20 soruda internet bağımlılık testi

10/03/2006

İnternet bağımlılığı da artık bir hastalık olarak kabul ediliyor ve bağımlılığının derecesini ortaya koyan testler bulunuyor.

Dr. Arif Çelebi’nin internet bağımlılığı ile ilgili araştırmalarına yer verildi. Buradaki bilgilere göre, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan ve “DSM-IV” kısaltmasıyla isimlendirilen, Mental Bozuklukların Tanımsal ve Sayısal Elkitabı’nda internet bağımlılığı bir hastalık olarak bulunuyor. Dr. Ben Blakley internet bağımlılığını, psikostimulan özellikleri nedeniyle (uykusuzluk, kısa süreli bellek bozukluğu, koordinasyon bozukluğu vb.) marijuana bağımlılığına benzetiyor. Televizyonun uyutucu özelliğine karşın internetin uyarıcı, uykuyu kaçırıcı bir aktivite olma özelliği bulunuyor.

Bir kişi işindeyken kendini işine veremiyor, internetle ilgili hayaller kuruyorsa, evine gelince ilk işi yakınlarıyla ilişki kurmak, zorunlu ev işlerini yapmak yerine bilgisayarı açmak oluyorsa; gerçek ilişkiler yerine sanal dünyayı tercih ediyor, gece geç saatlere kadar bilgisayar başında kalıyor, çevreden bu konuda eleştiriler alıyor, defalarca azaltmak, sınırlamak istediği halde bilgisayar-internete ilgisini artarak sürdürüyorsa; aşırı internet ilgisinden dolayı işi, evi ve gerçek dünya ile olan ilişkileri aksıyorsa, o kişide internet bağımlılığından bahsedilebiliyor.

Center for On-Line Addiction tarafından hazırlanan internet bağımlılık testinde sorular, (1=Söz konusu değil ya da nadiren, 2=Bazen, 3=Sıklıkla, 4=Çoğu zaman, 5=Her zaman” şeklinde puan verilecek yanıtlanıyor.

SORULAR
1.Kararlaştırdığınızdan daha uzun sure internette kalıyor musunuz?

2.İnternete çok zaman vermekten dolayı ev işlerini ihmal ediyor musunuz?

3.Eşinizle cinsel yakınlık yerine internetten cinsel uyarılmayı tercih ediyor musunuz?

4.İnternet aracılığı ile yeni arkadaşlıklar kuruyor musunuz?

5.Hayatınızdaki diğer kişiler, internete ayırdığınız zamanın fazlalığından şikayet ediyor mu?

6.İnternete fazla zaman ayırmanızdan dolayı notlarınız ya da okul ödevleriniz aksıyor mu?

7.Gerekli olan bazı şeyleri yapmadan önce ilk iş olarak e- mail’lere bakıyor musunuz?

8.İnternet dolayısıyla mesleki başarınız ve üretkenliğiniz olumsuz etkileniyor mu?

9.Size internette ne yaptığınız sorulduğunda kendinizi savunduğunuz ya da sessiz kaldığınız oluyor mu?

10.Yaşamınızla ilgili kaygılardan, sorunlardan internet vasıtasıyla kaçtığınız oluyor mu?

11.Kendinizi tekrar internete girmeyi hayal ederken buluyor musunuz?

12.İnternetsiz bir hayatın sıkıcı, boş, kederli olacağı şeklinde duygulara kapılıyor musunuz?

13.İnternette iken birisi sizi rahatsız etse ona kızdığınız, bağırdığınız ya da saldırdığınız oluyor mu?

14.İnternet nedeniyle gece geç vakitlere kadar oturup uykusuz kalıyor musunuz?

15.Günlük işlerinizi yaparken interneti düşünüyor, internette olduğunuz zamanlarla ilgili hayaller kuruyor musunuz?

16.İnternette iken `sadece bir kaç dakika daha’ diyerek bağlantınızı uzatıyor musunuz?

17.İnternete ayırdığınız zamanı azaltmak isteyip başarısız oldunuz mu?

18.İnternette geçirdiğiniz zamanı başkalarından gizlemeye çalıştığınız oluyor mu?

19.Başkaları ile dışarıya çıkmak yerine internette daha fazla vakit geçirmeyi tercih ediyor musunuz?

20.İnternette olmadığınız zaman keyifsiz, hırçın, sinirli oluyor musunuz? İnternete girince bunlar geçiyor mu?”

DEĞERLENDİRME…
Soruların yanıtlarıyla ortaya çıkan puan sonucunda; 20-49 puan, Ortalama bir internet kullanıcısısınız. Bazen internette fazla zaman harcıyorsunuz fakat internet kullanımını kontrol edebiliyorsunuz.

50-79 puan: İnternet nedeniyle bazen ya da sıkça sorunlar yaşıyorsunuz. İnternetin yaşamınız üstündeki etkilerini değerlendirip, yeni düzenlemeler yapmanız gerekir. 80-100 puan: İnternet kullanımınız yaşantınızda ciddi sorunlara yol açıyor. İnternetin yaşamınız üstündeki etkilerini değerlendirip, yeni düzenlemeler yapmanız gerekir.

MEYVE VE SEBZE SULARI

10/02/2006

Havuç suyu: Cilt güzelliğini korumak için ideal olan havuç suyu, hücre yaşlanması, ülser, karaciğer rahatsızlıkları ve deri bozukluklarına karşı çok etkilidir.

Marul suyu: Öksürüğe, bronşite, astıma, ağrılı âdete ve sinir bozukluklarına iyi gelir.

Domates suyu: Damar sertliğini ve erken yaşlanmayı önler. Yorgunluk ve iştahsızlığa da iyi gelir.

Kereviz suyu: Stres durumlarında çok etkilidir. Sindirim ve böbrek faaliyetlerini artırır.

Patates suyu: Mide ve on iki parmak bağırsağı ülseri tedavisi için kullanılır. Şeker hastalığına da etkilidir.

Enginar suyu: Karaciğer ve kalp hastalıklarını önler ve tedavi eder. Fizikî ve ruhî yorgunluğa birebirdir.

Elma suyu: Kanı temizler, sinir sistemini gevşetir, bağırsakları çalıştırır.

Kayısı suyu: Depressif durumlarda, nekahet döneminde ve kansızlık hâllerinde çok faydalıdır.

Üzüm suyu: Tek başına içildiğinde zayıflatır. Diğer besinlere ilâve edildiğinde şişmanlatır. Yüksek tansiyon ve mafsal romatizmasında faydalıdır; karaciğeri temizler.

Çilek suyu: Bakterileri öldürür, böbrek taşlarını önler ve tedavi eder, sinir sistemini düzene sokar.

Kış ve Cildiniz

09/25/2006

Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Teoman Erdem, kış aylarında soğuk havanın etkili olduğu günlerde, vatandaşları cilt hastalıklarına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Doç. Dr. Erdem, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde, kış mevsiminin cilde olumsuz etkisinin diğer bölgelere göre daha fazla olduğunu belirterek, ”Derimiz her an dış dünyayla irtibat halinde olduğundan fiziksel etkenlerden etkilenmemesi düşünülemez. Kış mevsiminde de cildimizi tehdit eden birçok etken vardır. Kışın soğuk-kuru hava, düşük nem, rüzgar, kirli hava ve asit yağmurlarına dikkat edilmeli” dedi.

Doç. Dr. Erdem ayrıca, günlük ve tekdüze hayat, kapalı ortamlarda kalma, düzensiz beslenme ve depresyon yapıcı melatoin hormonunun güneşsiz ortamlarda daha fazla salgılanması sonucunda kış aylarında insanların daha fazla stresli ve depresyona eğilimli olduklarını
söyledi.

Bu durumun akne (sivilce) ve egzama gibi bazı cilt hastalıklarını artırdığına dikkat çeken Erdem, ”Kış aylarından en çok yaşlılar, çocuklar ve derisi kuru olanlar etkilenir. Deri kuruluğunun tedavisinde ve önlenmesinde nemlendiricilerin kullanılması temel yaklaşımdır” diye konuştu.

PİYASADA KULLANILAN NEMLENDİRİCİLERE DİKKAT

Doç. Dr. Erdem, piyasada satılan nemlendiricilere karşı da vatandaşları uyararak, saf vazelinin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi. Saf vazelinin hem ucuz hem de deriyi en iyi nemlendiren ajanlardan biri olduğuna dikkat çeken Erdem, şunları söyledi: ”Derinin sık sık suyla temas etmesi de bu kuruluğu artırmaktadır. Bu nedenle banyodan ve eller yıkandıktan sonra nemlendirici sürülmelidir. Sürülen nemlendiricinin saflığı önemlidir. Saf vazelin
tercih edilecek ilk nemlendirici olmalıdır.”

Erdem, bazı vatandaşların dudaklarını sık sık dilleriyle ıslattıklarını da hatırlatarak ”Bu işlemle dudakların nemleneceği sanılmaktadır, aksine bu işlem dudakları daha da kurutmaktadır” dedi.

DERİYİ KORUMANIN DİĞER YOLLARI

Doç. Dr. Erdem, soğuğun cilde olumsuz etkisini önlemek için nemlendirici dışında, sokağa çıkıldığında soğuktan koruyucu giysiler giyilmesi ve eldiven kullanılmasının yararlı olacağını belirtti. Evlerin nemlendirilmesinin de önemine değinen Erdem, kalorifer
peteklerinin üzerine ıslak havlu konulması veya soba kullanılıyorsa, sobanın üzerine bir demlik su koyulmasının odanın nemlendirilmesi açısından uygun olacağını ifade etti.

Erdem, günde en az 1-1.5 litre su içilmesinin de derideki nem oranını artıracağını kaydederek, özellikle kirli havaya daha fazla maruz kaldığı için saçların da bere veya şapka kullanılarak korunması gerektiğini sözlerine ekledi

Buzda Yürürken Dikkat

Yurt genelinde etkili olan soğuk hava ve kar yağışıyla birlikte düşme sonucu meydana gelen kırık-çıkık vakalarında artış yaşanırken, kaygan zeminde yapılan yürüyüşlerde gösterilecek dikkatin, bu sorunun önüne geçebileceği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ufuk Aydınlar, yaptığı açıklamada, soğuk ve karlı havalarda zemin buzlu olduğu için düşme olaylarında artış yaşandığını söyledi.

Bu tarz hava koşullarında, özellikle vücudun dengesini bozan tansiyon, kireçlenme gibi şikayetleri olanların ve yaşlıların daha dikkatli davranmaları gerektiğini ifade eden Aydınlar, ”Dengeyi bozacak sağlık şikayetleri olanlar ve 50 yaşın üstündeki kişiler, özellikle bu tarz havalarda ucu lastik destekli bastonla yürümeliler” dedi.

Aydınlar, kaygan zeminde düşen kişilerde genellikle yere ilk temas eden el, bilek, omuz ve kalçalarda kırıklar oluşabildiğine dikkati çekerek, bu tarz yaralanmalardan kaçınmak için vatandaşların, topuksuz, altı lastik ve yere tutunabilen ayakkabılar kullanmalarının yararlı olacağını vurguladı.

İnsanların, karlı zeminden kaçmak için buzlu zemine basmayı tercih ettiklerini ifade eden Aydınlar, şunları söyledi:

”Halbuki buzlu zemin daha tehlikeli. Kaygan zeminde yürürken, ellerin ceplerde olmamasının herhangi bir düşme halinde tutunma açısından faydası var. Yaşlı insanlarda kemikler daha zayıf olduğu için herhangi bir düşme sonucunda yaralanmalar daha fazla olabiliyor. Bunun için yaşlıların mümkün olduğu kadar dışarı çıkmaması, çıktıklarında da karlı ve buzlu zeminlerde çok dikkatli yürümeleri gerekiyor.”

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com