Jinekolojik Check-Up nedir? Neleri kapsar?

09/24/2006

(07-Mart-2005)Senede 1 kere yapılması gereken jinekolojik testlerdir. Özellikle risk grubu kadınlarda kesinlikle ihmal edilmemesi gerekir. Risk grubu: anne-baba- kızkardeş-erkekkardeş gibi yakınlarında kanser hastalığı olan kadınlardır.

Özellikle meme kanseri; anne ve kızkardeşte varsa üzerinde durulması gereken önemli bir risk unsurudur.

Rahim ve yumurtalık kanserlerinde de durum aynıdır. Yakın akrabalarında bu tür kanser olan kadınlar risk grubu olarak değerlendirirler.

RİSK GRUBUNDA BULUNANLAR KADINLAR İÇİN NELER YAPILIYOR?

Önce risk faktörlerini izah edilerek kadınlar bilinçlendirilmeye çalışılır. Risk durumu tespit edildikten sonra koruyucu olarak yaşam tarzında yapılması gereken değişiklikler tespit edilir.

Örneğin; sigara içiyorsa içmemesi önerilir. Kullandığı ilaçlar tespit edilir. Kullandığı ilaçlarının olası yan etkileri araştırılır. Örneğin menopozdaysa ve hormon replasman tedavisi almaktaysa bunların olası zararları izah edilir ve risk faktörü olarak dikkate alınır. Genç hastalarda devamlı kullanılan doğum kontrol hapları soruşturulur.
 

Diğer sistemik hastalıkları eğer varsa tespit edilir ve devamlı kullandığı ilaçlar soruşturulur. Örneğin; kortizon kullanıp kullanmadığı araştırılır. Kortizon bilindiği gibi bağışıklık sistemini baskılayıcı bir ilaçtır. Kanser de bağışıklık sisteminin zayıflaması ve çökmesiyle çok alakalıdır. Zaten kanserlerin çoğunun ortaya çıkması geçirilen bir psikolojik travma sonucu oluşan bağışıklık sisteminin çökmesi sonrasında oluşur.

Hastanın yaşam tarzındaki diğer kanserojen etkenler tespit edilir. Kaçınılması mümkün olanlardan uzak durması önerilir ve yaşam tarzında değişiklikler yapması tavsiye edilir. Örneğin; rahim ağzı kanserleri HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonlarıyla çok ilişkilidir. Yani cinsel hayatı aktif, sık partner değiştiren kadınlarda bu virus enfeksiyonuna yakalanması olasılığı daha fazladır. Böyle bir risk taşıyorsa alabileceği önlemler ile kansere yakalanma olasılığı azaltılmaya çalışılır. Risk faktörleri belirlendikten sonra jinekolojik muayene yapılır. Ultrason ve pap smear kontrolünden sonra hasta laboratuar testleri için laboratuara, mamografi tetkiki için de radyoloji merkezine sevk edilir.

Rutin jinekolojik check-up’ı şunları içermektedir:

1- Kan sayımı
2- Tam idrar tahlili
3- Açlık kan şekeri
4- Kandaki biokimyasal analizler
5- Mamografi
6- Ultrasonografi
7- Kemik yoğunluğu
8- Tümör markerler

Bu rutin tetkikler hastanın yaşına ve risk faktörlerine göre değerlendirip azaltılıp çoğaltılabilir ilave tetkikler istenebilir.

Jinekolojik check-up sadece kanser riskini tespit etmeye yönelik değildir. Kadın sağlığında osteoporoz ve kalp hastalığı da önemli risk faktörleridir. Bu nedenle kan biokimyası ve kemik yoğunluğu da önem taşımaktadır. Aynı şekilde diabet (şeker hastalığı) da önemli bir risk unsurudur. Çünkü her mevcut hastalık diabetle daha komplike bir hale gelmektedir.
 

Örneğin; menopoz eğer üzerine bir de diabet eklenirse daha komplike bir hal almaktadır. Aynı şekilde genç hastalarda da diabet, hastalığın seyri açısından önem taşımaktadır. Gebelikte diabet, gebeliği oldukça komplike bir hale getirmektedir.

Kanser tedavisi görenlerde de diabet mevcudiyeti tedaviye ek bir yük getirmektedir. Özetlemek gerekirse, jinekolojide risk faktörleri; kanser, diabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, trombo emboli, osteoporoz gibi hastalıklardın ve jinekolojik Check-Up bu tür hastalıkları ortaya çıkarmaya hedeflemektedir.
 

Mynet

Jinekolojik ağrılar

Jinekolojik ağrılar kadınlar için en önemli sağlık sorunlarından birisi. Kasıkta ya da belde hissedilen ağrılar, kadınların günlük yaşantılarını etkileyecek ve hatta işine gidemeyecek kadar ağır olabiliyor.

Kadınların hemen hemen en fazla şikayet ettikleri konulardan birisi jinekolojik ağrılar. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Oral, kadın doğum polikliniklerine en çok ağrı kanama ve akıntı şikayetiyle başvurulduğunu, bunların yaklaşık yarısının da akut veya kronik ağrı olduğunu söylüyor.

NEDENLER
Nedenleri konusunda bilgi veren Doç. Dr. Engin Oral, şu bilgileri verdi: “Akut ağrılar diye ayırırsak, bunlar akut acil ağrılardır. Kadını hemen doktora iten ağrılardır. Ayrıca diğer kadın doğum biçiminde olan karın içi patolojileri en büyük etkendir. Asıl bizi çok uğraştıran ve toplumu çok üzen konu ise kronik pervik ağrılardır. Bir kadın eğer 3 ila 6 ay boyunca pervis bölgesinde devamlı ağrıdan yakınıyorsa, biz buna kronik pervik ağrı diyoruz. ”

ADET AĞRILARI
En sık görülen ağrılardan birisi kadınların her ay yaşadığı adet ağrıları. Bundan şikayet etmeyen kadın hemen hemen yok gibi. Adet ağrılarını ele alan Doç. Dr. Engin Oral, adet ağrılarında etkili olan faktörleri ve daha fazla risk grubunda olan kadınları açıkladı: “Baktığımız zaman iki tane nedeni var, primer veya sekonder olarak ayırıyoruz. Primer biraz daha mahsum, herhangi bir neden yok altında. Sekonderde ise birtakım hastalıklar var. Kadınların çoğu belli bir zaman periyodunda bunları geçiriyor. Genellikle bunlar 20’li ve 30’lu yaşlarda daha fazla oluyor. Birtakım ağrılar vardır ama onlar da adet dışı ağrılar diyoruz. Bunlar çoğunlukla kadın doğum, zaman zaman da cerrahi, ürolojik ve diğer nedenlere bağlı olabiliyor. Yani bir kadının pervik ağrısı varsa illa kadın doğumla ilgili olması şart değil. Bunun içinde mesela en meşhuru iritabıl kolon sendromu veya üriner sistemler.”


Genç kızlardaki sancılı adet ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Engin Oral, şunları söyledi: “Büyük ihtimalle herhangi bir organik neden yoktur. Çoğunlukla bunlar adet görmeyle birlikte başlıyor. Genellikle orta hatta ağrılardır. Adetin ilk bir iki günü boyunca sürer. Ve her ayda tekrarlar. Genellikle şiddeti aynıdır. Kolik tarzında ağrılardır bunlar. Aslında bu ağrılar çok kötü ağrılar değil ama yaşamı etkileyen ağrılardır. Okula gitmesini engeller, işini engeller, aile hayatını engeller. Bir nevi kızı izole eder. Onun için bunun tedavi edilmesi gerekir. ”

AĞRILARA EŞLİK EDEN BAŞKA SAĞLIK SORUNLARI
Adet ağrısına eşlik eden başka sağlık sorunlarını da gözlediklerini belirten Doç. Dr. Engin Oral, bunlarla ilgili olarak şunları söyledi: “Doğum kontrol yöntemleri olabiliyor mesela rahim içi araçlar bunu yapabiliyor. Birtakım kötü hastalıklar dediğimiz kanserler bunu yapabiliyor. Bir takım hastalıklar var, miyom gibi…

ADET ÖNCESİ SENDROMU
Adet ağrılarının adet öncesi sendromla da karıştırılabildiğini belirten Doç. Dr. Engin Oral, adet öncesinde de kadınların yaşadığı birçok problem olduğunu belirtiyor: “Buna piemes diyoruz, adet öncesi gerilim sendromu Türkçesi. Diğeri de adet sırasındaki ağrı. Aslında adet öncesi gerilim sendromundaki şikayetlerden biri de ağrı, onun için birbirine çok karışıyor. Ama şu var; ağrı öncesi gerilim sendromu, adetten önceki son 5-6 günde en çok görülen ve adetle birlikte çoğunlukla biten bir olay. Ve beraberinde yaklaşık şimdiye kadar yüzden fazla semptom tanımlanmış. Birçok fiziksel, emosyonel psikolojik semptomları var. Adet ağrısı ise tamamen sadece adete özgü.”

TEDAVİ
Bir çok kadın bunun çözümsüz bir problem olduğunu düşünerek kendi aldığı ağrı kesicilerle sorununu çözmeye çalışıyor, kadınlar bunu bir kader olarak kabullenmişler ve hekime başvurma oranı da istenildiği yüksek değil. Birçok kadının hem iş yaşamını, hem özel yaşımını etkileyen adet ağrılarının tedavisindeki yaklaşımı Doç. Dr. Engin Oral, şöyle açıkladı: “Tedavi kesinlikle mümkün. Çoğunlukla eczaneden veya başka türlü, kadınlar bu konuda kaynak sağlıyor. Muhakkak bir doktora görünmesi lazım. Niçin derseniz, demin de söylediğim gibi, eğer sekonder nedenler varsa altta yatan bir neden vardır, bu da ağrı kesicilerle geçmez. Ama primerse, altta yatan bir neden yoksa ağrı kesiciler hakikaten bu konuda çok önemli bizim için, çok yardımcı. Çok kullandığımız bir yöntem, özellikle kişilerin bir de kontrol hapları gereksinimi varsa, bu ikisini beraber kullandığımız zaman yaklaşık 10 olgunun 9’unda, hatta 10’unda başarı sağlıyoruz. ”

ADET DÖNEMİNDE GÖRÜLEN BAŞ AĞRILARI
Migren de bu dönemde artan bir problem. Adet döneminde, menopozda ve doğum kontrol yöntemleri tercih edilirken, doğum kontrol hapları kullanılırken de kadınlar baş ağrılarından yakınıyorlar. Doç. Dr. Engin Oral, bu durumu şöyle değerlendirdi: “Bu iş nörologların işi, biz sadece olayla yandan ilgileniyoruz. Bir de olayın hormonal yönüne bakıyoruz. Mensütel migren tanımı tabi çok eskiden beri konan bir tanım da, son zamanlarda daha çok güncelleşti. Bir kere migren kadınların hastalığı, kadınlarda erkeklere göre daha fazla. Menopozdan önce 3 kadına 1 erkek, menopozdan sonra 2 kadına 1 erkek şeklinde görülüyor. Yani üreme çağındaki kadında bir faktör var ki migreni artırıyor. Burada sorumlu faktörlerden biri olduğu kabul edilen östrojen. Sorun, kime mensütel migren diyeceğiz. Şöyle bir şey var, kadınların çoğunluğu, yani migreni olan kadınların çoğunun yüzde 60’ının migreni artıyor. Ama asıl baktığımız zaman bunların oranı yüzde 10 ila 15 civarında. Hatta uluslararası baş ağrısı cemiyeti bu konuda diyor ki, bir kadının migren ataklarının 10 atağın 9’u sadece iki gün içerisinde oluyorsa, bu 3 ay tekrarlıyorsa mensütel migren deniyor. Burda östrojenin birden bire düşmesi en büyük faktör, seretonin, magnezyum, bir çok faktörler var patolojide, güncelleşiyor, bir sürü yeni fikirler ortaya atılıyor. Biz de zaman zaman bu konuda nörologlara yardımcı oluyoruz.”

Adet dönemi migren ağrılarının tedavisi
Adet döneminde ortaya çıkan migren ağrısılarının tedavisi ile ilgili olarak Doç. Dr. Engin Oral, şunları söyledi: “Birtakım ilaçlar var, ağrı kesiciler, birtakım ergoagoloidleri, birtakım serotonabolistleri, bunların çoğunluğunu kullanıyoruz. Biz zaman zaman hormonları düzenliyerek bunu yapıyoruz. Östrojen veriyoruz, yani menses öncesi dönemden başlayarak, son bir hafta menses sırasında gerek oral gerekse transermal, böylece yardımcı oluyoruz. Tabi sadece bunu vermek yetmiyor. Asıl mensütel migreni tetikleyen birtakım faktörler var. Açlık, stres, uyku gibi. Bunları da düzenlemek çok önemli.”
Kadınların bu dönemdeki, adet döneminde ortaya çıkan migren için de muhakkak hekimleriyle bunu paylaşmaları gerekiyor.

Menopoz dönemi ve doğum kontrol hapları
Neden bu dönemde migren ağrıları daha çok görüldüğünü Doç. Dr. Engin Oral, şöyle açıkladı: “Şimdi doğum kontrol haplarıyla yapılan çalışmalarda gösterilmiş ki migrenin başlama olasılığı kullanmayanlara göre 10 kat daha fazla. Bu yüzden de bu ciddi bir tartışma konusu. Acaba doğum kontrol hapları migreni artırır mı ya da migrenli olgulara doğum kontrol hapı vermek gerekir mi, vermek hata mıdır diye.. Burda yapılan hata şudur; yapılan çalışmaların çoğu doğum kontrol haplarındaki östrojen miktarının yüksek olduğu zamanlarda yapılmıştır. Şimdi biliyorsunuz bu değer çok düştü, çok düşük dozlu doğum kontrol hapları var dünyada ve Türkiye’de, östrojen miktarı çok düştü.

Bu konuda geçerli konsept şu; doğum kontrol hapları bir miktar migreni artırıyor ama kullanılması için bir şey oluşturmuyor. Diğer bir tartışma konusu, hormon tedavisi için kullandığımız ilaçlar. Menopozdaki hastaların yaklaşık yüzde 15 ila 20’sinde migren türü ağrılar görüyoruz. Bunların çoğunluğu, 4’te 3’ü de daha evvel başlamış menopozu devam eden… Menopoz çok ilginç hakikaten. Bir grup migren ağrıları azalıyor. Bir grup hiç değişmiyor, bir grup artıyor. Üç değişik etkisi olabiliyor Fakat hormon tedavisi kullandığımız ilaçlar bir miktar migren sıklığını artırabiliyor. Ama bunu biz kolaylıkla yönetebiliyoruz.

Kullandığımız ilaçların yöntemini değiştiriyoruz, miktarını değiştiriyoruz, tipini değiştiriyoruz. Böylece bu olayları hastaya fayda şeklinde sağlayabiliyoruz. Yani şu yanlış; bu ilaçlar migren sıklığını artırır, gerek doğum kontrol hapları, gerek hormon tedavisi için yanlış bu kavram.”
Halbuki hormon tedavisinin kadınları başta kalp damar hastalıkları, alzheimer olmak üzere birçok sağlık sorunundan koruduğu biliniyor. Buna hekimlerin birlikte karar vermesi gerekiyor.

ENFEKSİYONLAR
Kadınların sık yakalandığı üreme organlarındaki enfeksiyonların ağrıdaki rolünden söz eden Doç. Dr. Engin Oral, belirtiler konusunda da bilgiler verdi: “Son yılların artan bir hastalığı bu. Buna biz pervik iltihabi hastalık diyoruz. Gerek Türkiye’de gerek dünyada, son 20 yılda yaklaşık 3 ila 4 kat arttı. Bunun önemi şu; kronik pervik ağrısı olan kadınların yaklaşık belki 3’te 1’inin nedeni geçirilmiş enfeksiyonlar. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde şöyle bir sorun var; bunların çoğu kadın atlatıyor ama doktora gitmiyor ya da eksik ilaç kullanıyor. Bir süre sonra bunlar kronik iltihap haline geliyor ve bu kronik iltihabın da çok önemli üç tane sebebi var. İzninizle ben onları söylemek istiyorum. Birincisi kronik pervik ağrı yapıyor, ikincisi dış gebelik sıklığını artırıyor. Üçüncüsü de, kısırcık sıklığını artırıyor. Basit bir enfeksiyon kadının hayatını ciddi olarak etkiliyor.”
Muhakkak bir kadın doğum uzmanına başvurup enfeksiyonun nedeninin belirlenip tedavinin sürdürülmesi gerekiyor.

YUMURTALIK KİSLERİ
Yumurtalık kisleri de bir başka şikayet konusu. Doç. Dr. Engin Oral, görülme sıklığı, tedavideki yaklaşım konusunda bilgiler verdi: “Yumurtalık kisleri deyince iki türlü var, bir selin, bir habis. Habisleri konuşmuyoruz, daha çok burda serimeri konuşuyoruz. Yüzde 20 civarında gözüküyor. Bunların içinde en meşhuru endometriozis denen şey. Endometriozis demek, rahim içi dokusunun rahim dışına yerleşmesi, pervise yerleşmesi. En çok yerleştiği yerlerden biri de yumurtalıklar. Yumurtalığa yerleşirse bir süre sonra endometriozis kisti oluşuyor, çikolata kisti dediğimiz kist oluşuyor. Kadınlarda da bu ağrı çok sık görülüyor.”


Endometriozisde tedavi yaklaşımı
Endometriozisde tedavi yaklaşımı konusunda ise Doç. Dr. Engin Oral, şunları söyledi: “İki yöntem var sizin de bildiğiniz gibi. Birincisi medikal yöntem, ilaçlar. İkincisi ise cerrahi yöntem. Çikolota kislerinde, kesinlikle tek yöntem cerrahi yöntem. İster açık cerrahi, bildiğimiz klasik cerrahi, isterseniz labroskopi, yani kapalı cerrahi şeklinde ama bir şekilde kisin çıkarılması lazım. Eğer bu kis 3 santimden daha küçükse medikal tedavi bazen yararlı olabiliyor. Medikal tedavi de yararlı. Özellikle endometriozise bağlı ağrı varsa, medikal tedavi hakikaten çok yüz güldürücü.”


Endometriozismin tekrarla olasılığı
Endometriozismin tekrarla olasılığı konusunda ise Doç. Dr. Engin Oral, şunları söyledi: “Endometriozisten dolayı -4 ameliyat olan bir sürü kadın tanıyorum. Malesef süre gelen bir hastalık, yüzde 30 tekrarlayan bir hastalık, tedavinin iyi veya kötü yapılmasıyla ilgisi yok. Yapıda bu var çünkü. Hatta yeni konseptte endometriozis bir hastalık olduğu konusunda birleşiyor. Bu hastalarda önemli olan uzun dönemde bu hastaları koruyucu tedaviye almak. Çoğunlukla tekrarlıyor malesef.”

RAHMİN POZİSYONU
Rahmin pozisyonunun ters olması gibi bir olayın kesinlikle bilimsel bir geçerliliğinin olamadığının altını çizen Doç. Dr. Engin Oral, şunları söyledi: “Bu konsept eskiden bilinen bir konseptti. Fakat şu gösterildi ki 10 kadının 7’sinde rahim öne doğru, 3’ünde rahim arkaya doğrudur, bu normal bir olaydır. Hatta eskiden yapılan birçok ameliyat vardır, arkaya dönük rahimi öne çevirmek için. Şimdi bunların hiçbirini yapmıyoruz. Sorun şu; endometriozis olguların çoğunda rahim arkaya dönük. Endometriozise bağlı olarak, yapışıklığa bağlı olarak, bu yüzden rahimin arkaya dönmesi sanki ağrı yapar gibi konuşuluyor, aslında bu sonuç. Yani bilimsel geçerliliği yok.”

ÖNLEMLER
Yaşamı kolaylaştırmak için alınabilecek önlemler konusunda bilgi veren Doç. Dr. Engin Oral, piyasada satılan Primoza isimli bazı bitkisel karışımlardan da söz ederek bunların etkisini değerlendirdi: “Bu tür bitkisel ilaçların bilimsel olarak kanıtları malesef yok. İlaç vermeden, etken madde vermeden yapılan çalışmalarda bu bitkisel kökenli ilaçların etkinliği kanıtlanmamış. Gerek sizin söylediğiniz gerekse diğerlerinin. Ağrısını bilmek bir kere çok önemli, yani ağrısının nedenini bilmek kadın için çok önemli.

Adetten biraz önce veya adet sırasında alacağı aneljezikler hakikaten kadını rahatlatıyor. Eğer dediğim gibi düşük dozda doğum kontrol hapları kullanmasına engel yoksa bunları almak gerçekten yarı yarıya, hatta daha fazla adetteki ağrı sıklığını azaltıyor. Migrene gelince ise, migren için de birtakım akapunktur dahil olmak üzere stresi azaltıcı yöntemler, kadın yaşamının düzenlenmesi, alkol, kafeinden kaçınması, birtakım çikolota benzeri yiyeceklerden kaçınması, hakikaten yani migreni tetikleyen faktörlerden kaçınması azaltıyor. Bir de bununla beraber migreni koruyucu ilaçlar alırsa yaşamı kolaylaşıyor.”

NTV

INTRADUKTAL PAPILLOMA

Intraduktal Papillomalar süt kanallarının meme başına bağlandığı noktada gelişen küçük selim tümörlerdir. Pek sık görülmeyen bu tümörler genellikle hissedilmeyecek kadar küçüktürler.

Belirtiler

- Meme başından sulu veya kanlı bir akıntı;

- Meme başının arkasında çok küçük bir yumru.

Teşhis

Doktorunuz meme kanseri olmadığınızı belirlemek için ve memelerdeki kitleleri teşhis etmek için gerekli olağan muayeneyi yapar. Areola bölgesine hafifçe bastırarak papillomanın olduğu kanalı tespit etmeye çalışır. Böylece belirlenen tümörle birlikte kanal çıkarılır. lntraduktal papillomalar selim tümörlerdir ama kanser olmadıklarından emin olmanın tek yolu çıkarmaktır.

Tedavi

Eğer ele gelen bir yumru varsa operatör bunu çıkarabilir. Hiç yumru bulunamadığında, düzenli mamogramları da içeren dikkatli bir takip gerekecektir.

kaynak:hekimce

İdrar Kaçırma (İnkontinans)

Kadinlarda özellikle gündüz ve uyanikken istemi disinda idrar kaçirma bu baslik altinda degerlendirilmektedir. Tanimda idrar kaçirmanin miktari yoktur ; çünkü hijyenik pet kullanmak zorunda olmasina ragmen yakinmayan kadinlarin yaninda ,damlama seklinde ve seyrek idrar kaçirmalarini bile büyük bir sorun olarak gören kadinlar da vardir. Böylece idrar kaçirmanin hastalik boyutu kadinin sosyal durumuna siki sikiya baglidir.

Kirsal kesimde sorun yaslanmaya bagli dogal bir problem gibi görülerek doktora basvurulmazken ,kentlerde ve özellikle çalisan kadinlarda idrar kaçirma derin depresyon,yalnizlik duygusu ve sosyal iliskilerde daralmaya (idrar kokusu,islaklik hissi) yol açarak daha erken dönemlerde tedavi için doktora basvurmaya neden olmaktadir.

Kadinlarin %25’inin hayatlarinin herhangi bir döneminde idrar kaçirdigi hesaplanmistir. Idrar kaçirma kadin tarafindan saklanan ve genellikle utanilacak bir sorun olarak karsimiza çikmaktadir. Bir arastirmada idrar kaçirmasi olan kadinlarin %70 ‘i doktora baska nedenlerle basvurdugunda yapilan muayene ve öykü alma sonucu idrar kaçirmanin varliginin tespit edildigi görülmüstür. Kadinlarin ömürlerinin uzamasi ile sorun daha da büyümektedir.

 

Tanı

Hastanin idrar kaçirmasinin sekli ögrenilir. Daha sonra jinekolojik muayene yapilarak mesane, mesane boynu, vajen ve rahimde sarkma olup olmadigi, özellikle daha önce geçirilmis ameliyatlara bagli idrar yollarindan hazneye olusan kanalcik, fistüllerle olusmus sürekli kaçaklar olup olmadigi arastirilir. Bu islemlerden sonra hastanin idrar tahlili, iltihap açisindan idrar kültürleri yapilir.

Bu tetkiklerde anormal bulgu tespit edilirse uygun tedavi yapilir. Daha sonra hastanin idrar kaçirmasini gözlemek için mesaneye bir miktar sivi verilerek veya sikismasi beklenerek ikindirma ile idrar kaçirma gözle görülmeye çalisilir. Idrar kaçirmanin varligini veya miktarini tespit edebilmek için ped test yapilabilir. Hasta bu test için 24 saatlik bir zaman içerisinde degistirdigi pedleri getirir. Pedlerin kuru ve islak agirliklari arasindaki fark hesaplanarak kaçirmanin varligi ve miktari tespit edilmeye çalisilir. Özellikle daha önce idrar kaçirma ameliyati olmasina ragmen idrar kaçirmaya devam eden hastalar ve ameliyat yapilacak hastalarda daha ayrintili bir inceleme olan Ürodinami yapilir.

Bu islem sirasinda hastanin mesanesine yerlestirilen bir kateter ile tuzlu su verilerek dolma, kaçirma ve iseme basinçlari bilgisayar yardimiyla kaydedilerek rakamsal ve grafik olarak yazdirilir. Ürodinami son derece karmasik ve pahali bir test olmasi nedeniyle her hastaya uygulanmasi dogru degildir. Muayene ve hastalik öyküsünden faydalanilarak bazi tedaviler denenip sonuca göre ürodinami veya operasyona karar verilebilir.

 

İdrar kaçırma tipleri

  • Gerçek Stres Inkontinans (Kas, sinir güçsüzlügüne bagli)

  • Detrusor Instabilitesi (Mesanenin kontrol edilemeyen otomatik kasilmasi)

  • Karisik (her iki durumun da varligi)

Gerçek Stress InkontinansDaha çok dogum yapmis kadinlarda görülür. Kasik adalelerinin veya sinirlerinin dogum sirasinda zedelenmesi sonucu, mesane boynu öksürme, hapsirma, gülme, merdiven çikma, yük tasima, cinsel iliski sirasinda yer degistirerek veya kapanamayarak karin içinde artan basinçla hasta idrar kaçirir. Tedavi genellikle cerrahidir. Fizik tedavi (kasik adalelerinin güçlendirilmesi , elektrikle uyarma (stimulasyon), menapozdaki kadinlarda hormon tedavisi de uygulanabilir.

Detrusor InstabilitesiGenellikle daha ileri yaslarda görülmesine ragmen, mesanenin tahris oldugu durumlarda (iltihap, tas, tümör vb) her zaman ortaya çikabilir. Bu hastalarda küçükken gece yataga iseme, gece uykudan uyanarak idrar yapma (normalde 2 kez olabilir), gündüz çok idrara çikma (normalde 6 kez) daha siktir. Su sesi ile idrar hissi veya sikisma olabilir. Genellikle fiziksel aktivite (gülme, konusma, hapsirma,öksürme, yük kaldirma, cinsel aktivite gibi) ile de tetigi çekilebilen ansizin idrar yapma hissi duyarak tuvalete kosan hasta tuvalet kapisinda idrarini tutamayip kaçirir. Tedavide cerrahinin yeri yoktur. Fizik tedavi (mesanenin yeniden terbiyesi), elektrikle uyarma (stimulasyon), ilaç tedavisi uygulanir.

Karisik Idrar KaçirmaYukarida bahsedilen her iki durum ayni hastada birlikte vardir. Her tedavi seçenegi de uygulanabilir. Önce ameliyat,sonra fizik tedavi, ilaç veya elektrikle uyarma veya önce fizik tedavi sonra ameliyat denenebilir.

THE HEALTH NEWS .org siteden alıntı.

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com