kerbelada kan ağlayan ağaç

10/20/2006



İMAM HÜSEYİN (a.s) HAKKINDA HADİSLER:

10/17/2006

1-“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sevsin.”

2-Resulullah (s.a.a) bir gün İmam Hüseyin’in elinden tutarak şöyle buyurdular:

“Ey cemaat! Bu Hüseyin bin Ali’dir; O’nu tanıyın; canım elinde olan Allah’a ant olsun ki Hüseyin cennettedir, O’nu sevenler de cennettedir, O’nu sevenleri sevenler de cennettedir.”

 

3-“Kim cennet gençlerinin efendisine bakmak istiyorsa, Hüseyin bin Ali’ye baksın.”

4-“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Hüseyin’i seveni Allah sever.”

5-Kim, gök ehli için  yeryüzü ehlinin en sevilenine bakmak istiyorsa, Hüseyin’e baksın.”

6-“Hüseyin bendendir; o benim oğlum ve evladımdır, kardeşinden sonra insanların en üstünüdür; o Müslümanların İmamı, müminlerin mevlası, âlemlerin Rabbi’nin halifesidir; yardım dileyenlerin yardımına koşan, sığınak arayanların sığınağı ve Allah’ın yarattıklarına olan hüccetidir; o, cennet gençlerinin efendisi ve ümmetin babıdır (kapısıdır); onun emri benim emrimdir; ona itaat bana itaattir; ona uyan bendendir; ona isyan eden benden değildir.”

 

7-“Bir gün Peygamber (s.a.a), Hüseyin (a.s)’ı kucağına oturtarak şöyle buyurdu: “Hüseyin’in şehadeti üzre müminlerin kalbinde bir aşk vardır, o aşk asla soğumaz.”

Sonra buyurdular ki: “Babam, her gözyaşının maktulü olana (Hüseyin’e) feda olsun.”

Ey Resulullah’ın torunu, her gözyaşın maktulü nedir? Dediklerinde; “Onu anan her mümin, mutlaka ağlar” buyurdular.

8-Bera Bin Azib diyor ki: Resulullah’ı (s.a.a) Hüseyin’i (sırtında) taşırken gördüm, şöyle buyurmaktaydı: ‘’Allah’ım! Ben onu seviyorum sen de sev.’’ 

9- Hasan ve Hüseyin Cennet Gençlerinin efendileridirler. Babaları ise onlardan daha üstündür.

10- Hasan ve Hüseyin Cennet Gençlerinin efendileridirler.

11- Celaleddin Siyutî, İbrahim ve Zeyd ibn-i Ziyad’dan nakletmiştir ki: “Gökyüzü yalnız Hz. Yahya peygamber (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) için ağladı. Ağlaması ise onda bulunan kırmızılıktır. Hz. Yahya (a.s) öldürüldüğünde, gökyüzü kırmızılaştı ve gökten kan damladı; Hz. Hüseyin (a.s) de öldürüldüğünde, gökyüzü kırmızılaştı.”

12- İmam Cafer ibn-i Muhammed (a.s):

“Hz. Hüseyin’in (a.s) kabri etrafında dört bin melek (bir başka rivayete göre ise yetmiş bin melek) toza bulanmış ve mahzun bir halde kıyamete kadar Hz. Hüseyin’e (a.s) ağlayacaklar.”

13- İbn-i Ebi Ziyad şöyle rivayet etmiştir:

“Bir gün Resul-i Ekrem (s.a.a), zevcesi Ayşe’nin evinden çıkıp, kızı Hz. Fatıma’nın (a.s) evinin önünden geçerken oğlu İmam Hüseyin’in ağladığını duydu. Cenab-ı Fatıma’ya (a.s) “Bilmez misin ki Hüseyin’in ağlayışı beni incitir.” diye buyurdu.”

14- İbn-i Abbas, Allah Teâla’nın Resulullah’a (s.a.a) şöyle vahyettiğini naklediyor:

“Yahya ibn-i Zekeriyya’nın kanı için yetmiş bin kişi öldürdüm; Hüseyin’in katli içinse bunun iki misli kişi öldüreceğim.”

Sırasına Göre Hadislerin Kaynağı:

1- Sünen-i Tirmizi, c.5, s.324.  ve Kenzül Ummal No: 037684

2- Bihar’ul-Envar, c.43, s.262

3- A.K. c.43, s.298.

4- A.K. s.52 ve 53.

5- Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c.4, s.73.

6- Emali-yi Saduk, s.101.

7- Müstedrek’ul- Vesail, c.10,s.318.

8- Bihar’ul Envar c.43 s.264

9- Bihar’ul Envar c.43 s.263

10- Kenzül Ummal No: 037693, 37682

11- Dürr-ül Mensur, c.5, s.492 ve c.7, s.413

12- Zehair-ul Ukba, s.151, Maktel-ül İmam-is Sibt-iş Şehid, c.2, s.169, Menakıb-i İbn-i Meğazilî Vasitî

13- Zehair-ul Ukba, s.143, Mecmau-z Zevaid, c.9, s.201, Yenabiu’l Mevedde, c.2, s.214

14- Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.178, Tehzib-ut Tehzib, c.2, s.353, Dürr-ül Mensur, c.5, s.492

kerbela.net siteden alıntı.

AŞURA ZİYARETİ

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“Selam olsun sana ey Eba Abdillah! Selam olsun sana ey Resulullah’ın oğlu! Selam olsun sana ey Mu’minlerin Emiri ve vâsilerin efendisinin oğlu! Selam olsun sana ey dünya kadınlarının efendisi Fâtıma’nın oğlu! Selam olsun sana ey Allah’ın kanına (intikamına) tâlip olduğu ve kanına talip olduğunun oğlu! Ey, (mukaddes) kanının intikamı henüz alınmayan!

Selam olsun sana ve senin eşiğine yerleşen (sana feda olup, senin haremine yerleşen) ruhlara. Hepinizin üzerine benden Allah’ın edebi selamı olsun; ben yaşadığım ve gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.

Ey Eba Abdillah senin yasın ve musibetin bize ve İslam ehline çok ağır ve büyük oldu. Senin musibetin göklerde bütün gök ehline de çok büyük ve ağır oldu. Allah lanet etsin, siz Ehl-i Beyt’e yapılan zulüm ve haksızlığın temelini atan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi. (ilahi) makamınızdan uzaklaştıran ve Allah’ın size tayin ettiği mertebeleri elinizden alan topluluğa. Allah lanet etsin, sizi şehit eden topluluğa. Allah lanet etsin, sizinle savaşabilmek için (zalimlere) zemin hazırlayan topluluğa.

Ben Allah’a ve siz (Ehl-i Beyt’e) doğru, o (zalimlerden) ve onların izleyicilerinden, takipçilerinden ve dostlarından beriyim.

Ey Eba Abdillah, hiç şüphesiz ben kıyamet gününe kadar sizin ile barışık olanlarla barışığım, sizinle savaşanlarla savaş halindeyim.

Allah lanet etsin Ziyad soyuna ve Mervân soyuna. Allah lanet etsin Ümeyye oğullarının hepsine. Allah lanet etsin Mercâne oğluna (İbn-i Ziyâd’a). Allah lanet etsin Ömer b. Sa’d'a. Allah lanet etsin Şimr’e. Allah lanet etsin senin ile savaşmak için at eğerleyen, dizgin çeken ve nikap bağlayan topluluğa.

Anam, babam sana feda olsun; senin için musibetim çok büyüktür. Şu halde senin makamını yücelten ve beni seninle değerli kılan Allah’tan istiyorum ki, Muhammed’in (s.a.a) Ehl-i Beyt’inden olan muzaffer imam (Hz.Mehdi) ile birlikte senin intikamını almayı bana nasip buyursun! Allah’ım, beni dünya ve ahirette Hüseyin (Aleyhisselam) ile şerefli kıl.

Ey Eba Abdillah, hiç şüphesiz ben, Allah’a, Resulü’ne, Emir-ül Mu’minin’e, Fâtıma’ya, Hasan’a ve sana, senin sevginle ve sizin (Ehl-i Beyt’in) düşmanlarından beri olmakla yakınlaşıyorum. Onlar ki bu haksızlığın temelini atıp binasını kurdular ve size ve takipçilerinize karşı zulüm ve haksızlıklarını devam ettirdiler.

Ben, Allah’a ve size doğru onlardan beriyim ve önce Allah’a sonra da size, sizi dostlarınızı sevmekle ve düşmanlarımızdan, size savaş açanlardan ve onların izleyicilerinden beri olmakla yakınlaşıyorum.

Ben, sizinle barışık olanla barışığım, sizinle savaşta olana karşı savaştayım. Size dost olana dostum; size düşman olanla düşmanım. Şu halde sizi ve dostlarınızı tanımakla beni şereflendiren ve düşmanlarınızdan beri olmayı bana nasip eden Allah’tan istiyorum ki beni dünya ve âhirette sizinle birlikte kılsın ve dünya ve âhirette sizin yanınızda bana sebât versin. Beni, sizin Allah katında sahip olduğunuz beğenilmiş makama ulaştırsın. Bana, hidayet imamı olan zuhur etmiş halde hakkı söyleyen (Hz. Mehdi) ile birlikte intikamınızı almayı nasip buyursun.

Allah’tan, sizin hakkınızı ve onun katında sahip olduğunuz ilahî mertebenizi vesile ederek istiyorum ki sizin musibetinizi çektiğim için, bana, musibet çeken bir kimseye verilen mükâfatın en iyisini nasip etsin. Ne de büyüktür bu musibet ve bu musibetin İslam’da ve bütün göklerde ve yerde meydana getirdiği sıkıntı ve acı!

Allah’ım, şu bulunduğum halde-yerde beni, senin salavat, rahmet ve mağfiretine mazhar olanlardan eyle. Allah’ım, benim hayatımı Muhammed ve Âl-i Muhammed’in hayatı, ölümümü de Muhammed ve Âl-i Muhammed’in ölümü gibi kıl.

Allah’ım, bu öyle bir gündür ki onu, Ümeyye oğulları ve ciğer yiyen (Hind’in) oğlu mübarek saymışlardır. O öyle bir kimseydi ki kendisi de babası da, Senin ve Resulü’nün dilinde lanetlenmiştir. Peygamber’in (Allah’ın salat ve selamı Onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun) bulunduğu her yerde ve durduğu her durakta onlara lanet okumuştur.

Allah’ım, Ebu Süfyan’a, Muaviye’ye ve Yezid b. Muâviye’ye lanet et. Senin lanetin ebediyyen onların üzerine olsun.

Bu, öyle bir gündür ki onda Ziyâd ve Mervan soyu, Hüseyn’i (Allah’ın salavatı onun üzerine olsun) öldürdükleri için sevindiler. Şu halde, lanet ve acı azabını onların üzerine kat kat artır.

Allah’ım, ben, bu gün ve durduğum bu yerde ve bütün hayat günlerimde o (zalimlerden) beri olmakla ve onları lanetlemekle ve Peygamber’ini ve Ehl-i Beyt’ini (hepsinin üzerine selam olsun) sevmekle sana yakınlaşıyorum.”

Sonra yüz defa şöyle söylersin:

“Allah’ım, Muhammed ve Âl-i Muhammed’in hakkına ilk zulmeden kimseden, ona bu konuda en son tâbi olan kimseye kadar hepsine lanet et.

Allah’ım, Hüseyin’le savaşan ve onu öldürmek için birbirleriyle işbirliği yapan ve sözleşen topluluğa lanet et. Allah’ım, onların hepsini topyekün kendi lanetine mazhar eyle.”

Sonra da yüz defa şöyle söylersin:

“Selam olsun sana ey Eba Abdillah ve O (pak) ruhlara ki senin eşiğinde (hareminde) yer aldılar. (Sana canlarını kurban etme ve aynı mekanda defnedilme şerefine nail oldular.)

Allah’ın selamı benden, senin üzerine olsun ebediyyen; yaşadığım ve gece ve gündüz devam ettiği müddetçe.

Allah, bunu, benim sizi son ziyaretim kılmasın. Selam olsun Hüseyn’e ve Ali b. Hüseyn’e, Hüseyn’in evlatlarına ve ashabına.”

Sonra şöyle devam edersin:

“Allah’ım, sen, (Resul ve Ehl-i Beyt’ine) ilk zulmedeni benim özel lanetime mazhar eyle. Bunun için de, önce birinci, sonra ikinci, sonra üçüncü ve sonra da dördüncüden başla. Sonra da… Yezid’e lanet eyle. Ziyad’ın ve Mercâne’nin oğlu Ubeydullah’a, Sa’d oğlu Ömer’e, Şimr’e, Ebu Süfyan’ın, Ziyâd’ın ve Mervân’ın soyuna kıyamet gününe kadar lanet et.”

Sonra secdeye kapanıp şöyle dersin:

“Allah’ım onların musibetine karşı bana, şükredenlerin hamdı gibi hamdetmeği nasip eyle. Bu büyük acı ve musibetimden dolayı Allah’a hamdolsun. Allah’ım, (huzuruna) varacağım gün Hüseyn’in şefâatini bana nasip eyle ve indinde Hüseyin ve canlarını Huseyn’e (Aleyhisselam) feda eden ashabıyla birlikte, benim doğruluk ayağıma sebât ver.”

(Kerbela.net olarak ziyaretin metnini tercüme ettikleri için Musa Aydın Hocamıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.)

KERBELA KIYAMININ SEBEPLERİ

H. Fahrettin Altan

İmam Hüseyin (a.s)’ın kıyamının sebeplerini O’nun kendi sözlerinde aramak gerekir. İmam Hüseyin (a.s)’ın kendisi ne için kıyam ettiğini herkesten daha iyi biliyordu. İmam Hüseyin (a.s) Mervan’nın; “Hemen Yezid’e biat et; çünkü bu iş, hem dinin hem de dünyan için daha faydalıdır” sözüne karşılık şöyle buyurdular: “İnna lillah ve inna ileyhi raciun. Müslümanlar, Yezid gibi bir hükümdara duçar olduğunda artık İslam’la vedalaşmak gerekir…”1

İmam Hüseyin (a.s) “Beyza” konağında bir fırsat bularak Hürr’ün askerlerine bazı gerçekleri anlatıp kıyam ve hareketinin asıl sebebini şöyle açıklamıştır:

“ Ey insanlar! Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Kim Allah’ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulünün sünnetine muhalif olan, kulları arasında günah ve haksızlık yapan zalim bir yönetici görür, ameli ve sözüyle ona karşı muhalefet etmezse Allah Teala böyle bir adamı, o zalimi sokacağı yere (cehenneme) sokar.”

Ey insanlar! Bilin ki bunlar (Beni Ümeyye) Allah’ın itaatini terk edip şeytanın itaatine sarıldılar. Fesadı yayıp İlahi sınırları tatil ettiler. Fey’i (Peygamber’in ailesine mahsus olan ganimeti) kendilerine ayırdılar. Allah’ın haramını helal, helalını da haram ettiler. Ben Müslüman toplumu hidayet etmeğe ve onlara önderlik yapmaya, ceddimin dinini değiştiren fasitlerden daha layığım…”2

Kays bin Eş’as; “Neden Yezid’e biat etmiyorsun?” dediğinde İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdular:

“Allah’a ant olsun ki, ben onlara zillet elini vermeyeceğim; köleler gibi de önlerinden kaçmayacağım.”3

İmam Hüseyin (a.s)Aşura” günündeki ikinci konuşmasında şöyle buyurdu:

“Bilin ki zina zade oğlu zina zade (Ubeydullah Bin Ziyad) bizi iki şey; “Kılıç ve zillet” arasında bırakmıştır; zillete gelince o bizden uzaktır; ne Allah, ne Peygamberi, ne de müminler bunu kabul ederler, ne etekleri pâk ve tahir olan anneler (Hz. Fatıma ve Hz. Hatice), ne de izzet-i nefsi olan kimseler alçak kimselerin itaatini kerim kişilerin şahadetine tercih etmeği reva görürler. Bilin ki ben hücceti tamamladım ve size olan inzar görevimi yerine getirdim. Ben aile fertlerimin azalmasına ve yardımcıların da yardım etmemesine rağmen hedefime doğru yürümeğe devam edeceğim.”4

İmam Hüseyin (a.s) kardeşi Muhammed-i Hanefiyye’ye verdiği vasiyetnamesinde şöyle yazmıştır:

“…Ben azgınlık, makam, fesat, ve zulüm yapmak için Medine’den ayrılmadım. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak, ceddim Rasulullah (s.a.a) ve babam Ali (a.s)’ın yolunda devam etmek için kıyam ettim. Öyleyse kim bu gerçeği benden kabul ederse (bana itaatte bulunursa) Allah’ın yolunu kabul etmiştir; kim de reddederse, Allah benimle bu kavmin arasında hükmedene kadar sabrederim (kendi yolumu tutup giderim); Allah hükmedenlerin en hayırlısıdır…”5

                            

1- Lühuf ve diğer kitaplar.

2- Taberi, c.7, s.297. Kamil-i İbn-i Esir, c.3, s.280.

3-Ensab’ul- Eşraf, c.3, s.188.

4-Maktel-i Harezmi, c.2, s.7-8.

5-A.K. c.1, s.188. Maktel-i Avalim, s.54.

kerbela.net siteden alıntı

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com