İsrail oğulları

12/27/2006

İsrail oğulları
Sual: Yahudiliğin aslı nedir?
CEVAP
Yahudiler, Yakub aleyhisselamın on iki oğlundan türemiştir. Hz.Yakub�un adı İsrail olduğu için, bunlara Beni İsrail, yani İsrail oğulları denildi. Hz.Musa, Tur dağına gidince, bunlar dinden çıktı, buzağıya taptı. Sonra pişman olup tevbe ettikleri için, Yahudi denildi. Yahudi, doğru yolu bulucu demektir.

Yahudiler, Hz.Musa�ya çok eziyet etti. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehid etti. Hz.İsa�yı babasız çocuk diye kötülediler. Annesi Hz.Meryem�e iftira ettiler. Bunları öldürmek için saldırdılar.

Ahir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselamı zehirlediler. Hz.Osman zamanında, fitne çıkararak, halifenin şehid edilmesine sebep oldular. Hurufiliği meydana çıkarıp, müslümanları parçaladılar. Asırlarca, Allah�ın gönderdiği dinleri, peygamberleri yok etmeye uğraştılar. Dinleri yok etmek için masonluğu kurdular. 1918�de biten I.Cihan Harbinden sonra, din düşmanı olan komünist devletler kurdular. Bir yandan da, önce İstanbul, sonra Mısır�da hahambaşı olan Hayım Naum, dünyanın biricik İslam devleti Osmanlıyı yıkmak için, kapitalist ve emperyalist devletler arasında fırıldaklar çevirdi. Neticede, İslam âleminin liderliğini yapan koca devlet parçalandı. (H.S.Vesikaları)

Siyonizm ve sol
Sual:
Siyonizmin sol ile irtibatı var mı?
CEVAP
Siyonizm bir Yahudi idealidir. Siyon protokollerinin 15. maddesinde, dünya Yahudi krallığı kuruluncaya kadar, bütün ülkelerde temayüz etmiş kişiler elde edilerek, Siyonizm�e hizmet için kullanılmalıdır deniliyor.

Yahudi, bukalemun gibi, bulunduğu yerin rengini alır. Rusya�da Bolşevik bir ihtilalci, Amerika�da zengin bir bankerdir. Diğer ülkelerde kapitalistinden komünistine kadar her renge girer.

Siyonist, dünyayı, iktisadi, ticari ablukaya alıp, ihracat ve ithalatı elinde tutmaya çalışır. İdeallerini gerçekleştirebilmek için, hazırladıkları protokollerden bazıları şunlardır:
1- Gençleri ahlaksızlığa teşvik etmek
2- Aile kudsiyetini yıkmak
3- Sanat anlayışını düşürmek, müstehcen kalıba dökmek
4- Mukaddesata olan hürmeti yıkmak
5- Lüks ve zararlı modayı teşvik etmek
6- Halkı, faydasız eğlence ile oyalamak
7- Sapık nazariyeler ileri sürerek İslamiyet�i yok etmeye çalışmak
8- Cemiyeti sınıflara ayırmak ve aralarına husumet sokmak
9- Grev ve lokavtları körüklemek
10- Mali istikrarı bozmak.

Sol, yüzüne hangi maskeyi takarsa taksın, bir parça aralanınca kızıl yüzü hemen meydana çıkar. Demokrat, kralcı, cumhuriyetçi, halkçı gibi isimlerle çıksa da, solun değişmez vasfı devletçilik ve din düşmanlığıdır. Her şey ve her iş devletleştirilir, müslümanlara gerici, solcu olmayanlara faşist damgası basılır. Bir ülkeye aşırı solun girebilmesi için hazırlanan maddelerden onu şöyledir:

1-
Ülkenizde sol partilerin kurulmasını teşvik edin. Mevcutları ile işbirliği yapın!
2- Halkı sınıf ve zümrelere bölün!
3- İşçi ve işveren arasında daima anlaşmazlık çıkarın!
4- Sol rejimi kurun! Rejim kökleşinceye kadar sol tehlikenin olmadığını bildirin!
5- Mezhep ve tarikat kavgalarını körükleyin! Gizli, açık din düşmanlığı yapın!
6- Halkın sevdiği kahramanları bayrak yapıp, onları tarafınızdanmış gibi gösterin!
7- Roman, şiir, yazı ve karikatür ile, işçinin sefalet içinde olduğunu, abartarak yayın!
8- Hür ülkelere karşı muhalif tavır alıp, Batı düşmanlığını yayın!
9- Sendikaları, gençlik derneklerini ve sanat kuruluşlarını elde edin!
10- Sürekli huzursuzluk kaynakları çıkarın!
Görüldüğü gibi, solun Siyonizm ile ortak yönü, din düşmanlığıdır.

Sual: Yahudilik ile Musevilik ayrı mıdır?
CEVAP
İkisi de aynıdır. Yahudilik, İsrail oğullarından Hz. Musa�ya iman edenlerin dinidir. Hz. Yakub�un bir ismi de İsrail�dir. İsrail, Abdullah, Allah�ın kulu demektir. Hz. Yakub�un 12 oğlundan çoğalan insanlara (Beni İsrail) denir. Beni İsrail�e Peygamber olarak gönderilen Hz. Musa, Tevrat�ı getirdi. Beni İsrail, Onun bu ilahi telkinlerini bir türlü kabul etmedi. Roma imparatoru Andiyan, Yahudilerin çoğunu kılıçtan geçirdi.

Yahudiler, zamanla bozularak Tevrat�ı değiştirdiler, (Talmud) denilen kitabı yazdılar. Yahudi olmayan milletleri, putperest saydılar. Yahudiler yanlış olarak, Yahudiliği bir ırk dini gibi görüyor, Beni İsrail�den başkasının Yahudi [Musevi] olamayacağını sanıyorlar. Onun için, Hıristiyanlar gibi, misyonerlik faaliyetleri yoktur. Halbuki zencilerden bile Yahudiliği kabul edenler var idi.

Hz. İsa gelince, artık Yahudilikle amel etmek caiz olmadı. İslamiyet gelince de, İsevilikle amel etmek caiz olmadı.

Hz.Musa�ya ve Hz. İsa’ya, kendi zamanlarında iman edenler, mümin olarak Cennete gideceklerdir. Bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar ise, Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için sonsuz olarak Cehennemde kalacaklardır. (M. Mevazin)

Yahudilik, Tevrat ve Talmud

Yahudilik, Tevrat ve Talmud
Sual: Yahudiliğin tarihçesi nasıldır?
CEVAP
İbrahim aleyhisselam, ulül-azm Peygamberlerdendir. O, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi. Hakiki Müslüman idi. İbrahim aleyhisselam Beni İsrail�in, yani Yahudilerin ve ayrıca Arapların da ceddidir. Muhammed aleyhisselamın da, dedelerindendir.

Geldanilerin merkezi Babil şehri idi. Meliklerine Nemrud denirdi. Geldaniler o zaman, aya, güneşe ve yıldızlara taparlardı. Bunları temsil eden çeşitli putlar yapmışlardı. Nemrudlar da putlar arasında idi. Allahü teâlâ, İbrahim aleyhisselamı bunlara Peygamber olarak gönderdi. Fakat iman etmediler. O mübarek Peygamberi, ateşte yakmak istemişler, ancak Allahü teâlâ, ateşi selamet kılmıştı. Günlerce odun toplayarak yaktıkları bu ateşin içerisi, İbrahim aleyhisselam için yeşil bir bahçe oldu. Bu mucize karşısında da, çoğu iman etmedi.

İbrahim aleyhisselam Mısır�a gitti. Sonra Allahü teâlânın emri ile Filistin�e döndü. İbrahim aleyhisselamın vefatından sonra, oğlu, İshak aleyhisselam, bundan sonra da, bunun oğlu Yakub aleyhisselam Peygamber oldular. Yakub aleyhisselamın diğer ismi, İsrail�dir. Bunun için, Yakub aleyhisselamın oniki oğlundan çoğalan insanlara, Beni İsrail yani İsrail oğulları denilir.

Yakub aleyhisselamın oğullarından Yusuf aleyhisselamı, kardeşleri kıskandılar. Bir kuyuya atıp, Yakub aleyhisselama, öldü diye yalan söylediler. Sonra, kuyuya gelen yolcular, Onu kuyudan çıkarıp, Mısır�a götürdü. Orada, köle diye sattılar. Yusuf aleyhisselamı, Mısır�ın maliye veziri, Aziz satın aldı. Evine götürdü. Hanımı Zeliha, Ona aşık oldu. Yusuf aleyhisselam, ona iltifat etmeyince, iftira etti. Bu iftira üzerine, Yusuf aleyhisselam zindana hapis edildi. Mısır hükümdarı Firavun�un bir rüyasını tabir ederek, zindandan çıkarıldı. Firavun, Yusuf aleyhisselamı maliye vekili yaptı.

Yusuf aleyhisselam, babası Yakub aleyhisselamı ve diğer kardeşlerini Kenan diyarından yani Filistin�den Mısır�a getirdi. Firavun, Yakub aleyhisselama ve çocuklarına çok hürmet ve iltifat etti. Böylece, İsrail oğulları, Mısıra yerleşmiş oldular. Önce, Mısır�da rahat bir hayat süren İsrail oğulları, sonradan Mısır�da büyük bir zulüm ve sıkıntı görmüşler, köleliğe düşmüşlerdir. Onları bu sıkıntılardan kurtaran Musa aleyhisselam olmuştur.

Musa aleyhisselamı, Firavun sarayında büyüttü. Kırk yaşına gelince, sarayı terk edip, akrabalarının ve büyük kardeşi Harun�un yanına geldi.

Bir gün, Mısırlı bir kâfirin [kıptinin], Beni İsrailden birine işkence ettiğini gördü. Kurtarırken, kıpti öldü. Bunun üzerine Musa aleyhisselam, Tebük civarındaki Medyen şehrine gitti. Orada Şuayb aleyhisselamın kızı ile evlendi. Ona on sene hizmet etti. Mısır�a dönmek için yola çıktı. Yolda, Tur dağında, Allahü teâlâ ile konuştu. Mısır�a gelip, Firavunu dine davet etti. Beni İsraile serbestlik verilmesini istedi. Firavun kabul etmedi. (Musa, büyük sihirbazdır. Bizi aldatıp, memleketimizi elimizden almak istiyor) dedi. Yanındaki vezirlere sordu. Onlar da, (sihirbazları topla, onu mağlup etsinler) dediler. Sihirbazlar geldiler. Mısır halkı önünde, ipleri yere attılar. Her ip, yılan görünüp, Musa aleyhisselama doğru yürüdü. Musa aleyhisselam asasını yere bıraktı. Büyük yılan oldu. İpleri yuttu. Sihirbazlar şaşırdılar. İman ettiler. Firavun kızdı. (O, sizin ustanız imiş. Ellerinizi, ayaklarınızı keseceğim. Hepinizi hurma dallarına asacağım) dedi. (Biz Musa�ya inandık. Onun Rabbine sığınıyoruz. Yalnız Onun af ve merhametini isteriz) dediler. Kâfirlerin suları kan oldu. Kurbağa yağdı. Cilt hastalıkları oldu. Üç gün karanlık oldu. Firavun, bu mucizeleri görünce korktu. Beni İsrailin Mısır�dan çıkmasına izin verdi.

Musa aleyhisselam, Beni İsrail ile, Kudüs�e doğru giderken, Firavun pişman oldu. Askerleriyle arkalarına düştü. Süveyş körfezi açılıp, müminler karşıya geçti. Firavun geçerken, deniz kapandı. Askerleri ile birlikte boğuldu. Beni İsrail, yolda öküze tapanları gördüler. Musa aleyhisselama (Biz de böyle tanrı isteriz) dediler. Musa aleyhisselam, (Allahü teâlâdan başka tanrı yoktur. Allahü teâlâ sizi kurtardı) dedi. Sonra, Tih çölüne düştüler. Yolu şaşırdılar. Aç ve susuz kaldılar. Gökten, Men ve Selva yani helva ve et inerdi. Bunları yerlerdi. Asası ile yere vurunca, su çıkardı. Bundan da içerlerdi. (Helva ile etten bıktık. Bakla, soğan gibi şeyler isteriz) dediler. Musa aleyhisselamı gücendirdiler. Bunun için, kırk sene çölde kaldılar.

Musa aleyhisselam, Harun aleyhisselamı vekil bırakıp, Tur dağına gitti. Orada kırk gün ibadet etti. Allahü teâlânın kelamını işitti. Allahü teâlâ Tevrat kitabını ve on emrin yazılı olduğu iki levhayı indirdi. Tih çölünde, Samiri adında bir münafık, herkesteki altınları, süs eşyasını eritip, bunlardan bir buzağı yaptı. (Musa�nın ilahı budur. Buna tapınız!) dedi. Tapmaya başladılar. Harun aleyhisselamı dinlemediler. Musa aleyhisselam gelip olanları görünce çok kızdı. Samiri�ye lanet etti. Büyük kardeşinin sakalından tutup, darıldı. Pişman olarak, yalvardılar. Musa aleyhisselam, Tevrat�ı ve on emri tebliğ etti. Tevrat�a göre ibadet etmeye başladılar. Sonra yine bozuldular. Yetmişbir fırkaya ayrıldılar.

Musa aleyhisselam, ümmeti ile Lut gölünün cenub tarafına geldi. (Uc bin Unk) adında bir melik ile savaş etti. Şeria nehri şarkındaki yerleri ele geçirdi. Eriha şehri karşısındaki dağa çıktı. Kenan ilini uzaktan gördü. Yerine Yuşa aleyhisselamı halife bırakıp, bir rivayete göre, miladdan 1605 sene evvel yüzyirmi (120) yaşında, orada vefat etti. Eriha şehrini, sonra da Kudüs�ü, Yuşa aleyhisselam Amalika kâfirlerinden aldı.

Daha sonra, Davud aleyhisselam melik oldu. Kudüs�ü tekrar aldı. Böylece, Yahudilerin en parlak zamanı başladı. Sonra, Süleyman aleyhisselam, babasının hazırlattığı yere meşhur mabedi yani Mescid-i Aksayı yaptırdı. Süleyman aleyhisselam, içinde Tevrat ve on emir ve diğer emanetler ve on emrin yazılı olduğu levhalar bulunan (Tabut-ı sekine)yi, yani (Mukaddes sandığı) mabedin bir odasına koydurdu.

Oniki kabileye ayrılmış olan Yahudiler, Süleyman aleyhisselamın vefatından sonra, iki devlete ayrıldılar. On kabile İsrail devletini, diğer ikisi Yehuda devletini kurdular. Azgınlaşarak hak yoldan ayrılıp, taşkınlık ettiler. Gadab-ı ilahiye uğradılar. İsrail devleti M.Ö. 721 de Asuriler, sonra da, Yehuda devleti M.Ö. 586 da Babilliler tarafından yıkıldı. Asuriler Babil devletini işgal etti. 587 de Asuri hükümdarı Buhtunnasar Kudüs�ü yakıp yıktı. Yahudilerin çoğunu öldürdü, kalanlarını da, Babil�e sürdü. Bu karışıklıkta gökten inen Tevrat yakıldı, yok edildi. Bu hakiki Tevrat, çok büyüktü. Yani, kırk cüz idi. Her cüzde bin sure, her surede bin âyet vardı. Bu muazzam kitabı, Üzeyr aleyhisselamdan başka kimse ezberlememiş idi. Tevrat�ı Yahudilere yeniden talim etti. Zamanla birçok yerleri unutuldu, değiştirildi. Muhtelif kimseler, hatırlarında kalan âyetlerini yazarak, Tevrat isminde çeşitli risaleler meydana geldi. Miladdan takriben dörtyüz sene evvel yaşamış olan Azra ismindeki bir haham bunları toplayarak, şimdi mevcut olan Ahd-i atik denilen Tevrat�ı yazdı.

İran hükümdarı Şireveyh, Asurileri yenince, Yahudilerin tekrar Kudüs�e dönmelerine izin verdi. Yahudiler, M.Ö. 520 den sonra Mescid-i Aksa�yı yeniden tamir ettiler. Önce Perslerin, sonra da, Makedonyalıların idaresi altında yaşadılar. M.Ö. 63 senesinde Kudüs, Romalı kumandan Pompey tarafından zabtedildi. Pompey, Yahudileri dağıttı. Şehri ve Mescid-i Aksa�yı, yaktı, yıktı. Böylece Yahudiler, Roma devleti hakimiyetine girdiler. M.Ö. 20 de Romalıların Filistin�deki Yahudi valisi Herod, mabedi tekrar yaptırdı. Yahudiler daha sonra, Roma hakimiyetine isyan ettiler. Fakat miladın 70. senesinde Romalı kumandan Titus, Kudüsü tamamen yaktı, yıktı. Şehri viraneye çevirdi. Beyt-i mukaddes de yandı. Sadece batı duvarı kaldı. Bu duvara Türkler Ağlama duvarı derler. Bizanslılar ve sonra Emeviler ve Osmanlılar bu duvarı muhafaza ederek, mescidi tamir etmişlerdir.

Titusun, katliam ve zulmünden sonra Yahudiler, bölük bölük Filistin�i terk ettiler. Kudüs ve çevresinden kovuldular. Yahudi esirler, Romalıların emrinde çalıştırılmak üzere, Mısır�a sevk edildiler. Bu sene, Yahudiler dünyanın her yerine yayıldılar.

Tevrat ve Talmud
Yahudiler, Yahudiliğin iki emir kaynağını birbirinden ayırmıştır:
1- Yazılı emirler,
2- Sözlü emirler.

Yahudilerin mukaddes saydıkları kitapları, Torah [yani Tevrat] ve Talmud olmak üzere ikiye ayrılır: Birincisi, yazılı emirleri, ikincisi ise, sözlü emirleri ihtiva ediyor derler.

Torah
kitabına Hıristiyanlar Ahd-i atik ismini verirler. Yahudiler, Torahı üç kısma ayırmışlardır:
1- Torah, yani Tevrat,
2- Neviim, yani Peygamberler,
3- Ketubim, yani Kitaplar.

Torah ismini, bu üç kısmın, ibranice baş harflerini birleştirerek meydana getirmişler. Neviim iki kısımdır. İlk peygamberler dört kitap, son peygamberler onbeş kitaptır. Ketubim, yani kitaplar ise, Yahudilere göre onbir, Hıristiyanlara göre onbeş kitaptır.

Yahudiler, Tevrat ismini verdikleri beş kitabın Allahü teâlâ tarafından, Musa aleyhisselama indirildiğine inanmaktadırlar. Bu beş kitap, Tekvin, Huruc, Levililer, Sayılar, Tesniyedir.

Tesniye�de, Musa aleyhisselamın ölümü, ihtiyarlığı, yaşı ve defnedildiği ve Yahudilerin ona matem [yas] tuttukları yazılıdır. [Tesniye bab 34]. Bu ahval, Musa aleyhisselam vefat ettikten sonra, Musa aleyhisselama vahiy olundu dedikleri kitapta nasıl bildirilmiştir? Bu misal, Tevrat�ın Musa aleyhisselam tarafından bildirilen ve Allahü teâlâ tarafından vahiy edilmiş olan, hakiki Tevrat olmadığının açık delillerindendir.

Bir Yahudi din adamı olan, H.Hirsch Graetzin, History of the Jews kitabındaki beyanına göre, Yahudiler, kendi cemaatlerinin Tevrat�ın emirlerine tam ittiba edebilmelerini temin için (Yetmişler Meclisi)ni kurdular. Bu meclisin reisine, (Baş Kahin) dediler. Yahudi gençlerine, mekteplerde dinlerini öğreten, Tevrat�ı açıklayan Yahudi din adamlarına (Yazıcılar) denilir. Bunların, Tevrat�a yaptıkları açıklamaların, ilavelerin bir kısmı, sonradan yazılan Tevratlara karıştırılmıştır. İncillerde geçen yazıcılar işte bunlardır. Bunların bir diğer vazifesi de, Yahudilerin Tevrat�a ittiba etmelerini sağlamaktır.

Yahudilerin ekserisinin inanmadıkları bir Tevrat daha vardır ki, buna Şomranim Tevratı=Tora Ha-Şomranim derler. Bu Tevrat�a inananlar, yazıcıların Tevrat�a açıklamalar ve ilaveler yapmalarına, hatta harflerini dahi değiştirmelerine karşı çıkmışlardır. Yahudilerin ellerindeki Tevrat ile Şomranim Tevratı arasında altı bin kadar ihtilaf bulunduğu bildirilmektedir.

Hıristiyanlar Torah kitabı için, Ahd-i Atik yani Eski Ahd tabirini kullanırlar. Yahudiler, bu tabiri kabul etmezler.

Bugün Tevrat dedikleri kitabın, Allahü teâlâ tarafından Musa aleyhisselama gönderilen hakiki Tevrat olmadığı şüphesizdir. En eski yazılan Tevrat nüshası ile, Musa aleyhisselam arasında iki bin sene vardır. Musa aleyhisselam, Tevrat�ın (Tabut-i sekine)ye, yani (Mukaddes Sandığı)na konularak muhafaza edilmesini ümmetinin âlimlerinden istemişti. Süleyman aleyhisselam Mescid-i Aksa�yı bina edince, Ahd sandığını buraya koymuş ve sandığı açtırmıştır. Sandık açılınca, içerisinden yalnız Evamir-i Aşere, yani on emrin yazılı olduğu iki levha çıkmıştır.

Tevrat�ı kim yazdı
ABD�nin Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden Elliot Friedmanın, 1987 senesinde neşrettiği, Tevrat�ı Kim Yazdı isimli kitap, Yahudi ve Hıristiyan dünyasını karıştırdı. Profesör Friedman, Tevrat�ı teşkil eden beş kitabın, beş ayrı ilahiyatçı tarafından yazıldığını ve Musa aleyhisselama indirilen Tevrat kitabının asıl nüshası ile hiçbir surette kıyaslanamayacağını açıkladı.

Hıristiyanların inandığı, Kitab-ı Mukaddesin ahd-i atik ve ahd-i cedid kısımlarının birbirleriyle tenakuz içerisinde bulunduğunu belirten profesör Friedman, kitabında bunun misallerini zikretmiştir. Ayrıca, Tevrat�ın içerisindeki kitapların da birbirleri ile, hatta kendi babları arasında tenakuzlarla dolu olduğuna dikkati çeken profesör Friedman, böyle bir esere (İlahi kitap) vasfının verilemeyeceğini bildirmiştir. Tevrat�ı meydana getiren beş kitaptaki, ifade tarzları da, birbirinden tamamen farklıdır.
Prof. Elliot Friedmana göre bugünkü Tevrat, Musa aleyhisselamdan birkaç asır sonra yaşayan beş haham tarafından kaleme alınmış ve Azra adındaki haham bunları tek tek toplayarak, Ahd-i Atikin asıl nüshası olduğu iddiası ile çoğalttırmıştır. Tarih profesörü Friedman, kaleme aldığı eserinde, daha sonra şu ifadelere yer vermiştir:

(Günümüzde, Tevrat�ın üç nüshası mevcut: Yahudiler ve protestanların kabul ettikleri ibranice nüsha, katolik ve ortodokslar tarafından kabul edilen yunanca nüsha ve samirilerce kabul edilen samiri dilinde yazılmış nüsha. Bunlar Tevrat�ın en eski ve en itimatlı nüshaları olarak bilinmelerine rağmen, gerek aynı nüshanın içinde ve gerekse nüshalar arasında birçok yerlerinde tezatlar vardır. Hiçbir ilahi dinde bulunmayan, insanlara zulüm telkinleri, Peygamberlerden bazılarına karşı çok çirkin ve makamlarına yakışmayacak isnatlar vardır. Hakiki Tevrat�ta ise, tezatlar bulunacağından söz edilemez.)

Fransız papazlarından, Richard Simon da, Historia Critique du Vieux Testament kitabında,
Tevrat�ın Musa aleyhisselama vahiy edilen Tevrat olmadığını, sonradan farklı zamanlarda yazılarak bir araya getirildiğini belirtmiştir. Papazın bu kitabı toplattırılmış, kendisi de kiliseden kovulmuştur.
Dr. Jean Astruc de, Conjectures il parait que Mouse sest Servi pour composer le livre dela Genese adlı eserinde, Tevrat�ın beş kısmının çeşitli yerlerden derlenmiş birer kitap olduğunu yazmıştır. Jean, bir kısmındaki isimlerin değiştirilerek, iki-üç yerde tekrar edildiğine de dikkatleri çekmiştir.

Tekvinin birinci babının onbirinci âyeti ve devamında, nebatların insandan önce yaratıldığı, yazılıdır. İkinci babının beş, altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu âyetlerinde ise, insanın yaratıldığı ve o zaman yer yüzünde hiçbir nebatın bulunmadığı, nebatatın insandan sonra yaratıldığı yazılıdır. Bu ve bunun gibi pek çok tenakuzlara, büyük hatalara dikkati çeken Jean Astruc dinsiz ilan edilmiştir.

Gottfried Eichhorn
, Tekvinden başka, sonra gelen beş kitabın da, tarihleri itibarı ile ve lisan olarak birbirinden farklı olduğunu 1775 senesinde neşrettiği kitabında yazmıştır. Fakat Eichhorn ve kitapları aforoz edilmiştir.

Alman şairi ve filozof Herden [1744-1803] Von Geiste den hebraischen Poesie eserinde, Ahd-i atikin, (Mezmurlar) kitabının içindeki şiirlerin birçok ibrani şairlerine ait olduğunu, başka başka zamanlarda yazıldığını ve sonradan bir araya cem edildiğini yazmaktadır. Ayrıca (Neşideler Neşidesi)nin de, beşeri ve müstehcen bir aşk kasidesi olduğunu, bu şiirlerin Süleyman aleyhisselam gibi bir Peygambere atıf olunamayacağını da beyan etmektedir. Merak edenlerin, (Neşideler Neşidesi) kitabına göz gezdirmeleri kâfidir.

19. yüzyılda İbrani lisanı üzerindeki incelemeler artınca, Tevrat�taki beş kitabın Musa aleyhisselama ait olmadığı ve ahd-i atikteki kitapların muhtelif zamanlarda bir araya getirildiği ispat edildi. Bu hususta, Avrupalı pek çok tarihçi, papaz ve piskoposlar eserler neşretmişlerdir.

Moody İncil Enstitüsünden Dr. Graham Scroggie, (İncil Allah kelamı mıdır?) isimli kitapta (Ahd-i Atik) ve (Ahd-i Cedid)in Allah kelamı olmadığını itiraf etmektedir.

Dr. Stroggie
ise, (Tekvin kitabı, şecerelerle doludur. Kim kimden doğdu, nasıl doğdu? Hep bunlardan bahsediliyor. Bunlardan bana ne? Bunların ibadet ve Allahü teâlâyı sevmek ile ne alakası var? Nasıl iyi bir insan olunabilir? Kıyamet günü nedir? Kime ve nasıl hesap vereceğiz? Salih bir insan olmak için neler yapmak lazımdır? Bunlardan pek az bahsolunuyor. Ekseriya, muhtelif efsaneler var. Daha gündüz anlatılmadan, geceye geçiliyor) demektedir. Böyle bir kitap nasıl Allah kelamı olabilir?
Bugün, Yahudilerin Torah, Hıristiyanların ise, Ahd-i Atik dedikleri kitapları okuyan bir kimse, Allahü teâlâ tarafından indirilmiş bir kitap değil, fuhuş, müstehcenlik ve ahlaksızlığı öğreten bir seks kitabı okuduğunu zan eder. Bu kitapların, Allah kelamı olmadığını anlayan batılı birçok papaz ve fen adamları, pek çok kitaplar neşrederek, hakikati herkese duyurmaya çalışmışlardır. Bunları burada zikir etmeye kitabımızın hacmi müsait değildir.

Talmud
Sual:
Yahudilerin Tevrat�tan sonraki kutsal bildiği kitapları var mı?
CEVAP
Vardır. Sözlü emirler dedikleri Talmud kitabıdır.
Talmud, iki kısımdan meydana gelmiştir. Bunlar Mişna ve Gamara�dır.
Mişna: İbranice tekrar demektir. Sözlü emirlerin, kanun haline getirilmiş ilk halidir. Yahudi itikadına göre, Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, Tur dağında Tevrat kitabını (Yazılı emirleri) verdiği gibi, bazı ilimleri, yani (Sözlü emirler)i de söyledi. Musa aleyhisselam, bu ilimleri Harun, Yuşa ve Eliazara bildirdi. Bunlar da, kendilerinden sonra gelen Peygamberlere bildirdiler. Eliazar, Şuayb aleyhisselamın oğludur [Mirat-i kâinat].

Bu bilgiler, nesilden nesile, yani hahamlardan hahamlara rivayet edildi. Miladdan önce 538 ve miladdan sonra 70 senelerinde çeşitli Mişnalar yazıldı. Bunlara Yahudilerin âdetleri, kanun müesseseleri, hahamların bir mevzudaki tartışmaları ve şahsi görüşleri de karıştırıldı. Böylece Mişnalar, hahamların indi görüş ve münakaşalarını ifade eden kitaplar haline geldi.

Yahudi hahamlarından Akiba, bunları topladı ve kısımlara ayırdı. Talebesi, haham Meir, bunlara ilaveler yaparak basitleştirdi. Daha sonraki hahamlar bu rivayetlerin, telifi ve bir araya toplanması için çeşitli usuller ve şartlar koydular. Böylece pek çok rivayetler ve kitaplar zuhur etti. Nihayet bunlar, Yehuda�ya (Judah Hanesiye) ulaştı. Yehuda, bu karışıklıklara son vermek için, miladın ikinci asrında, bu kitapların en sağlam kabul edilenini yazdı. Yehuda, mevcut nüshalardan, bilhassa Meir�in yazdığı nüshadan istifade ederek, kırk yılda bir kitap vücuda getirdi. Bu kitap, diğerlerini içinde toplayan, en son ve meşhur Mişna oldu.

Yehuda�dan sonra gelen hahamlar, Mişna�ya ilave ve şerhler yapmışlardır.
Yehuda�nın, yazdığı Mişna�ya almadığı ve diğer hahamların yazdığı Mişna�lardaki malumatlar sonradan toplandı. Bunlara İlaveler (Tosefta) denildi.

Gamara:
Yahudilerin Filistin ve Babil�de iki mühim dini mektepleri vardı. Bu mekteplerde, Amoraim (izahcılar) denilen hahamlar, Mişnanın manasını açıklamaya, tezatları düzeltmeye, örf ve âdetlere dayanarak verilen hükümlere kaynak aramaya, olmuş veya olmamış, yani teorik meseleler üzerinde hükümler vermeye çalıştılar. Babil�deki hahamların yaptıkları şerhlere (Babil Gamarası) denildi. Bu Gamara, Mişna ile beraber yazıldı. Meydana gelen kitaba (Babil Talmud)u denildi. Kudüs�teki hahamların yaptıkları şerhlere de, (Kudüs Gamarası) denildi. Bu Gamara da Mişna ile beraber yazıldı. Meydana gelen bu kitaba (Kudüs Talmud)u denildi.

Filistin Gamarası, bir rivayete göre miladi üçüncü asırda tamamlandı.
Babil Gamarası, miladın dördüncü asrında başladı ve altıncı asrında tamamlandı.
Daha sonra, Kudüs ve Babil şerhleri tefrik edilmeksizin Mişna ve bir Gamaraya (Talmud) tabir edildi. Babil Talmud�u, Kudüs Talmud�unun üç misli daha uzundur. Yahudiler, Babil Talmud�unu Kudüs Talmud�undan daha üstün tutarlar. Mişnanın bir-iki cümlesi, bazen Talmud�da on sayfa anlatılır.

Talmud�un anlaşılması, Mişna�dan daha zordur. Her Yahudi, din eğitiminin üçte birini Tevrat, üçte birini Mişna, üçte birini de, Talmud�a ayırmak mecburiyetindedir.

Hahamlar, Talmud�da, bir kimse kötü bir şeye niyet etse, onu yapmasa bile günahkâr olacağını bildirmişlerdir. Onlara göre, hahamların nehy ettiği bir şeyi yapmaya niyet eden kişi, necis, pis olur. Bu itikadların [inançların] kaynağı olan Talmud�a Müslümanlar (Ebül-Encas=Necasetlerin babası) demiştir. (Hebrew Literature sayfa 17). Yahudiler, Talmud�a inanmayanı, onu kabul etmeyeni, Yahudi saymazlar. Bunun için Yahudiler, sadece Tevrat�ı kabul eden ve ona bağlanan Karaim Yahudilerini Yahudi kabul etmezler.

Yahudi din adamları, Kudüs ve Babil Talmudları arasında büyük farklar, tezatlar olduğunu itiraf etmekten sakınırlar.

Babil Talmud�u, ilk defa miladi 1520-1522 de, Kudüs Talmud�u ise, 1523 senesinde Venedik�te basıldı. Babil Talmud�u, Almanca ve İngilizceye, Kudüs Talmud�u da, Fransızcaya tercüme edilmiştir.
Babil Talmud�unun % 30unu, Kudüs Talmud�unun % 15ini hikayeler ve kıssalar teşkil eder. Bu hikayelere (Hagada) derler. Yahudi edebiyatının esasını bu hikayeler teşkil eder. Mekteplerinde bunları okuturlar. Yahudi mekteplerinde, hatta üniversitelerinde Tevrat ve Talmud�un öğrenilmesi ve öğretilmesi mecburidir.

Hıristiyanlar Talmud�a düşmandır
Hıristiyanlar, Talmud�a düşman olup, ona şiddetle hücum etmektedirler. Yahudilere Talmudla ilgili yaptıkları zulümlerden kısaca bahsedelim:
Fransa, Polonya ve İngiltere gibi, Hıristiyan beldelerde, Talmudlar toplattırılmış ve yakılmıştır. Yahudilerin evlerinde bile Talmud bulundurmaları yasak edilmiştir. Talmud hükümlerini açıklayan en mühim kişiler, Yahudi dönmeleri Nicolas Donin ile Pablo Christianidir. Pablo Christiani, miladi onüçüncü asırda, Fransa ve İspanya�da yaşamıştır. 1263 senesinde İspanya�nın Barcelona şehrinde yapılan münazarada hahamlar, Talmud�un katı prensiplerine ve yazılarına karşı varid olan suallere (Cevap veremediler), bunları müdafaadan aciz kaldılar.

(El-Kenz-ül-Mersüd fi Kavaid-it-Talmud)
kitabının beyanına göre, Talmud�da, İsa aleyhisselamın Cehennemin derinliklerinde, zift ve ateş arasında olduğu, Hz. Meryem�in asker Pandira ile zina ettiği, kiliselerin necaset dolu [pislik] olduğu, papazların kelblere [köpeklere] benzediği, Hıristiyanların öldürülmesi lazım olduğu gibi hususlar yazılıdır.

927 [m. 1520] de Papanın izni ile Babil Talmud�u, üç sene sonra da Kudüs Talmud�u basılmış, bundan otuz yıl sonra Yahudiler için felaketler zuhur etmiştir. 9 Eylül 1553 de Roma�da ele geçirilen bütün Talmud nüshaları yakılmıştır. Bu hal, diğer İtalya şehirlerinde de tatbik edilmiştir. 1554 senesinde Talmud ve diğer İbranice kitaplara sansür konulmuştur. 1565 de Papa, Talmud kelimesinin kullanılmasını dahi, yasak etmiştir.

1578-1581 seneleri arasında Talmud, Basel şehrinde yeniden basılmıştır. Bu baskıda, bazı risaleler çıkarılmış, Hıristiyanlığı kötüleyen birçok cümleler kaldırılmış, birçok kelimeler de değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra, Papalar yine Talmudları toplatmışlardır.
Karaim Yahudileri, Talmud�u red etmiş ve bunu bid�at kabul etmişlerdir.

Talmud sihir ve kehanetlerle doludur
Talmud�a göre kadın, dini mekteplere alınamaz. Çünkü hafif akıllıdır ve ona din eğitimi şart değildir. (Kim kızına Tevrat öğretirse, ona kötü bir şey öğretmiş olur) cümlesi haham Eliazerindir. (Mişna, Naşim (kadınlar), Sotak kısmı 216). Yahudi haham Musa bin Meymun, bundan maksadın Tevrat değil, Talmud olduğunu zikir etmiştir.

Talmud, müneccimliğin insan hayatına hüküm eden bir ilim olduğunu bildirmektedir. Talmud, (Güneş tutulması, milletler için kötü bir alamettir) demektedir. [Evil-Sign] Ay tutulmasının ise, Yahudiler için kötü bir alamet olduğu yazılıdır. Talmud, sihir ve kehanetlerle doludur. Birçok şeyleri ifritlere (Demons) bağlamışlardır. Haham Rav Hunr (Herbirimizin sağında onbin, solunda onbin ifrit [şeytan] bulunur) demektedir. Haham Rabba ise, (Havradaki vaaz sırasında zuhur eden izdiham, ifritler sebebi iledir. Elbiselerin eskimesi, ifritlerin sürtünmelerindendir. Ayakların kırılması, yine ifritler sebebi iledir) demektedir. Talmud�da, şeytanların, öküzlerin boynuzlarında raks ettikleri, şeytanın Tevrat okuyanlara zarar veremeyeceği, Cehennem ateşinin, Beni İsrailin günahkârlarını yakmayacağı yazılıdır.

Yine Talmud�da, Beni İsrailin günahkârlarının oniki ay Cehennemde yanacağı, Kıyameti inkâr edenlerin ve diğer milletlerden olan günahkârların elim bir azap içinde ebedi olarak kalacakları, orada vücutlarının kurtlarının ölmeyeceği ve ateşlerinin sönmeyeceği yazılıdır.

Yine bazı hahamlar Talmud�da, ruh cesetten ayrıldıktan sonra, hesap olmadığını, günahlardan cesedin mesul olduğunu, ruhun cesedden mesul olmasının mümkün olmadığını yazmışlardır. Başka bir haham da, yine Talmud�da buna itiraz etmiştir.

Talmud�da, (Hahamlardan bazıları, insan ve karpuz yaratmaya kadirdir) diye yazılıdır. Bir hahamın, bir kadını dişi merkep haline getirdiği, üzerine bindiği, onunla çarşıya gittiği, sonra da başka bir hahamın, onu eski haline çevirdiği, Talmud�un rivayetlerindendir. Talmud�da, hahamların harikulade işleri, yılanlar, kurbağalar, kuşlar ve balıklara ait pek çok efsane ve kıssaları yazılıdır. Yine Talmud�un beyanına göre, ormanda bir yırtıcı hayvan olup, Rum kayseri bunu görmek istemiş, bu hayvan Roma�ya 400 mil yaklaşınca kükremiş ve Roma şehrinin duvarları yıkılmıştır. Yine Talmud�un beyanına göre, ormanda bir yaşında bir öküz, Tur dağı kadar imiş. Çok büyük olduğu için, bunları kurtarmak Nuh aleyhisselama çok zor gelmiş ve bunlardan sadece birini boynuzlarından gemiye bağlamış. O zamanın Bashan (Bolan) beldesinin Maliki olan (Avc), vücudu çok büyük olduğu için, gemiye binememiş, o da öküzün sırtına binmiş. Bu melik Avc, dünya kadınlarından biri ile evlenen bir melekten doğan Amalikalılardan imiş. Ayağı 40 mil uzunluğunda imiş. Akıl ve mantığın asla kabul edemeyeceği daha nice safsatalar…

Yine Talmud�un bildirdiğine göre, Titus mabede girmiş, kılıcını çekerek mabedin perdesini parçalamış ve perdeden kan akmış, onu cezalandırmak için, bir sivrisinek gönderilmiş ve beynine girmiş. Titusun beyninde sinek güvercin gibi oluncaya kadar büyümüş. Titus ölünce kafası açılmış, sivrisineğin bakırdan bir ağzı ve demirden ayakları olduğu görülmüş imiş.

Hahamların öğrettiği şeylere itiraz edenlerin cezalandırılacağı, bir Yahudi, bir yabancı yanında bir Yahudinin aleyhine şahitlik yaparsa, lanetleneceği, bir Yahudinin yabancıya karşı yaptığı yeminin hükmü olmadığı, yine Talmud�un beyanlarındandır.

Talmud�un Hoşem hamişpat, Yoreh deah, Sultan Arah kısımlarında;
(Yahudi olmayan kimselerin kanını akıtmak Allah�a kurban takdim etmektir),
(Yahudilik maksat ve gayesi için işlenen bütün günahlar, gizli olmak şartı ile mubahtır),

(Yalnız Yahudi olanlara insan gözü ile bakılır. Yahudi olmayanlar birer hayvandır),
(Allah dünyanın bütün servetini sadece Yahudilere tahsis etmiştir),

(Hırsızlık etmeyiniz emri sadece Yahudiler içindir. Diğer milletlerin canları ve malları helaldir),
(Yahudi olmayanların ırzı, namusu helaldir. Zina etmeyeceksin emri Yahudiler içindir),

(Yahudi olmayanın, malını çalan ve işini elinden alan bir Yahudi, iyi bir iş yapmıştır),
(Emirlerimizi, Yahudi olmayan birine haber vermek, bütün Yahudileri katledilmeleri için ihbar etmekle aynıdır. Yahudi olmayanlar, kendileri için öğrettiğimiz şeylerden malumat sahibi olunca bizi sürgün ederler),

(Ziraatten daha aşağı bir iş yoktur) gibi cümleler vardır.

Talmud�da, Yahudilerin bekledikleri Mesih için, (Mesih, Yahudi olmayanları, savaş arabalarının tekerlekleri altında ezecektir. Büyük savaş olacak ve insanların üçte ikisi ölecektir. Yahudiler galip olacak, mağlup olanların silahlarını yedi sene yakacak olarak kullanacaklardır.

Diğer milletler Yahudilere itaat edeceklerdir. Mesih Hıristiyanları kabul etmeyecek ve onları tamamen imha edecektir. Bütün milletlerin hazineleri Yahudilerin ellerine geçecek, Yahudiler çok zenginleşecekler. Hıristiyanlar yok edilince, diğer milletlerin gözleri açılacak, onlar da Yahudi olacaklardır. Böylece Yahudiler dünyaya hakim olacak, dünyanın hiçbir yerinde Yahudi olmayan kimse kalmayacaktır) demektedir. (C.VEREMEDİ)

Kur�anda Yahudiler

12/25/2006

Kur�anda Yahudiler
Sual: Yahudilere niye İsrail oğulları deniyor? Yahudilerin gayesi nedir?
CEVAP
Hz. Yakub�un adı İsrail olduğu için, Yahudilere İsrail oğulları denildi. Hz. Musa Tur dağına gidince, bunlar dinden çıktı. Buzağıya taptı. Sonra pişman olup tövbe ettikleri için, Yahudi denildi. Yahudi, doğru yolu bulucu demektir. Yahudiler, Hz. Musa�ya çok eziyet etti. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehid etti. Hz. İsa ve annesine iftira ettiler. İncili tahrif ederek Hıristiyanlığı bozdular. Peygamber efendimizi zehirlediler. Hz. Osman zamanında, fitne çıkararak, Halifenin şehid edilmesine sebep oldular. İbni Sebeciliği, Hurufiliği meydana çıkarıp, Müslümanları parçalayıp, birbirine düşman ettiler. Yehovacılığı çıkarıp Hıristiyanları birbirine düşürdüler. Dinleri yok etmek için masonluğu kurdular.

Sual:
Kur�anda Yahudiler ve Hıristiyanlar hakkındaki âyetlerde özellikle neler bildiriliyor?
CEVAP
Yahudiler hakkındaki âyetlerden bazıları şunlardır:
1-
Tevrat�ı değiştirdiler. (Bekara 79)
2- Peygamberleri öldürdüler. (Âl-i İmran 183)
3- Hz.İsa�yı öldüremediler. (Nisa 157)
4- Fesat çıkardılar. Allah�a cimri dediler. (Maide 64)
5- Hz. Meryem�e iftira ettiler. (Nisa 156)
6- İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler Yahudi ve müşriklerdir. (Maide 82)
7- Üzeyir Allah�ın oğlu dediler. (Tevbe 30)
8- Kıskançlık ve maddi çıkar yüzünden Kur�ana inanmadılar. (Bekara 146)
9- Çoğu iman etmeyecektir. (Bekara 100; Nisa 155)
10- Allah�ı inkârlarından dolayı lanete uğradılar. (Bekara 88-89)

Kur�ana göre Hıristiyanlar
1-
Meryem oğlu Mesihe, Allah diyenler, kâfir olmuştur. (Maide 72)
2- Allah üç ilahtan biridir diyenler kâfir olmuştur. (Maide 73)
3- Meryem oğlu Mesih bir Peygamber, anası da sadık bir kadındır. (Maide 75)
4- İsa Mesihe Allah�ın oğlu dediler. (Tevbe 30)
5- Yahudilere göre, Hıristiyanlar Müslümanlara daha yakındır. (Maide 82)

Yahudi ve Hıristiyanların ortak yönleri:
1-
Bilginlerini, rahiplerini Rabler edindiler. (Tevbe 31)
2- Yahudi bilginleri ve Hıristiyan rahipleri halkın mallarını yediler. (Tevbe 34)
3- Allah�ın oğullarıyız dediler. (Maide 18)
4- Bile bile hakkı gizlediler. (Âl-i İmran 71)
5- Allah çocuk edindi diye iftira ettiler. (Bekara 116)
6- Allah�ın âyetlerini inkâr ettiler. Âl-i İmran 70)
7- Allah�a iftira ettiler. (Âl-i İmran 78)
8- Yahudi ve Hıristiyanlar, birbirinin dostlarıdır. (Maide 51)
9- Resulullah, dinlerine girmedikçe, Yahudi ve Hıristiyanlar ondan razı olmazlar. (Bekara 120)
10- Dinlerinde aşırı gittiler. (Nisa 171)
11- Kitaplarındaki bilgileri gizlediler. (Maide 15)
12- Ehl-i kitap, �Cennete ancak Yahudi ve Hıristiyanlar girecek� dediler. (Bekara 111)
13- Ehl-i kitap ve müşriklerden olan inkârcılar, Cehennem ateşinde ebedi olarak kalırlar. Onlar, halkın en şerlileridir. (Beyyine 6)

Bu âyet-i kerimelerden açıkça anlaşılıyor ki, Yahudiler Tevrat�ı değiştirdiler. Hz. Musa�nın dini değişince Allahü teâlâ, İncil ile Hz. İsa�yı gönderdi. Hz. İsa�nın dini de bozulunca, İncil, İnciller haline gelince, Allahü teâlâ, İslamiyet�i göndermiştir.

Bugünkü Tevrat ve İnciller

Bugünkü Tevrat ve İnciller
Sual: Bugünkü Tevrat ve İnciller hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
İyice tetkik edilirse, Tevrat ve İncillerde mevcut olan yazıların üç membadan geldiği kolayca görülür:
1- Bunların bir kısmı Allah kelamı olabilir.
2- İkinci kısımda yazılı olan sözler Peygamberler tarafından söylenilmiş olabilir.
3- Üçüncü kısımdaki sözlerin bir kısmı İsa aleyhisselamın havarileri tarafından, bir kısmı bazı tarihçilerin rivayetlerinden, bir kısmı ise, kimin tarafından ve niçin söylendiği bilinmeyen rivayetlerden ibarettir. Bugün elde bulunan Kitab-ı mukaddesin büyük bir kısmında, kim tarafından söylenildiği bilinmeyen, fakat muhakkak insan sözü olduğu hemen anlaşılan sözler çoktur. Bunları Allah kelamı olarak kabul etmek imkansızdır.

İçinde bir kısım Allah kelamı, bir kısım Peygamber sözü, fakat büyük bir kısmı insanların muhtelif rivayetleri bulunan bir kitap Allah kelamı olarak kabul edilemez. Hele (insan sözü) olan kısımlarında türlü türlü yanlışlıklar bulunması, aynı hususu anlatanların birbirinden çok farklı ifadeleri, verilen rakamların birbirini tutmayışı, bugünkü Tevrat ve İncillerin tamamen bir insan eseri olduğunu açıkça ispat etmektedir.

Bugünkü İncillerin Allahü teâlânın kelamı mı, yoksa insan eseri mi olduğu hakkında Hıristiyan din ve fen adamları ne diyorlar?

Moody İncil Enstitüsü�nden Dr. Graham Scroggie, İncil Allah kelamı mı? adlı kitabında diyor ki:
(Kitab-ı mukaddes insan eseridir. Bazı kimseler, neden olduğunu anlamadığım sebeplerden ötürü, bunu inkâr etmektedir. Kitab-ı mukaddes, insanların dimağında teşekkül etmiş, insanlar tarafından, insan dili ile insan eli ile yazılmış ve tamamen insan karakteri taşıyan bir eserdir.) [S.17]

Hıristiyan din adamı olan Kenneth Cragg ise şöyle diyor:
(Kitab-ı mukaddesin Ahd-i Cedid kısmı, Allah sözü değildir. Burada doğrudan doğruya insanların anlattıkları hikayeler ve herhangi bir işin nasıl yapıldığını gören insanların görgü şahitliği vardır. Sırf insan sözü olan bu kısımlar, kilise tarafından insanlara Allahü teâlânın kelamı gibi nakledilmektedir.)

Teolog Prof. Geyser:
(Kitab-ı mukaddes Allah kelamı değildir. Ama, buna rağmen kutsal bir kitaptır) diyor.
Demek ki, bugünkü Kitab-ı mukaddes hakkında, Batılı ilim adamları ile birlikte vereceğimiz karar şudur: Kitab-ı mukaddes, Allah kelamı değildir. Allah kelamı olan hakiki Tevrat ve İncil, bugün tamamen başka bir kitap haline dönüşmüştür. Bugünkü İncillerde Allah kelamı olması düşünülebilen sözler yanında, başkaları tarafından ilave edilen birçok sözler, tahminler ve hikayeler vardır.
İncillerin hepsi Allah kelamı olsa bile, Kur�an-ı kerimde olduğu gibi, bir medeni hukuk, bir ceza hukuku yoktur. İncillerle bir muhtarlık bile idare edilemez.

İkinci husus, İnciller Allah kelamı bile olsa, artık onlar nesh edilmiştir. Âdem aleyhisselama, Nuh aleyhisselama inen kitapların aslı bulunsa bile onlarla amel edilemez, çünkü onlar yürürlükten kaldırılmıştır. Allahü teâlâ kaldırmıştır. Onun en son gönderdiği din ile amel etmek gerekir. Öyle olmasa idi, Allah bir tek kitap gönderir, bütün Peygamberlere bununla amel edin derdi. İman edilecek hususlar bütün dinlerde aynı olduğu gibi amel edilecek hususlar da aynı olurdu. Hıristiyanlığı nesh etmese idi, Müslümanlığı göndermezdi.

« Previous entries Next Page » Next Page »

YASAL UYARI : Sitemiz içeriğini oluşturan mesajlar ve haberler sitemiz ziyaretçileri tarafından eklenen yazı ve haberleri içermekte olup site yöneticimiz kontrolü ile onaylanmaktadır. Sitemiz şahısların hukuklarına herhangi bir şekilde saldırıyı reddetmekte olup gözden kaçabilecek bu tarz mesajların tarafımıza bildirilmesi rica olunur. Tarafımıza bildirilen mesajlar en geç bir hafta içerisinde sitemizden kaldırılacaktır. İletişim mail adresimiz : derya381975@gmail.com