Bu zamanda İslamiyet’i yaşamak kahramanlıktır!..

09/06/2007

 

BU ZAMANIN TAHLİLİ

Bu zaman günahların serbest bırakılıp sevaplara engel konulduğu zamandır.
Bu zamanda felsefe dinin önüne geçti. Yani insan fikri, ayetlerin önüne geçti. Felsefe ateizme alet oldu…

Bu zaman aslanı kediye boğdurmak zamanıdır. İş sahibi bayanları bir toplantıya davet ediyorlar. Orada mini etekli bir hanım kapıya dikilmiş, başörtülü bir hanıma “Siz giremezsiniz!” diyor. Bu, aslanın kediye mağlup olmasıdır.

Bu zamanda askerler savaşmıyor, silahlar savaşıyor, askerler seyrediyor. Komutan topun başına geçiyor, yüzlerce kilometre uzaklıktaki hedefi gösteriyor. Askere, nişan al, ateş et diyor, hedef ortadan kalkıyor.

Bu zamanda silahlar, askerlerin görmedikleri ülkeleri harap ediyor…

Bu zamanda Kur’an okuyanları, hiçbir kıymeti olmayan yabancı kuvvetler mağlup edebiliyor.

Bu zamanda ilerici, çağdaş olmanın tek şartı haramlara dalmak sayıldı.

Bu zamanda uydurulan din, indirilen dinin önüne geçti.

Basın yayın milletin beynidir. Çok satılsın diye müstehcen (açık, saçık, edepsizce) neşriyat yapanlar basın-yayının lideri oldu. Bu zamanda milletin beyni müstehcen oldu.

Televizyon, internet Amerikalının yatak odasını getirip Müslüman’ın evine soktu. Gençler basın yayına aldanarak gördüklerini taklit etmeye başladılar.

Bu zamanda bir İslam ülkesiyle bir Avrupa şehri birbirine o kadar benzedi ki, yollar aynı, arabalar aynı, kıyafet aynı, yaşam şekli aynı. İstanbul’da yerli turistlerle yabancı turistler seçilemez oldu.

Bu zamanda teselli meyhanelerde aranıyor. Şans, kumarhanelerde deneniyor.

Hürmet, merhamet çekilmiş. Yaşlılar ağlıyor, gençler oynuyor.

Bu zamanda aile bağları çürüdü. Eşler birbiriyle ne kadar uyumlu? Uyumlu iseler, dış tesirlere karşı ne kadar dayanıklı?

Herkes kurtuluşun çaresini arıyor, çünkü büyük bir yıkıntı vardır. Sosyalizmde kapitalizmde aramalar oldu. Ne yazık ki, Osmanlı Devleti iyi bir örnek olmadı. İnsanlar şaşkın bu zamanda…

Buraya kadar karamsar bir tablo çizdik…

Fakat…

Bu zamanda yapılan bir ibadetin sevabı, geçmiş devirlerde yapılanın yüz misli fazladır.

Nasıl ki, ecdadımız her türlü mücadeleyi vererek bugünleri bize hazırladılarsa, biz de bugün her türlü mücadeleyi vererek gelecek nesle iyi bir zaman hazırlıyoruz.

Bu zamanda İslamiyet’i yaşamak kahramanlıktır!..

——–ALINTI/ZAMAN GAZETESİ YAZARI HEKİMOĞLU İSMAİL———–

Saç Boyamak !!!!

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:

Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor:
“Ebu Kuhâfe, Fetih günü Resülullah aleyhissalâtu vesselam’a getirilmişti. Saçları köpük gibi bembeyazdı. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Bunu hanımlarından birine götürün(de bunun saç ve sakalının rengini) değiştirsin. Fakat siyah(a boyamak)tan da kaçınınız” buyurdular.”

Süheybü’I-Hayr (r.a.) anlatıyor:
“Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Ağaran saç ve sakallarınızı boyamada kullandığınız en iyi boya şüphesiz şu siyahtır. (Çünkü siyah boya) kadınlarınızı size daha çok rağbet ettiricidir, düşmanınızın içinde de hakkınızda daha çok korku doğurucudur.”

Hz. Enes (r.a.)’a:
“Resülullah aleyhissalâtu vesselâm saç ve sakalını boyadı mı?” diye sorulmuştu,
şu cevabı verdi:
“Aleyhissalâtu vesselâm, sakalının ön kısmında, onyedi veya yirmi tel kadar bir aklık görmüştür (bunlar için boya olur mu!) diye cevap verdi.”

Ebû Hüreyre (r.a)’tan nakledilen bir hadiste şöyle buyurulur:
“Yahudi ve Hıristiyanlar (saçlarını) boyamaz. Siz onların aksini yapınız: yani saçlarınızı boyayınız”

“Saçın beyazlığını değiştirmek için kullandığınız şeylerin en iyisi kına ve keten bitkisidir”

İslâm’ın çıkışından önce yahudi ve hıristiyanlar güzel görünme ve süslenmenin Allah’a kullukla bağdaşmayacağını düşünerek, saçı boyayıp rengini değiştirmekten kaçınırlardı. Hz. Peygamber, ashabına bağımsız bir kişilik kazandırmak için saçı ve sakalı kına veya başka bir boya maddesi ile boyayabileceklerini bildirdi. Ancak bu emir bağlayıcı olmayıp mendupluk bildirir.

Diğer yandan kullanılacak boyada siyah renk tercih edilmemelidir. Çünkü saç boyası genellikle yaşlı erkeklerin beyazlaşan saçları için söz konusu olur.
Siyah renk yaşlı kimseyi, olduğundan çok genç gösterir. Bu durum kınalama veya boyayı amacından saptırabilir.
Ancak saçı beyazlaşan kimse genç olursa, onun siyaha boyamasında bir sakınca görülmemiştir. Nitekim Sa’d b. Ebî Vakkas, Ukbe b. Âmir, Hasan, Hüseyin ve Cerîr gibi sahabelerin bu rengi tercih ettikleri nakledilmiştir.

Genç kimsenin siyah boya kullanmasında da bir sakınca yoktur. Diğer yandan boya malzemesi olarak kına ve vesîme denilen, boya sanayiinde kullanılan bir bitkinin tercih edilmesi tavsiye edilmiştir El, ayak veya başa sürülen kınanın katı olan malzemesi temizlendikten sonra deri veya saçlarda bıraktığı renk, suyun deriye nüfûzuna engel değildir. Bu yüzden abdest veya gusle mani olmaz.

Konuyla ilgili hadisleri değerlendiren islam bilginleri saçın siyah dışındaki renklere boyanmasını, kına ile boyanmasını kural olarak caiz görmekle birlikte, üçüncü şahısların yanlış anlamasına ve aldanmasına yol açacağı için siyahla boyanmasının cevazında müterredit davranmışlardır. Kadınların saçlarını siyaha boyatması ise umumuiyetle caiz görülür.

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com