Ahiret Kardeşliği ve Evlatlığı

06/17/2007

Ahiret Kardeşliği ve Evlatlığı

İslam’da soy veya süt yolundan başka, kadın ile erkek arasında kardeşlik yoktur. Dolayısıyla İslam’da ahiret kardeşliği veya ahiret evlatlığı diye bir müessese yoktur.

Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Evlatlığın İslami Hükmü

Evlatlığın İslami Hükmü

İslam, kimsesiz, bakıma ve yardıma muhtaç olan çocuklara sahip çıkılmasını teşvik etmiştir. Ancak bir çocuğu geçek ana-babsıymıi  gibi büyütüp, ona ana-baba dedirtmek. Onu aile ferleri arasına almak ve varis yapmak İslam da yoktur. Bu bir cahilliyet adetidir. Bu şekilde evlatlık Allah’ın hükmüne karşı çıkmak demektir.
“Muhammed içinizdeki adamlardan hiç birinin babası değildir” (Ahzab Suresi : 40 ) ayetiyle evlatlık yasaklanmıştır. Allah Resulü: “bilerek kendisini babasından başkasına nisbet eden kimseye cennet haramdır.” buyurmuştur.

Alalh Resulu de ilk hanımı Hz.Hatice’nin kendisine hediye ettiği Zeyd-i evlatlık edinmişti. Bundan dolayı ona “Muhammed oplu Zeyd” denirdi. Sonra Cenab-ı Hak şu ayetle evlatlığı  kaldırmıştır.
“Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı. O evlatlıklarınızı öz oğullarınız gibi tanımadı. Bu, sizin ağızlarınızdaki sözünüzdür. Allah hakkı söyler ve o  doğru yolu gösterir. Evlatlıklarınızı  babalarına nisbetle çağırın. Bu, Allah indinde daha doğrudur. Eğer babalarının kim olduklarınmı bilmiyorsanız o halde dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır.”(Ahzab Suresi : 4-5)

Bu ayet geldikten sonra Hz.Zeyd’e “Harise oğlu Zeyd” dendi. Evlatlık kaldırılınca evlatlığın mahremiyeti de kalmadı. Onunla ve yakınlarıyla evlenmekte İslami açıdan bir sakınca yoktur. Cenab-ı Hak bunun uygulamasını ilk önce Peygamberine yaptırmıştır. Allah Resulu evlatlığı Zeyd’in boşadığı Zeynep binti Cahş ile evlenmiştir. Kur’an şöyle buyurur:
“Madem ki Zeyd o kadından ilişiğini kesti, biz onu sana zevce yaptık. Ta ki  evlatlıkların kendilerinden ilişiklerini kestikleri eşleri almakta müminler üzerine günah olmasın.” (Ahzab Suresi : 37)

Evlatlıklar, soy açısından başka bir yakınlığa sahip değillerse tamamen yabancı kimseler gibidir. Bir kimse evlat edindiği erkek çocuğu kendi öz kızı ile evlendirebilir. Evlatlık kız ise onu, kendisine veya oğluna nikahlayabilir. Evlat edindiği oğlanın boşadığı karısını, iddeti dolduktan sonra, babalığı alabilir.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

Hürmet-i Musahara

Hürmet-i Musahara

Hürmet-i Musahara: Hısımlıktan metdana gelen haramlık demektir. Bu hısımlık hakiki olur bir de hükmi olur. İkisinde de haramlık meydana gelir. Hakiki  hısımlıktan evlenilmesi haram olan kadınlar bölümünde bahsetmiştik. Hükmi hısımlık ise aşağıda açıklanacaktır. Bu meseleler az da olsa müslüğmanların başına gelen olaylardır. Müslümanların bu konuda çok dikkatli olması lazımdır. Çüğnkü  bu konu takva veya teferruat değil, farz ve haram olan konulardır.

Hanefi mezhebine göre hurmet-i musahara şöyle tarif edilir : “Birbiriyle cinsel ilişkide bulunan yahut derileri çıplak olarak veya vücut sıcaklığını hissettirecek kadar ince bir elbisenin üstünden birbirine değip şehvet duyan yahut birbirinin cinsel organını açıkça görüpde (kıl bitim yerini görmek yeterli deği) şehvet duyarlarsa “Hurmet-i Musahara” meydana gelir.

Yani sanki birbirleriyle karı-koca olmuş gibi birbirlerinin büyükleri ve küçükleri kendilerine haram olur. Hükmi hısımlık meydana gelir. Birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Bir kimse şehvetle kayın validesinin veya kayın pederinin elini tutarsa eşi ona haram olur.
  • Bir erkek kayın validesinin veya bir kadın kayınpederininm elini tutup bu sebeple her ikisinde veya birinde şehvet hissi doğarsa, eşlerin kocaları kendilerine haram olur, nikah gider

Şehvetin ölçüsü : Yalnız aklından kötü birşey geçirmek değil, erkeğin cinsel organının canlanması kadın ve yaşlının kalbinin meyletmesi.

Bu haramlılığın oluşması için, kendine dokunan veya cinsel organına bakılan kişinin “müştehat” olması şarttır. Dokuz yaşından aşağı olan çocuklar müştehat değildir.

Bu dokunuşun veya bakışın, bilerek, sehven, hataen veya zorla oluşu arasında hiçbir fark yoktur. Hepsinde haramlılık gerçekleşir.

Faydalanılan Eserler:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

İslamda Bekar Kalmak Varmıdır?

İslamda Bekar Kalmak Varmıdır?

İslşam da bekarlığa yer yojtur. Eğer bir insan fakirse, onun evlenmesine yardım etmek zengin olan müslümanların görevidir.
Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (herşeyi) bilendir.
(Nur Suresi:32)

Allahj Resulu bekar kalmak isteyen Osman bin Mez!ub!a müsaade etmemiş ve ona:
Dul olarak Allah’a kavuşma” buyurmuştur.

Hz.Ömer:
Üç gün sonra öleceğimi de bilsem bekar gitmektense evlenmeyi tercih ederim

Ömer bin Abdulaziz Kufe kadısı Said bin Abdurrahman’a cevabında şöyle der:
“Ordu mensuplarının ücretlerini ödedikten sonra, fazla para kaldığını yazmışsınız. Öyleyse borçlulara borcunu ödeyin ve evlenmeyen fakirleri evlendirin.”
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com