tavsiyeler sağlıksız zayıflamaya değil sağlıklı olmaya yönelik hazırlanmış…

5 yılda bir yayınlanan tavsiyelerde tüketilen kalori miktarının ve şeker kullanımının sınırlı olması gerektiği ilk kez belirtildi. Raporda ayrıca “kötü” yağların, kolesterolün, tuz ve alkolün azaltılması tavsiye ediliyor. Farklı besin gruplarından gıdalar tüketilmesi gerektiğinin üzerinde ısrarla durulması ise son yıllarda iyice popülerleşen Atkins gibi düşük karbonhidratlı diyetlerin sağlıklı olmadığına gönderme yapıyor. Zayıflamak isteyenler için tavsiyeler ayrı bir bölümde toplanıyor. Bazı tavsiyeler şöyle:

En fazla 2000 kalori

* Günlük kalori tüketimi kadınlar için 2000, erkekler için 2400-2600 kalori olmalı.

* Her gün 9 porsiyon meyve sebze yenmeli. Bir porsiyon meyve küçük bir elma, portakal ya da 4 çorba kaşığı sebzeye eşit. Yani ihtiyacı karşılamak için günde 2 büyük elma, 8 kaşık sebze ayrıca bol domates, salatalık yenmeli.

* Tüketilen tahılların en az yarısı, işlenmemiş olmalı. Yani günde 3 porsiyon (3 dilim/ 6 çorba kaşığı) tam buğdaylı ekmek, kepekli pirinç ya da makarna yenmeli.

Margarin yasak

* Gün içinde tükettiğiniz yağ, toplam kalori alımının yüzde 30′undan az olmalı. Mesela McDonald’s restoranlarından yiyeceğiniz bir BigMac hamburger 600 kaloriye eşit. Bunun 300 kalorisi ise tamamen yağdan gelir. Yani tek bir BigMac, günlük yağ hakkinizin yüzde 15′ini karşılar. Buna patates kızartması da eklendiğinde günlük hakkınızı doldurmuş oluyorsunuz.

* Sağlık için zararlı doymuş yağların günlük beslenmedeki oranı yüzde 10′un altında olmalı. Zeytinyağı gibi sağlıklı yağ kaynakları dışında kalan tereyağı, çiçek yağı gibi ürünler günde en fazla 1 çorba kaşığı tüketilmeli. Bu hesabı yaparken hazır besinlerde de doymuş yağlar bulunduğunu unutmayın.

* Cipslerde, kızartmalarda, margarinde bol bol bulunan ve hidrojenin sıkıştırılmasıyla elde edilen trans yağları ise olabildiğince az tüketin, hatta mümkünse hiç kullanmayın.

Doğal gıdalar yiyin

* Doğal gıdaları dondurulmuş ya da işlenmiş olanlara tercih edin. Yani meyve suyu içmek yerine meyve yiyin, yemeklerinizde salça yerine taze domates kullanın.

* Protein kaynakları az yağlı etler arasından seçilmeli. En iyi kaynaklar yağsız tavuk eti ve balık. Kırmızı etten olabildiğince uzak durun.

* Besinler lif açısından zengin olmalı. Kepekli ekmek, elma, portakal, kuru fasulye gibi besinleri tercih edebilirsiniz.

* Besinlerinizde şeker bulunmamasına özen gösterin. Çaya, kahveye eklediğiniz şekeri azaltın.

* Günlük sodyum tüketimi 2 bin 300 miligrama indirilmeli. Yani günde 1 çay kaşığından fazla tuz tüketmemelisiniz. Özellikle hazır besinlerin içinde belli miktarda tuz bulunduğu için sağlıklı miktarda tuz tüketmeyi ancak yemeklerinize ekstra tuz eklemekten sakınarak ulaşabilirsiniz.

* Herkes günde ez az 30-60 dakika egzersiz yapmalı. Yürümek, bisiklete binmek en ideal sporlar. Kilo vermek için spor süresi 60-90 dakikaya çıkarılmalı.

Rapor nasıl hazırlanıyor neden önemli?

Amerikan Sağlık Bakanlığı’nın tavsiyeleri 13 bilimadamından oluşan bir panel tarafından hazırlanıyor. Harvard, Columbia gibi önemli üniversitelerden gelen bu doktorlar raporu yayınlamdan önce istatistiklerle beraber son 5 yılın beslenme alışkanlıklarını da inceliyor. Bu uzmanların hazırladığı raporu hükümette görevli 40 doktor kontrol ediyor ve halkın da görüşlerini alarak üzerinde değişiklikler yapıyor. Tavsiyelerin son hali. Tarım ve Sağlık Bakanları tarafından onaylanıyor ve halka açıklanıyor. Tavsiyelerin ne kadar detaylı hale geldiğini bir örnekle anlatalım: 1980 yılı raporunda şeker kullanımıyla ilgili yalnızca “Çok fazla şeker kullanmayın” denmişti. Bu yılın raporunda ise şekerle ilgili 27 sözcükten oluşan bir uyarı var. (Vatan)

Vejetaryen Beslenme Daha Sağlıklı

Kalp Damar Cerrahı Doç. Dr. Fahri Özcan, vejetaryenlerin kolesterol seviyesinin düşük olduğunu, bu nedenle kalp krizi geçirme risklerinin daha az olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Özcan, vejetaryen beslenenlerin tansiyonlarının diğerlerine oranla daha düşük olduğuna da dikkati çekti.

Özcan, “Vejetaryen beslenme, günlük diyetteki sodyum miktarını azaltmanın yanı sıra yüksek tansiyonla mücadeleye de destek olmaktadır. Yüksek tansiyon hastası birçok kişi, vejetaryen diyeti tercih ettiği takdirde tansiyon ilacına ihtiyaç duymamakta” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Özcan, vejetaryen beslenme alışkanlıklarının yaygın olduğu ülkelerde göğüs ve kalın bağırsak kanserine yakalanma riskinin de çarpıcı şekilde düştüğünü kaydetti.

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com