Kelime-i Tevhid” Ve önemi
06/05/2009
Süfyân bin Uyeyne (725-813) hazretleri buyurmuştur ki:
“Maddî hayatın devamı için dünyadaki su ne kadar mühimse, mânevî
hayat için de, ‘Lâ ilâhe illallah’ kelime-i tevhîdi o kadar, hatta ondan
daha fazla ehemmiyet arz eder.
“Bu kelimenin ulvî mânâsını kalbine-rûhuna sindirebilen kimse diridir.
Bu yüksek mânâyı rûhuna nakşedemeyen kimse ölüdür. Zira Allah
Teâlâ’nın kullarına ihsân ettiği nimetlerin en büyüğü bu kelimedir.”
Beyhakî’nin (rh.) Ebudderdâ’dan (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte şöyle
buyrulmuştur:
“Yüz kere ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen (ve buna her gün devam eden) bir
kimseyi, Allah Teâlâ kıyâmet gününde, yüzü ayın on dördü gibi parlak
ve güzel olarak haşr edecek (diriltecek)tir. Ve o gün, o şahsın
amelinden daha güzel bir amel, yükseltilip kabul edilmeyecektir. Ancak
onun gibi veya daha fazla (Kelime-i tevhîd zikrine) devam eden kullar
müstesnâ.”(2)
Ebû Ya’lâ’nın (rh.) Hz. Ebû Bekir’den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte,
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Lâ ilâhe illallah’ demeniz ve istiğfâr etmeniz lâzımdır. O halde bu ikisini
çokça söyleyiniz. Zira şeytan diyor ki: ‘Günah işlemek zevkini insanların
kalbine atmak suretiyle onları helâk ederim. Onlar ise, Lâ ilâhe illallah
(kelime-i tevhîdi) ve istiğfar ile beni helâk ederler. Bundan dolayı ben
de, bu hâli gördüğüm vakit, onların heveslerini uyandırıp nefsânî
arzuları ile bana uyanları helâk ederim. Halbuki onlar, hidâyet yolunda
olduklarını zannederler.”(3)
“Lâilâhe illallah’ kelime-i tevhîdi, âfâkî ve enfüsî yani dıştaki ve içteki
putların kırılıp atılması için konmuştur. Nefsin tezkiyesinde-
temizlenmesinde çok faydalıdır… Nakşibendî yolunun büyükleri, nefsin
temizlenmesi için bu mübârek cümleyi seçmişlerdir.
Bir şiir meali:
‘Mâ sivânın (Allah’tan gayri nefsin putlaştırdığı her şeyin) boynunu ‘Lâ
ilâhe’ (Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur) kılıcıyla vurmadıkça, ‘İllallâh’ (Ancak
Allah vardır) köşküne kavuşamazsın.’
Nefis azgınlık, inat, ahdi/anlaşmayı bozmak ve fesatçılık (verdiği sözde
durmamak ve bozgunculuk etmek) makamında bulunduğu sürece, kelime-i
tevhîdi sıkça tekrar ederek imanı yenilemek gerekir.
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyurdu ki, ‘İmanınızı lâ ilâhe illallah kelâmı
ile yenileyiniz.’ Hatta bu kelimenin her zaman tekrar edilmesi lâzımdır. Çünkü
nefs-i emmâre, devamlı olarak habâset (kötülük-fenalık) makamındadır.
Yine bu kelimenin faziletiyle ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’den şu
haber nakl olunmuştur:
‘Yeryüzü ve gökler terazinin bir kefesine, bu mübârek kelime de diğer
kefesine konulsa, elbette bu kelime ağır gelirdi.’(4)
Hz. Ömer radıyallâhü anh anlatıyor:
“Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:
“Kim çarşıya girince, ‘Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-
mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü bi-
yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr’(5) temcid (yüceltme-
ululama) kelimelerini okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir
milyon günahını affeder ve mertebesini de bir milyon derece
yüceltir.”(6)
Bütün hadîs âlimleri, müfessirler, müellifler, şârihler bunu okuyan
mü’mine verilen bu mükâfat ve müjde karşısında hayretlerini
gizleyememişlerdir. O bakımdan bu duâyı kendimiz ihmâl etmediğimiz
gibi, çoluk-çocuğumuza, yakınlarımıza, konu-komşumuza da mutlaka
öğretmeliyiz. Bunun ehemmiyetini onlara da anlatmalıyız.
Tîbî rahımehullah’ın açıklamasına göre, çarşı-pazar gibi alış-veriş yerleri, hadîs-i
şeriflerde, Allâh’ı zikre karşı en çok gaflet edilen mahaller olarak anlatılmıştır.
Bir başka ifade ile buralar, daha çok şeytanın hükmünün geçerli olduğu ve
askerlerinin toplandığı yerlerdir. O bakımdan buralarda zikir, şeytanla savaş ve
onun askerlerini hezîmete uğratmak demektir. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bu
hadîs-i şeriflerinde, şeytana karşı bu savaşı veren kimsenin Allah indinde
kavuşacağı ecri-mükâfâtı müjdelemektedir.
Kişi, ecrini-sevabını düşünerek, çarşıya girmeden bu tevhid-temcid-tehlil
kelimelirini okursa, oranın yoğun gafletine karşı tedbirini almış, şuur ve idrâkini
zikre hazırlamış olur, gaflete düşmez.
Bu temcid kelimelerinin okunma şekli, mutlak olarak ifade edilmiştir; dileyen
sesli okur, dileyen sessiz.
Ve yine Tîbî rahımehüllah der ki:
“Kim çarşıda-pazarda Allâh’ı zikrederse, o kişi, haklarında Cenâb-ı Hakk’ın,
‘Onları ne ticaret ve ne de alış-veriş, Allâh’ı zikretmekten, namaz
kılmaktan, zekât vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin
döneceği günden korkarlar’(7) buyurduğu zümreye-gruba dâhil olur.”
DİPNOTLAR
1) Mânası: Ben şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur… ve yine ben
şehâdet ederim ki, Muhammed Allâh’ın Resûlü’dür
2) Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, H. no. 1003/1.
3) Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, H. no: 780
4) el-Mektûbat, İmâm-ı Rabbânî, 1, 52.
5) Mânâsı: “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk ve
hamd ona mahsustur (onundur). Hayatı da ölümü de o verir. Kendisi hayydır
(diridir), ölümsüzdür. Her türlü hayır-iyilik onun elindedir. O her şeye kadirdir.”
6) Tirmizî, Sünen, Dea‘vât, h. no: 3424.
7) Kur’ân-ı Kerim, Nûr sûresi, 24/37.
