Kadınların İslamî Elbiseler Giymesi Şeriat’a Göre Farzdır

09/03/2006

Bazı insanlar İslam’ın kadınlar için emrettiği giysilerin sadece, giyinmeleri veya örtünmeleri için bir gelenek olduğunu ve bunun din ile hiçbir alakasının olmadığını iddia etmektedirler. Görünen o ki; böylesi kimseler dini hayattan ayıran kapitalist aki*deden etkilen kimselerdir. Halbuki Kur’an-ı Kerimi okuyan her Müslüman için İslam’ın kadınlara emrettiği giysiler bilinmez değildir. Bunu reddetmek veya kabul etmemek için kullanılacak hiçbir açık kapı bırakılmamıştır. Allah (cc) şöyle buyurdu:

Ey Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına de ki; (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) cilbablarını giysinler. Onların (hür ve namuslu olarak) tanınmaları ve incitilmemeleri için en elverişli yol budur! Allah Ğafur’dur ve Rahim’dir. (Ahzâb 59)

Ve Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:

Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. (Nûr 31)

İlk ayet, Cilbab giyilmesini emretmektedir. Cilbab; omuzlardan ayaklara (ayakların üstüne) kadar serbestçe bırakılarak vücudu kapatan tek parçalık sıradan bir giysidir. İkinci ayette ise, Himar farz kılındı. Himar; başı, yakalara (önde göğüslerin üzerine ve arkada omuz hizasına dek saran bölgeye) kadar örten başörtüsüdür

Hicabin FAZILETLERI………..

Bismillahirrahmanirrahim

Hicap Allahin emridir…….Müslümana düsen ise isittik ve itaat ettik demektir……..

“Allah ve Rasulu bir isi bir hükme bagladiginda hic bir mümin erkek ve hicbir mümin kadina o islerinde istediklerini yapmak haklari yoktur.Kim Allaha ve Rasulune isyan ederse süphesiz apacik sapikliga sapmis olur.”
(el-Azhab 33/36)

Allahin emrini uygulamanin yaninda  pek cok hikmetler ve büyük sirlar,övülmeye deger erdemler pek ,pek büyük amac ve maslahatlar vardir……

Bunlarin bir kisimini söylece siralayabiliriz:

1)Namusu Korumak……

2)Kalplerin temizligini saglamasi……

“Bu sizin kalbiniz icin de onlarin kalpleri icin de daha temizdir”(el Azhab 33/53)

3)Yüksek ahlaki degerler……

Hicap iffet ,ihtisam ,haya ve kiskancilik gibi yüksek ahlaki degerlere sahip olmayi saglar……

4)Iffetli hanimlarin alemeti olmasi…..

“Bu onlarin taninip incitilmemeleri icin daha uygundur”(el Azhab 33/59)

Iffet ki kadinin bas tacidir…Iffet bir yuvanin üzerinde kanat cirpacak olursa mutlaka o yuvada huzur ve sukun olur.

5)Baskalarinin ümide kapilmalarini ve seytani vesveselerini kesip atar….

Bir sair soyle diyor:

“Onlar hür kadinlardir;kötü bir süpheyi gerektirecek hic bir seyi hatirlarindan gecirmemislerdir;

Tipki avlanilmalari haram olan Mekke ceyalanlari gibidirler”

6)Haya’nin muhafaza edilmesi……

“Haya” kelimesi “Hayat”tan alinmistir…Hayasiz hayat olmaz…

Hayanin etkisi ile kisi erdemlere bezenir,kisiyi kötülüklerden alikoyan bir muhafazaya bürünür..

7)Haya acilip sacilmanin ve ihtilatin müslüman toplumlarina sizmasini engeller…

8)Gayreti(namus ve iffeti,kiskanmayi) korumasi….

9)Hicap zinaya ve herseyi mübah gören ibahi akima karsi himayedir.Bunun sonucunda kadin her köpegin yaladigi

bir kap olmaz………

Alıntı : Karine (ALLAH RAZI OLSUN )

Açıklık Bir Yıkım Çağrısıdır

Açıklık Bir Yıkım Çağrısıdır
 

Önce hep beraber bu şeytani rezalet çağrısını facir Freud’un dilinden bir hatırlayalım:

“Ahlakî üstünlüklerin hepsi yalan, düzmece ve aldatmacadır. Gerçekte insan hayvanlar gibi karşı konulamayan ve mani olunamayan cinsi bir güce sahiptir. Bu gücün önüne ahlâk, din, örf ve gelenek gibi engeller koymak, onu terbiye edip güzelleştirmez, sadece dizginler.” İşte bu fikri savunan Freud hakkında siyonist düşünürler şöyle demektedir: “Freud bizden birisidir. Bu yüzden var gücümüzle onun öğretilerini yaymamız gerekir. İnsanın ayıp yerlerini gün ışığına çıkarmamız lazımdır ki, onun açılmasından hiç kimse utanmasın…”

Bundan dolayı Freud’un takipçileri ve talebeleri, papağanlar gibi onun çirkin sözlerini tekrarlayarak örtüye olan düşmanlıkları nedeniyle “Örtünme, cinsî arzu ve şehvetleri harekete geçiren bir etken olmuştur. Kişi yaratılış olarak kendisine yasaklanan şeylere arzu duyar” demiştir.

Arzu ve şehvetleri bir tarafa bırakıp akli bir muhakeme yapalım. Farzedelim bir erkek, birisi yarı açık ve süslü, diğeri vakur ve örtülü iki kızla karşılaştı… Acaba canı kimi çeker ve hangisine yönelir?!

Biz çoğu zaman birtakım şeyleri severiz. Fakat bu durumda akıl ne yapar? O, makul yollardan onu elde etmeye çalışır. (mesela kadını seven ona ulaşmak için usûlüne uygun yollar dener).

Bir an yukarıdaki mukayesede erkeğin örtülü kıza arzu duyduğunu kabul edelim. Bu durumda bile kızın örtüsü erkeğe, elde etmeye çalıştığı şahsa ancak meşru yollardan ulaşabileceğini ihsas ettirmektedir. Buna göre kadının örtünmesinde topluma ve kadına nasıl bir zarar olabilir?

Fakat işin doğrusu, onların maddi menfaatlerine karşı olan sevgileri, hisleri ve duyguları akıllarını çelmiştir. Onların örtüyü istememeleri veya reddetmeleri başka sebepten değil, ancak iman ettikleri tuhaf ahlâk anlayışına ters düştüğü ve onlarla arzu duydukları lezzetler arasına bir set çektiği içindir.

Bu hasta anlayış onları heva ve heveslerine ulaşmada büyük bir ayrılığa götürmüştür. Bu durum karşısında şu ayete sarılmaktan başka çare yoktur:

“Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.”

Muhammed Talât Harb Paşa, Kadın ve Örtü  adlı eserinde şunları söylemektedir: “Örtünün kaldırılması ve kadınla erkeğin karışması (haremlik selamlığın kaldırılması) eskiden beri Avrupa’nın içinde olan ve gerçekleştirmek istediği bir idealdi. Bunu Avrupa’nın İslam alemi üzerindeki maksatlarını bilen herkes anlar.”

Paşa yine aynı eserde; “Sadece Mısır’da değil, bütün doğuda İslam toplumunu yıkmanın önünde kadını değiştirmekten başka bir engel kalmamıştır. Doğuda erkekleri saran fesat (bozulma) işte buradadır” demektedir.

Örtüyü kaldırıp atma çağrıları bizi, gücümüzün sırrını oluşturan İslam’dan uzaklaştırmak için hazırlanan bir tuzaktır. Bu sayede toplumun yarısını oluşturan kadının bozulmasıyla toplum da bozulacaktır. Çünkü kadının açılıp saçılması ve nesilleri kötü terbiye etmesi, toplumun diğer yarısının da bozulmasına sebep olur. Bundan dolayı, İslam düşmanlığı belgeli ve şaibeli kimselerden açıklık çağrıları işitmemiz garip değildir.

Bazılarının ise açıkça bu işe paralar harcayarak  önayak olduklarını ve açık propagandalarını görmekteyiz.

Yapılan bütün bu yardımlar ve propagandalardan sonra, bazı kadınların gericilik olarak isimlendirdikleri şeylerden (İslam) kurtulup kendilerince ilericilik zannettikleri hususları istemeleri, toplumun medenileşmesi ve yükselmesi için onun üzerine titreyen bir tavırla fikirlerini sergilemeleri tuhaf değildir. Halbuki savundukları, İslam düşmanlarına bağlılık ve Allah’ın Şeriat’ından uzaklaşma fikri, gericiliğin ta kendisidir. Cahiliyye mertebesine düşüş, hatta insanlıktan çıkış da budur. Kaldı ki beşeri sistemlerin hepsi bile çıplaklığı ve kural tanımazlığı onaylamamaktadır.

“De ki: size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar); iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Ralblerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkar eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız. İşte, inkar ettikleri, ayetlerimi ve Rasûllerimi alaya aldıkları için onların cezası Cehennem’dir.” [15]

örtünme ile ilgili ayetler

Nur suresindeki ayet, iffeti korumaya yönelik  örtünme ile ilgilidir, : Mü’min erkeklere söyle, gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar; Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar,  görünen dışında zinetlerini (çekici ve güzel yerlerini, süslerini) açıp göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kavuştursunlar. Zinetlerini kocaları veya babaları veya kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya kadınları veya cariyeleri  veya kadına ihtiyacı kesilmiş olup hanedan geçinen erkekler veya kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Müminler! Kurtuluşa ermeniz için hepiniz tevbe ederek günahtan dönün.”

 (Ahzab: 33/59) “Eşlerine , kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (dışarı çıkarken) üstlerine örtü almalarını (cilbab adı verilen dış  giysiyi bürünmelerini) söyle:  bu onların tanınmalarını ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar…”.
Ayette, cilbab denilen ve vücudu baştan aayağa örten dış  giysi

« Previous entries · Next entries »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com