Brahmanizm

12/28/2006

Brahmanizm
Brahmanizm, kalıtım yolu ile geçen bir kast bölünmesine dayalı toplumsal bir inancı ihtiva eden Hint dinidir. Kast, imtiyaz bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış toplumsal sınıfların her biridir. Hindistan�daki İslam âlimlerinden Mazher-i Can-ı Canan hazretleri buyuruyor ki:
(Brahmanizm İsa aleyhisselamın miladından asırlarca evvel Hindistan�da zuhur etmiş hakiki, ilahi bir din idi. Sonraları bozularak, kâfir oldular.) [m. 14]

Brahmanlar, prensip olarak bir yaratıcıya inanırlarsa da, Peygamberlere inanmazlar. Bâtıl inançlarına göre Brahma, en olgun ve hep sükut eden bir ilah olup, her şeyin aslıdır. Fakat bu ilah, diğer iki ilah vasıtası ile işlerini yapar. Bunlardan birisi Vişnu, diğeri Siva�dır.

Brahmanlara göre, Brahma, dünyayı ve her şeyi yaratandır. Bütün yaratma işlerini o yapar, alameti güneştir. Vişnu akıldır. Her şeyi koruyan, yani koruyucu bir ilahtır. İçinde bulunan zamana hükmeder. Alameti sudur. Siva ise, hayat ve ölüm tanrısıdır. İçinde bulunulan zamana ve istikbale hükmeder. Adalet ve intikam bunun işidir. Alameti ise, ateştir.

Brahmanlar, tanrıları Vişnu�nun semada yaşadığına inanırlar. Diğer tanrılar, Vişnu�ya yeryüzünde birtakım şeytanların türediğini, yeryüzünün asayiş ve intizamını bozduklarını ve bunların cezalandırılması için, yeryüzünde, insan şeklinde doğması lazım olduğunu söylerler.

Brahma inanışına göre, Vişnu şimdiye kadar dünyaya 9 defa muhtelif şekilde [insan, hayvan veya çiçek olarak] gelmiştir. Şimdi onun onuncu gelişi beklenmektedir. Vişnu�nun da dünyaya bir hayvan şeklinde gelebileceği hesaba katıldığından, hayvan öldürmek yasaktır. Onun için, fanatik Brahmanlar, asla et yemezler.

Brahmanların bir şubesi olan Mecusiler, ateşe, ineğe, timsaha taparlar, ölülerini gömmezler. Kulelerde saklayıp akbabalara yedirirler. Başka bir kısım olan Sihler�dir. Bir de Hinduistler vardır. Bunlar, aşağı tabaka halkın bütün hurafelerine inanırlar. Bu inanışın artık hiçbir kıymeti kalmamış, tamamen çığırından çıkmıştır.

Brahman inanışında putlar da vardır. Putların cinsi, manası, yenecek ve yenmeyecek şeyler, suçlar ve bunlara verilecek cezalar, Manava Dharine Şastra ismindeki kitaplarında yazılıdır.

Brahmanların dört sınıfı
İnsanları dört sınıfa ayırırlar:
1- Brahmanlar: Son derece nüfuzlu olup, sözlerine kimse karşı gelemez. Bunlar inanışın kutsal rahipleridir. Mukaddes Veda kitabını okumak ve diğer Brahma mensuplarına yol göstermekle görevlidir. Emirlerine kimse karşı gelemez. Herkes onlardan çekinir.

2- Savaşçılar:
Bu sınıfa hükümdar, raca ve büyük devlet adamları girer. Bunlara Krişna denir.

3- Tüccarlar, ziraatçılar:
Bunlara Vayansa denir.

4- Köylüler, işçiler ve hizmetçiler.

Bu dört sınıftan çıkarılanlara Parya adı verilir. Bunlar hayvan muamelesi görür. İnsan gibi yaşamak hakları yoktur. Diğer sınıflardaki insanlarla bütün ilişkileri kesilir.

Brahmanlar insanlara, Brahman rahiplerinin sözlerini dinlemek ve onlara her zaman itaat etmek, Manava kitabına göre hareket etmek, paryalarla hiç temas etmemek, hiçbir canlı varlığı öldürmemek gibi hususları telkin ederler. Hele inek Hindistan�ın en mukaddes hayvanıdır, insan olmayan bütün mahlukların sembolüdür. Onu öldürmek demek, bir Brahmanı öldürmek demektir ki affedilmez.
Ruh ve beden hakkında bilgi vermezler. Tenasühe, yani insan öldükten sonra ruhunun tekrar başka bir şekilde dünyaya geleceğine inanırlar. Yalnız insanı kutsal bir varlık olarak kabul ederler. Ancak kadınlara hiçbir hak tanımazlar.

Hindistan�da Ganj Nehri�ni mukaddes sayarlar. Bu nehirde yıkanmayı, bu nehrin suyunu içmeyi, ölülerini bu nehre atmayı kutsal vazife addederler.

Budizm

Budizm
Brahma inanışının değiştirilmiş bir şeklidir. Buda�nın felsefi düşüncelerini kabul edip yolunda yürümektir.

Buda, milattan tahminen 560 sene evvel, Hindistan�da Benares şehrinin 160 km kuzeyinde Kapilavastu (Lumbini) köyünde doğmuştur. Asıl adı, Guatama veya Gotama�dır. Buda ismi, ona sonradan verilmiş lakab olup, münevver (aydın), ilhama kavuşan demektir.

Buda bir insan, babası ise bir beyliğin hakimi idi. Rivayete göre annesi çeşitli rüyalar görmüş, bunları babasına anlatmıştır. Babası onun bir hükümdar veya ilhama kavuşan bir kimse olmasını istemediği için sarayında muhafaza etmiş, fakat Buda 29 yaşında babasının sarayından kaçmış ve bir ormanda inzivaya çekilerek şiddetli bir riyazet (açlık) çekmiştir. Riyazet ile bir şey halledilemeyeceğini anlayarak, normal hayata dönmüş ve tefekküre (düşünceye) dalmıştır.

Nihayet 35 yaşında, Nerancara Nehri kenarında bir incir (bo) ağacı altında oturup düşünürken, zihninin aydınlandığını, ilhama kavuştuğunu söylemiştir. Böylece Guatama Buda olmuş, 80 yaşında ölünceye kadar fikir ve düşüncelerini yaymaya çalışmıştır. Buda, Brahma itikadının (inanışının) bozulduğunu, puta tapmanın yanlış olduğunu söylemiş ve putların kırılmasını emretmiştir. Onu dinleyenler, bu yeni düşüncelere hayran oldular ve arkasından gittiler. Böylelikle Budistlik ismi verilen yeni bir din meydana geldi. Buda, kendisinin ancak bir insan olduğunu söylüyor ve hiçbir zaman ilahlık iddia etmiyordu. Fakat öldükten sonra, talebeleri onu tanrılaştırarak namına mabetler (tapınaklar) kurmuşlar; heykellerini yaparak, tapmaya başlamışlardır. Böylece, Budizmi putperestlik şekline sokmuşlardır.

Budistlikte, yani budizmde, tanrı yoktur. Buda, bir nevi tanrı yerine konulmaktadır. Bu tanrılaştırma yüzünden, geçen yüzyılın sonuna kadar Buda, budistlerce tanrı zannediliyor ve dünya yüzünde yaşamadığına inanılıyordu. Ancak, geçen asrın sonunda, onun doğduğu ve yaşadığı yerler bulunduktan ve hayatı hakkında esaslı bilgiler elde edildikten sonra, bir insan olduğu meydana çıktı.

Budizmde dört esas vardır:
1- Hayat, ıstırap ile doludur. Zevk ve sefa, bir hayal, bir aldatıcı rüyadır. Doğum, ihtiyarlık, hastalık ve ölüm de acı bir ıstıraptır.

2-
Bu ıstıraplardan kurtuluşa mani olan şey, bilgisizlik yüzünden kapıldığımız hevesler ve ne olursa olsun, muhakkak yaşamak arzumuzdur.

3-
Istırabı yenmek için, bütün geçici heveslerle birlikte muhakkak yaşamak arzusunu da terk etmek gerekir.

4-
Yaşama hevesinin sönmesi ile, insan rahata kavuşur. Bu hâle “Nirvana” ismi verilmektedir. Nirvana, hiçbir hevesi ve ihtirası olmayan bir insanın, dünya zevklerinden elini çekerek kutsal istirahata kavuşması demektir.

Buda, insanların saadete kavuşması için, 8 yol tavsiye etmektedir. Bunlar; doğru itikat, doğru karar, doğru söz, doğru hareket, doğru hayat, doğru çalışma, doğru tefekkür (düşünce), doğru muhakemedir.
Buda, Brahma inanışındaki bütün sınıfları reddeder. Brahman sınıfının otoritesini tanımaz ve onlara ayrı bir üstünlük vermez. Bütün insanları eşit sayar ve onlara aynı hakları verir. Brahmanlardaki paryaları bağrına basar. İnsanları kutsal varlık olarak kabul etmez. Aksine, insanların çok kusurları olduğunu ve ancak aza kanaat ederek, kimseye fenalık yapmayarak, oruç tutarak, bu günahlardan kurtulacaklarını telkin eder.

Budistlerde böyle basit şartlar altında uzun zaman, oruç tutarak yaşayanlar arasında nefisleri ayna gibi olarak, çeşitli hislerin meydana çıktığı ve bunların insanı hayrete düşüren marifetler gösterdikleri, bir hakikattir. Fakat, bu marifetlerin Hak din ile, Allahü teâlânın rızası ile hiçbir alakası yoktur. Budistler, eğer Buda�nın felsefesine göre yaşarlarsa, ahlaklı olurlar. Fakat, bunların ruhları bomboştur. Çünkü, Budizmde “Allah” akidesi (inancı) bulunmamaktadır.

Başta Allah inancının olmayışı sebebiyle Budizm bir din veya inanç sistemi olmaktan ziyade, bu dünya hayatında insanın ulaşması gereken anlayış olgunluklarını belli bir sistem dahilinde sunan bir felsefe akımıdır. Nitekim, semavi dinlerin hepsinde mevcut olan temel unsurlar (Peygamber, kitap, ahiret hayatı, mükafat ve mücâzât gibi) da yoktur. Buda�nın söylediği “dört esas” ve saadete kavuşmak için tavsiye ettiği “8 yol”, insanı beden, zihin ve sinir sistemi olarak belli ölçüler içine getirerek o noktada bırakmakta, bedenen, zihnen ve ruhen “ilerleyişi” sağlayamamaktadır.

Buda�nın yolunda olan bazı Budist rahiplerinin muhtelif hislere sahip olmaları ve diğer sıradan insanlarda bulunmayan marifetler göstermeleri son derece basit ve sistemli bir hayatın uzun süre titizlikle yaşanmasındandır. Ayrıca Buda�nın direktifleri ileri ve yüksek seviyeli bir cemiyet hayatı için gereken muharrik telkinlerden fert ve cemiyetin karşılaşabileceği meseleleri hâlledici teklif ve çözümlerden mahrumdur.

Buda�nın fikirleri arasında yer alan kıymetli sözler ve bilgiler, Hindistan�da çok eskiden yaşamış peygamberlerin dinlerinden kalmıştır. Çinliler Budistlere Fo, Japonlar Lama, Sibiryalılar Şama derler.

Hinduizm

Hinduizm
Çeşitli görüşleri, dini inanışları, mitolojik davranışları ve ibadetleri içine alan ve Hindistan�da yaşayan Hinduların tâbi olduğu inançlar ve görenekler ile dini ve sosyal kurumların tamamına verilen ad. Tek başına bir dini inanış biçimi olmaktan ziyade sosyal bir sistem olarak yaşayan Hinduizmin dini temelleri Veda dinine ve Brahmanizme dayanmaktadır. Bu sebeple zamanımızda Brahmanizmle Hinduizmin birbirinin yerine kullanıldıkları görülmektedir.

Tarih bakımından M.Ö 2000 yılın son yüzyıllarında Hindistan�a yerleşen Hintlilerin kutsal saydıkları �Vedalar� adlı İlkçağ metinlerine dayanan Hinduizm, M.Ö. 1200-500 yılları arasında Hint yarımadasını işgal eden Ârilerin dini inanışı hâline geldi. Daha sonraki zamanlarda bazı değişiklikler göstererek zamanımıza kadar ulaştı.

Hinduizmde iki temel inanç esası vardır:
Birincisi; tenasüh, yani ruhun bir bedenden başka bir bedene geçmesi inanışıdır. Hinduizme göre varlıkların ruhları, öldükten sonra başka bir varlığın bedenine dönebilirler. Tenasüh yoluyla ruhların yükselmeleri düşünüldüğü gibi, yaptıkları işlere göre aşağı derecelere indikleri de kabul edilir.

İkinci temel inanış ise kast sistemidir. Halkı birbirinden ayrı dört sınıfa ayıran bu sistemin birinci sınıfı, Brahmanlardır. Bunlar Brahma inanışının kudsi rahipleri ve âlimleridir. Mukaddes Veda kitabını okumak, açıklamak ve diğer Brahma mensuplarına yol göstermek vazifeleridir. İkinci sınıf, Krişnalardır. Bu sınıfa hükümdarlar, racalar ve büyük devlet adamları ve askerler girerler. Üçüncü sınıf Vayansalardır. Bu sınıfa da tüccarlar ve çiftçiler girerler. Dördüncü sınıf Çudralardır. Bu sınıfa işçiler, sanatkârlar vb. girerler. Bu dört sınıftan çıkarılanlara ise parya ismi verilir. Bu zavallıların insan gibi yaşamak hakkı yoktur. Hayvan muamelesi görürler. Dört sınıfa giren insanların haklarına malik değildirler.

Hinduizmde yaratıcı Brahma adı verilen tanrıdır. Ayrıca Krişna, Vişnu ve Siva (Şiva) dan teşekkül eden üçlü tanrı inancı vardır. Hinduizmin bu üçlü tanrı inancına Trimurti denir. Bu üçlü inanışın dışında Hinduizmde sayısız denecek kadar tanrılar da vardır. Ayrıca dağlar, ırmaklar ve hayvanlar mukaddes ilahi varlıklar olarak kabul edilir. Hele inek Hindistan�ın en mukaddes hayvanıdır. Çünkü o bütün insan olmayan mahlukların sembolüdür. Onu öldürmek demek, bir Brahmanı öldürmek demektir ki affedilmez. Diğer mukaddes yerler Ganj Nehri ve Benares şehridir. Onlara göre, Ganj Nehri insanın günahlarını temizler. Benares�te ölen, Siva (Şiva) nın inayetine kavuşur.

Hinduizmde dini inanış emir ve yasaklar Manava Dharina Şastra ismindeki mukaddes kitaplarında yazılıdır. Bu mukaddes kitaptan başka Brahmanalar, Upanişadlar, Puranalar, Mahabharatalar ve Ramayanalar adlı mukaddes kitaplar da vardır.

Hinduizmde insanı tanrılara ulaştıran birçok yol vardır. Bunlardan biri yoga�dır. Birlik anlamına gelen yoga hem psikolojik bir disiplin, hem de değer verilen şeyle kaynaşmak gayesiyle teneffüsü kontrol etme faaliyetidir. Tanrılara ulaştıran ikinci önemli yol Tantrizm�dir.

İbadetlerin mühim kısmı kurtuluşu temin eden üç esasta toplanmıştır.
Birincisi; güzel amellerdir. (Mesela, ölenler için kurban kesmek, güneşe hürmet etmek, evde devamlı ateş yakmak, doğum, ölüm ve düğünlerde ibadet etmek, mukaddes kitapları okumak.)

İkincisi
, hakikat bilgisidir. Bütün varlıkların aslı tek hakikattir. Bu hakikate ulaşabilmek için dini bilgileri öğrenmek, rahip olmak ve dünyayı terk etmek lazımdır.

Üçüncüsü
, tanrı ile beraber olmaktır. Bu da ibadetle olur. Hinduizmde tapınma kişisel olabilir. Buna puja adı verilir. Kurban törenlerine jajna denir. Her kişi için doğumundan ölümüne kadar 12 tören yapılır.

Hinduizmde temel ahlak kaidesi nefse hakimiyet ve feragatkâr olmaktır. Kast sistemine bağlı kalmak için azami gayret sarf etmek, Brahmanların kanunlarına uymak, kadınlara hiçbir hak tanımamak ve paryaları kurbanlık hayvanlar gibi telakki etmek Hinduizmin sosyal idealini ortaya koymaktadır.

Kurucusunun bulunmayışı, tenasüh inancının bulunması ve hayvan etinin yenmemesi gibi özelliklerle diğer bâtıl dinlerden ayrılan Hinduizm İslamiyet�ten sonra bazı değişiklikler geçirdi. Tevhid inancını savunanlar oldu. Yakınçağda Batıyla ilişkilerin neticesinde Hinduizm içinde çeşitli reform hareketleri gelişti. 1828�de Rommohan Ray�ın kurduğu Brahmo Samac (Brahma�nın Cemiyeti) ile 1875�te Dayananda Sarvasti�nin kurduğu Arya Somal (Soylular Derneği) Hinduizmi çok tanrıcılıktan ve tasvire tapınmadan arındırarak yeni bir şekil vermeye çalıştılar. Mohandos Gandhi şiddet kullanmamak, evlenmemek ve toplumsal hoşgörü gibi eski Hindu geleneklerini yeni sosyal ve siyasi şartlara uyarladı.

Şamanizm

Şamanizm Nuh aleyhisselamın üçüncü oğlu Yafes, yüzlerce torunları ile Asya�nın ortalarına yerleşti. Orada çoğalarak, doğu Asya�ya ve o zaman mevcut olan kara yolları ile, Okyanus adalarına yayıldılar. Yafes öldükten nice yıllar sonra, insanlar azmaya, Nuh aleyhisselamın ve Yafes�in dinini, nasihatlerini unutarak, hayvan gibi yaşamaya başladılar. Yıldızlara, aya, güneşe, heykellere, cinne tapınmaya koyuldular. Çeşit çeşit yollara ayrıldılar.

Böyle, uydurulan, meydana çıkan sapık yollardan biri, Şamaniliktir. Avrupalıların Chamanisme dediği bu bozuk yol, vakti ile doğu Asya�da kâfirlerin uydurduğu bir din olup, bugün Sibirya�daki ve Okyanus adalarındaki vahşiler arasında yayılmış haldedir. Bunlar, güneşte bulunuyor dedikleri bir tanrıya ve cinne ve meleklere tapınır. En büyüğüne şeytan derler. Şaman dedikleri papazları bir at kuyruğu takar. Güya cinni kovmak için boyunlarına bir davul asarlar. Bu davulu ara sıra çalarlar. Sihir, yani büyücülük, bunlarda keramet sayılır.

Bu da, Berehmen ve Buda dinleri gibi, Peygamberlerin getirdiği hak dinlerin, asırlar boyunca, cahiller, zalimler tarafından bozulması, değiştirilmesi ile meydana gelmiştir.

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com