Kayıp ilanı

11/17/2007

Kayıp ilanı

YAŞLI ADAM, karakolun üç-beş basamaklık merdivenini birkaç kez dinlenerek
çıktıktan sonra, ilk gördüğü memura yanaşarak:

- Kayıp ilânı vermek istiyorum evlâdım, dedi. Ne yapmam gerekiyor?

Polis memuru, her günkü raporlardan birini yazıyordu. Antika bir daktiloyu
takırdatıp dururken:

- Hallederiz bey amca, dedi. Herhalde torun kayboldu değil mi?

Yaşlı adam, dudakları titrerken:

- Annemi on yıldan beri görmedim, dedi. Babamı da belki en az yirmi yıl…

Polis, yazmayı bırakıp adama döndü. Bu iş elbette ki normal değildi.
İhtiyarın, susuzluktan çatlamış bir toprağı andıran ve bembeyaz sakallarla
çevrelenen yüzü, en az seksen yaşında olduğuna delildi. Bu yüzden de elbette
ki bunamış, anne ve babasının öldüğünü unutmuştu.

Yaşlı adam, yanındaki pencereden bakarken, parkın orta yerindeki ıhlamuru
gösterip:

- En vefalı dostum bu ağaç, dedi. Aynı yaşta olmalıyız herhalde. Ne zaman
dışarı çıksam gölgesinde dinlendim, kokusunu doya doya çektim içime. Ama o
da benim gibi kuruyor şimdi.

- Peki!.. diye lâfını kesti polis. Yakınlarınız yok mu? Dostunuz, akrabanız?

-Yakınlarım, şimdi çok uzaklarda, dedi adam. Dayım, amcam, teyzem, halam kim
varsa orda. Eşim de öyle. Sadece iki çocuğum hayatta. Onlar da bu ihtiyardan
bıktılar tabi.

Polis memuru, böyle tuhaf bir olaya ilk defa rastlıyordu. Herhalde en çıkar
yol, bir ilân verir gibi görünüyor olmaktı. Zaten bu ihtiyarcık, karakoldan
çıkar çıkmaz her şeyi unuturdu. Masadan bir kâğıt kalem alarak:

- Peki dedecim, dedi. Sen ne istiyorsan öyle yapalım. “Annem ve babam
kayboldu” yazıyoruz değil mi?

Yaşlı adam, küçük bir çocuk gibi hıçkırırken:

- Yok be evlâdım!.. dedi. Kaybolan benim. Annem ve babam bu ilânı
görürlerse, belki beni alırlar yanlarına

kıssadan hisse‏

11/13/2007

Bilgenin biri evladina iki tane yun cilesi vermis ve aksama kadar  bunlari birbirine vurmasini istemis. Evlat aksama kadar bunlari birbirine vurmus. Vurdukca yunlerin icindeki toz toprak temizlenmis, yunler parlamis, daha da guzellesmis.

Ikinci gun bilge kisi evladina bir yun cilesi, bir tane de toprak comlek vermis ve ayni sekilde birbirine vurdurmus. Yun yine guzellesmis, comlekte ise bir degisiklik olmamis.

Ucuncu gun bilge kisi evladina iki tane toprak comlek vermis. Daha ilk vurusta comlekler parcalaninca bilge kisi evladini cagirmis ve bundan ne ders cikardigini sormus.
Cocuk birsey anlamadigini soyleyince bilge kisi anlatmis:

Ilk gunku yun cileleri iki anlayisli, mulayim insani temsil ediyordu. Hem birbirini kirmadilar, hem de birbirlerine captikca olgunlastilar, arindilar.
Ikinci gun sert adamla anlayisli adami temsil ediyordu. Sert yumusak olana carptikca, yumusak olan ortami dengeledi, yumusatti. Ikisi de bu isten zarar gormeden siyrildilar.
Ucuncu gun ise iki sert adam birbiriyle catisti ve ikisi de kirildi. Ustelik de ortalik toz toprak icinde kaldi….

Kissadan hisse: Inatlasmalar kimseye yarar saglamaz…

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com