İSTİHARE (kararlarınızdaki temel yardımcı)

09/25/2007

İstihare; hayır dilemek, hayrın nerede olduğunu öğrenmeye çalışmak ve kendisi için hayır istemek demektir.
Müslüman kişinin,yapmak istediği bir şeyin kendisi hakkında hayırlı olup olmadığını anlamak için iki rekat namaz kılıp dua ederek, rüyasında manevi bir işaret almak amacıyla uykuya yatmasına ‘istihare’ ve kıldığı namaza da ‘istihare namazı’ denir.
Bir iş yapılmak istenildiğinde istihare yapmak güzeldir. Hz. Peygamber(s.a.v.), Ashab-ı Kiram’a önemli işlerinde istihareye başvurmalarını buyururdu.
Namaza niyetle birlikte konuşulmaması gerekir.
İstihare namazı kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir.Çünkü vakit belirtilmemiştir
*İSTİHARE NAMAZI:
Abdest alınıp, iki rekat namaz kılınır.
Birinci rekatta, Fatihadan sonra Kafirun suresi; İkinci rekatta İhlas surelerinin okunması güzel görülmüştür.
-Namaz kılındıktan sonra istihare duası okunur.
*İSTİHARE DUASI:
“Allahümme estehiruke bi ilmike ve estakdiruke bi kudretike ve es’elüke min fadlikel azim.Fe inneke takdiru ve la akdiru ve ta’lemu ve a’lemu ve ente allamu-l guyub. Allahümme inkünte ta’lemu enne haza-l emre hayrun li fi dini ve meaşi ve akıbeti emri ev acili emri ve acilihi fek dur hu li ve yessirhu li sümme barik li fihi.Ve in künte ta’lemu enne haza-l-emre şerrun li fi dini ve maaşi ve akıbeti emri ev acili emri ve acilihi fasrifhu anni vas’srifni anhu ve’kdur li El-Hayra haysu kane. Sümme ardihi bihi.”
ANLAMI:
“Allah’ım yapmayı düşündüğüm şu işin işlenmesinden yahut yapılmamasından hangisinin hayırlı olduğunu bana ilmin le kolaylaştır. Kudretinle senden güç isitiyorum.sen’in büyük fazlından ihsan buyurmanı dilerim.Şüphesiz senin her şeye gücün yeter;benim gücüm yetmez.Sen bilirsin,ben bilemem,sen her şeyi çok iyi bilensin,Alla’ım. Eğer bu işi dinimin, yaşayışım ve işimin sonucu ve ya dünya ve ahiretimin sonucu bakımından benim için hayırlı olduğunu bilirsen o işi bana takdir et,kolaylaştır ve onu mübarek kıl. Eğer bu işi dinim, yaşayışım ve işimin sonucu ,dünya ve ahretimin sonucu bakımından benim için şer olarak bilirsen , onu benden, beni ondan uzak eyle. Nerede olursa olsun benim için hayır olanı taktir et. Sonra da seni bu hayırla hoşnut buyur.”

-Ardından istenilen şeye niyet edilerek, kıbleye dönülmek suretiyle sağ tarafa yatılır.
*Rüyada görülen (yeşil-beyaz) ve ya olumlu olaylar hayırlı anlamında
*Rüyada görülen (siyah-kırmızı) olumsuz anlamındadır.

Guslün Sünnet veya Müstehap Olduğu Haller…

09/24/2007

1. Cuma veya iki bayram namazı için yıkanmak sünnettir.

2. Hac veya umre için ihrama girmek, zevalden sonra Arefe‘de vakfeye durmak için gusül sünnet; Mekke‘ye girmek, Müzdelife‘de gecelemek, ziyaret ve veda tavafında bulunmak maksadıyla gusletmek ise müstehaptır.

3. Güneş ve ay tutulması namazları ile yağmur duası namazları için gusletmek menduptur.

4. Akıl hastalığından veya baygınlıktan kurtulan, sarhoşluktan ayılan, cenaze yıkayan, Berat veya Kadir Gecesi‘ne ulaşan ve kan aldıran kimsenin yıkanması menduptur, sevaptır.

5. Yolculuktan gelen veya yeni elbise giyen kimse için yıkanmak.

6. İnsanların toplanacakları yerde hazır bulunan kimsenin yıkanması.

7. Özür kanından (istihaza) kanından kurtulan kadının yıkanması.

8. Bir günahtan tövbe etmek için yıkanmak.

9. Her cinsi münasebetten sonra yıkanmak. Prensip olarak cünübün, eşiyle yıkanmadan önce yeniden cinsi temasta bulunması caizdir. Ancak arada yıkanması veya abdest alması menduptur.

10. Namaz vakti girmeden önce yıkanmak. Cünüp bir kimsenin yıkanmayı namaz vaktine kadar geciktirmesi mümkün ve caiz ise de, daha önce yıkanması efdaldir.

Altı Gün Şevval Orucu Tutmanın Hükmü

*Soru:

Duyduğuma göre ramazandan sonraki bir ay içerisinde 6 gün oruç tutan o yılı
oruçlu geçirmiş sayılırmış. Bu doğru mudur? Doğru ise, ayrıca kazayı da
tutmaya gerek var mıdır?

*Cevap:

Soruyu şöyle de sorabiliriz: Şevval ayında tutulan altı gün orucunun mahiyeti nedir? Bu orucu hemen bayramın ardından ve peş peşe mi tutmak gerekir? Kaza borcu bulunan kadınlar önce kazalarını mı tutmalı yaksa altı gün orucunu mu tutmalı?

Müslim ve Tirmizî deki bir hadîsi şerîfin mânâsı şöyledir: “Kim Ramazan orucunu tutar ve Şevval’den de ona altı gün daha eklerse bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur”. Ancak bu hadîsi şerîfin hem sıhhatinde hem de nasıl uygulanacağı konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Hadîsin Hz. Peygamber’in sözü değil, sahâbe sözü (mevkûf hadis) olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi, (ki, Ahmed b. Hanbel bu kanaattedir), senedinin sahîh olmadığını söyleyenler de vardır. (Bkz. İbn Recep el-Hanbelî, Latâifu’l-ma’ârif, s. 389) Hadîsi şerîfteki bu tereddütlü durumdan ötürü İmam Sevrî, Ebu Hanîfe ve İmam Ebu Yusuf bu orucun mekruh olduğu kanaatindedirler. İmam Mâlik de böyle düşünür ve fıkıh ve hadîs ehlinden bu orucu tutan hiç kimseyi görmediğini söylermiş. Ama kendisinin kimseye sezdirmeden bu orucu tuttuğu da söylenir. Mutlaka tutulması gereken bir oruç olduğu zannedilmesin diye böyle yaparmış. (Bkz. İbn Recep, age. s.390) Ama âlimlerin çoğu bu hadîsi şerîfi böyle bağlayıcı olmayan bir konuda amel etmeye elverişli görmüşler ve bu orucu tutmanın müstehap olduğu kanaatine varmışlardır.

Bu bilgilerden çıkan sonuç şudur: Şevval’de tutulan altı gün orucunun, Ramazan’ın hemen peşinden ve Ramazan’a denk bir değerde tutulması bazı âlimlere göre mekruhtur. Çünkü bu uygulamada bu orucun Ramazan orucuna benzetilmesi anlamı vardır. Oysa Ramazan orucu bununla kıyaslanamayacak kadar önemlidir. Ama meseleyi bilen insanların Şevval ayında altı gün oruç tutmaları müstehaptır. Çünkü bu haberden en azından böyle bir anlam çıkar.

Nasıl tutulacağına gelince, bazıların göre hemen Ramazan’ın peşinden tutulması daha güzeldir, çünkü zayıf da olsa yukarıdaki hadîs bir başka rivâyette: “Kim hemen bayramın ardından altı gün oruç tutarsa…” diye nakledilmiştir. (Agk.)

Bazıları da bu orucu anlatan hadîste bir ayırım sözkonusu olmadığına göre, Şevval içerisinde tutulduktan sonra nasıl tutulursa tutulsun farketmez kanaatindedirler.

Bazıları da Ramazan’ın devamı sanılmasın diye aralıklarla tutulmasının daha evlâ olduğu görüşündedirler. (Bkz. İbn Recep, age. s.390 vd.) Bunlardan çıkan sonuç da şudur:

Müstehap olan bu altı gün orucunu tutmak isteyenler bunu peşpeşe tutabilecekleri gibi aralıklarla da tutabilirler. Bunların birini diğerine üstün kılacak dini bir delil yoktur.

Kadınların borçlarına gelince: Meseleyi şöyle anlayanlar vardır: “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval’den de altı gün eklerse…” dendiğine bakılırsa, Ramazan tamamlanacak ve ayrıca Şevval’den ona altı gün eklenecektir. Öyleyse kadınlar eğer varsa Ramazan’da tutamadıkları oruçlarını kaza edecekler sonra altı gün daha tutmuş olacaklar ki, Ramazan’ı tamamlamış ve ona Şevval’den eklemiş olsunlar. Mesele elbette böyle anlaşılabilir. Ama bize göre şöyle de anlaşılabilir:

Ramazan orucu farzdır ve asıl tutulması gereken oruç budur. Başka hiçbir oruç buna denk görülmemeli ve denkmiş gibi tutulmamalıdır. Ancak Ramazan orucunun insanları fazla yormaması ve en rahat tutulabilmesi için dinin sahibi bizi teşvik ederek Recep ayından oruca alıştırmaya başlar. Şaban’da oruç biraz daha çoğalır, böylece Ramazan’a birden ve aniden girilmemiş, hazırlıklı ve alışmış olarak girilmiş olur. Ramazan bitince de oruç yine birden bırakılmış böylece beslenme alışkanlıkları keskin zikzaklarla değiştirilmiş olmaz. Belli aralıklarla bir altı gün daha tutularak, hem ameller bire on karşılık göreceği için sevap katlanmış, hem de sağlığın korunmasına dikkat edilmiş olur. Bunun bir hikmeti bu olsa gerektir.

İkinci bir hikmeti de kadınların Ramazan’da tutamadıkları oruçlarının vakit kaybetmeden hemen Ramazan’ın ardından tutulmasına teşvik edilmiş ve bu oruçta kadın erkek ayrılmadan erkeklerin de tutmaları, böylece kadınlara destek olmaları sağlanmış olur. Şevval’in altı gün orucunun eğer böyle bir hikmeti varsa o zaman bu orucu peşpeşe tutmak yerine, önce daha az, sonra daha fazla aralıklarla tutmak daha uygun olmalıdır. Tıpkı arabayla bir tünele girerken gözleri alıştırmak için önce ışığın yavaş yavaş azaltılması, çıkarken de yavaş yavaş çoğaltılması gibi.

Yine böyle bir hikmetin varolduğunu kabul ettiğimizde, kadınlar Ramazan’da tutamadıkları oruçlarını Şevval’de kaza ederlerse, hem borçlarını ödemiş, hem de Şevval’de altı gün oruç tutmuş olurlar diyebiliriz. Bütün bunlar birer anlama çabasından ibarettir. Altı gün orucu hakkında söylenecek son ve kesin söz ise şudur:

Ramazan’dan sonra, Şevval ayı içerisinde altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bu orucu Ramazan’a denk gibi görmek ve bu özenle tutmak uygun değildir. Peşpeşe, ya da aralıklarla tutulması konusunda dini bir tercih sebebi yoktur. Kaza borcu olanın öncelikle kazasını tutması uygundur. Ama kazasını bu aya denk getiren de Şevval’de altı gün oruç tutmuş olur. Kadınlar da Ramazan’da tutamadıkları orucu bu ayda tutup altı günlere sayabilirler. Çünkü bu orucun müstakil bir oruç olmama ihtimali vardır ve bu ihtimale göre önemli olan bu ayda altı gün oruç tutmaktır. Zaten altı gün olmasının bir hikmeti de normal bir adetin altı gün olmasıdır. Ama kazalarını tutup, ayrıca altı gün daha tutmalarında da bir sakınca yoktur. Çünkü bu orucun müstakil bir oruç olma ihtimali de olabilir. Bütün bu tercihlerden birini seçmek insanların kendisine bırakılmıştır. Allahü a’lem.

alıntı.

İmanı tehlikeye sokan günah

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Her günah imanı tehlikeye sokmaya sebep olabilir ama şu üç günahın tesiri daha kuvvetlidir:

1- İman nimetine şükretmemek,

2- İmanın gitmesinden korkmamak,

3- Müminleri incitmek, kalblerini kırmak. Hadis-i şerifte (Kalb kırmak, Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyuruluyor. İyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemeli. Allahü teâlâyı en çok inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Büyük zatlar buyuruyor ki:

Hakiki müslüman hiç gönül kırmaz,

Bilir bundan büyük bir günah olmaz.

* Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Müslim gayri müslim herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Başkasının kötü ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlaklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak bu kendimizin kötü olduğunun alametidir. Güzel ahlak, eziyetleri sineye çekmektir.

* Müminin alameti güler yüzdür. Münafığın alameti çatık kaşlı olmaktır. Allahü teâlâ ihsan ettiği nimeti göstermemizi sever. Müslüman olmak nimetini nasıl göstereceğiz; güler yüzümüzle, tatlı dilimizle, merhametimizle, şefkatimizle.

* Bir Müslüman diğerini hakir göremez. Çünkü Müslüman, Allah’ın sevdiği insan, Allah yanında kıymeti büyük olan insan demektir. Müslümanı hakir görmek, Allah’ın kıymet verdiğine değer vermemek olur.

* En büyük günah, günahı bilmemektir. Ondan büyük günah, günahı ibadet olarak yapmaktır.

* Güzel ahlak, kimseye yük olmamak, fakat herkesin yükünü çekmektir.

* Mertlik demek, herkes ile iyi geçinmektir.

* Herkese iyilik yapamayız; fakat, hiç kimseye kötülük yapmaya hakkımız yoktur.

* Müslüman demek, hasreti çekilen insan demektir. Bir kimsenin hasreti çekilmiyorsa, son nefeste imanı tehlikededir.

* Ahirette kurtulmak, ibadetin çok olmasıyla ölçülmez, doğru iman ile yapılan sahih ve salih amele bağlıdır. Salih amel, ihlaslı amel demektir. Kur’an-ı kerimin çok yerinde Salih amel tabiri geçmektedir. (Ancak salih amel işleyenler kurtulacaktır) buyurulmaktadır.

* Allahü teâlâdan, kendisini, kıyamet gününde Cehennem ateşinden korumasını isteyen bir kimse, müminlere karşı çok merhametli ve nazik olmalıdır.

* Köpek olan eve rahmet melekleri girmez. Kalbe de köpek mizaçlı kötü huyları sokmamalıdır. Özellikle şu dört kötü huy daha tehlikelidir: Kibir, kıskançlık, öfke, şehvet.

Demek ki kendini beğenmek, başkasındaki bir nimeti kıskanmak, öfkelenmek ve şehvete kapılmak tehlikelidir.

* Herkese sıkıntı veren kibirlidir. Kimseyi beğenmemesi, herkesi şikayet etmesi kibrindendir. Mütevazı demek ölü demektir. Ölü kimseyi şikayet etmez, ölüyü de şikayete gerek duymazlar.

* Fizikte bir kaide vardır. Artı artıyı, eksi eksiyi iter. Zıt kutuplar birbirini çeker. İki kişinin ikisi de ben haklıyım derse netice de kavga çıkar, huzursuzluk başlar. Birisi sen haklısın derse kavga biter.

Karı kocadan biri de diğerine sen haklısın derse geçim olur. İkisi de ben haklıyım derse geçim olmaz. Peki, ikisi de sen haklısın derse ne olur? O evde ilahi aşk başlar.

* İki şeyi unutma: Allah’ın seni her yerde gördüğünü ve ölümü hiç unutma.

İki şeyi de unut: Yaptığın iyilikleri ve sana yapılan kötülükleri unut.

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com