Oruçla hem beden hem ruh iyileşiyor

09/12/2007

Prof. Osman Müftüoğlu, sağlıklı yaşam konusunda uzmanlığıyla bilinen bir isim. Oruca, bir de uzman gözünden bakmaya ne dersiniz?

Bizi iç hesaplaşmalar yapmaya, yanlışlarımızı, doğrularımızı gözden geçirip fazlalıklarımızı atmaya, ailemiz, dostlarımız, akrabalarımızla ve yaşadığımız toplumla kaynaştırmaya yarayan en güzel zamanlardan birini kutlamaya hazırlanıyoruz.

Ramazan ayı, bedensel ve ruhsal iyileşmenin en uygun zamanıdır. Birkaç gün sonra bu mübarek ayı karşılayacağız. Bu hafta yazımızı ona ayırdık ve her yönüyle “ramazan-oruç-sağlık” ilişkisine değinmeye çalıştık.

RAMAZAN demek oruç tutmak da demektir, ama bu ayı sadece “yiyecek içecek orucu yapmak” gibi düşünürseniz yanlış yorumlarsınız. Ramazan ayı size sadece yeme-içme alanında değil, beden ve ruhunuzun bütün alanlarında hafiflemeyi, fazlalıklarınızdan arınmayı ve manevi bir sığınmayı da sağlar.Ramazan, bedensel ve ruhsal arınmanın, temizlenmenin iyi bir fırsatı olarak da kabul edilmelidir.

DİYET ZAMANI DEĞİL

Ben prensip olarak çok önemli bir sağlık sorunu olmayan hastalarımın “Oruç tutabilir miyim” sorusunu “evet” diye yanıtlarım. Daha önce de yazdım, bir daha tekrarlayayım: Ben bu mübarek ayın beden ve ruh için müthiş iyileştirici bir “iç doktor” olduğuna inananlardanım. Ramazan ayında yapılabilecek en önemli yanlışlardan biri, bu ayı bir “diyet zamanı” gibi değerlendirmektir. Ramazan ayının anlam ve faydasını bu kadar bozan bir yaklaşım düşünemiyorum.

Gazete ve dergilerde konunun uzmanlarının hazırladığı “Kilo Verdiren Ramazan Diyetleri”ni, yaptıkları tarifleri, açıklamaları, önerileri gördükçe hayretler içinde kalıyorum. Yeniden hatırlatalım ki ramazan ayı kilo verme, diyet yapma, zayıflama için hiç de uygun bir zaman değildir. Bu güzel ay sahip olmanın değil kendiniz olmanın, şükredip inanmanın, huzura, sevgiye, saygıya ve paylaşmaya odaklanmanın ve hayatı bize sunan sonsuz güce sınırsız inanmanın zamanıdır.

Eğer bu süre içerisinde bilinen bazı yanlışları tekrarlamazsanız, ne kilo alırsınız, ne şişmanlarsınız. Tersine birkaç kilo yağdan kurtulmanız bile mümkündür. Yapmanız gereken “Ramazana Özel Diyet Listeleri” aramak yerine deneyimli bir beslenme mevkisi ile konuşarak “yapacaklarınızı ve yapmayacaklarınızı” öğrenmektir.

RUHSAL ORUCU UNUTMAYIN

Ramazan ayının en önemli sağlık yararı bedene ve ruha verdiği huzur desteğidir. Bu huzur, sizi kanserden de, ülserden de, başka hastalıklardan da koruyacaktır! Huzuru bol, keyfi, neşesi, eğlencesi zengin, koşuşturması, üzüntüsü, endişesi, korkusu az bir hayatın bedensel ve ruhsal bağışıklığı güçlendireceğini bilmelisiniz. Bu ayda sevdiklerinize, inançlarınıza, değerlerinize ve aidiyet duygunuzu geliştiren diğer güçlerinize sarıldıkça, bedeniniz de, ruhunuz da iyileşecek, hastalıklara karşı direnç kazanacaktır.

Ramazanda beslenirken bunlara dikkat edin

Sahura mutlaka kalkmalısınız. Bu sayede aç kalacağınız süre azalacağından ****bolizmanız daha iyi ve düzenli işleyecektir.

Sahurda ve iftarda hafif, hazmı kolay ve az yağlı yemekler tüketmelisiniz. Yemekleri yavaş yavaş ve çok iyi çiğneyerek yemelisiniz.

Uzun süre boş kalan midenize birden yüklenmemeli, iftara çorba ile başlamalısınız. Sonra hafif bir salata veya zeytinyağlı ile devam edip sonra ana yemeğe geçmek doğru olacaktır.

Kızartılmış ve çok yağlı yiyeceklerden, özellikle hamur işleri ve hamur tatlılarından kaçınmalısınız.

Yemek pişirirken katı yağlardan kaçınmalı ve kırmızı eti mümkün olduğunca az, sulu sebze yemekleri halinde tüketmelisiniz.

Ramazanda tatlı ihtiyacınızı taze ve kuru meyveler, sütlü tatlılar ve kompostolar ile karşılanmaya çalışmalısınız.

Kalorisi yüksek yiyeceklerden uzaklaşmalısınız.

Gün boyunca su içilemediği için, iftardan sonra yatana kadar ve sahurda bol bol su içmelisiniz. Geleneksel çay, yeşil çay veya bitki çaylarından da tüketebilirsiniz.

Öğünlerde sebze yemeklerini veya zeytinyağlıları eksik etmemeli, etleri ızgara, haşlanmış ya da fırında pişirmelisiniz.

Kahve tüketimini azaltmalı, kahve yerine bitkisel çaylardan yararlanmalısınız.

Oruç, detokstan faydalı

Hastalara, yaşlı ve yoksullara yardım etmeyi unutmayın. Aile büyüklerinizi, akrabalarınızı ziyaret edin, hiç olmazsa telefonla arayın. Kaybettiğiniz dostlarınızı, akrabalarınızı hatırlayın ve onlara ışık yüklü, güzel dualar yollayın.

Bu ay her akşam yarım saatinizi “iç hesaplaşmalarınız” için ayırın. Bunu korkmadan, çekinmeden, kendinizle bir kavga haline getirmeden yapın. Doğru ve güzel yanlarınızı (iyimserlik, yardımseverlik, affedicilik, hoşgörü, iltifat, sevgi…), yanlışlarınızı (kıskançlık, korku, endişe, olumsuzluk…) yan yana sıralayın ve onların iyilerini büyütmeye, kötülerini yok etmeye çalışın.

Bu ay her zamankinden daha çok af ve özür dileyin.

Daha çok şükredin.

Eğer Ramazan ayını hafifleyerek tamamlamayı arzu ediyorsanız, bedensel fazlalıklarınız veya kilolarınızla uğraşmayı bırakın. Yağlarınız yerine ruhsal fazlalıklarınız ve toksinlerinizden kurtulmaya bakın.
alıntı.

Selâmlaşma âdâbi

09/06/2007

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki:
‘Binekli olan, yaya yürüyene selâm verir. Bir topluluktan birisi selâm verince, diğerlerine de kâfi gelir.’
Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Selâm vermenin sünnet oluşu, muhtelif hadîs-i şeriflerle sâbittir. Almanın farz oluşu ise, ‘Size bir selâm verildiğinde, siz ondan daha güzeli ile (alın) selâmlayın. Yahut onu, aynen o selâmla karşılayın’ (S. Nisâ, 86) meâlindeki âyet-i kerime ile sâbittir.
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet olunan bir hadîs-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: ‘Selâmı küçük büyüğe, binekli olan yürüyene, yürüyen oturana ve az olan kalabalık olana verir.’
Amru’bnü Atâ (r.a.)’nın oğlu Muhammed (rh.) anlatıyor:
‘Abdullah ibnü Abbas (r.anhümâ)’ın yanında oturuyordum. Onun huzuruna Yemen halkından bir adam girdi ve ‘es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh’ diyerek selâm verdi. Sonra bir şeyler daha ilâve etti. O zamanlar gözleri a’mâ olan İbnü Abbas (r.a.):
‘ Bu kim? diye sordu. Oradakiler:
‘ Bu sana gelen bir Yemenli’dir, diye onu kendisine tanıttılar. Bunun üzerine İbnü Abbas (r.a.):
‘ Selâm, bereketle tamamlanır, buyurdu.
Yani selâm, ‘Ve berakâtüh’ sözü ile tamamlanmış olur. Bundan başka bir şey ilâve edilmez.
Enes ibnü Mâlik (r.a.) anlatıyor:
‘Ömer ibnü Hattâb (r.a.)’ı dinledim. Bir adam ona selâm verdi. O da selâmını aldı. Sonra adama:
‘ Nasılsın? diyerek hâlini-hatırını sordu. O da:
‘ Allâh’a hamdolsun, diye karşılık verdi.
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.):
‘ İşte, senden istediğim budur, buyurdu.’

Bu sözüyle Hz. Ömer (r.a.); mü’minin başta akıl, sıhhat-âfiyet nimetleri, İslâm nîmeti ve Ümmet-i Muhammed’den olma nimetlerini kendisine meccânen ihsân eden Allah Teâlâ’ya hamdetmesi, ona şükretmesi gerektiğini anlatmak istedi.

Alıntı:

Fazilet Takvimi, 2001, Nisan

« Previous entries

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com